renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Gece Yürüyüşü (2) "Üç Metod"

Müslüman dünyada krizlerin olduğu ve bu krizlerden çıkış yolu arandığı konusunda bir fikir birliği var. Fakat bu krizlerin nedenleri ve/veya çözüm yolları arasında "metodu" ön plana çıkaran düşünürler yer yer olsa da; metod alanı dikkatlerin toplandığı bir alan henüz olabilmiş değil. Çünkü "metod" sorunu hala bilimsel çalışmaların ve sadece bu işle ilgilenen uzmanların sorunu olarak algılanmaktadır. Oysa bu algı yanlış olduğu gibi eksiktir de. Metod sadece bilimsel araştırmaların aracı değil aynı zamanda yaşamsal alanların her biri için gerekli modelin geliştirilmesi için zorunlu olan yöntemleri ve modellerin varlığını koruması için gerekli düzen ve sistemin yaslanacağı formülleri de içermektedir/içermelidir.

Unutmayalım ki yaşamanın metodunu bulamamışsanız yaşamanın sanatını da bulamayacaksınız demektir. Müslümanca yaşamanın da mümkün olması yaşama sanatı ile onu modelleyecek İslam’ın el ele vermesi ile mümkündür. Yani İslam ve insan el ele bir "metod" üzere vermelidir. Veya bir başka açıdan ancak bir metod olursa el ele verebileceklerdir.... Bu ellerin kavuşabilmesi için de öncelikle “ iletişim ve uyum sorunu” yaşanmamalıdır. İletişim ve uyum krizi yaşanmaması için ise bizim önerimiz İslami ilimler metodolojisine bakarken üç metod türünü baştan bir birine karıştırmamak gerekir:...

Bunu şu şekilde okumak da mümkündür: İSLAMA BAKARKEN ÜÇ METODU BİR BİRBİRİNE KARIŞTIRDIĞIMIZI FARK ETMEMEK: METODSUZLUKLA SONUÇLANIYOR; KRİZİN DE KAYNAĞI BU METODSUZLUK OLUVERİYOR…

Özellikle bu çalışmanın taraflarca anlaşılması noktasında bir iletişim ve paylaşım bağlamında uyum sorunu yaşanmaması için bu üç temel ayırımı zihnimizde yapmamızda fayda vardır.Nedir bu üç metod türü?

Bu metod türleri ; "USUL", "DİSİPLİN" VE "ÖZNEL DENKLEM" dir.

1-Usul

Bir şeyin ( aslının) bize geliş yoludur. Bir şeyin kendini bize ifade ettiği ettiği zaman kullandığı ifade yolları ve bu ifade yolları ekseninde kullandığı kavram, kelime, dil ve lisandır.Usul, bir şeyin kendine yüklediği anlamı bizim esas saymamızı gerektirir. Onun için bizim ne anladığımız, kelimelerin bizdeki anlamları değil; karşı tarafın / karşımızdakinin kelimelere yüklediği "anlam" esastır. İletişimde usul açısından "özne" gelendir. Bize doğru gelendir. Gelenin kast ettiği "anlam" onun öznelliğini oluşturmaktadır. Bize düşen geleni anlamak, geliş yolunu açık tutmak; konuşursa dinlemek, iddiaları olursa kavramaya çalışmaktır.

Usul bilmek işin aslını bilmeyi gerektirir. Yani usulde "asıl" esastır. Asılda olmayan usule konu değildir. Kuşkusuz asılda sözde değil özdedir. Yalnız söz asıl için gelmişse; özü söz taşıdığından, sözü korumak özü korumaktır aynı zamanda. Kısacası usul, bir "Öz" yoludur. Özün geliş yoludur. Bir şeyin geliş yolunu açık tutmak o şeyin özgür olduğu anlamına gelmektedir.Usul açısından kendini ifade etme özgürlüğüne sahip varlıka, varoluşa "yol göstermek" usulsüzlüktür. Dahası kendi yolunu "doğru bu!" diye göstermektir. Usul bilmeyenin "anlama" çabası yok demektir. anlaşılmayı beklemesi de boşunadır.Usulsüzlük, "yolsuzluk" demektir. İletişimsizliğin, kafa karışıklığının, yanlış yollarda ömür tüketmenin, yoldaş bulamamanın nedeni demektir.Hasılı usul bilmeyen ya "yolsuz" yada "yol eşkiyası"dır.

2- Disiplin

Disiplin, bir şeye ( aslına ) gidiş yoludur. Disiplinde Özne gidendir. Bir şeyi anlamaya giden, giderken kalıplarıyla, ifade yollarıyla ve bu eksende kendine ait kelime, kavram, dil ve lisanı ile gidenin oluşturduğu sistemdir.Disiplin, bir şeyin aslını anlamaya dönük yolculukta kelimelere yüklediği anlamı esas alarak karşıdakini "tanımlama" , "tasnifleme", "analiz" etmektir.Kuşkusuz disiplin, "karşımızdaki varlıklara, varoluşa "şu şekilde, şu formda, şu kategorilerde v.s." yaklaşırsak onu anlarız, tanımlarız, analiz ederiz" diyerek yola koyulmaktır. Disiplin, zamanla aynı yolu kullananların oluşturduğu sistemin diğer bir adıdır aynı zamanda.Oluşmuş bir disiplinin telkinleri başlar:

Nitekim "Disiplin" varlıklara ve varoluşa yönelenlere şu telkinde ısrarla bulunur: " Disiplin hadler / sınırlar bilmektir. Yani haddini bilmektir.Haddini bilmek ise, bizden önce gidenlerin yolunu takip etmeyi gerektirir. Yani yola çıkanlara düşen görev: önceden kurulmuş cümleleri bulmak, kullanmak, yaymaktır. Disiplin "yol tutmak, yollar tutmak değildir. Çünkü yol zaten bellidir. Bizden önce yaşamış büyüklerin açtığı yoldur. Bize düşen bu yola bu yolun rehberleri ( ki bunlar da "büyük" kişilerden oluşmaktadır.) ile girmektir. sorun "anlama" değil, "rehber" sorunudur. Yani rehber kimdir? Yani bizim adımıza , insanlık adına cümle kuran; düşünce dünyamızı kuran; derken bizi kuran kimdir...Disiplinde "söz" herkesin değildir. Söz büyüğündür! Büyüklerin sözlerine "mutlak"tır denemez ama mutlak gibidir! Çünkü disiplin, bir birikim işidir. Yani birikenlerle ilgili bir iş ve işlemdir. Üstat-talebe ilişkisi gerektirir.Disiplin tarihte - bir şekilde açılmış- "ana yol"dur. Esas yoldur. Tarihte bir yol olduğu kadar yolların da tarihidir. Hasılı disiplin varlıklara, varoluşa bir gidiş yoludur.

Disiplin özde:Varlıklara, varoluşa şu şekilde gidersek "iletişim" ve "uyum" sağlarız inancı ile açılan ve tekara edilip, takip edilen yoldur..

3- Öznel denklem

Öznel denklem, İnsanın parmak izi gibi, ona ait, sadece onda olan, kendi yoludur. Kişinin tuttuğu yoldur. "Herkes kendi yoluna" derken herkes kendince, kendi tarzında bir yol tutsun anlamındadır.

Öznel denklem bir "anlam" arayışından çok bir "anlamın" kendi özünde, kendi yolunda anlamlandırılmasıdır.O nedenledir ki, bir şeyin kelimenin taşıdığı anlam veya başkalarının kelimelere taşıdığı anlamlar değil; kelimeye kendisinin yüklediği kendi anlamı /anlamlandırması esastır. Yani varlıklara, varoluşa kendisini taşımasıdır.

Öznel denkleme göre başkaları adam ise kendisi de adamdır. Herkes tarihe kendi vesikalık fotoğrafını verebilir. Resimde iyi çıkmasa da, bu herkesin hakkıdır.Hiç bir parmak izi diğer parmak izinden daha az değerli değildir. Bir şeyi değerli kılan parmak izinin kendisi değil, parmak izinin bulunduğu şeylerdir. Parmak izine değer veren şey onun izini taşıyan varlıklar ve varoluşlardır.Öznel denklem, kendi yolunu kendisinin bulması ile ilgilidir. Kendinde olmak işidir. Yüklemlerini kişinin kendisinin yüklenmesidir. Öznel denklem, kendini başkasında kopyalamamaktır. Yani hayat sürerken, yol tutarken "nesne" olduğunu kabullenmemektir.Hasılı öznel denklem, kendine ait tanımlar, formüller, modeller olmasıdır. Yol sormamandır. Yol(unu) istemendir. Cesaretini toplayıp "herkes yoluna!" deyip, "yolunuz açık" olsun demendir. Parmak izinde sürdüğün kendine ait yoldur. Evet, varlıklara ve varoluşa yönelik önümüzde metod olarak üç seçenek var: USUL - DİSİPLİN - ÖZNEL DENKLEM.....

Siz en çok hangisini kullanıyorsunuz?... Gece yürürken konuşsak bunları, ne dersiniz?

Editörün Notu : Bu yazının birinci bölümü şurada yayımlanmıştır.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

modele çağrı

bir köprülü kavşak açılışı olmuştu...belediye başkanı "projelerimiz sürecek" diyordu...Bir ortamda buluşunca:"başkanım,köprülü kavşak proje olarak isimlendirilemez"dedim...Çünkü sizin "ulaşım" diye bir projeniz olur.Ulaşım projenizin içine altgeçit, köprülükavşak,metro,çevreyolu ..gibi "hizmet kalemlerini" yerleştirirsiniz.Köprülü kavşak bir "hizmet kalemi"dir. ..
Kısa bir şaşkınlıktan sonra "haklısın..perspektif önemli..fotoğrafın büyüğünü unutmamak lazım"dedi..
ben söz arasına girip devam ettim konuşmama:"başkanım, ulaşım projeniz olsa bile içine onlarca hizmet kalemi yerleştirseniz bile;bunlar "çözüm" olmayacaktır...Çünkü ulaşım projesi, etkileşim ve iletişim içinde olduğu sanayi projesi,eğitim projesi, insankaynakları projesi,göç projesi gibi diğer makro ölçekteki projelerle birlikte ele alınmalıdır.Dolayısıyla çözüm projede değil: başka bir kavramda ve kavramadadır."
"Nedir o ?" diye sordu...
Cevap verdim: "Model"...
Sizin önce bir modeliniz (şehir modeli)olur ve daha sonra içine projeler yerleştirirsiniz.Projelerin her birinin de alt başlıkları olarak hizmet kalemleri listeniz olur..Tabi aralarındaki etkileşim ve iletişimi dikkate alarak...

Model merkezli iki çalışma yapmak gerek: 1- felsefi, diyalektik model çalışmalar yapmak: metod çalışması bunun için gerekli...2- teknik çalışmalar yapmak: siyasal model, eğitim modeli, sanat modeli..eksenli çalışmalar...(paylaşmaya hazır çalışmalarımız var)

Bugün "köprülü kavşak" ölçeğindeki çalışmalara "mega proje" diyen bir "düzey" var toplumda...Felsefesi, diyalektiği köprülü kavşağı geçmeyen ufuklar var çağımızda...Modele işaret etmemiz bu açıdan da ele alınmalı...devam edeceğiz:yorumlar sürdükçe...

özel not: Ali bey "ayet" kelimesi Kur'anın kendisini ifade ederken kullandığı bir kavram olması nedeni ile usule aittir(Kur'anın usulü)...mekki ve medeni ayırımı yaparak Kur'ana yaklaşmak bir "disiplin" örneğidir:çünkü bu ayırımla yaklaşırsak daha iyi anlarız denilmektedir...bir ayetin "yorumu" ise öznel denklemdir: kişinin anlamlandırmasıdır...devam edelim.teşekkürler..