renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Geceden Geçerken Söylenmiştir...

birinci sahne:

duvarda ağır ağır ilerleyen bir saat.yerde dünyanın tozuna,dumanına bulanmış bir halı..tablolar duvarda pıtılaşmış sanki..

çünkü gitmişti gitmiş olan..geçmiş zamanda olacaktı artık.ve gelecek zamanda da olmayacaktı..
saatlerin ve takvimlerin o merhamet bilmeyen aralıklarına sıkışmıştı..
varlıkların dili çözülecek gelecek zamanda...bütün ketumluğunu koruyacak yine ıslak taş kaldırımlar...
ve ben yine türküler söyleyeceğim..

ikinci sahne:

Bir el uzanıyor gecenin bağrından sadrıma...
efsunlu ama bi o kadarda acılı..
"uzat" diyor bana gözlerini...
gözlerini değdir gecenin gözbebeklerine..
en saf halinle sırala göğe diyeceklerini..
korkma gök en vefalı yardır..aldığın kat be kat fazlasını verir sana..
hem o hiç çekmez gözlerini üstünden...
sen yeterki gözlerini ona bağla..

üçüncü sahne;

Şehrin kaybolan ışıklarının arasında,telaşlı sesler duyulur...önce bir çocuk sesi..uzatmış ellerini.uzatmış yüreciğini..
Düştüğü yerden kaldıracak bir el bekliyor..bir gül istiyor çocuk bahçesine,şöyle dikenleri ellerine batmayanından...
Sonra genç bir kız söz ister kendine gece içinden..
o da saçlarını verir geceye...saçlarını uzatır,saçlarını hayatın denizine atar..farkında değil oysa..
uzayan gece değil..uzayan zaman değil..
uzayan bir yol var önünde sadece..uzadıkça kısalan dar bir yol...

ve araya zaman girer,,,
delikanlıyı takar koluna..bir geçmişe sonra geleceğe baktırır...
delikanlı "hür" sanıyordur kendini..oysa aşk özgürlük değildi..bunu anlar.
ama giden götürmüştür onu hürriye kelepçelerini..
kapatır gözlerini usulca..bu asiliğin sebebini sorar..
bütün esbab bil külli sukut etmiştir şimdi...
isyan boz bulanık..isyan helezonlu bir karanlık..ve yangın gitgide büyür ellerinde..
"neden?" der..yanan ellerim..neden bu ateş ellerimden sıçradı yüreğime..
artık kesb-i vukuftur delikanlı..
gelecek zamana ve geçmiş olana..yangın büüyür yinede..

''''''

son sahne/ son varak/...

Sahne aldatmıştır seyircilerini..durmadan dönen dünya akıllarıda döndürmüştür...sonrası müntehir olana doğru sürüklemiştir seyircilerini..

ben;

delikanlı;

çocuk;

saçları uzayan kız;

ve gelecekle geçmiş arasında sıkışanlar..

öylesine bir ebruli bir aşk istemişizdir aslında..

fakat yorgun kelebekler konmaz öyle her bahçeye..

kimi bir rüyanın aralığında,kimi bir mum etrafında ölür..

ve zaman ölen kelebkleri bile toplamadan çekip gider..
bir ses duyulur zamanın serin sularınında...

ayışığı berraklığında bir ses haber verir,geçmiş ve gelecek zamanın raksından..

der; "bütün aşklar halelidir..bütün aşklar muhayyel...

ve ekler
sahne kapanır...
"
la uhibbul afilin"

.durmayan zamandan
. geçerken
.seherde ateşin bağrı...
mustafa meriç/ nisan'06

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Seherin vaktinde dil coşa geldi

Çekilmiş acıların bileşkesindeki zamanlar ortak alanlara girer. Muhteşem bir dönüş tasarlanır hep. Oysa dönülmez akşamın ufkundayızdır. Gecenin en koyusundayken, suya dokunup da ikinci imana ulaşmayı engelleyen nedir? Müzzemmil bir öğüttür.

Anlamın dışına çıkıp, cevizin kabuğuyla ilgilenecek olursam şunu derim: Noktayla başlayan cümlecikler çözemediğim bir öze gidiyor olmalı...

"...şimdi tûfan başladı..."

ifade-i meram

"belki hiç söylenmemiş bir şarkı vardır dudaklar arkasında...
kim hatırlar ki...

azizim tufan çoktan başladı..

"kutsal inadı olanlar gerekli...bir kalbi daha olanlar gerekli.."derken şüphesiz haklıydı nuri pakdil...

vesselam..