renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Geceye Kadir Düştü, Gönlüme Gece...

“Bir ikindi vaktindeyim ya rabbi… kerahet’e az kaldı”

güneş gruba koşmakta… ben sana yüreğim acıyarak gelmekteyim…
koskoca dünyada bir başınayım.. bastığım yer kadarım… ayak izim kadar bir vatan layık görüyorum kendime…ve dizlerimin çözülen bağlarını bağlayamıyorum..

bir Kadir gecesi arifesindeyim… Kadir’e üç mü, beş mi, bir mi kaldı bilmiyorum, sana dua dua yaklaşmak istemekteyim ya rabbi… ama bu nasıl olmalı bilmemekteyim…

bir çığlık atsam yanaklarımı doldura doldura.. kim sağır olurdu; insanlar mı?.. yollar ve ağaçlar mı?.. ülkem ve bayrağım mı?.. bir çığlık atsaydım şu an kulağımı patlatırcasına… kim dilbaz kesilirdi; annem mi? dünyam, evim ve yorganım mı?...oysa bir çığlık atmam gerekmekteydi yığınların arasından boynunda emziğiyle çıkan o bebeği gördüğümden beri… susan bu dili ve dudağı dişlerimin çarkında ezmem gerekmekteydi… şimdi çığlık çığlık yalvarıyorum;

kalbi aklında erimiş merhametsizler dünyaya hükümran…. Yaşıyorlar, geziyorlar, yüksekten bakıyorlar.. gülü koklamadan daha bir izmarit gibi çizmeleriyle eziyorlar.. temeli olmayan saraylarında zevk içinde eriyorlar… dağıtamadık ve dağıldık ya rabbi…
beni keşke fakr içinde yaşayan bir velinin, nem kokulu kiliminin kenarında bir ip saçağı eyleseydin Allahım… o zaman dağılmak fıtratımdan olabilirdi belki…

girdiler asyaya.. adanmışlığı ezerek… arkalarında o kafir, o zelil kokuyu yayarak, taş üstünde taş bırakmadan girdiler… çiğnediler önce avuçlarımızı… kırıldı kollarımız, unufak ettiler bakışlarımızı.. girdiler perişanlığı başlarına bağlayıp, yırttıkları edep perdelerini boyunlarına dolayıp girdiler… durduramadık ve durduk ya rabbi..

beni keşke asyanın çöllerinde miski amber kokuları saçarak gezen seyyidlerin dualarının dokunduğu bir eşya parçası eyleseydin Allahım… o zaman durmak fıtratımdan olabilirdi belki…

arkalarından deniz coşuyormuş gibi koştular üstümüze.. yaktılar viran eylediler hanelerimizi, telef ettiler yeşerttiğimiz ümitlerimizi, vurdular tam alnından daha yirmisine basmamış gençlerimizi…bağırdılar ağızlarından rezilliklerini saçarak, şarkılar bestelediler dünya saltanatlarına… ölünmeyecek sandılar , toprağın altını hesaba katmadılar, çürümüş kemikleri sorguladılar kim diriltecekmiş diye?.. her kemiği savurdular güvercinlerin üstüne.. uçuramadık kuşları ve karardık ya rabbi…
keşke beni ilahi muhafızlıkla şereflenmiş ak güvercinlerin sevinç ve itaatle mesrur gözlerinden süzülen bir huzur huzmesi eyleseydin Allahım ve kalıp yayılsaydım o çağın gecelerine .. o zaman kararmak fıtratımdan olabilirdi belki…

ya onlar gitsin, ya dünya onlara kalsın biz gidelim… yada böyle devrilen mücahitler görmeyelim… yere düşen sancaklarla bizler de düşmeyelim… biliyorum saplıyorlar her gün bıçaklarını tevhid kokan sarmaşıklara.. sarmaşıklar dağılmakta, sarmaşıklar düşmekte.. gülleriyle birlikte… güldüremedik gülleri ve ağladık ya rabbi…
keşke beni ümide uzanan bir sarmaşık gülü eyleseydin Allahım.. o gülün yaprağında titreyen bir çiğ damlasında cezbeye gelmiş bir derviş gibi, selevatlarla gözyaşı dökerek seni haykıran bir yaratılmış eyleseydin… o zaman ağlamak fıtratımdan olabilirdi belki…

alnımdaki ter, nil gibi dövünüp çöller sulayamaz
yüreğim Bosna da kurşunlandı, aşk ile hıçkıramaz
dilim boğum boğum oldu, bülbül gibi haykıramaz..

gönül sayfam bomboş, harekesiz dilsiz kelimelerim
gözlerim zemheride ayaz yedi, döküldü kirpiklerim
ateşi aşk aldı ruhumu, yanıp kül oldu emeklerim..

keşke beni aşkınla ağlayan kuyu siyahı bir göze atılmış, Yusuf eyleseydin rabbim..
keşke beni gönül evini durmaksızın onaran, bir dostunun kalbine İbrahim eyleseydin..
keşke beni resulünün adını duyduğunda bir kelebek gibi titreyen her aşığın, kalbine bir mecnun eyleseydin rabbim…
keşke beni “ben” eyleyerek, mühlet verdiklerinden eylemeseydin…

ve çığlığı boğazına takılıp kalan şu ben’in;
ayaklarını ve ellerini sana adamasını..
kulaklarını ve gözlerini sana açmasını..
yüzünü ve avuçlarını yollarında kanatmasını nasip et Allahım!

O zaman “kulluğum” fıtratımdan olabilir belki
O zaman kulluğum “fıtratım”dan olabilir belki …

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

"bir ikindi vaktindeyim"

"bir ikindi vaktindeyim ya rabbi...kerahat'e az kaldı..."

yığılmak dizlerinin üstüne, yakarmak yürek dolusu, kendini bulmak kadirde, kadrini bilmek insanlığının...ne hoş ya rabbi...ne hoş ya...

dua niteliği taşıyan bu yazıyı defalarca okuyacağa benziyorum...

teşekkür ederim...

Ömrümüz ramazan, ahiretimiz bayram olsun inşaallah...

muhabbet ve muhammed ile.

mümine sena

dilime sürüyorum lâl-ü akşını od'un
yanıyor gökyüzü içim(iz)de
derviş sabrı isteyen ayrılık,
beni sen yapıyor her geçen günde
...

"Otuzuncuharf"

“Belâ” dedik akılsızca

“Belâ” dedik ve kul olduk. Mühlet aldık.
“Bela!” dedik akısızca. Oyuna girmek için "beni, beni de alın!.." diye yalvarıp yakaran yaramaz bir çocuk gibi, yer gök ve arasındaki her şey kaçarken bu yükten, “Belâ! Belâ!” dedik yaramaz bir çocuk gibi.

Belâ dedik ve ezildik. Akılsızdık, cahildik, zalimdik ama emaneti (akıl ve düşünce kabiliyeti) yüklenmekten kaçınmadık. Oysa var edilen her şey kaçtı.

Dağlar emanetin ağırlığından param parça olmaktan korku. Biz ise insandık. Sabırsızdık, akılsızdık. Akıllanmak için aklı yüklendik, akılsızca. Ezildik.

ve gale yevmün asibün

"keşke" aslında

"keşke" aslında müslümanın lügatında eğri duran bir kelimedir...

müslüman mütevekkil olmalı her anında ve her zaman rabbine ram olup, amenna ve sadakna demeli... o böyle murad etmiş diyebilmeli ömrünün her sayfasında...

bendeniz bu keşke sözünü hz.Ebubekir'in kulluğunu yerine getirememekten müteessir olduğu bir an "Rabbim beni keşke bir saman çöpü eyleseydin" sözünden etkilenerek yazıya girift ettim... o böyle derse ben yerin dibine geçmeliyim diye düşündüm...

öyle ya o bebek aklımın bir köşesinde durdukça bana yerin dibi evladır... bir bayram arefesindeyim ve ben çok üzgünüm...

ne olur tartışmayın artık...

"eddai"

"keşke" ve tenakuz

"biz emaneti göklere yere ve dağlara tekif ettik.Onlar bunu yüklenmekten çekindiler.(sorumluluğunun) ağırlığından korktular.Onu insan yüklendi.doğrusu o çok zalim ve cahildir. (Ahzab, 33/72)
(zaten) biz bu Kur'an-ı ((mesala) bir dağa indirseydik muhakak ki onu Allah korkusundan param parça olmuş görürdün (haşr, 59/21)"

"...O sizi seçti. Din hususunda üzerinize hiç bir zorluk yüklemedi..
(hac, 22/78)"

Evet Rabbimiz, bir yönüyle
"Din hususunda üzerimize hiç bir zorluk yüklemedi",
bir yönüyle de
insana Ebu Bekir gibi "Rabbim beni keşke bir saman çöpü eyleseydin" dedirten, HZ Meryem gibi "keşke Meryem adlı biri bu dünyaya hiç gelmemiş olsaydı, keşke bu insanlar meryem ismini hiç duymamış olsalardı" dedirten bir dağı haşyetinden param parça edecek bir yükün altına soktu bizi.

insan olmak, C.Cündüoğlu'nun deyimiyle Hz İnsan olmak, Kur'an ın deyimiyle de "Eşrefi mahlukat" olmak "O'nun yeryüzünde ki temsilcisi" olmak tamda bu sanırım. Eğer biz Bela'mıza sahip çıkıp, "iman eder ve şükredersek Allah bize niye azab etsin ki. hem O şükre karşılık veren ve herşeyi bilen (Nisa, 4/147)" değil midir?

cahiliz, zalimiz, ama her şeye rağmen seçkiniz.

ve gale yevmün asibün