renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Genç Werthere

Sevgili werther..

Sen son mektubunu yazdın yazalı yüzyıllar gecti. Kaç asır eskidi senden sonra. Ama yeni tanıştım ben seninle, mektuplarınla.. Ne hazin ki seni tanımadan yasamışım senin bütün yaşadıklarını.. ölümünü de sen gibi yaşayamadım çünki daha ölmedim werther.. Sen simdi icine saklandığın kitapların tozlu sayfalarında Lotta'yla okuyacaksın beni ve belki ağlayacaksın.. Çünki asığın halinden aşık anlar, Mecnun'u yazabilmek icin mecnun olmak lazımmıs.. Seni yazmak icin de sen oldum werther.. Acı cektim ve sevdim.. Mutlu oldum ve sevdim.. Hayatım hep bu ikisi arasında gidip geldi.. Ama hep sevdim werther..

En başta toprağı sevdim.. Sıcacık bir ana kalbi olan toprağı.. Ki insanlar ona kosuyor en gücsüz ve korumasız anlarında.. Ruhları bedenlerini terkettiğinde onu toprağa emanet ediyor insanlar.. En sevgililerini ve en nefret ettiklerini toprağın kucağına bırakıyorlar Werther.. Toprak en büyük vatan.. Geldigimiz ve gidecegimiz cennetimiz..

Sonra çiçekleri sevdim.. Bir osmanlı evinin bahcesinde duvara gölgesini veren çiçekleri sevdim.. En büyügünden en küçügüne, en güzelinden en solgunununa.. Çiçeklerin atlasında yazdım ilk yazıyı.. Kaderimi ilk çiçeklerin taç yapraklarında okudum.. Alnıma tozları döküldü çiçeklerin, çocuk yaslarımın baharında.. Ah werther görmeliydin bahçemi.. Lotta için çiçek toplardık ordan beraber.. Nerden bilirdim fesleğenlerin katilim olacagını.. Senin mezarında kine benzer iki ıhlamur agacı vardı mahallemizde.. Onlara çıkar karşıdan karşıya birbirimize siirler okurduk.. Gül redifli gazeller okurdum sana ve sen dinlerken yayardın onlara tüm kainata.. Ihlamur kokularına karışırdı seslerimiz..

Karıncalar ögretti bana mutlu olmayı werther.. Onlarda gordum az ile kanaat etmenin mutlulugunu.. Onlarda gördüm ağır yükleri taşımanın paha biçilmez hafifligini.. sonra kuşlar.. Güvercinlerde buldum tarihin kanatlarını.. Gecmisin degerini guvercinler kadar bilemedik dostum.. Hep yitip gideni aradık, hep gecici olanı, hep gideni ve gelmeyecek olanı.. Kalıcı olan gözlerimizin önündeyken, göremedigimiz mutlulukları aradık dostum.. Çünkü ikimizde imkansızın pesinde kosuyorduk.. Bundan dolayı ünlü oldun sen, çünkü bir goethe bulmustun seni anlatacak ve bu yüzden ünsüz kaldım ben hep boyle.. Kendimi anlatmaktan aciz oldugum icin..

Agaclara siirler yazdıgımız günleri hatırla dostum... Yüzyılları devirmiş çınarlarda ölüm meleklerini aradıgımız sonbahar aksamlarını.. En az kendisi kadar eski bir cami duvarının dibinde imparatorluklar deviren çınarların altında bulusmustuk hayallerimizde.. Olmayan sevgililerimizle.. O ağaçları şahit gösterecektik ölümsüz asklara.. Halbuki herseyin bir ömrü oldugunu sen gösterdin bana Werther.. Kilisenin önündeki ağaçlar kesilince cok kızmıştın biliyorum.. Papazın karısını elinde olsa öldürecektin belki.. Halbuki dostum bilmeden ne ağaçları yıkmıstık yürürken yolumuzda.. Sevmeyi ögrenirken ne kadar cok orman yaktık.. Agaclar da aşık olur werther.. Agaçlarda aşık olur ve bu yüzden ayakta ölür dostum.. Tıpkı senin gibi... Aşk zillete düşmek kadar yücelmek.. Ne kadar küçülürsek sevgilinin karsısında o kadar büyüyoruz içimizde.. Benligimizi öldürdüğümüz kadar mutlu ve asıgız hep..

Yollar için yazılmıs şarkılarla uyurduk hep.. Gitmek isterdik bir yerlere.. bu yüzden bu kadar cekici gelirdi yollarda amacsızca yürümek.. sen de ben de gittigimiz her yolun cetelesini tutardık.. teselli ederdik onları.. yollardan habersiz, yolları ezen binlerce kisiyi dövmek gelirdi içimizden.. asfaltın altında sıkısan topragın gözyaslarını dinlerdik beraber.. onunla aglardık bazı geceler.. kacardık evlerimizden soguk kıs geceleri.. ugramazdı gecelerimize sıcak bir catı.. en cok geceleri soyunurduk aska.. gunesin kapattıgı acılarımızı geceleyin cıkartırdık ortaya.. geceler boyu karanlıktı tek dostumuz.. gece peçesini çıkartırdı parklar.. onların da gözyaslarına katık ettik acımızı.. biz en cok acımızı paylastık werther. bu yüzden hiç eksilmedi.. kendimizden cok baskaları icin üzülmeye basladıgımızdan beri insan oldugumuzu gorduk ve sükrettik yaratana..

Eskiyaları sevdik bir de hatırlarsın.. ruhunda asilik olan cezbetti hep bizi.. askı isyan bilip bu yola koyduk basımızı.. ne tanklar ezebildi bu sevdayı ne sevgilinin gülüşü.. en agır iskencelere asi ruhumuz direndi hep.. direndikce arttı eskiyalıgımız, eskiyalastıkca direndik.. bizim asiligimiz bildik baskaldırılardan degildi.. sevgilinin gozlerinde cektik en büyük iskenceleri.. her bir gözünde filistin askılarına asıldık.. gülüşünde domuz bagı vurdular bize.. endamı gerdiriyordu bizi daragaclarına.. biz en cok yarin sesinde vurulduk.. her namesinde ölümü tattık.. her cümlesinde cehennemi.. ama mutluyduk werther, cünki asiydik sıradanlıga.. cünki takmıyorduk aska konulan sınırları.. çünkü yıldıramıyordu bizi acı.. asiydik adımızı deliye cıkardılar.. delimiz yegdi akıllıdan bilmezlerdi..

Senden sonra ben yıldızlara yolladım mektuplar.. sitare de gördüm Gülce'mi.. ucurum kenarlarında hızırla dertlestigim saatlerimde, hep bir yıldız gosterdi bana önümü ve hayatımı.. senin icin agladım werther.. keske senin de bir yıldızın olaydı.. " Baba, oglun yanına erkenden gelse kabul etmez misin" demistin yaradana.. keske önce yıldızlara sorsaydın yolları.. yıldızlar ogretti bana yasamanın gizini.. sen de bilseydin keske.. yanımda olsaydın simdi.. ama sen yıldızlardan da oteye gittin dostum.. babanın kucagına.. ben hala yıldızlardayım.. ben de gelecegim katına merak etme.. sen kısa yolu sectin ve sonu ucurum olanı.. ben uzun ve düz olandan geliyorum aynı yere.. ama bilemem ne tuzaklar vardır gectigim ve sevdigim yollarda.. werther derin yalnızlıgımızı yıldızlarda cözdüm.. onlara karıstım onlarda dogdum.. her gece beni bırakmadan konustular benimle.. her sabah günesi yolladılar üstümü ortsun diye..

Ve sarkılar werther.. keske sen de dinleseydin sarkılarımı.. " böyle bir kara sevda, kara toprakta biter" diyen saire kızardık beraber.. "hicran yine hicran mı bu askın sonu, soyle. dalgın ki o gözler seni soyler bana boyle" diye bagıra bagıra gezerdik sokaklarda.. ah ben yalnızım werther..

Ama anladım sonunda.. her insanın hayatında kaderini yazabilecegi anların oldugunu gördüm.. sihirli kalemi elinde tutup kendi gelecegini yazdıgı kitabı gordum.. Senin Lotta ya benim Gülce ye hapsettigim askımın kaderin en büyük silahı oldugunu bildim.. ve bu gelecegi degistirebilecek gücü gordüm kalbimizde.. Beni küçümsediler dostum.. acımı küçük gördüler.. bir günlük heves dediler.. yaralamadı gerci gülcemin gözleri kadar beni bunlar ama süphe ettim kendimden.. Aşkı bildigini soyleyen insanları dinledim hayretle.. aşkı yasadıgını iddia edenlerin gözlerinde dostluk aradım.. deli dediler bana werther. halbuki usludan yegdi delimiz..

Aşıkların yoluna girdim ben dostum.. Gülce bir hikayeydi, ben cümleyi okumakla basladım ise.. bütün hikayeyi hissettim icimde.. Gülce alfabenin ilk harfiydi.. aşk ise alfabelere ve dillere sıgmayacak bir umman.. ama önce gülceyle baslamak gerekirdi okumaya.. eminimki gülceyle bitecekti yine bu hikaye..

Bekle beni werther.. Saat 12 yi vurdugunda ben de huzurla geleceğim yanına.. daha bos benim silahlarım.. Henüz gülcem temizlemedi onları.. Babam beni cagırdıgın da ben de geleceğim yanına.. hoscakal..

" baba - Kays dua et bize..

Mecnun - ne için edeyim..

Baba - Leyla'nın kabilesinin yenilmesi icin.

Mecnun -

Leyla'nın kabilesi yenilmez ki
Leyla leylaktan yaratılmıs
Üstünden rüzgar gecse
Leylakın rengi degismez ki
Leyla gecelerin demirinden
Kılıçlarınız ona işlemez ki
Her gün dogan günes onun izinde sanki
Bin yol dogsa yine ona yetisemez ki
Atlarınızın kulagında onun sesi
Onun aydınlıgında varolan perilerin sesi
Hep Leylaya dogru giderler ama
Leylaya bir türlü varamazlar ki
Leyla dağların işareti kerameti
Çöller ovalar dağların tepesine ulasamaz ki
Leyla nerede sanki
Her gece cadırımızın tam ortasında belki
Siz onu sonsuz ufuklarda aramakla bulamazsınız ki

Var bütün bunlarda da ötede
Leylanın gözle görülmez askerleri
En büyük ordu Leylanın gözleri..

baba - Oglum sen bize dua degil
Beddua ettin..

mecnun -

Yansın ellerim kollarım ayaklarım
Belki böylece
Bir kanada kavusurum beni Leylaya götürecek

Gökten yerden
Gün ve ay gibi
Alınyazımıza yol gösteren
Tanrı nimeti yıldızlar gibi
Bana gelir Leyla
Leyla'nın gözleri

baba - sen bu sözlerinle Leyla dan öte gittin

mecnun -

Leyladan öte gidilmez ki
Leyla kaf dağı ve çin seddi
Leyla ötesinde meleklerin bile yandıgı
Son sınırlar ülkesi
Yaradılısın sonu ondan ötesi
Leyla, ölümüne susamıs
Birinin içmesi gibi
Son yudumu bardaktaki
Leyla bir kaynak gibi
Kim kurutabilir içerek
Çöllere hükmeden suları bir kaynaktaki....(*) "

(*) sezai karakoç. Leyla ile Mecnun