renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Gençlik Gençlere Bırakılmalı mı? (*)

Ağaç

İnsanoğlu, doğumu ile ölümü arasındaki ömür serüveninde farklı dönemlerden/çağlardan geçmekte; biyolojik, psikolojik ve sosyal durumuna göre bu dönemlerde farklı özellikler göstermektedir.

Gelişim psikologları insan hayatını genel olarak; Çocukluk (0-11 yaş), Ergenlik/Gençlik (12-21 yaş), Yetişkinlik (22-45 yaş), Orta yaşlılık (46-65 yaş), Yaşlılık (66-75 yaş), İhtiyarlık (+75 yaş) olmak üzere altı döneme ayırmaktadır. Bir dönemden diğerine geçişte kesin yaş sınırı yoktur. Bununla beraber, gelişimde belirli ve ardışık bir seyir izlenir. Bu gelişme seyri bütün insanlar için aynıdır. Gelişme sırasında geçilmesi gereken basamaklar atlanamaz. Bir önceki gelişme, bir sonrakine basamak teşkil eder. Biz bu yazımızda gençlik dönemini/çağını ele alacağız.

Gençliği tanımlayabilmek

Ergenlik ile gençlik kavramları bazen karıştırılır. Ergenlik, gençlik çağı içerisinde, biyolojik, fizyolojik ve psikolojik değişimlerin yaşandığı özel bir dönemdir. Gençlik ise, ergenlik dönemini kapsayan, toplumsal olgunluğu da içeren ve üst yaş sınırının daha geniş olduğu bir çağdır. Dolayısıyla gençlik kavramı, ergenlik kavramı yerine de kullanılabilmektedir.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) 10-19 yaşları arasını ergenlik yılları, 15-24 yaşları arasını gençlik yılları, 10-24 yaşları arasındaki kişileri “genç insan” olarak kabul etmektedir.

UNESCO’nun tanımına göre, “Genç, öğrenim yapan ve hayatını kazanmak için çalışmayan, kendine ait konutu bulunmayan kişidir. Genç, büyük bir hayal gücüne sahip, cesaretin çekingenliğe, macera isteğinin rahata üstün geldiği insandır. Gençlik, 15-25 yaş arasındakilerden meydana gelen bir yaş grubudur.”

Milli Eğitim Bakanlığı’na göre gençlik, “Buluğ çağına erme sebebi ile biyolojik ve psikolojik bakımdan çocukluğun sonu ile toplum hayatında sorumluluk alma dönemi olan, çocukluk ve genç yetişkinlik arasında kalan 12-24 yaşları arasındaki gruptur.”

Gençlikten yetişkinliğe geçmek farklı toplumlarda birbirinden farklı kriterlere bağlı olduğundan, gençlik çağının bitiş yaşı değişebilmektedir. Örneğin bizim toplumumuzda; evli olmak, askerliğini yapmış olmak, ekonomik bağımsızlığını kazanmış olmak, bir iş veya meslek sahibi olmak, ana-babasından ayrı yaşamak, üniversiteden mezun olmak veya seçimde oy kullanmak başkaları tarafından “yetişkin bir kişi” gibi algılanmaya yol açan değişikliklerdir.

Gençler, yaptıkları işe göre sınıflandırılacak olursa; 1- Öğrenci gençlik, 2- Çalışan veya İşsiz gençlik, 3- Asker gençlik, 4- Engelli/özürlü gençlik, 5- Hükümlü ve Tutuklu gençlik şeklinde tasnif etmek mümkündür. Bu gençler ruhsal, sosyal ve ekonomik hayatları açısından birbirlerinden oldukça farklıdır.

Türkiye öğrenci-genç bir nüfusa sahip

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun (UNFPA) verilerine göre, 6.6 milyar olan dünya nüfusunun yarısını 25 yaşın altındaki gençler oluşturuyor. Bu sayının yaklaşık 1.2 milyarı ise 10-19 yaş grubundaki ergenler.

Türkiye nüfusu yaklaşık 73 milyon. Dünyanın en kalabalık 17. ülkesiyiz. Ayrıca dünyada genç nüfus oranı en yüksek ülkelerden biriyiz. Nüfus projeksiyonuna göre 2025 yılında Türkiye, genç nüfus oranı en yüksek ülke olacak.
Nüfusumuzun % 47’si, 24 yaşın altında. 0-14 yaş arası 20.5 milyon çocuk, 15-24 yaş arası 12.8 milyon genç nüfusumuz var. Yani 24 yaşın altında 33.3 milyon insanımız var. Ülke yaş ortalaması ise yaklaşık 25. Türkiye nüfusu içinde en geniş yaş grubu 15-19 yaş grubu.

MEB ve ÖSYM verilerine göre; 10.8 milyon ilköğretim; 3.4 milyon lise; 2.4 milyon üniversite öğrencimiz var. Dolayısıyla Türkiye, öğrenci-genç bir nüfusa sahip.

Gençlik kimler için ve niçin değerli?

1- Siyasi rejimler açısından değerlidir. Her siyasi rejim, kendi neslini, kendi gençliğini yaratmak ister. Çünkü ancak o takdirde yerini sağlamlaştırabildiği ve kendi geleceği hususunda umutlu olabilir; kendini zinde ve güvende hissedebilir. Romalı devlet adamı ve felsefeci Cicero (M.Ö. 106-46) ve İngiliz devlet adamı Churchill’in (ö.1965), “Cumhuriyete verebileceğimiz en büyük armağan, gençliğin eğitilmesi olacaktır” sözleri; 10. Yıl Marşı’ndaki “On yılda on beş milyon genç yarattık her yaşta!” övünmesi; İran İslam Devrimi lideri Humeyni’nin (ö.1989) devrimin meyvelerini ancak yirmi yıl sonra vereceğini belirtmesi hep bu bakış açısını, siyasal rejimler için kendi gençliği yaratmanın önemini vurgulamıştır. Atatürk’ün (ö.1938) öğretmenlere hitaben, “Bayanlar, Baylar! Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız ortam hazırladı. Gerçek zaferi siz kazanacaksınız, yaşatacaksınız ve kesinlikle başarıya ulaşacaksınız.” “Öğretmenler! Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri! Yeni nesli sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır!” sözleri ise, siyasi rejimler için eğitimin misyonuna ve öğretmenin rolüne dikkat çekmektedir.

2- Devlet ve toplum açısından değerlidir. Çünkü gençlik, ekonomik işgücü, beyin gücü, askeri güç, toplumsal değişim aktörü ve ulusal her tür mirası geleceğe taşıyabilmek demektir.

Toplumların geleceği açısından, gelişme potansiyelinin en önemli unsurunu oluşturan genç nüfusun sağlıklı, üretken ve nitelikli olması hayati öneme sahiptir. Tarih, zinde ve iyi yetiştirilmiş genç nesillerin, toplum ve devletlerin kaderinde büyük değişmelere yol açtıklarına şahittir. Çünkü onlar, toplumun bütününü etki altına alacak bir konuma sahiptir. Bundan dolayıdır ki “Bana gençlerinizi gösterin, size geleceğinizi söyleyeyim” denilmiştir.

3- Aileler açısından değerlidir. Gençlik, ana-babalar için işgücü ve aile bütçesine katkı, toplumda itibar ve güç, yaşlılık dönemi sigortası demektir.

4- Eğitim açısından değerlidir. Düşünme ve öğrenme yetisi bu çağda iyice gelişir ve olgunlaşır. Eğitim ve ahlakın etki bakımından en verimli çağı gençlik çağıdır. İradenin gelişimi için en müsait yaşlar da 13-19 yaşlar arasını kapsayan gençlik çağında yer almaktadır.

5- Dini açıdan değerlidir. Buluğa erme, yani ergenlik döneminin başlangıcıyla birlikte çocuk artık gerek iman esasları, ibadetler, haramlar, zekat, cihad, cezai ve hukuki sorumluluklar ve gerekse dinî, içtimaî ve hukukî düzenin sağladığı haklardan faydalanma yönünden ehliyet sâhibidir. Gençlik çağı ayrıca, inanç-düşünce ve aksiyonun buluştuğu bir çağdır. Bir dini öğrenip bağlanmanın ve gerektiğinde din uğruna her tür fedakârlığın yapılabildiği bir çağdır gençlik.

6- Gencin kendisi açısından değerlidir. Çünkü insan gençlik çağında iken ailesinden bağımsızlaşıp özgürleşir, toplumda adam yerine konulur, güzeldir, sağlıklıdır, güçlüdür, dinamiktir, aşkı tadar, eğlenir, samimi arkadaşlıklar kurar, hayatın tadını çıkarır. Hayatın ağır sorumluluk ve yükleri henüz tam olarak omuzlarına binmemiş, beklemektedir.

Gençlik insan ömrü içerisinde son derece değerlidir. “Gençlik yaşamda insanın başına bir kez gelir.” demiş Amerikalı şair Longfellow (ö.1882). Fransız yazar Andre Gide (ö.1951) de, “Ah gençlik! İnsan onu bir defa bulur ve sonra hep hatırlar!” demiştir. En samimi ve köklü arkadaşlıklar, ilk aşk, evlilik, askerlik, eğitimi tamamlama, bir işe girme, para kazanma, aile içinde ve toplumda adam yerine konma bu çağda gerçekleşir. İnsan, gelecekteki yaşantısını önemli ölçüde etkileyecek ve biçimlendirecek olan değerlerini, ideallerini, amaçlarını, (cinsel, milli ve dini) kimliklerini, ilişkilerini ve tercihlerini bu çağda belirler ve benimser. “Gençlikteki hataların cezası ihtiyarlıkta ödenir” şeklinde Latin atasözü işte bu hususa dikkat çekmektedir. Gençlik bir yatırım çağıdır ve “Gençliğin değeri ancak yaşlılıkta bilinir.”

Fransız şair ve yazar Victor Hugo’nun (ö.1885) deyişiyle, “Gençlere, yaşlılardan daha çok saygı göstermeliyiz.” Fakat bu, onların her alanda tamamen kendi başlarına bırakılacağı manasına gelmez. “Gençlik çağı, gençlere bırakılamayacak kadar değerlidir.” Gençlik bu kadar değerli iken, gençlere rahat yok.

İstifade Edilen Kaynaklar

Adnan Kulaksızoğlu (2002). Ergenlik Psikolojisi. İstanbul: Remzi Kitabevi, ss. 32-36
İstanbul Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi. İstatistiklerle Türkiye’de Gençlik.
MEB. Milli Eğitim İstatistikleri. Örgün Eğitim 2006-2007
ÖSYM. 2006-2007 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri Kitabı
Selahattin Özyurt-M. Sait Doğan (2002). Üniversite Gençliği. Sakarya: Değişim Yayınları, ss. 6-23
United Nations Population Fund (UNFPA). http://www.unfpa.org/adolescents/index.htm
United Nations Population Fund-Turkey. http://www.unfpa.org.tr

(*)Bu makale, aylık siyaset, strateji ve toplum dergisi olan Haber Ajanda’da yayımlanmıştır.
(Yıl: 2, Sayı: 18 (Ekim 2007), s. 96-97)

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Bırakıldı Mı?

Sayın Şaban Bey öncelikle elinize sağlık diyorum.Zira bir genç olarak çok istifade ettim doğrusu.Bu ülke için söylersek, gençlik çağı bana bırakıldı.İlgilenen mi var?Hayır.

Saygı duyan yok.Herşeyi büyükler biliyor.Bizler Fatih'in İStanbul'u feth ettiği yaşta olarak önemsenmiyoruz...Ve benzeri...

Sorunları zaten siz biliyorsunuz.Tekrar dile getirmemin bir anlamı yok.ama sizin üslubunuzla bu gibi sorunları dile getirmenizi bekliyorum.