renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Gerçek Hayat'ımız

Gerçek Hayat'ta güzel gelişmeler olmaya devam ediyor. Sitemizin en kıdemli yazarlarından Faruk Yücel Gerçek Hayat'ta yazı işleri müdürü oldu. Tebrik ediyor ve muvaffakiyetler diliyorum. İnşaallah bu genç kardeşimiz enerjisiyle çok daha güzel işlere imza atacaktır.

Bu haberle Cemaat.com dostlarının Gerçek Hayat ile ilgili görüşlerini, eleştirilerini ve beklentilerini bu başlık altında dile getirmesine vesile olmayı arzu ettim.

Gerçek hayat önemli bir misyon yükleniyor, ciddi bir boşluğu dolduruyor. Daha da güzel olmalı, daha güçlü olmalı.

Her hafta alınmalı, okumanmalı, okutulmalı !..

Bu vesileyle Adem Özköse, Gülcan Tezcan, Bekir Fuat ve Fatih Mutlu'yu da hassaten tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.

İbrahim Paşalı'ya da bir mesajım var. Gözlerimiz yazılarını arıyor, seni her hafta okumak istiyoruz.

Faruk Yücel'e de bir mesajım var. E.Fatih Bilge yazmaya başlayacak mı? Ne zaman?

Bu mevzuda son sözüm; "İsmail Kılıçarslan neredesin?"

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Gerçek Hayat'ı tanımak

Gerçek Hayat'la tanışmam Fatih Bilge sayesinde oldu. Ona uğradığım zamanlarda, onunla bazı meseleler hakkında sohbet ederken, o da mutlaka merak ettiğim konuyla ilgili Gerçek Hayat'da bir yazı bulup "şap" diye önüme koyardı. Anlamadım ki arşiv mi yapıyorsun? Sürekli takipçisi olmasam da onun bana okumam için verdikleriyle biraz takipçisi oldum. Şimdi onu görmem mümkün olmadığı için Gerçek Hayat'ı da okuyamıyorum malesef. İnşallah bir gün spontane bir okuyucu olurum. Sağolsun Bekir Fuat'la da yine onun sayesinde tanışmıştık.

Kendisinin ne zaman Gerçek Hayat'ta yazacağıyla ilgili sanırım geçerli mazeretleri vardır.

selam ile...

sevgili Şadan abi'nin şahsında eski/yeni bütün cemaat üyelerine, yazarlarına, okurlarına, sevenlerine selam ederim. önce selam, sonra kelam denmiş ya. bir de büyükler önce refik sonra tarik demiş. yani önce 'yoldaş' sonra 'yol'

hamdolsun, cemaat.com yola çıkmadan ilk yoldaşım oldu. hala burada kurduğum arkadaşlıkların, tanıdığım abilerimin yanında yöresinde yürüyüşümüze devam ediyoruz. Nadir Marmara, Şadan Ercan, Yusuf Armağan, E. Fatih Bilge, İbrahim Paşalı, Tarık Tufan, İsmail Kılıçarslan, Kani Çınar, Kevser Banu ve her zaman elbette Selim Şevkioğlu. Allah kendilerinden razı olsun.

sorulara gelince, İbrahim Paşalı geçen hafta yazmıştı, bu hafta yine yazıyor. yazı gönderdiği her hafta yayımlanacaktır. bunu biz de yürekten istiyoruz.

E.Fatih Bilge yazacak mı? bunu sahiden ben de merak ediyorum : )

Şadan abinin sorularının altına 'den den' koymaya devam edeyim, İsmail abi nerdesin : )

Gerçek Hayat ile ilgili görüş, eleştiri ve beklentilere cevap vermeye çalışırım, eğer görüş bildiren olursa.

selam ile..

Gerçek Hayat

Merhaba.

Faruk Yücel'e yeni görevinde başarılar diliyorum. Hayırlara vesile olur inşallah.

Gerçek Hayat Dergisi'ni yakından takip ediyoruz. Şadan Ercan'ın da ifade ettiği gibi, Gerçek Hayat Dergisi Türkiye'de önemli bir boşluğu dolduruyor. Türkiye'de yayın yapan bir çok yayın organı gündemin çizdiği sınırların dışına çıkmakta zorlanırken, Gerçek Hayat sınırları zorluyor. Keşke sınırları daha çok zorlasa diyorum.

Bunun yanında paylaşmak istediğim bir konu var.

Bir kaç sayı önce Gerçek Hayat Dergisi'ndeki bir haber dikkatimi çekti. Haber şuydu.

"Başörtüsü yasağının üniversitelerde kalkması dolayısıyla Dünya basınının ilgisi Türkiye'deydi. Haber ajanslarının Türkiye'den aktardığı fotoğraflardan birinde ise Gerçek Hayat Dergisinin "Artık geri dönüş yok" başlıklı kapağının yer alması dikkatimizi çekti. Daha önce de Meral Akşener ile yaptığımız röportaj çerçevesinde Hürriyet Gazetesi bizden alıntı yapmıştı. "Gerçek Hayat"ın performansı başka yayın organlarına da yansıyor. Gurur duyarak bildiririz efendim..." Gerçek Hayat 15.02.2008

Dikkatle takip ettiğimiz ve güçlü bir yazar kadrosuna sahip Gerçek Hayat Dergisi'nde bu tarz bir duyuru yapılması gerekli miydi, bunu merak ettim?
Bilmiyorum, belki de haberin içeriğinde Hürriyet Gazetesi'nin ismini okumak işkillendirdi beni.

E.Fatih Bilge'yi Gerçek Hayat sayfalarında görmek beni de mutlu edecek. Merakla bekliyoruz.
Unutmadan, Fatih Mutlu'yu da Gerçek Hayat'ta görmekten dolayı memnunuz.
Saygılar.

kurtuba

selman maltaş'a

İyi dilekleriniz için evvela selam sonra da teşekkür ediyorum.

Değindiğiniz konu ile ilgili olarak da, bizim yayın çıkardığımız unutulmamalı diyerek söze gireyim. Yani her hafta 40 sayfayla okurlamıza hitap ediyor, ve hitap ettiğimiz seslendiğimiz kesimin dün ile aynı olmamasını daha da büyümesini arzuluyoruz. Geniş kitlelerde yankı uyandıran haber, dosya ve roportajlar yapmak her yayıncının güttüğü amaçlardan biridir. Biz de gerek Bekir Fuat'ın gerçekleştirdiği Meral Akşener roportajının gerekse 'Artık geri dönüşü yok' kapağımızın hem merkez medyada hem de dünya basınında ilgi ile takip edilmesinden dolayı memnuniyet duyduk.

Daha sonrasında 'Laikler korkmayın hepimiz aynıyız' kapağı ve Adem Özköse'nin Tahran'da yaptığı Ali Şeriati'nin eşi Puran Şeriati roportajı da yine Vatan ve Hürriyet gazetelerinde genişçe yer aldı. Bundan da memnuniyet duyduk. Bu sadece bize mesleki anlamda yaptığımız işin medya çevresinde de yankı bulmasının verdiği kıvancın deklare edilmesi değil okurlarımıza her hafta sadece abonelerin değil, merkez medyanında ilgi ile takip ettiği bir yayın sunmanın haklı gururunu paylaşmaktan ibaretti. Bunlar Gerçek Hayat'ın etkili ve dikkate alınır yayın yaptığının birer göstergesi oldu bizim için.

Şimdi şu sorulabilir, Hürriyet'in bizi ciddiye aldığını bilmek ne kadar önemli ki? Bazen çok önemli bazen hiç önemli değil. Önemli olduğu zamanlarda bu haberleri aynı şekilde paylaşmaya, önemli olmadığında da görmezden gelmeye devam edeceğiz.

Fatih Bilge ve Fatih Mutlu hepimizin aşağı yukarı aynı hislerle değer verdiği arkadaşlardır. Taşın altına ellerini sokmak istedikleri her an imkanlarımızı onlarla paylaşmağa açığız. Fatih Mutlu'dan biz razıyız, Allah'da razı olsun...

Teşekkür

Yapmış olduğunuz geniş açıklamadan ötürü teşekkür ederim Faruk Bey. Mevzu anlaşılmıştır.

Bir Gerçek Hayat okuru olarak dergimizin dünya basını tarafından ilgiyle takip edilmesinden dolayı ben de memnuniyet duydum, duymaya da devam edeceğim.

Şadan Ağabey'in duyurusundan sonra, hatırlatma ba'bında bir kaç şey söyliyeyim.
Bu sayıda İbrahim Paşalı'nın, "Günah da Benden Yana" isimli bir yazısı var. Ayrıca Suavi Kemal Yazgıç güzel bir İsmail Kılıçarslan dosyası hazırlamış. Tavsiye olunur.

Selamlar.

Muhtemelen pek yazmayan biri

Muhtemelen pek yazmayan biri olarak o az sayıdaki telif denemelerinde dahi bu işdeki yeteneği ve zekası görünüyordu Faruk Yücel'in. Faruk Yücel.. yani bizim Faruk.. Faruk kardeşimiz. Kısa sürede bu mevkiye ulaşması son derece memnuniyet verici. Hayırlı ve güzel işlere imza atmanısı ümit ediyorum. Başarılar diliyorum kardeşim.

Selam ve muhabbetlerimle..

Selim ağabey'e

selam ile,

teşekkür ederim, bizim Faruk kısmını pek sevdim :) senin ağzından Faruk Yücel felan duyunca bir garip olmuştum başta ama sonra bu sayede toparladım, sağolasın ağabey.

Hafta sonu gelse de Gerçek Hayat alabilsem...

İki sene önce İstanbul'da tanıştık Gerçek Hayat ile.

Burada (Almanyada) pek dergi görememiştim. Birden kendimi içinde bulduğum bir "dergi denizi"nde Gerçek Hayat sürekli takip ettiğim dergiydi, KitapPostası'nın yanında.

Hafta içi Kuran kursundaydım ve Cuma'nın gelmesini ve yeni Gerçek Hayat sayısını alabilmeyi sabırsızlıkla beklerdim.

Yeniden buraya gelince bir süre netten takip etmeye çalıştık, ama elde okur gibi olmuyor.

Takip etmeyeli yenilikler olmuş.

Hatırlattığınız için teşekkür ederiz yani.

Yeniden okumak gerek.

Vesselâm...

"Yaşasın Yeryüzündeki Evrensel Kardeşliğimiz!.."

Gerçek Hayat

Selam olanın selamıyla,
Gerçek hayat dergisini ilk çıktığı günden bu yana alıyorum. Her Cuma evimize teşrif ediyor. Gelmediği günler gazete bayine gidip direk elden alıyorum...
Ben etrafımdaki diğer arkadaşlara da bu yorumu yapmıştım. Gerçek hayat ilk çıktığında daha bağlayıcıydı bana göre. Son zamanlarda iyice siyasete girdi... ya da bana öyle geliyor bilmiyorum...

Gerçek Hayat sayesinde güzel bir Mevlana İdris arşivim oldu. Neşe Kutlutaş'tan Esmaül hüsna dualarım oldu... Asım Gültekinin beyaz haberleri sürekli takip ediyorum... ve severek takip ettiğim bir çok yazarı içinde barındırıyor ki teşekkürlerimi sunuyorum burdan Gerçek Hayat ekibine....
Faruk Yücel'e de hayırlı olsun ...
daha güzel olcak inş. herşey...
takipteyiz....duacıyız...

"sükûtumuzu anlamayan sohbetimizden bir şey anlamaz... " İhramcızade

Şifa Sarıçam'a

Gerçek Hayat ilk çıktığında da sonraki 8 yılda da şimdi de siyasi haberler yapıyordu. Fakat o zaman daha edebiyat kökenli bir kadro olduğu için sanırım bakışları ve yorumlayışları farklıydı. Şimdi kadro da biraz farklı, gündem de biraz farklı ne bileyim herşey çok farklı.

eleştirileriniz için teşekkür eder, daha detaylı olanlarını beklerim :)

cihan aktaş...

cihan aktaş abla uzun süredir gözükmüyor gerçek hayatta.bıraktı galiba.tarafta yazmaya başladığını duyduk hayırlı olsun diyelim.

Gerçek Hayat(!)

Gerçek Hayat’ı yıllardır takip edenlerdenim fakat gidişatından memnun olanlardan değilim. Üniversite yıllarında Gerçek Hayat’ı Perşembe gününden alabilmek için İstanbul’da olmayı çok istemiştim. Cuma’yı beklemek işkence gibi geliyordu. Büyük bir heyecanla okuduğum yılların kalemleri birer birer gittiler.

Konular sıradanlaştı tekrarlar arttı, günlük gazetelerin haftalık birikimi haline geldi, hatta magazin kültüründen haber yapmayı benimsediler.

Acımasız bir eleştiri olarak bakılsın istemiyorum, “Emrah koş, parti kapatıyorlar!” sayısını gördüğümde de artık bazı şeyleri tadında bırakmam gerektiğini, “Gerçek Hayat güzeldi” deyip güzel hatırlamam gerektiğini, aboneliğimi sonlandırmam gerektiğini dahi düşündüm.

Çünkü bu alaycı başlığın hiçbir estetiği yoktu, daha manalı bir başlık olabilirdi, çünkü Gerçek Hayat “Leman”değildi.

Elbette bir tek başlıktan bunu düşünmedim, bu bir birikimin patlak vermesiydi. İçindeki kimi yazarlara haksızlık ediyor olmak istemem. Allah onlardan razı olsun ki, onlar olmasa şimdiye çoktan bırakırdım.

Gerçek Hayat beğendiğini değil beğenileni sunmaya başladığı için eskiden sahip olduğu estetik, zevk ve kalite bir bir kayboldu.

Eskiden Mevlana İdris’in her yaptığı sayfa saklamaya değerdi, O’nun bile bir estetiği kalmadı artık.

Büyük Doğu’nun basıldığı yıllara yetişememiş olsak da büyüklerimizin bize her sayısını arşivleyerek bırakmış olması ne kadar kıymete şayandır. Biz de Gerçek Hayat’ı dönemim bir nevi Büyük Doğu’su gibi görür arşivler ve gelecek nesillere saklardık. Oysa şimdilerde Gerçek Hayat, sıradan haftalık bir gazete ve saklanacak elle tutulur hiçbir yanı yok.

Ve maalesef bu sıradanlığı sevmiyorum. Bu cümleleri yazarken dahi üzülüyorum, fakat yetkili kişilere bu böyle olmamalıydı demeyi borç olarak biliyorum…

Lanet, siyonistler ve yandaşlarının üzerine olsun!

Hacer Nazan T.

selam ile,

teşekkür ederim ilginiz ve eleştiriniz için.

aslında haftalık bir dergiyi eleştiriyormuş gibi düşünseniz de, belki de farkında olmadan topyekun hepimizi eleştirmişsiniz. katılmamak mümkün değil. hepsi başım üzerine. dilim döndüğünce cevaplamaya gayret edeyim.

büyük bir heyecanla okuduğunuz kalemler birer birer gittiler evet. gitmeli miydiler, bu tartışılır. fakat gidişlerinde bu dergide artık biz yazamayız da ziyade sanırım 'artık bizim yazacak başka şeylerimiz var' düşüncesi daha etkiliydi. eski yazarlarımıza arşivden bakıyorum. emin olun bir çoğunu siz de Gerçek Hayat ile birlikte tanıdınız. şimdi yeni yazan arkdaşlarımıza da bir fırsat verin. sizin için olmasa bile başkaları için mevcut abilerim, ablalarım, kardeşlerim 'büyük bir heyecanla okunan' yazarlar.

bazı kapaklarımızın alaycılığı üzerine endişelerinizi de anlıyorum. ama mesela kardan adamların başına örtülen örtüden rejim kaygısı çıkarmak, bir sapığın etekli kızların bacağına kezzap sıkmasıyla müslümanları zan altına bırakmak ciddiye alınabilir şeyler midir? estetik açıdan tartışmam bu konuyu fakat biz leman değiliz bir zihniyet sorgulamasıdır. alaycılık da günümüzde yaşadıklarımıza verebileceğimiz en iyi cevaptır. radikal, kodumu oturtan başlıklar kapaklar günümüz gerçekçiliğine aykırı maalesef.

"Gerçek Hayat beğendiğini değil beğenileni sunmaya başladığı için eskiden sahip olduğu estetik, zevk ve kalite bir bir kayboldu." cümlesi sahiden beni şaşırttı. murat menteş ile beraber çalışan bir sürü arkadaş hala çalışmaya devam ediyor. hala yazmaya devam eden yazarlarımız var. hakan albayrak, nihat nasır, neşe kutlutaş, bekir fuat, mine sota, mevlana idris, suavi kemal yazgıç ve diğerleri kalitesiz nitelemesini ne yaparak hak ettiler merak ediyor ve 'estetiksiz, zevksiz, kalitesiz' nitelemesini abilerime saygıdan üzerime alıyorum. kadromuzdaki en büyük eksiklik gökhan özcan ve murat zelan'dır. bu abilerimiz de başbakanlıkta tayyip bey'in konuşma metinlerini yazdıklarından 'artık yazacak başka konularımız var' düşüncesi ile dergiden ayrılmış olabilirler. doğrusunu Allah bilir.

'Biz de Gerçek Hayat’ı dönemim bir nevi Büyük Doğu’su gibi görür arşivler ve gelecek nesillere saklardık.' diyorsunuz ya, belki de bütün doğru cevaplar burada. açıkca söylemek lazım, bu dergi ismet özel yazarken bile büyük doğu muadili bir dergi havasında değildi, olmadı, olamazdı da. beklentileriniz malesef farklıymış.

son olarak, 8 sene içerisinde çok şey değişti. bindiğimiz otobüsler, gittiğiniz okullar, algılarınız, estetik değerlerimiz, maddi durumumuz, işgal ettiğimiz mevkiler vs vs. sıradanlaşmakla tenkit ettiğiniz sadece dergi değil, maalesef başta da söylediğimzi gibi hepimiziz.

gerçekler acıdır...

gerçek hayatın ilk zamanlarında daha sarsıcı olduğu bir gerçek. o zamanlar lise öğrencisiydim. sarsılmaya müsait bir dönem oluyor o yaşlar sanırım. hakan albayrak ve gökhan özcan yönetimindeki daha militan, daha acemi (bunu katıksız profesyonelliğin zıddı olarak söylüyorum, bir nitelik sorunu olarak değil), daha sade ve samimi gerçek hayat. sora murat menteş'in kara mizah ve öfkeli (ve tabii ismet özel'li)gerçek hayatı... sonrasını çok sıkı takip etmedim doğrusu. ama bazı şeylere itirez edecek kadar benimsiyorum hala. baykal'ın başının örtüldüğü kapağı üzüntüyle, öfkeyle gördüm mesela. bu çok giran gelmişti bana, söylemesem içimde kalır. bir de internet sitesinin arşiv bölümünde o ilk sayıları bulamamak biraz reddi miras gibi görünüyor bana. bu eksikliğin bir an önce telafi edilmesini umuyorum. yeniliklerin de hayırlı olmasını dilerim...

Gerçek Hayat

Serpilsümeyra
Tam yedi yıl oldu gerçek hayatla tanışalı.Sabırsızlıkla beklerdim her sayısını.Dünyaya bakışım ,tavrım neredeyse onunla şekillenirdi.Gazete okumaya,haber dinlemeye pek ihtiyaç duymazdım.Nasılsa gerçek hayat hakikat imbiğinden süzüp olan biteni hazır halde sunardı bana.Hakan Albayrak,Murat Menteş,Gökhan Özcan... hep yeni renkler katmıştır düşünce dünyama.Yukarıdaki yorumlara maalesef bende katılıyorum.İlk zamanki ruh ve heyecan kalmadı nedense.Bazen dergiyi bitirmeden yeni sayısı geliyor.Oysa ilk gün bitirirdim kıyını köşesini ve sabırsızlıkla beklerdim bir dahaki cumayı.Aşkla şevkle tavsiye ederdim herkese.Bir zamanların muhalif,militan dergisi nedense magazinleşme ve sıradanlaşmaya doğru kayıyor.Yeni dizayn arayışlarını ,renklileşme çabalarınıda anlayamıyorum açıkçası.
Kısacası eski dergimi özlüyor ve arıyorum...

meryem temiz hanımefendiye

selam ile,

'bir de internet sitesinin arşiv bölümünde o ilk sayıları bulamamak biraz reddi miras gibi görünüyor bana.' cümlesi ile başlamak lazım belki...

bu önyargınıza cevap vermek bile zul geliyor aslında. önyargı diyorum, çünkü neyi reddettiğimizi bile bilmiyorum. murat menteş'ten sonra görev alan halime kökçe'nin çıkardığı bütün dergiler internet sitemizde var da daha eskileri neden yok diye mi soruyorsunuz?

sitemiz ne zaman yayına başladıysa o zamandan bu zamana çıkan dergiler sitede yer alıyor. neyse, daha fazlası hakikaten zul!

sonrasını çok sıkı takip etmedim doğrusu dediğiniz için eleştirilerinizde önyargı sezinliyorum. takip etmediğiniz bir yayın hakkında görüş bildirmekte, o yayını hazırlayan onlarca kişiye haksızlık olacağını da hatırlatmak lazım belki.

gerçekler, gerçekten acıdır...

selamlar,

evet, tam da bunu soruyorum: neden yok? arşivin, sitenin yayına başladığı tarihten sonrasını kapsadığı ifade edilmiş. bu benim sorumun cevabı değil. bu teknik bir mesele midir? bunu mu söylüyorsunuz?

ve evet, sonrasını çok da sıkı takip etmedim ya da edemedim, her neyse. bi'sonraki cümle bunun art niyetli bir yorum değil, bir okurun (sıradan bir okurun) küçük bir eleştirisi olduğunu açıklamıyor mu? neden böyle yorumlamayı denemiyorsunuz? neden hemen önyargılı olmakla suçlanıyorum? bu da bir çeşit önyargı olmasın.

'zul' meselesine gelince...ben de, bu lafın muhatabı olmayı ve yorumunuzda okumayı zul sayıyorum.

buna rağmen iyi dileklerimi yinelemek isterim. değişikliklerin hayırlı olmasını temenni ediyorum.

not: ismimin sonuna 'hanımefendi' ya da başka bir sıfat eklenmesine hiç gerek yok. bu altında yazdıklarınızla birlikte düşününce hem biraz ironik duruyor hem de (önyargılı olduğumdan olsa gerek) tanımadığım insanların bu çeşit hitaplarını biraz samimiyetsiz bulurum.
selamlar

sıradan okur meryem temiz'e

selam ile,

neden yok sorusuna, not'unuzunda etkisi ile cevabım şudur sevgili sıradan okur: redd-i miras evet! eski sayıları beğenmiyoruz, istemiyoruz, tiksiniyoruz o yüzden yok.

takip etmediğiniz bir yayın hakkında eleştirme hakkını kendinizde görüyorsanız, neden eski sayılar yok gibi basit bir soru ile değil de redd-i mrias gibi garip bir suçlama tarzını tercih ediyorsanız, hiç tanımadığınız birisinin size sadece bir soru sorduğu için değer verip 'hanımefendi' olarak hitap etmesini samimiyetsiz buluyorsanız, benimde sizi önyargılı olarak kabul etmem ve bu laflarım sizi acıtmamalı. nitekim sizin dile getirdikleriniz eleştiri bile sayılmaz. çok daha acımasız eleştirilere kimi zaman hak vererek kimi zaman halimizi belirterek cevaplar vermeye gayret ediyorum. eleştirleri de böyle yorumluyorum.

yorumum başlığa uygun oldu mu merak içerisindeyim : )

Neden değişsin ki?

Eleştiri; uyarıdır, ikazdır! Amacı eksiği tamamlamak, yanlışı düzeltmektir. Yol gösterici, yönlendirici olmalıdır. Dolayısıyla, beğenmek veya beğenmemek, övmek yada yermek, yada şikayet etmek ELEŞTİRMEK değildir.

Bizim temel sorunlarımızdan biride, pek hoş görülmemesi nedeniyle, eleştirinin "kültürümüz"de olması gerektiği gibi yer alamamasıdır. Geleneksel kültür, sorgulamayı yasaklar. Geleneksel kültürde, hataları söylemek ayıp, üstünü örtmek fazilettir! Bunun nerelerden kaynaklandığı konusuna girmiyelim. Malum; dilimizde tüy bitti! Genelin tercihi, verdiği hasarı sineye çekip susmak, dillendirenleri de susturmaya çalışmak sa, yapacak çok şey de yok zaten.

Uyarıcı, yol gösterici, yönlendirici bir eleştiri geleneğine sahip olamayışımızın olumsuz etkilerinden, dergiciliğin (genelde yayıncılığın) kurtulması söz konusu değildir! Tek sorun eleştiri geleneğinin olmaması değil elbette; ama sorunların aşılamamasının en önemli sebeplerinden biri olduğu da muhakkak.

Konu bu sütunda tartışıldığına göre, tartışmanın 'Gerçek Hayat' üzerinden yapılması doğaldır. Mesela, dergiyi beğenmeyenlere sorsam; beğenmediğiniz dergiyi neden satın alıyorsunuz? Verilecek cevaplarda ki gerekçeler önemli değil! Esas soru, insanların beğenmedikleri bir ürünü şu veya bu gerekçe ile neden satın aldıklarıdır! Ya da beğenmedikleri bir dergiyi, neden yine de satın almak zorunda hissettikleridir!

"Konular sıradanlaştı tekrarlar arttı, günlük gazetelerin haftalık birikimi haline geldi, hatta magazin kültüründen haber yapmayı benimsediler."

Bu eleştiri haklı ise, ifade etmeye çalıştığım anlamıyla, sağlam, sıkı bir eleştiridir. Ancak bu eleştirinin anlamlı ve yararlı olması için, "Bu yüzden dergiyi artık OKUMUYORUM!" diyebilmemiz gerekirdi! Ancak biz dergiyi hala alıp okuyorsak, asıl soruyu cevaplamak gerekir; NEDEN? Öne sürülecek gerekçelerin önemi yok demiştim. Çünkü,
gerekçeniz ne olursa olsun, beğenmediğiniz dergiyi size satın aldıran nedenler değişmeden hiç bir şey değişmeyecektir. NEDEN değişsin ki!

* * *

Haberin, yorumun iki saat sonra eskidiği, bayatladığı, günlük gazetelerin bile gündemin gerisinde kaldığı, bir ortamda haftalık yada aylık yayınlanan herhangi bir derginin, bir eksiği tamamlaması bir ihtiyaca cevap vermesi gerekmez mi? Kendisine has özelliklere, farklılıklara sahip olması gerekmez mi? Bu ülkede dergilere İHTİYAÇ var. İhtiyaç, batı toplumlarından çok daha ileri düzeydedir üstelik. Ama, ihtiyaca cevap veren (bizim camiada) kaç dergi var sorusunun yanıtı hiç de iç açıcı değildir. NEDEN?!

Bizim camiada çıkan dergileri, kimler neden yayınlıyor diye merak edip incelerseniz; mecmua (dergi) nın anlamına ihanet eden bir anlayışın izlerini görürsünüz öncelikle! Ben size aynı iddialarla (hatta aynı klişeleşmiş cümlelerle) okuyucunun karşısına çıkıp, aynı içeriklerle (benzer bile denilemiyecek kadar aynı!) yayınını sürdüren onlarca dergi adı sayarım. Her birini kaç kişi okuyormuş? Onu da siz araştırın!

İçerik tartışmaya, liyakat, ehliyet, ihtisas aramaya, dergi ve dergi yayıncılığını tanımlayıp sorunlarını konuşmaya gerek yok! Üç-beş şiiriniz; bir kaç öykü deneme yok mu bir kenarda? Sekiz-on kişi TOPLANIN bir dergi de siz çıkarın! İki aya kalmaz öğrenirsiniz; Gerçek Hayatın gerçek sorununu!

Geçmiş dönemlerde ki, başarıların çok farklı sebepleri var. O konuyu ayrıca incelemek gerekir!Geçmişte yürüyerek, koşarak yol alıyorduk! Şimdi otomobillere bindik. Bu meret'de ite kaka gitmiyor Sahi ya! Bu meretin dilinden anlayan var mı?

"biz Türkler barış masasında İstiklâl Harbi kazanmış bir millet değiliz. Bilakis, Batum’u ve Batı Trakya’yı barış masasında kaybetmiş bir milletiz." demiş! İsmet Özel'in dilinden anlayan var mı?

Terminolojiyi değiştirsek mi artık.

gerçekler acı ise tatlı gerçekten uzak...

Bizde 3 yıl süre ile gerçek hayat dergisini takip ettik. o zamanlarda arkadaşın birinin dediği gibi siyasi konulardan bahis açılıyordu. Ama mevcut iktidara toz kondurulmuyordu şu anda bundan vaz geçtiler onlarda anladı sanırım bunlardan bir cacık olmayacağını. Gerçek hayatta en büyük değişim bu bağlamda oldu. Eski sayıları bazen elime alıp bakıyorum. Türkiyede değişen herhangi bir durum yok. Yani 3 yıl önceki dergiye dokunmadan bassalar gündem aynı.

İşte bu tip gerçekler insana gerçekten acı geliyor...

mehemmed bilal beyefendiye

selam ile,

'onlarda anladı sanırım bunlardan bir cacık olmayacağını' tesbiti haricinde söylediklerinize bir yerde katılıyorum. bu bir cacık muhasebesi değildir. eğriye eğri doğruya doğru deme gayretidir.

.konu Dışı Bir Soru...

selamlar,
gerçek hayatı azimle takip edenlerdenim:)
Fakat bir problem var, önceleri alamadığım sayıların yazılarını siteden rahatlıkla okuyabiliyordum...
Fakat bir süredir gerçek hayat sitesi 'en dandik' virüs programlarında bile sakıncalı site olarak görülüyor. Üstelik bunu birkaç bilgisayarda test ettim. Madem ilgilileri burada bu konuya da el atarlarsa sevinirim.
Kaliteli bir süreli yayına yakışır site olması temennisiyle...

fatma sual hanımefendiye

selam ile,

bahsettiğiniz problemden dolayı biz de sıkıntı yaşıyoruz. server'dan kaynaklanan bir problem olduğunu ve giderilmesini beklediğimizi söyleyebilirim.

ilginiz için teşekkür ederim.

fikirden fikire fark vardır azizim

faruk yücel kardeşim, abim...
ben fikrimi zikrettim sadece katılmak veya katılmamak size ait. siyasi meselelerle ilgili bir fikrimi de ihh için düzenlenen proğramla alakalı başlıkta dile getirmiştim. siyasi konuları takip etmek her insanın harcı değildir. sizin döneminizde mi çıktı bilmiyorum ama o kadar uzun olmayan dönem de vakıflar yasası ile ilgili gerçek hayat dergisinde bir yazı vardı. sadece bu yazı ( vakıflar yasasını güzel bir tarzda masaya yatırmış yazar ) bile ülkeye atılan kazıkların boyutunu görmemize yetecektir. cacık olur mu olmaz mı devam edilir elbette...

gerçek hayat ; hayat gerçek

dergimiz olması gereken bir çizgide. bırakın da dikenlerin arasında da bir gül açsın.

dua ile..

heyecanını kaybetmek

Ben de uzun süre (galiba 5 yıl oldu) dergiyi heyecanla takip edip sonra daha seyrek okumaya başlayanlardanım. Yalnız bunun sebebi dergiden ziyade benim heyecanımı kaybediyor olmam mı diye de düşünmüyor değilim. (Elbette bu tamamen benim zayıflığım, kimseye çamur atmaya çalışmıyorum ama dergiyi eskisi kadar heyecanla okuyamıyorsak bazen de bunu kendimize yormalıyız diye de söylemeden geçemeyeceğim. Bizimkisi gibi değişmeyen gündemler çağında yaşıyorsa insan bu sıkılma normal bile sayılabilir)
Bunun yanında;
Derginin kadrosunu yenilemesi bence ayıplanacak değil bilakis takdir edilecek hususlardandır. Zira hepimiz dergicilik(ama edebi ama siyasi vs.) deyince kemikleşmeden şikayet etmiyor muyuz?
Derginin o amatör o militan ruhunu koruyabilmesinin yolu da budur diye düşünüyorum.
...........

suyu biz böyle geçeriz
bizi afet sanırlar

Genç ve dinamik

Gerçek Hayat oldukça genç bir kadro kurdu. Ama bunun da ötesinde hedef kitle olarak ta gençleri seçmiş gibi görünüyor. Bunun nesi kötü diye düşünülebilir... Gerçek Hayat'ın ağırlığını ve gücünü hissettirebilen bir medya olması için okuyucu profilinin de buna uygun olması gerekir.

Ayrı ırklardan,dillerden

Ayrı ırklardan,dillerden olsada müslümanlar kardeştir düsturunca bir Suriye seyahatine çıkmıştık.Döndüğümde gördüm ki biz yeni köprüler atma çabasındayken buradaki kardeşlerimiz kurulu köprüleri yıkmakta bir beis görmüyor.
Muammer Derin Bey'e
evet belki kültürümüzde eleştiri geleneği gerektiği gibi yer almıyor fakat eleştiriden hisse çıkarmakta maalesef ender rastlanan bir fazilet.Niçin hemen saldırıya geçiliyor anlamıyorum.İnsan en çok sevdiklerini eleştirir Çünkü en mükemmel onu görmek ister.Yaban zaten bizden değildir.Biz bizden olan için daha iyisini isteriz.Bir de bu gözle değerlendirilse...
Beğenilmeyen derginin satın alınmasının sebebine gelince...
(Gerçi hiçbir gerekçeyi kabul etmiyorsunuz!)Sahiplendiğimiz,bizim dediğimiz bir dergiyi bazı noksanlıklarından dolayı destelemekten vazmıgeçelim?Siz ağrıyan parmağınız yüzünden kolunuzu kesip atıyormusunuz?İsmet Özel'in dilinden anlarız ve bizce o masadan hala kalkamadık...Birde bu gözle bakabilirsek mesuliyetlerimizin daha farkında olacağız sanırım.
Faruk Yücel Bey'e eski sayılarla alakalı olarak 'beğenmiyoruz,tiksiniyoruz'sözlerinizi üzüntüden öte duygularla okudum.Yanlış anladığımı düşünsemde koyacak hiçbir yer bulamadım.Açıklarsanız sevineceğim.
Son olarak;Gerçek Hayat bizim için sadece bir dergi değil hayat duruşumuz,ideolojimizdir böyle biline!
Lütfen uslubumuzda daha özenli ve dikkatli olalım!

serpil kendir hanımefendiye

selam ile,

açıklamaya luzum var mı bilemiyorum, o diyaloğun öncesi ve sonrasını bir daha dikkatlice okursanız ironiyi sanırım anlayacaksınız.

velhasıl kötü bir şey değil : I)

Gültekin Avcı Gerçek Hayat'ta

Yukarıdaki bütün eleştirileri bir yana bırakarak, dergide yazarlık yapan birinden bahsetmek istiyorum:Gültekin AVCI.

İsmini ilk defa Timaş yayınlarından İstihbarat Teknikleri kitabıyla duymuştum. Çok zevkle okuduğum bir kitaptı. Ancak mesleki kariyeriyle ilgili o zamanlarda yaptığı öngörüsünün zamanla gerçekleşmeye başlaması biraz üzücü.

Daha sonra Karanlık İlişkiler, Doğu'nun İstilası, Seçilmiş Terör, İstihbarat Oyunları, Kıyamet kadınları, Kürt Buhranı adlı diğer kitapları çıktı.En son kitabı Genel Kurmay Cumhuriyeti.

Okuyamadığım için kayıp bildiğim iki kitabı var. Biri Karanlık İlişkiler diğeri Genel Kurmay Cumhuriyeti. Bu iki kitabın diğer özelliği yazarı hakkında dava açılmış olmasıdır.İlk soruşturmasında Adalet Müfettişlerince kendisi hakkında "deli raporu" bile istenmiştir.:) Ülkemize aslında akıllılar değil deliler lazım:)Sanırım bu soruşturma hala devam ediyor.

Son öğrendiğime göre son yazdığı kitap hakkında da Genel Kurmay 301 kapsamında suç duyurusunda bulunmuş.

Ülkemizin karanlık yönlerini cesurca! araştıran ve bizlere ulaştıran değerli kalem Avcı'nin Gerçek Hayat'taki yazılarını mutlaka takip edin!

Son kitabını inşallah okuyup sitede tanıtma fırsatını buluruz.

kitap almayanı dövüyorlar

hafta sonu fatih mutlu kardeşimin istanbul'da olmasını vesile bilerek gerçek hayatımıza uğradık iki sefer.faruk yücel'in (kanal a muhabiri kadir metin'in veciz ifadesi ile faruk bey'in:) oturduğu masanın tam arkasında derginin ciltleri vardı. bir gün önce kadir metin ile derginin ilk kapağı hakkında hummalı bir iddiaya tutuşmuştuk.ben "taş fırlatan tekerlekli sandalyedeki adam" derken kadir metin "dua eden aliya izzet begoviç" portresi demişti.
ikimizde faka bastık. aslında bilboardlarda tekerlekli sandalyede taş atan o değerli adam ve iç sayfada ise bilge kralın dua eden resmi vardı bu sebeple ikimizde teğet geçmiş oldukta denilebilir.
dergiden kimler gelmiş kimler geçmiş diyerekten yeniden göz attım.kimleri okumamışız ki.zelan, menteş, gökhan abi ve daha ismini sayamadığım nice büyüğümüz.meksika sınırı şiiri mesela ilk sayıda yayınlanmış.tarık tufan yazmış bu dergide, dücane cündioğlu yazmış.
şimdi konuştuğumuz üç adamdan birisi "ah nerede o eski gerçek hayat" diyor. biz üç arkadaş otobüsle karşıya geçerken acizane bir tespitte bulunduk. "abi dergiden resmen edebiyatçılar resmi geçit yapmış"
kadir metin'in evinde "şehrengiz" dergilerine bakarken bir reklam gözüme ilişti.
gerçek hayat; hakan albayrak ve gökhan özcan'ın çalıştırdığı siyahi boksör.
gerçek hayat faruk yücel ile çok daha iyi işler yapacaktır inşallah. ben iki gün boyunca "şu şöyle olsa, bu böyle olsa, şurada da şu olsa, şu şu şekilde olsa, bir de derginin boyası elimizi boyamasa, bana bir şifa tefsiri verseniz" diyerek faruk yücel'in kafasını ağrıttığım için burada çok ayrıntı vermeyeceğim.
şunu belirtmeden geçmeyeyim ama ümmühan atak ve faruk yücel dergiye gelenlere kitap hediye ediyor almayanı da dövüyor.
(faruk abi fenerbahçeli olursan o dürümün fiyatını söylerim:)
selam ve dua ile...

cesurca bir teklif :P

abdurrahman abi, fenerbahçeli olursan o dürümün fiyatını söylerim diyorsun ya, bu kafayla daha çok dürüm ısmarlarsın bize : )

gerçeğin hayatı...

gerçek hayat dergisini ilk sayısından bu tarafa sektirmeden alan "sıradan bir okur" olarak sanırım benim de, dergimizle ilgili tespitlerde bulunma hakkım var.
1- öncelikli olarak gerçek hayat dergisi bir kadro dergisi olarak yayına başladı. hakan albayrak ve gökhan özcan'ın liderliğini yaptığı kadroda; mevlana idris, selahattin yusuf, suavi kemal, murat menteş, murat zelan gibi kalemler yer alıyordu.
2- dergiye omuz veren kadronun en önemli özelliği ise edebiyatı önemseyen ve onu hayat memat meselesi olarak gören kişilerden oluşması idi.
3-gerçek hayat'ın çıkışında böyle bir dergiye şiddetle ihtiyaç vardı.
4-internet bu kadar yaygınlaşmamış, bizler bu kadar sanal aleme esir olmamıştık.
5-başlı başına dergide bir "ismet özel" vardı. "abi sırf ismet özel için alıyorum" diyenleri biliyorum.
6-ilk başlardaki kadro dağıldı. ne menteş kaldı, ne zelan, ne özcan...
7-şimdiki kadro ise haber üreten ve haber peşinde koşan bir kadro. dolayısıyla gerçek hayat "sıradan bir haftalık haber dergisi" oldu.
8-derginin ilk zamanlarında kadrolu fotoğrafçısı halit ömer camcı vardı. şimdi fotoğraf demeyin ne olur...
9-ilk zamandan bu tarafa dergide yer alanlarda önlenemez bir atalet oluştu.
10-dergi bu kadar zaman geçmesine rağmen kurumsallaşamadı.
11- dergiye yeni kalemler dahil edildi. fakat mutfak kısmında yer alanlar da dahil bu isimler dergiye pozitif bir enerji katmadı.
11-bu tespit ağır olabilir: dergi bir kimlik bunalımı yaşıyor! kimi, neden savunacağı konusunda aklı karışık...

son olarak şunu söyliyim: faruk yücel'i dergide ziyaret ettiğimizde dergi adına umutlandım. fatih mutlu, cesur küçük, yusuf armağan ve adını anımsayamadığım isimler faruk'a omuz çıkarsa ortaya hepimizin takdirini kazanacak cevval bir dergi çıkar. bundan hiç şüphem yok...
hamiş: iş arasında, çay molası vaktinde bunları yazdım, sürç-i lisan etti isem affola...