Hayallerle geriye giderken, şu anın varlığını yaşayamamaktan değilde, sımsıcak güvenli bir aşkın kollarını düşünmek en basiti olduğundan. Taktığımız hayal filmini başa alıp seyre dalarak filmin bir yerinde koptuğunda, tamir edemeyecek kadar izlenip yıpranmıs bu pembe şeritler bir zaman sonra hiç bir işe yaramıyor. Gelecek güzel zamanları yaşama kaybından başka.
Acıları geriye ite, ite sağından solundan yara, yara açılan sevda yarasına'hadi acı, hadi kana bana neee!..'diye bağırdığım son çığlıkla geriye atılan adımlar.O güzel buluşmalara varırken bir tuhaf korkuyla heyecan karışımı yürüyen kadın bindiği arabadan iniyor geri,geri...O araba onun için hep orada kaldı...
Aynanın karşısında uzun zamandan beri durmuş bakıyor...
Kayboluyor gözlerinin rengindeki yosun yeşili toz renk gözkapaklarından. Yanaklarındaki gül kurusu parıltılı pudra uçuyor elmacık kemiklerinin üzerinden,dudaklarını bırakıyor öpücüklerin izleri... Kuru ve açık pembeye dönüşüyor birden bire...
Kirpikleri siyah, incecik ve bakışlarında sade bir hüzün ağlamak üzere, sarılıyor suya...Ellerine bir heyecan düşüyor, duşun altında geçiyor titremesi. Ve sıcak sular bitiyor.
Geceliğinin üzerindeki şalı atıyor omuzlarından yatağın ayak uçlarına doğru. Uykuya dalıyor sabaha doğru...Penceye vuran kar taneleri süzülerek ağlıyor. Caddeden geçen bu kentin ayrılmaz sesini dinliyor. Kimbilir bir daha ne zaman sonra duyabileceği her tekerleğin altına takılıp sürüklenen sokaklardan alıp kendini bu şehirden bir taxsi ile ayrılıyor.
Herzaman bu belkide son kezdir diye vedalaştığı yollar, yazılar,binaların şimdi birinde uyuyan adamı düşünerek gözlerini gezdiriyor yol boyunca her odadan...
Bu uzun insan kalabalığı kuyruğunda bavulunu iterken aslında kendi anılarından ağır olmadığını ölçüyor.Bir muhasebe kafasında neyi alıp veremediğini bilen kalbi hatırlatıyor ona Marmaraya kuş bakışı bakarken. Bu pencereye her gelişinde sığdırdığı bu büyük kente bakıyor bulutlara doğru yol alırken.
Gözlerini yumuyor ağlamamak için...Kalbi boğuluyor yaşlardan, ah ağlıyor mu ne...
Hüzünlerden nefret ediyordu,yakamı bırak diye bir şehirden bir başka kıtaya kendini atan kadın...
Şiir yazmak için açıyor defterini, aslında yazmak için değil dökmek için, rahatlamak, nefes alabilmek içindi yazdığı her şiir...
En son bir yerlerde okuyup düştüğü not takılıp kalıyor gözlerine;''Gemiler limanlarda güvenlik içindedirler ama gemiler limanlar için yapılmamıştır...''
Kalem defter arasında güvende,sevdası yüreğinin arasında sıkışıp ağlıyorlar,ağlıyorlar...
Geri varmıştı gurbete,bu yükle. Bütün mektuplar siliniyordu,günlüğünün yapraklarından şiirler ve beni ara gelince diye yazılmış notun altındaki telefon numarası çıkıyordu aklından...Birden bire unutuyordu kime verdiği'Merhaba'yı...
Hiç söylememiş anın arkasında duruyordu. İlk adım öncesinden bakakala...
İlk adımda yüreğinde ne aşk, ne sevda, ne hasret nede o tuhaf muamma sevgili.
Günlük yaşam,alıştığım gurbet ve ben geriye böyle dönebilsem...
Olcay Yanmaz.Berlin.18.12.2004
Reklam:www.sahika.de\Portal
Yorumlar
onsekiz aralik kışı, öncesind
Cum, 24/12/2004 - 18:14 — zeyneb Ferdaonsekiz aralik kışı, öncesinde gecen her koca yilin koca harflerle istisna basliklarinin atildigi bir gunse sayet bana münhasir olarak; ve siz kış dediniz ve gurbeti de ekleniz ya sokaklarina o günün...
yazinizdan etkilenmemek imkansiz..
kisi sevdikleriyle beraber olacagina göre kimi sevdigine dikkat etmelidir!.
Zaynebi'ye...
Cts, 25/12/2004 - 03:41 — Olcay YanmazBir paragraf ki...bu kadar yankınımdan geçen...hani yıllardır beni tanıyor gibisin,ben de seni sanki deriz yaaa...işte öyle bir şey...ama...
benim aptallığımı,sizin akıllılığınızı bulduğum son cümle;sevince dikkatimiz mi dağılıyor,yoksa sevgiyi hiç tartıya koymadığımızdan mıdır nedir...safça her güzel laf edene ,her hoş karşılayana,ve ebeyden alınmıs bir duru ve olduğu gibi olan insanların karşısındaki her insanı da kendi gibi görmesinden midir nedir...ki,kanmak bu...inandırdım yüreğimi beni yanlız bırakmayan,beni kırmamak için doğrulara bir süre inanmış gibi yapan yüreğimi...
şimdi neyle kandırsam...
ben dikkat etmedim sevdiklerim beni ne kadar seviyor diye...
mesajınız öyle sıcak öyle anlaşılırdı ki 'zeynebi'şu an nasıl geldi ise öyle tuşladım klavyemdeki harfleri...
ki;
yazmak çıplak kalmaktır,ne kadar yazdımsa o kadar üşüdüm...
bu yürekle anca böyle yaşadım...
sevgilerimde başka olamadım...varsın benimle olmasınlar...
ben yüreğimi incittim o da beni...birbirimize katlanmak zorundayız şimdi...
sanırım burada bitirmeli yazdıklarını bu büyümeyi beceremeyen,bu koca kız yoksa,cemaat şaşıp kalacak...
: )
liamaria
Cts, 25/12/2004 - 19:45 — zeyneb Ferdaayni duygulari paylasan yureklerin sahipleri bir yerlerde bulusma-tanisma ihtiyacina muhtac degillerdir.. 'o nedenle kelimeler birbirine yanki olacak kadar netlestirdi bizi demek' geciyor icimden..
'yazmak çıplak kalmaktır' ne kadar hakli ifade etmissiniz, lakin üsümenizi istemezdim..
ki, bazen yazmak cogalmaktir da..
ve bazen huzur ve yanmak oluyor :)
yazmanin; 'en yanimiz'a yakin 'en' hali olmasi dilegiyle..
ve inanin yorumunuza yorum ekleyen cok kelimem var suan, ama ben klavyenin özgür oldugu kadar üzgür olamadigim icin parmaklarimi cekerek ona isyan ediyorum..
kimbilir belki baska zamana..
kisi sevdikleriyle beraber olacagina göre kimi sevdigine dikkat etmelidir!.
Hassasiyetlerinizden özür dileyerek...ACABA?
Cts, 25/12/2004 - 12:55 — Cengiz DaliAcaba;
İçimizdeki onca aşk gücünü çalıştırsak şu "yol" için!
Leyla saçı yerine mürid saçı okşasak?
Melankoli anlarında Yar'i O'ndan dilesek!
Dua edebilsek,kalbimiz sıkışıncaya kadar?
Olur mu ki?
-----------
"İçine Doğru derinleş ve dibi görünmeyen bir kuyu ol!/Hüzün imp. Yolculuk"
Olur mu ki...
Cts, 25/12/2004 - 20:46 — Olcay Yanmaz''Dua etsek kalbimiz sıkışıncaya kadar
Olur mu ki..''
ki değil eminim!
dua ediyoruz...
ama sıkışmalar başlayınca bu sıkışmalardan bizi ayıracak dualara...
teşekkür ederim 'özür dileyerek başalayan hassasiyet dolu yorumunuz için:))
Hem kim ister 'DUA'larının gerçek olmasını ;)
Paz, 26/12/2004 - 14:46 — Ahfa Sûeda....