Suyun pınardan içildiği,
ekmeğin tarladan biçildiği yere gidiyorum..
Sen ne dersen de!
içimdeki huzurla gidiyorum,
yavaş ve asude..
İşte..
gördüğün gibi!
arabam oldukça eski,
ve tekerlerim eğridir
ne ki; yoldayım hâlâ
yol tekerden berîdir
Bak dinle evlat!
şehir dediğin tamam!
büyük mü büyük..
lakin şimdilerde bir dünya dolusu yük..
Şu eşek gibi taksan arkana, taşıyamazsın,
bereketi bul ki; o seni taşısın

mavi gökyüzünde beyaz bulutların raks ettiği mevkiden
gri sis kümelerinin aynı isimle anıldığı yere doğru..
yani koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi dendiği gibi aynı
ve sadece köyden şehre çıkılamadığı için değil
en azından şimdilik, büyük bir tevafukla ve laf olsun diye de değil..
sözün özü, köyden şehre inerken çıkıyor karşıma.
O, dünyalığa dair nazarını simgeleyen eğreti arabasının üzerinde sabit
siyah beyaz bir zamana ait
ama saf
ama davetkar bakışlar fırlatırken ama
hayatın devam ettiğini ünleyen bir söz çarpıyor kulağıma.
Oysa ben.. evet evet! hem de fluluğun tavan yaptığı bu zamanda
hemen her şeye rağmen ve halihazırda
direnmek istiyorum akıp gitmekte olana.
Yarına dair umutlarımızın kurlara endenkslendiği şehirlerde
kaş yaparken gözlerimizi çıkaran
bazen gürültüsüyle uğuldayarak uyaran
ve yine bazen sinsi ve sessiz
yönü ise çoğu kere belirsiz
iştahı aşikar ve gizli dalgaların içine düştüğümüz halde
içinde olduğumuzu zannettiğimize..
durmasa da dur diyebilmeyi istiyorum
Hayır, hayır!
içinde ve akıntıya karşı ‘olmazı’ değil.
Bir gayretle sıyrılıp karaya çıkmayı
akıntının tersine yürümeyi..
hatta ‘hayat akıp gidiyor’ gibi bilindik
ve tam da bu sebeple inciten itirazlar sebebiyle
karşı koyamadığım dalgaların kıyısında oturarak,
tek kelam etmeden susmayı yeğlemeliyim.
Kınayanın kınamasına bakmadan itiraf ediyorum işte!
Gönül çok şey ister ama
reyim şu takadan yana.
Sırtını şehre..
ayarı kaçmasına rağmen adına hâlâ medeniyet denen bereketsizlik otağına
yani akıntıya karşı dönmüş
şu zihni arı,
burnu egzoz dumanı,
kulağı gürültüden azade,
asfalt ve betonun şerrinden toprağa sığınmış adamın durduğu yeri istiyorum.
Derdimin, sabahları horoz ötüşleriyle uyanmak olduğunu sanmayın sadece
tıkanan ciğerlerimi temiz hava ile doldurmak da değil
Lazım olduğu kadarını duymayı
ruhumu canlı tutan bedenim için lazım olduğu kadarını kazanıp
lazım olduğu kadarını harcamayı istiyorum
Süpermarketlerden azade reklamsız bir hayatı lazım olduğu kadar stres istiyorum kısaca
İnsanı insanca istiyorum, insanı insanca!
Taşradan medeniyet olur mu demeyin bana!
akıntıya medeniyet diyorlar şimdi
azgınaysa medenî!
Şimdi bir daha düşünüp söyleyin bakalım
Kim ne yapsın asudelikten edeni
Ağır yaşamaktır talep ettiğim
hayatı ıskalamadan,
farkında olarak ve yavaşça sindirmeliyim
‘Bir lokma, bir hırka’ değil derdim
bereketin ve fıtratın olduğu yeri istiyorum sadece
yoksa ne diye şehre sırtımı döneyim
Tanımadığınız birine gönül rahatlığıyla selam edememekten mustarip değil misiniz!
Hani insandık hepimiz
İşte bunun için ’hayat akıp gidiyor’ diyenlere artık sırtımı dönüyorum
çünkü akıp gitmesi gerekenin
yakıp geçmemesi gerektiğini biliyorum
Ve Tanrım, senden!
yalnız senden diliyorum
Bize direnmek için güç ver..
Yorumlar
Hira yolu....
Çar, 27/06/2007 - 00:24 — medine doganYaziyi okudugumda kendimi hira yolunda buldum.Aslinda buradak i koyum benim dunyamdaki karsiligi hira oldu....Belkide sehirlerimiz tekrar onarmak icin hiramiza cekilmek gerek.
"Yikilan sehirlerin tekrar kurulmasina inanmayan kimseler inancsiz kimselerdir".
selam ve dua ile...
Bu aralar yazılarınızda
Çar, 27/06/2007 - 21:00 — Ayşenur DemirelBu aralar yazılarınızda hep bir şeylerden sıkılmış ve bir şeylere özlem duyan bir ruh hali hissediyorum nedense.Bazen ayan beyan bazen gizli saklı...Ama bir şekilde bu özlem kendini hissettiriyor bana,ya da her şekilde...Ya da ben bu dertten mustaribim bana öyle geliyor.
İşte bu şiirde de özlemin kokusu buram buram sardı her yeri.Taşra özlemi...Yakıp geçmeyen bir hayat özlemi...İnsanın burnunda bu koku
hiçbir şey almadan yanına gidesi geliyor gerçekten insan olanların arasına...
Selam ve dua ile...
Tam Kadraj
Çar, 27/06/2007 - 22:36 — U.Ali BirkardeşlerHer
dem
taze
söz:
''bereketin ve fıtratın olduğu yeri istiyorum sadece''
İçimizdeki dilsize tam kadraj!
Kalemine sağlık Abi.
Bereket ve..
Per, 28/06/2007 - 00:19 — Selim SevkiogluMedine Hanım,
‘Aslinda buradak i koyum benim dunyamdaki karsiligi hira oldu....Belkide sehirlerimiz tekrar onarmak icin hiramiza cekilmek gerek.’ demişsiniz.
Yazdıklarımı anlamak ve anlamladırmak hususunda tam isabet kaydederek beni devamlı surette şaşırttınız. Evet buradaki şehir ve köy mefhumları ağırlıklı olarak metafordan ibaret. Köy ziyareti sırasında çekilmiş bir fotograf karesinin yüreğimdeki izdüşümünü tasvir etmeye çalıştım. Yazdıklarımı klasik bir derviş kaçışı olarak görmemenize sevindim.
Ayşenur Hanım,
açıkçası, yapmaya çalıştığım şey de hissedilmesini sağlamak. İşin başı farkına varmak ve farkında olmak değil mi ya! Evet, bu özlemi bazen cümlelerimin içine gizleyerek zerk etmeye çalışıyorum. Bu durumun, okur için bir haz sebebi olduğunu düşünüyorum çünkü. Keşfedilen, çabalayarak çözülen şeylerin bir okur için daha kıymetli olduğunu düşünüyorum çünkü. Makes bulduğuna sevindim.
Ulvi kardeşim,
‘bereketin ve fıtratın olduğu yeri istiyorum sadece’. Bu kısa ama öz mukabeleye aynıyla karşılık vermek yaraşsa gerek.
Tam isabet!
İlginiz için hepinize çok teşekkür ediyorum.
Selam ve muhabbetle..
Şehre uzak dan gelen adam
Per, 28/06/2007 - 23:33 — Tuba OkuyanHabibun Necar,iyiliğe sırt verenler ,gitmek isteyince kendisine kal diyecek,O adamı gözleri arar. Uzaklar da kaldı gözlerrimiz,umut uzak da,veya Yasin kadar yakında. B
o kadar acı ki
Paz, 01/07/2007 - 15:39 — rüfeyde kiramBelki yazıyla ilgisi yok ama son zamanda en çok karşılaştıgım bir şeyi paylaşmak istedim
her gün bir sürü çocuk görüyorum inanın dini bilende olsa köy dedinmi hepsi tiskintiyle bakıyor tabi bu
çocukların hatasımı yoksa anne babanınmı? bilemiyorum yakınlaştırmak için bir çocukla tam bir buçuk saat uğraştım ama;
--köylü işte, onlar pis, cahil , bişey bilmiyorlar
düşüncesini değiştiremedim
dünya nereye gidiyor böyle?!!!
--yazı harika tebrik edeyorum sizi devamını bekliyorum
KaBiLe KaRşI HaBiL'leR NeRdE
FiRaVuNu BoĞaCAk KıZıLdEnİz NeRdE
EbReHe'NiN SoNu EbAbİl'LeR NerDe
Bi' HaBeR VeRin DosTlAr Bi' HaBeR VeRiN
evet köy
Paz, 01/07/2007 - 16:39 — alanur efşanEserinizde bahsettiğiniz o temiz havalı ve şehrin bir çok kirinden uzak olan o herkesin 'ıyyyyy köymüüü' diye tiskintiyle bahsettiği ve benimde 'evet köy' diye karşılık verdiğim yerde bir sene kadar yaşadım.Ve gördüklerime göre
o 'cahillerrr' denen kişler öyle içten öyle samimi ki.
Yani sözün kısası;
bazen bende -yazınızdan anladığım kadarı ile- sizin gibi bazen şehirin o sıkıcı insanlarından kurtulup köye o içten
insanların yanına gitmeyi istiyorum..!!.
-------------------------------------------------------------
Atmışlar garibin cesedini kabil sokaklarına
Ayazda!
Tüyler diken diken olmuş, sabah ezanlarında
İsyanda...
Etrafı kuşatmış karakış
Eller niyazda
Sıfır altı sularında hava...