
Bilinçaltı kavramına bu denli farklı bir uygulama yüklediği için Kubilay kardeşimi önce tebrik ediyorum. Allah zihnini açık etsin. Gerçekten insanlık adına faydalı bir uğraş veriyor. “Sizin en hayırlınız insanlara faydası dokunandır.” anlayışıyla hareket etmek, hele bu maddiyat asrında az bulunur bir nümunedir. Bu noktadan da takdiri hak edenlere Allah razı olsun demek düşer bize.
“Kur’an Terapisi” adlı kitabı görünce herhalde birileri yine müslümanların zayıf noktasından isabetli bir atış yapmış, diye düşündüm. Bu da tabii olarak bir önyargının izdüşümüdür. Ancak ne var ki bu suizannımızda Allah beni yanlış çıkardı. Hem, Risale-i Nur eserlerini tanıyan biri olarak “Müslüman hüsnizanna memurdur.” düsturunu bana unutturan Allah, kitabı okutarak farklılığı görmemi sağladı. Haddizatında kitabı, sıradan bir kişisel gelişim kitabı zannetmiştim ve bu minval üzere kendim de bir yazar olarak hatırı sayılır miktarda kitap okumuştum. Bu kişisel gelişim kitaplarından zihnime süzülen nihai usare şuydu: Bir atımlık barut. Evet, sadece bir atımlık barutunuz oluyordu, onu da kitabı kapattıktan sonra berheva zayi edip patlatıyordunuz. Kişisel gelişim kitaplarına adeta savaş açan Bülent Akyürek ağabeyin “İçinizdeki Öküze Oha Deyin” kitabına yine bu sitede yazdığım bir yazıyla sitayiş okumuşken bu kitabın da kişisel gelişimi semaya uruc ettireceğini sanmam boşunaymış. Bu kitap sayesinde Kubilay kardeşimi tanımış oldum. İyi ki de bu kitabı hazırlamış.
Gelelim kitaba. Kitabın içinde yazılanların CD formatıyla elinize ulaşması, işin gerçekten ciddi boyutta irdelendiğinin bir nişanesi. Maddi boyutuyla bir türlü hayatımıza intibak ettiremediğimiz Kur’an ayetlerinin, cevşenin, celcelutiyenin gizli telkinlerle en azından bilinçaltımıza sokulması, beni hayli memnun etmiştir, Allah, ömrünü bereketli kılsın yazarın.
Kur’an, Cevşen, Celcelutiye üçlüsüyle modern çağların kirli görüntüleriyle allak bullak olmuş insan bilinçaltını yeniden manevi olanla inşa etmek, çok hayırlı bir eylemdir. Dolayısıyla yazar, kitabında bilinçaltımızı subliminal mesaj tekniğini kullanarak yeniden kurma, planlama, teraziye çekmenin gereği ve önemi üzerinde duruyor.
Konformizm ve paraya karşı aşırı hırsın getirdiği kazanma hırsı, bizdeki manevi kanalları kapatmıştır. Bunu açıkça söylemekten de kendimi uzak tutmuyorum. Dünya hanında asıl vazifesinin ne olduğunu unutan insan, tevehhüm-ü ebediyet fikriyle malul olmuştur. Ve bu hastalık da onu içten içe yiyerek uçurumun kenarına getirmiş “haydi bakalım şimdi ne yapacaksın?” sualiyle karşı karşıya bırakmıştır. “Başınıza her ne musibet gelirse kendi yaptıklarınız yüzündendir.” (Şura/32) Bu ayetle bir rot-balans ayarı isteyen insan dengesi, bozukluğunun sebeplerini hep kendi dışındaki nesnelerde aramış ve güvensizlik hissiyle dünyaya daha çok bağlanırken manevi kalıplardan da o hızla uzaklaşmıştır. Kendi hayatında kutsal kitabı Kur’an’ın yeri evin duvarında asılı olduğu kısımken kendi miracı olan namaz, haftanın sadece mahsus bir günü olan Cuma diyarında asılı kalmıştır. Bu haldeki birey, cemaat olma bilincini tamamen yitirdiği için sürekli olarak başka telkinlerin yönlendirmesiyle istikamet rotasından çıkmıştır. Hayırlı olsun!
Bu telkinlerin maalesef açıktan olanları olduğu gibi kitapta bahsedilen kısmıyla gizli olanları da mevcuttur. Sinema, tv, çizgi film vb. yollarla evimizin değil taa zihnimizin, bilincimizin, bilinçaltımızın da altına el atmış olup o bakir alana tecavüz eylemişlerdir. Müzik piyasasını çok iyi değerlendirerek ruhlarımızı şeytanın yoluna kurban verme hususunda çok mahir olan bu illet mahluklar, önü alınmazsa çok daha vahim sonuçlara ilerleyen zaman ve zeminlerde imza atacaklardır, hiç şüpheniz olmasın.
Kubilay Aktaş kardeşimiz, bu alana bizi davet ederek bir tür, manevi set kurmamızı istemektedir. Bunun için Kur’an, Cevşen, Celcelutiyeyi salık vererek neyi nereye ekmemiz gerektiğine ışık tutuyor.
Çocuklar için gerçekten çok tehlikeli olan negatif telkinlere engel olabilmek için öncelikle iyi bir aile olma gereğini sanırım hatırlatmama lüzum yoktur. Küçük yaşlardaki telkinlerin ne kadar etkili olduğunu ispatlamak için Bediüzzaman Said Nursi’nin bir hatırasını da kitabına eklemiş yazar. (Sayfa 55)
Hiçbirimiz sonuç olarak sütten çıkmış ak kaşıklar değiliz. Günahları işlemede bir yarış içine girdiğimiz şu garip asrın müdavimleri olarak kendi içimize dönüş yapmamız gerektiğini söyleyen bu yazara kulak verelim. Hayatımıza Kur’an’ı, Cevşeni, Celcelutiyeyi, Hadisleri katalım. Onlarla öyle bir hemhal olalım ki bilinçaltımız bile zeminini onlarla tefriş etsin, tezyin etsin. Henüz dünyada iken Cennet hayatını yaşayalım. Öyleyse kolay gelsin. Hepimize.

Yorumlar
Bilinçaltı var mı?
Çar, 20/05/2009 - 12:07 — Seçkin DenizMehmet Bey,
Çalışmalarınızı, emeklerinizi keyifle izliyorum. Bu çalışmanız için de teşekkür ederim.
Katkı babında hatırlatacağım bir husus var. Bilinç-bilinçaltı popularitesi yüksek bir dualistik. İtiraz olarak algılansın diye belirtmiyorum; bilinçaltı(tahteşşuur) bugünlerde varlığı sıkça tartışılan bir husus. Bilinçten ayrı bir alan/sistem oldup olmadığı tartışılıyor.
Mücadele 19: "Şeytan onları hâkimiyeti altına alıp kendilerine Allah’ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, şeytanın tarafında olanlar ziyana uğrayanların ta kendileridir"
Selam ve Sevgiyle
Seçkin Deniz
Teşekkür...
Per, 21/05/2009 - 08:18 — mehmet akbulutNe demek Seçkin Bey, katkılarınız için teşekkürler. her bir bilgi, esasında zihnimizde yeni bir alana yer açmaktadır. Muhabbetle efendim...