
İnsan(kadın-erkek) farklı yaratılış özelliklerine sahiptir. Bu farklılıklara doğumdan sonra bireysel, sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasi etkenlerle ayrışmalar çeşitlenir. İnsanın doğarken getirdiği en önemli ayrışma cinsiyet noktasındadır. Erkek veya kız olma insanın değişmez hallerinden biridir. Cinsiyetlerin kendine has özellikleri de vardır. Erkek ve kadın ilişkileri ve bu ilişkiyi belirleyen farklı psikolojik haller de vardır. Erkek ve kadının birleşmesi ile nesiller devam eder. Toplumsal ve tarihsel süreklilik buna bağlıdır ve bunun şekillendireceği sosyal- kültürel mayadan etkilenir. Birbirini besleyen farklı talepler karşısında insanların ortaya koyacağı tavır önemlidir.
Erkek ve kadın birbirine meyillidir, bağımlıdır. Bu bağımlılık ömür boyu devam eder. Bu bağımlılık öncelikle ruh birlikteliğini aramakla başlar. Erkek veya kadın, her insan zayıftır ve birbiri tamamlamaya çalışır. Evlilik bu tamamlayıcılığın kurumsal ifadesidir. Kur’an- ı Kerim’de erkek- kadın ilişkilerine dair bir çok ayetler vardır. Hz. Yusuf kıssası bu anlamda geniş yer verilen ayetler vardır. Hz. Yusuf’un Mısır’da köle olarak bir melik tarafından satın alınması ve sarayda yetişmesini konu alan bölüm insan psikolojisinin farklı yönünü alan bölümdür. Melik’in hanımı erginlik çağına ulaşan Yusuf’un güzelliği, kabiliyetinden etkilenir. Sarayda kimsenin olmadığı bir vakitte “Onun nefsinden murat almak ister.” Ayetlerde bu durum şöyle anlatılır:
“Evinde bulunduğu kadın, onun nefsinden murat almak istedi, kapıları iyice kapattı ve "Haydi gel!" dedi. O da" (Hâşâ), Allah'a sığınırım! Zira kocanız benim velinimetimdir, bana güzel davrandı. Gerçek şu ki, zalimler iflah olmaz!" dedi./ Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadına meyletmişti. İşte böylece biz, kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik). Şüphesiz o ihlâslı kullarımızdandı./ İkisi de kapıya doğru koştular. Kadın onun gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında onun kocasına rastladılar. Kadın dedi ki: Senin ailene kötülük etmek isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya elem verici bir işkenceden başka ne olabilir! / Yusuf: "Asıl kendisi benim nefsimden murat almak istedi" dedi. Kadının akrabasından biri şöyle şahitlik etti: "Eğer gömleği önden yırtılmışsa, kadın doğru söylemiştir, bu ise yalancılardandır." / "Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. Bu ise doğru söyleyenlerdendir." / (Kocası, Yusuf'un gömleğinin) arkadan yırtılmış olduğunu görünce, (kadına): "Şüphesiz, dedi; bu, sizin tuzağınızdır. Sizin tuzağınız gerçekten büyüktür."1
Burada erkek ve kadın psikolojisinin farklı tezahürlerini görmekteyiz. Burada “gömlek yırtan kadın” Züleyha’nın hali kadın psikolojisini yansıtmaktadır. Kadın geleneksel tasvir de yapı olarak birçok tasvirde ceylan, erkek ise avcı rolü ile resmedilir. Kadın kaçar, erkek ise kovalar. Kadın şuh ve davetkardır. Erkek ise davete icabet etmek ister. Ceylan- avcı rolü göçebe- taşra psikolojisini yansıtır. Bu hali yansıtan tüm masallar daha ziyade bozkır kültürünün ürünüdür.
Modern çağda kadın kaçan değil “gömlek yırtan kadın” rolüne girmiştir. Bu rol şehir merkezli bir tasvirin ürünüdür. Züleyha şehirde yaşamaktadır. Sokakta, reklam panolarında, televizyonlarda, gazetelerde “gömlek yırtan kadın”lar çoğalmaktadır. Şehrin tüm imkânlarını kullanmakta, güzelleşmeye çalışmakta, en çekici ve davetkâr hali takınmaya çalışmaktadır. Sokak gösteri mekânına dönüşmektedir. Kadınların birçok hali “gömlek yırtan kadın” rolündeki gibi zorla, davetkâr, baskıcı, tehditkârdır. “Türk evliliklerinde yaşanan değişim, Yargıtay üyelerinin önüne giden dosyalardan okunuyor. 'Aldatma'da kadınlar, erkeklere yetişiyor. Kadının aldatması nedeniyle açılan boşanma davalarındaki artış üyeleri de şaşırtırken 'işyeri' aşklarına dikkat çekiliyor. Boşanma davalarının karara bağlandığı Yargıtay 2. Hukuk Dairesi üyeleri, kocalarını aldatan kadınların sayısında artış olduğunu söylüyor. Önceki yıllarda eşlerini aldatan erkeklerin sayısının çok fazla olduğuna dikkat çeken Yargıtay üyeleri, "Son yıllarda karısı tarafından aldatıldığı için boşanma davası açan erkeklerin sayısında büyük bir artış var. Kadınlar da artık erkekler kadar aldatıyor" yorumunu yaptı.
Her yıl binlerce boşanma davasının temyiz incelemesini yaptıklarını belirten Yargıtay üyeleri, 'ihanet' gerekçesiyle açılan davalarda kocalarını aldatan kadın sayısındaki artışın dikkat çekici boyutlara ulaştığını vurguladı.”2 Güzellik salonları, elbise modaları, parfüm, makyaj vs. ile kendinin keşfinde “içindeki kadın”ı görmeye ve ortaya çıkarmaya çalışan kadınlar bu alana sarf ettikleri zaman ve para giderek büyümektedir. Eğlence sektörü kadınlar üzerine bina edilmiş durumdadır. “Eğlendiren” kadın bu rolünü seve seve yapmaktadır.“Kendim için giyiniyorum” yanılsamasını tekrar ede ede kendi olmaktan çıktığından haberi yoktur modern kadının. Oysa başkası için giyinmektedir. Bu noktada başkası sadece erkek değildir. En çok kadınlar kadınlara karşı giyiniyor, süsleniyor. Belirleyici olan yine diğer kadının giyimi, yaşantısı ve tavırlarıdır. Zamanının büyük çoğunluğunu birbirinin dedikodusunu yaparak geçirirler. Diğer kadının evi, perdesi, yaşamı en önemli gündem maddesidir. Gösteri medeniyetinin en önemli öğesi haline gelen kadın bunu özgürleşmenin, kendine ait olmanın verdiği bir özgüvenin ifadesi olarak sunma yanılgısına düşmektedir. Kadınlar sömürü, baskı altında olduklarını iddia etseler de kamusal ve sosyal alandaki etkinliklerini artırmakta ve erkeklerle tarihsel olarak süren “iktidar” savaşını yeni ve farklı versiyonunu ortaya koymaktadırlar.
Modern kadın aklını ve iradesini yitirmiş durumdadır. “Ev” hapishanesinden çıkma ve kamusal alandaki varlığını en üst düzeye çıkarma adına mücadelesini artırmaktadır. Modern “Züleyha” rolünü yeniden ve farklı şekillerde keşfederek yapmaya devam etmektedir. Kadınların “Züleyhalaşmaması” için ilahi vahyin insanın taleplerine göre yaptığı uyarı ve kuralları tekrardan hatırlaması ve yaşam pratiğini buna göre şekillendirmesi elzemdir. İlahi ve beşeri metinler insanın yaşayacağı bu tür yönlendirmelere karşı uyarmıştır.
“Gömleği arkadan yırtılan Yusuf”lar da azalmaktadır. Kadınların bu davetine icabet edenler çoğunluktadır. Züleyha’ya karşı Yusuf tavrı günümüz erkeği için önemli bir göstergedir. Bunun içindeki “Rabbinin işaret ve ikazını”nı görüp irade ve tavrını şekillendiren bir anlayış oluşması iç dinamiklerini besleyecek donanıma sahip olması gerekir. Maksadımız ebetteki bütün kadınları (açık- kapalı) “Züleyha” erkekleri de “Yusuf” olarak nitelendirmek değildir. Bu semboller ışığında insan psikolojisinin evrildiği noktaları göz önüne getirmek ve algılarımız tazelemektir.
Kaynaklar
1- Yusuf Suresi 23- 28
2- Radikal Gazetesi- 24 Ağustos 2007
Yorumlar
Bizler Melek miyiz!
Per, 20/09/2007 - 13:06 — Emine EşgünoğluRüstem bey’in yazısı ve tüm yazılan ve yapılan yorumların tabiki doğruluk payı var.Fakat benim dikkatimi çeken şu oldu.Bütün yaşanan bu olaylarda her iki tarafında suçluluk payı olduğu halde nedense faturanın hep bayanlara kesildiğini ve şiddetli bir şekilde eleştirildiğini gördüm.Bizim kabullenemediğimiz nokta burası galiba.Evden çıkmaması gereken kadın,iffetli olması gereken kadın,edepli olması gereken kadın,kılık kıyafetine dikkat etmesi gereken kadın,itaatkar olması gereken kadın,sabırlı olması gereken kadın ve saire. Pardon ama biz meleğiz de haberimiz mi? Yok:)Bizler nefis taşıyoruz galiba:)
Peki sokaklar da her iki lafın biri küfürlü konuşan erkek,kahve köşelerinde pintileyen erkek,el alemin karısına kızına bakan erkek,istediği konsere istediği şekilde giden bir de buna kılık kıyafatini de uyduran erkek,maçlarda istediği gibi bağırıp küfür eden hatta kavga çıkaran erkek,gömlek yırtan kadın, arkasını dönmeyen erkek.Hadi canım sen de onlar erkek ama.
Acaba her şeyi kadınlar’dan mı? Bekliyoruz…
Saygılar...
Siz melek değilsiniz; biz de şeytan değiliz
Per, 20/09/2007 - 14:24 — Fatih TEZCANMerhaba Emine Hanım;
Sizin saldırıdan ve hatta savunmadan uzak "biz melek miyiz?" sorunuza cevab yazmak üzereyken Nihan Hanım'ın şu alttaki satırlarına gözüm ilişti.Enfes yeterlikte buldum.Buraya dahi alıyorum.
"Ne mutlu o erkek ve kadınlara ki; haramdan korunmak ve sükunete kavuşmak için birbirlerinin elbisesidirler.Ve birbirlerinden mahrum kaldıklarında çıplak kalmışlığın utancıyla bakışları hep yerde gezerler"
...
Bu satırları dua ve hatta istikametgah belirleyip devam edeyim,
sizin melek olmanız söz konusu değilken bizim de şeytan olmamamız söz konusu.
(siz'den kastın genel anlamda nisa,biz'den kastın genel anlamda erkekler olduğunu belirtmem bir yanlış anlamanın önüne geçmek açısından iyidir)
şudur; ben dün gece bu sitedeydim ve bir arkadaşın(ayşegül genç) cemaat orucuna başlayacağını okudum.üzüldüm.yadırgadım.hatta cevabi sayılabilecek de bir yorum yazdım,gönderdim.
"Tamam...Lütfen..." idi...
Bakınız büyük bir yanlış anlama var.Orada kısa izah ettim burada açmaya gayret ediyorum.
Her zamanki gibi net ve şeffaf olmaya gayret edeyim diyorum ama konu fazla nazik...
Mesele melekliğiniz veya şeytanlığımız değil...Ama biraz ironi ve empati meselesi..
Mesele kesinlikle fıkıh değil...Ama biraz tefakkuh ve taakkul meselesi...
Mesele ayrım gayrım değil ...Ama birazcık ümm-et içi farklılık meselesi...
Bakın, O konsere gidenden daha çok o konsere gidip de o resimleri verenleri eleştiren erkeklerden bazıları,
esnaf dükkanlarında oturur ve sabırla Rabbinin Rızkını bekler,olabildiğince İslami yaşamaya çalışır,tek eşlilikten haz alır,harama bakmamaya gayret eder,çağırıldıkları sohbetlere gitmeye çabalarlar...
Bazısı sadece kendi değil zürriyetlerinin dahi hayatlarını İslam'a adamak azminde erkeklerdir...
Bazıları yanında örtülülere hakaret edilse ertesi sabahı cezaevinde uyanmaya namzet erkeklerdir...
Bazıları Allah dostu kabul ettiği kimsenin hayr namına yapacağı imayı dahi emir telakki edecek mertebede Hak Yol aşığı erkeklerdir...
Bazısı Beyazıt'ta polisten biber gazı yememiş müslümana pasif müslüman gözüyle bakacak kadar direniş ve diriliş meftunu erkeklerdir...
Bu yazıyı ben en az 15-20 bin karakter kadar uzatırım ama amacım misal uzatmak değil,yanlış anlamayı gidermek,en azından çalışmak...
Bu konserdeki çarşaf üstü sami yusuf bandı takan ablaların veya "uff ya güzelliğe bak yerim ben seni samicim yaa"yı lisan-ı nazarıyle kameralara yakalanan hanımların eleştirilerini, "abi türbanlı bi aşkım olsun on milyar borcum olsun" diyecek bir şapşaldan veya "haftaya sultanahmet açılıyo oolum bi türbanlılar var bi bakışıyoruz var yaaaa" diyecek bir salaktan değil ancak yukarıda sıfatlarını saymaya gayret ettiğim erkeklerden alabilirsiniz.
Şimdi o erkeklerden bazılarına bu sitede aksi sedalar yükselince o erkekler de kalakaldılar açık söyliyim...
Burasının da binlerce üyesi var ve inanılmaz güzellikte bir "mini ümmet mozaği"yiz.
Problem biraz bunu tam anlayamamakta...Bizde de sizde de...
Bir de insan duygusallaşınca yanlış anlamaya meylediyor.Şimdi kesin mi kesin bu siteden de bu yazıyı okuyanlardan " a a!!!edepsize bak! ben mi demişim sami'ye öyle yerim merim ya?!" falan dicekler de olabilir,çıkabilir yani...
Alakası yok :)
Dün gece girdiğim yorumda dediğim gibi sami yusuf+100 do(L)ar verseniz herhangi bir başörtülünün örtüsünün karesi etmez değer olarak.
Evet,Müslüman olarak ikisi de kardeşim.
Ama birisi 4 senede bir gelip bol sıfırlı bir çek alıp giden yani beni/bizi tüketen bir kardeşim diğeri ise aynı gemide/memlekette olduğum ve bu memlekete ve ümmete çocuklar=müslümanlar=muvahhidler=mücahidler kazandıracak yani üretecek bir kardeşim...
Ha unutmadan bir de çizilmiş bir erkek tasviri var ki evlere şenlik...Karıya-kıza bakar,maçta küfreder,kahvehanededir,sokaklarda küfürlü konuşur falan...
Emine Hanım;bu tarifteki adamın bu siteyle veya bu konser eleştirileriyle işi yok hatta bu adam konserde fortçuydu falan herhalde? :)
Açacağım bahsi diğer bir yazıya havale etmek üzere ertelerim ama;
bu ülkenin müslüman gençleri yani edepli kızları ve müslüman erkekleri arasında, laik dikta ve emperyalist kafirlerin baskıları ve iğrenç icraatları vesilesiyle elle tutulamaz gözle görülemez ama rahatça anlaşılabilir ve yaşanabilir bir sosyolojik yakınlaşma vardır.
Bize düşen her zaman ve her konuda oldugu gibi birbirimizi bulabildiğimiz her fırsatta "yapıcı olmak şartıyla" eleştirmek ve eleştirirken birbirimizin gönül elinden tutmaktır.
Yoksa birbirimizin elini bırakarak yapacağımız show kokan yıpratıcı ve bitirici mahiyetteki eleştirilerin ve kınamaların ne şahsımıza ne muhattabımıza hiçbir getirisi,hayrı,kazancı olmadıgı gibi inanılmaz büyük vebali de olur.
Allah muhafaza buyursun...
Selam ve dua ile...
İslami Misyonu Paylaşalım
Cum, 21/09/2007 - 15:07 — Emine EşgünoğluMerhaba Fatih Bey
Tabi ki bizler melek olmadığımız gibi sizler de şeytan değilsiniz.Genelleme yapmamda ki neden onlar kadar bizlerinde suçlu olduğunu düşünmemdir.Tasvir ettiğim erkek modellerine gelince bu tür erkeklerin varlığının görmemezlikten gelindiği veya bayanlar kadar şiddetli eleştirilmediği’ni vurgulamak için.Tasvir ettiğim erkekler ne dindar erkekler ne de cemaat üyeleri.
Bayanların kılık kıyafetinden dolayı kimlikler’ini ve hangi misyonu taşıdığını biliyoruz.Fakat erkekler’in kimlikler’ini ve hangi misyonu taşıdığını anlamak pek mümkün değil.Bu yüzden ben diyorum ki İslami misyonu paylaşalım bizler de sokakta,konserde sinemada yani her yerde işte ümmeti Muhammet diyebilelim.Yalnız olmadığımızı hissedelim. Amacım şekilcilik yapmak değil tabi ki kimin ne olduğunu Allah bilir.Peygamber efendimizin de yaptığı gibi onların tam tersi giyinerek kimliğimizi belli edelim.Sizler bunu yapabilirseniz birbirimizi daha iyi anlayabiliriz.
Saygılar…
imaj ve mesaj
Cum, 21/09/2007 - 23:07 — Fatih TEZCANesselamualeykum;
hemen heryerde söylediğimi burada da belirtmek istedim.
"düşmanınızın silahıyla silahlanın" akli ve ebedi tavsiyesini bir elde tutalım.
diğer elde de, düşmanın en güçlü toplumsal silahlarının "imaj ve mesaj" olduğu donesini...
demekki imaj ve mesajla ilgili profesyonel ar-ge/araştırma-geliştirme
çalışmaları yapmalı,bunun reklam ve show yeri olan olan medya üstüne uzun uzun düşünmeli ve düşlenmeliyiz.
kabul edelimki,nefsi gıdıklayacak,insanın şehvet-şiddet ve hız-haz dinamiklerini tahrik edecek mesajları, insanın içindeki estetikten ve masiyetten hoşlanan tarafına cuk oturacak imajlarla veriyorlar.bu 1.
2.melek veya şeytanlığımız söz konusu değil.kendisini melek olma azmiyle oraya buraya hapsedenlerin helak olacağını söyleyen bir Resul'un ümmetiyiz.şeytanın adımlarına uymamakla emrolunduk,bu en net islam emri.
o zaman?
imajımızı global anlamda heryerde kabul görebilecek temizlik , estetik ve etkileyicilikte tutup mesajımızı Kuran'ın buyurdugu gibi çok iyi hazırlamamız ve vermemiz, iletmemiz şart!
İslami hayat'ımızı en amatör şekilde yaşamak ama lisan-ı kal ile yapacağımız islami tebliğ çalışmalarını en profesyonel biçimde hazırlamakla mükellefiz.
konu uzun...giysiye daha giremedim bile...yazdığımın bir mislini de silerek ve tashih ederek yazan bir zevallı olduğum için işim daha da zor... :)
3.hanımefendiciğim,unutmayın,yün giyiyorlar diye özel ad konulanlardan "bir kısmı" daha sonra ekolleşerek resmen "İslam adlı dinin yıkmak için geldiği sistemi hem de İslam diye dinleştirmişlerdi"...bu hataydı...
yine bir fahiş hata bugun sarık-cüppe giyen kesimin aşağılanmasıdır.
yine diğer bir hata teşebbüh ve usvetun hasene farkının bilinmeden sarık ve cüppe'nin sahih nebevi sünnet olduğunun sanılmasıdır.
afganistan'daki deri mont giyen kişilerin bazı müslümanlarca sopalarla dövülmesi de ayrı bir dram-trajediydi...
sakalın erkek için farz mı vacib mi oldugunu kesmenin haram mı mekruh mu mekruhsa nasıl mekruh olduğunu sorgulayan formel fıkıh talipleri ve muallimleri henüz bir alimimizin dediği gibi "sakal bir fıkıh değil bir kimlik konusudur" deme basiretine erişememişlerdir.
bayanların tesettüründen bahsederken kendi avret yerlerini dahi örtemeyen dar kotlarla otobüste orada burada arzı endam eden islamcıların varlığı da tenakuz madalyası hakkeden bir resimdir.
yani konu imajın daha yuzde birine gelemedi ve ne kadar dağıldı ortada :)
uzun lafın kısasına telgraf denilir ve bu konu da telgraflık bir konu değil.
son tahlilde bilinizki "islami misyonu paylaşalım" duanıza iştirakimiz söz konusudur.
Allah "ilayı kelimetullah" binasına imajla da mesajla da silahla da kalemle de taş koymayı nasip etsin.
Yine sığınacağımız tek bina da o binadır,İslam'dır.
kainatta söylenebilecek en kutlu kelime La İlahe İllallah'tır çünkü...
Allah ayırmasın.
Eyvallah...
Fatih TEZCAN.
haya ümmetimin üzerinde çok güzel durur
Per, 20/09/2007 - 16:24 — fatih burak cebri"haya ümmetimin üzerinde çok güzel durur, ancak ümmetimin kadınlarının üzerinde daha güzel durur" diyor peygamber efendimiz.
meseleye biraz da bu zaviyeden bakalım bence.
ne var ki rüstem bey sadece kadınlardan bahsetmemiş. iffetli yusufların kalmadığından da bahsetmiş. ve isabet etmiş...
vesselam
Kadına Bakışa Bir Bakış Denemesi
Per, 20/09/2007 - 13:28 — Nihan İkbal"Diğer varlıklar gibi varoluşu;değişmez,eskimez ve pörsümez “tek bir mana”nın işaretçisi olan kadın,sonsuzluğa varan yaratılış zincirine halkalar eklemeye vesile, bir kutlu mana/mekan.Sonsuzluğa halkalar eklerken,erkeğin kendinde “geçiciliği” fark etmesi ,kadına kendi manasının sonluluğunu göstererek,an be an tekrarlanan yaratılışa mekan seçilmişliğinin,Allah’ın varlığına bahşettiği bir hikmet pırıltısı olduğunu tecrübe ettirmesi sebebiyledir ki;kadın bu tecrübeye ortaklık ettiğinden erkeğin önünde bir saygı ve şükran ifadesi olarak eğilir.Ki bu da;”Kendini alçaltanı Allah yükseltir” hadis-i şerif’ince,erkeğin kendini aşmak için kadına muhtaçlığın tersine,kadının kendini kendiyle aşarak yücelişine bir işarettir.
Varlığındaki “kadın zaafını”,kadının yaratılışına iliştirilmiş bir “eksiklik” yaftası olarak okuyup,üzerinden “halife/insan/imtihan olan” vasfını çekip çıkararak ,O’na salt “imtihan sorusu” elbisesini giydirip varlık sahnesinde öyle dolaştıranlar,kadına Yaratıcı’nın bakışıyla değil,yaratılmışlığın eksik bakışıyla baktıklarından,varlık mayasının bir kutlu kadında erkesiz de tuttuğu gerçeğinin işaret ettiği hakikati,dikkatlerinden kaçırarak gaflete düşüyorlar..Erkekler “kadın”da aşmanın “kadın”la aşmanın ve ulaşılması gereken yere ulaşmanın hesabını yapadursun kadın;çoktan sonsuzluk halkasına bir varlık daha eklemiş,kadın olmanın kendisinde zuhur ettirdiği tüm kötü sıfatlardan silkelenmiş ve varlık sahnesinde “anne” rolünü oynamaya başlamıştır bile..Erkek bu durumda da cennetin bir nebze kokusunu duymak için eğilip bir dudak dokunuşu zamana ihtiyaç duyacak ve ancak böylelikle cennetten kendine dünyada bir nasip bulacaktır...
Ne mutlu o erkek ve kadınlara ki; haramdan korunmak ve sükunete kavuşmak için birbirlerinin elbisesidirler.Ve birbirlerinden mahrum kaldıklarında çıplak kalmışlığın utancıyla bakışları hep yerde gezerler…"
Üstad ve Kadın
Per, 20/09/2007 - 15:00 — Halil ErdemYazınıza Üstad Necip Fazıl'ın "Kadın" isimli şiiri ve onun müslüman kadın portresini çizdiği görüşlerini aktararak katkıda bulunmak istiyorum.
"Kadın bir fikirdir; erkekte fatihlik sembolüdür, İslamiyet'te de bu bakımdan, yani öz mahiyeti bakımından değerce büyüktür... Kadının erkek üzerinde rolü de Allah'a erme yolunda yardımcıdır."
"Bugün güya gasp edilmiş haklarını kendisine verdiği için herkesten fazla devrimci geçinen Türk kadını bilmelidir ki, aynı devrim kendisine de kadınlığını kaybettirmiştir."
"İslami inkılabın kadınlarından yüzde yüz İslami çerçeve içinde ve bilhassa kendi cinsini yetiştiricilik vazifesiyle muallim, doktor, hasta bakıcı, muharrir, sanatçı, alim, kâşif çıkacak ve bilhassa fahişe çıkmayacak, bar artisti çıkmayacak, sarhoş şarkıcı çıkmayacak, göbek atıcı çıkmayacak ve nihayet başı boş işçi ve memur yaftası altında cinsiyetini azmanlığa götürmüş pis ve yırtık nevilerinden hiçbiri çıkmayacaktır."
Büyük Doğuya Doğru / İdeolocya Örgüsü
KADIN
Kalıp değil bir fikir...
Elmas sorguçlu fakir;
Açıkta sırrı bâkir;
Kadın...
Çölde kaçan bir serap;
Yönü kementli mihrap...
Mâdeni som ıstırap;
Kadın...
Dipsiz hasrete tuzak;
En yakınken en uzak....
Tadı zehrinde erzak;
Kadın...
Bir işaret, bir misâl;
Ayrılık remzi visâl...
Allah'a yol bir timsâl;
Kadın...
"Hayat iman ve cihaddır."
Gömlek Satan Erkekler
Per, 20/09/2007 - 16:54 — Hakan Al1-her yıl temyizi yapılan boşanma davalarındaki züleyha ve yusufların kimler olduğu hakkında bilgimiz var mı?bunlar yusuf olabilecek kişiler mi ya da züleyha? bunlar kimlerdir kardeşimiz midir? yani islam mıdır bunlar?
2-modern kadın aklını yitirirken modern erkek bu arada nerededir ve ne yapmaktadır?daha doğrusu modern kadına aklını yitirten kişiler sizin dediğiniz- kasdettiğiniz yusuflar olmasın.yada züleyhalar.
3-gömleğin arkadan yırtılması ya da önden yırtılması önemli mi.her halükarda da gömlek yırtıldığına göre burda bir yanlışlık olmalı bence.yanlış ne derseniz..bu gömleğin ne arkadan ne de önden yırtılması gerek..eğer bizler yusuf ve züleyha olma değerlerini göz önünde tutarsak.......o zaman bakın gömlek dahi olmasa....iki tarafta birbirinden kaçacaktır...ya da iki tarafta birbirinin çıplaklığını kapatmak için bir yaprak uzatacaktır birbirine..ya da birbirlerine gömlek satacaklardır........
Güzel bir yazı olmuş
Cum, 21/09/2007 - 01:19 — Hacı PaşaEline sağlık, güzel bir yazı olmuş. Allah kimseyi gömleksiz bırakmasın. :=))
alternatif yazı baslıkları
Cts, 04/10/2008 - 18:59 — ayse sehaGuzel bir yazı...
Bir de su baslıklar altında yazılar yazmak lazım...
"Gomleksiz dolaşan yusuflar"....
"Gomleginin yırtılmasına gerek olmayan yusuflar"....
"Züleyha gibi davranan Yusuflar"..
"Yusuf gibi olduklarını 'iddia' edenler"....