renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Göz Kapaklarım

Farkında olmadan, fasılasız ve sürekli olarak görevdeler gözkapaklarım. Anlıktan da kısa zamanlı bu işlevleri o kadar alışılmış ki... Oradalar. Görevlerini yapıyorlar ve ben fark etmiyorum.

Neden oradalar?

Neden hep aynı aşağı-yukarı; açılıp- kapanma hareketini gerçekleştiriyorlar?

Çok, çok küçük yaşlarda kafama takılmıştı bu soru. İlkokul öğretmenime sormuştum. Biyolojik birikimi itibarıyla izah etti bana. "Göz kapakları gözleri korurlar" İyi güzel de neden? "Bu arada gözlerin sürekli kaygan olmasını sağlarlar". Anladım da neden? "Aynı zamanda dışarıdan gelen darbelere karşı refleksi bir hareketle..."

Bunları anlamıştım. Yine de sorumun cevabını tam olarak alabildiğimi sanmıyordum. Sustum tabii. Tek tip eğitimin ürünü sevgili öğretmenim içimdeki boşluğun farkında değildi. Korkutarak ve zoraki öğretme programının bir parçası olduğunu çok daha sonraları anlamıştım. Çünkü benzerleri o kadar çoktu ki.

Uzun bir süre unuttum bu soruyu. Unutmadım da aklımdan çıkardım desem daha doğru olacak. Aklımdan çıkardım... Ta ki lise çağlarımda benden birkaç yaş küçük erkek kardeşimle boğuşurken, sedirin üzerinde örgü ören annemin elindeki şiş gözüme değene kadar.

Çok şükür kalıcı bir araz olmadı ama hem acı çekmiş hem de uzun süre bir gözüm kapalı yaşamak zorudna kalmıştım. O zaman göz kapaklarımın yeterince koruyucu olmadığını fark ettim ve yeniden aynı soru girdi aklıma. Neden? Neden varlar? Neden oradalar ve nedne sürekli açılıpğ kapanıyorlar?

Bir cuma günü, beni zorla namaza sürükleyen arkadaşımın sayesinde namazımı kılıp dışarı çıktığımda bir dükkana yöneldik. "Gel" dedi arkadaşım "Burada çok şey öğrenebileceğin bir ağabey var. Seni onunla tanıştırayım"

Aslında hi sevmezim böye tanışmaları. Uzun nutuklardan kaçmak en çok ve en iyi yaptığı şeydi. Çaresiz girdik dükkana. Bu abi hakikaten değişik bir abiydi. Kapıdan giren, yeni yetme iki genci hararetle ve eşvkatle kucaklayacak, onlara büyük adma muamelesi yapacak kadar değişik. Sanki içimizden geçenleri anlamış gibi hemen kapıya yönelip karşıdaki dondırmacıdan iki dondurma sesledi bize. O zamanki yoksul yapımız içinde dondurma eşliğinde nutuğa katlanacak kadar sevindirmişti bu hareket beni.

İçeride bir kaç yaşıtı ile sohbetteydi ağabey. Bu arada nasıl yapıyorsa dükkana giren müşteri ile meşgul oluyor sonra sanki hiç kopmamış gibi sohbete devam ediyordu.

Bilgiç tavırlı anlatıcılara inat kendince konuşan bu insanları biraz sıkıştırmak geldi içimden ve o benşim meşhur sorum. Pervasızca lafın tam ortasına girdim. "Bir şey soracağım" dedim. Koca koca adamalar konuşmalarını anında kesip gülen gözlerle bana döndüler yüzlerini. Çok utanmıştım ama yine de devam ettim. Sorumu sordum ve ekledim. Neden?

"Gözlerini kapat" dedi abi. Kapattım.
-Ne görüyorsun?
-Hiç bir şey?
-Şimdi aç!Ne görüyorsun?
-Sizi...
-Tekrar kapat! Ne görüyorsun?
-Karanlık.
-Şimdi aç! Ne görüyorsun?
-Dükkanın içini...

Bu böyle uzadı gitti. Ben her kapattığımda başka şeylerin, açtığımda başka şeylerin farkına varıyordum. Bir yarım saat sürdü bu hareketler ve sorular. Her seferinde sanki gözüm biraz daha açılıyordu ve ben hiç sıkılmadan sürdürdüm bu oyunu.

Sonra abi yüne gülümseyerek "Tamam" dedi. "Artık normal olarak bakabilirsin." Sonra hiç bir şey olmamış gibi sohbetlerine devam ettiler. AMa sohbet dönüp dolaşıp görmeye, bakmaya, fark etmeye ve en sonunda da zikre geldi. Nasıl oldu anlamadım ama geldi işte. Galiba iki saattir oturuyorduk orada ve ben değişiyordum.

Ritmik, istem dışı hareketlere ilgim böyle başladı. Hemen hepsi sebepliydi. Mutlaka ama mutlaka İlahi bir nedeni vardı. Yan, tali görevlerini yerine getirirken asıl görevlerini gizler gibiydiler. "Arayan bulsun, düşünen öğrensin" havasındaydılar.

Artık ne gözlerimin hareketlerini yadırgıyorum, ne kuşların kanat çırpışını... Ne dalından düşüp düşlmemekte tereddüt eden yaprağın salınışını, nede yüzüme vuran yelin etkisini. Hepsi birbirine bağlı ve birbirinden etkileniyor. Hepsi aynı sessiz ibadeti yrine getiriyor.

Dünya dönüyor. Evren dönüyor.

Göz kapaklarım açılıp kapanıyor. Zikrin her türlüsünü huşu içinde izlerken, cemaatin birlikte secdeye baş koyup kalkmasıyla eşlik ediyoruz bu zikre.

Gözkapaklarım hala görevde...