renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Gözlerin ve Kurşunlar; Hayat

Bir gün yine karşıma çıksan, hayatın bu nüktedan dokunuşunda herşey fotoğrafın kadar sepia...

Bir şarkı dinlettim yine bahara, içimden affetmek geçti şiirler yaralarken kan ravan gençliğimi! Şiirler patlattım gözlerinin önünde bekçilerin; kimse ses edemedi, dünyayı yıksam kimse umursamayacak sanki. Ne malayaniymiş, ne de boş varlığın! Anlamak anlamsız karelerden geçiyor şimdi. Patlattım flaşlarımı yaktığım fotoğraflarımızın üstüne. Bir şarkı daha dinledim adın henüz dilimde, unutmak istiyorum ama niye?

Yeni bir yaşam için çok mu erken geçtik bu yoldan; kaybolmak için çok mu erken anladı bizi hayat, bilmiyorum. Çok şey bildiğimden değil bu zembilli sözlerim, bu yanıltıcı hava; bildiğimin eminliğinden geçiyor sözlerim. Anlamlandırmak için etliyi sütlüyü çalışmalıyız, bu gidişle öyle görünüyor ki çalışmalıyız. Bir yaşam istemeye tutulmuş yüzümüzü yok etmek istiyorlarsa eğer, gözlerimin içine de içine bakıp yüzüme haykırmalılar bu çirkin sözlerini. Bir kül tablasından külleri dökmek gibi olsaydı hayat; her an ayaklarımızın altına serilmiş olanları ile bir yol olurdu ezilmişliğin yürüdüğü gözlerimize. Çok mu yalancı bir bahar yaşıyoruz, çok mu geç olacak yine yarın? Bilebilseydim yüzümde açan o kırmızı güllerin aşkını!

Gittikçe yassılaşan bu dünyanın meridyenleri artık o kadar daraldı ki! Her an bir birine çarpıp başımızın üstünde patlayacakmış gibi bu kuşlar. Eskisi kadar da yavaş değil artık hastalıklari, bir yakasından tuttumu bizim yaşlı mavimizi hayreyle Ya Râb mesafelerin boşluğunu. Bir dağın yamacına serilmiş ve tırmanabilenlerin tek bir karede görebildiği dünyanın üzerinden atlamaya çalışmıyor bu badireler, bizim geçeceğimiz de yok zaten bu dereden. Yuvarlanan taşlara ne kadar yaşam vereceğiz, daha ne kadar umut besleyeceğiz bu sarp kayaların dualarında; şimdi uzakta ruhun, odam hayalsiz ve ruhsuz tıkınıyor yine, ve yine dinleyen birileri yok beni bu ruhsuz kelimelerde. Dünyanın sonunu yazmaya kalkan ellerim ve yaşamaya çalışan yüreğimin tik taklarını duyuyor insanlar. Sessizlik!...

Boşluk ruhumuzda titrek dallar arıyorken ellerimiz de yokluğu arıyor. Hissedebilmek için eğiliyoruz henüz ateş bulunmuşken üstüne. Sıcak! Aslında daha değilken döküldü sıcaklığım sıcağın üstüne. İsmini birileri koymuş ve bende buna tabiyim. Çaresizce olsa da; sıcak! İkinci bir savaşın ortasında büyük bir aydınlık, cesetler fışkırırken topraktan ölüm akıyor geleceğe. Makinaların ellerine dokundun mu hiç bir gece kendi sokağından geçerken...

Direklere takılıyor sözlerim, ben tellerden geçmeliyim. Sesim değişse de içinde hayata böyle de seslenmeliyim.

Bir şeyler duyuluyor uzak mesafelerin yakın ölümlerinde:". bir gün yine anlamlandırmak için hayatı ellerimizi kaldıralım gökyüzüne! Ölümün bostanlarından alınmış yemişlerle doyuralım karnımızı; bu insanlar korkuluk gibi durmuyorlar mı içlerinde? Yine ölelim hep beraber, şöyle toplanıp usulca deniz kıyısında, kaydırdığımız taşların üstüne çıkıp. Söyleşiriz belki saatin kaç olduğunu ve metal ile kanımızın ne kadar da uyuştuğunu..."

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

SESSİZLİK...

Merhabalar;

Hayat kategorisinin altına yazılmış,hayatın içinden bir paylaşım okumamama vesile oldunuz,teşekkür ederim.
Cemaat com a çok fazla yorum yapamasam ve yazı yollayamasam da takip etmeye çalışıyorum.Yorum yapılan onca yazı ve paylaşım içerisinde doğruyu söylemek gerekirse yazınıza yorum yapılmamış olması benim dikkatimi çekti ve daha dikkatli okumamı sağladı...

Tam anlamıyla içinizden dökülenlerden oluşmuş bir yazı Gözlerin ve Kurşunlar;Hayat...

En çok kendimizi bulduğumuz yazılara yorum yaparız ya biz.Hani öyle bilinir !!! Nedense bazı zamanlarda aynalardan,kendimizden kaçışlarımız göz önünde bulundurulmaz.Bu anlar genelde sessizlik ve tadilat anlarıdır.İşte bu ve aslında bizi anlattığını adımız gibi bildiğimiz diğer bütün yazıların sonunda olan kaçınılmaz son karşımızda SESSİZLİK...

İçinizden dökülenler tercüman olmuş halimize ve üzerine ne sorulacak soru kalmış ne verilecek cevap.Bu yüzden boş kalmış yorum yeri...

Geçici ses tenefüsümle bunları anlatmak istedim.Başlayan ders Sessizlik...

Yüreğinize,kaleminize sağlık...

"Bir şarkı daha dinledim adın henüz dilimde,unutmak istiyorum ama niye?"

Selamlarımla...

"En karanlık an şafak sökmeden önceki andır..."

yağmurmah

Hilal Şakar'a

Geçip giderken takıldığınız,okuduğunuz ve okurken sonra bu satırları yazarken üzerinde düşündüğünüz şeyler adına ben teşekkür ediyorum. (boş kalma tesbitine de ayrıca:) Ara ara geçtiğimiz bu mekanda bir hoş seda bırakıp devam etmek niyetindeyiz. Kaçış mevzuu beni hayli yoruyor. Galiba en iyisi bu, sessizlik.

...mavinin derinlikleriydi gökyüzünde unuttuğumuz; bir çember vardı aklımızda varsa/var, yoksa/yok...

ASIL MEMNUNİYET BANA AİT...

Genelde cemaat com a uğrar,vaktim oldukça yazıları okur ve yorum yazmaya gayret ederim.Fakat sizin yorumuma yapmış olduğunuz yorum beni ayrıca memnun etti.Çünkü bu cemaat com bünyesinde yorumuma karşı yapılan ilk yorum :)
Kendi kendine yorum yazıyor ve kendi kendine ilgileniyor psikolojisinden çıkarttınız beni.Teşekkür ederim :)
Bu tür yoruma yorumla karşılık verme hem karşımızdaki insana verdiğimiz değeri gösterir hem de cemaat com a olan bağlılığımızı kuvvetlendirir kanısındayım.Ve şimdilik gönderdiğim şiirler yayınlanmasa da,şiir ve başka çalışmalarımı geliştirerek yollayacağım inş.Sadakatimizi bozmak yakışmaz bize :)

Selamlarımla...

"En karanlık an şafak sökmeden önceki andır..."

Yağmurmah