renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Güncellenmemiş Hayat Bilgisi Dersleri

hayat bilgisiDinleyin çocuklar!
Müfredata girmemiş şeyler anlatacağım size. Hazır okullar da açılıyorken bilmeniz gerektiğini düşündüğüm konular...
Milli Eğitim Bakanlığı’nın tavsiye kararı almadığı, ders kitaplarına girmeyen, öğretmenlerin anlatmadığı konular.
Öncelikle şunu bilin ki hayat dediğimiz, ders kitaplarından öğrenilebilir bir şey değildir. İyi vatandaş olmakla iyi insan olmak arasında, söylenmemiş, üstü örtülmüş bir fark vardır. Uygar ve uysal olmak adına anlatılan şeyler, hayatın derin anlamına nüfuz edemezler. Bu yüzden hayat çoğu zaman gayrı resmi bir yolculuktur. Çok zaman kaçak kalırsın yaşamak kompartımanında.
Sana hayat bilgisi diye yutturulan konular gerçekte seni sıkıştıracakları dar bir elbisedir. Ve asla elbiseyi sana uyduracak değiller bunu unutma.

Sana yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağmurlu bir coğrafyada yaşadığımızı söyleyecekler. Gerçek olan senin mevsimindir oysa. O günün nasıl geçeceğini anlayabilmek için gökyüzüne bakman gerekmez. Dönüp yüreğine bak. Yağmurlar ve güneş yüreğinden süzülür. Gerçek olan yüreğinin mevsimidir, senin mevsimindir. Her sabah uyandığında gözlerinden dünyaya saçılandır mevsim. Güneş senden doğar ve yağmur senin gözlerinden düşer yeryüzüne.
Sana atlaslar, haritalar gösterecekler. Adına sınır dedikleri bazı çizgilerle çevrildiğini göreceksin yaşadığın yerlerin. Bütün bunlar kurmaca. Gerçekte tüm yeryüzü Allah’ındır ve gerçekte yürüyebildiğin kadar senindir tüm coğrafyalar.

Haritalar da gerçeği söylemez. Kuzey Amerika’yı Afrika’dan büyük gösterecekler sana. Doğru değil. Afrika altı milyon kilometrekare daha büyüktür. Avrupa’ya kıta deyip duracaklar. Doğru değil. Asya’nın uzantısından başka bir şey değil Avrupa dedikleri.

Bazı şehirlerin uzakta olduğunu anlatacaklar sana.
Uzaklık ve yakınlık aslı astarı olmayan ölçütlerdir.
Kudüs’ü öğren mesela. Saraybosna’yı, Şam’ı, Bağdat’ı, Mekke’yi, Medine’yi, Hicaz’ı, Caharkale’yi...
Öğren buralarda ne yetişir, insanlar ne yer ne içer, denizleri nasıldır, tarihte neler yaşamışlar, çocukları hangi oyunları oynar, anneler hangi ninnileri söyler, genç kızlar ne işler, erkekler ne işe koşar.
Öğren hangi şarkıları söyler buraların halkları. Neye ağlar, neye gülerler.
Öğren bu şehirler, ne zamandır senden uzakta.
Öğren bu şehirler senden niye uzakta.

Okuduğun yazıların, şiirlerin sonunda yabancı olduğunu söyledikleri kelimeleri sıralayacaklar. Dikkatli oku bu kelimeleri. Bil ki çoğu senindir bu kelimelerin. Bir hayata, bir medeniyete yabancılaşmış insanların, yeryüzüne yabancılaşmış insanların bir kenara bıraktığı kelimelerdir bunlar.
Senin kelimelerin...
Bir hayatı, bir düşünüşü, bir duyumsamayı, bir hayali, bir rüyayı anlatabileceğin kelimeler var bunların içinde. Kendi yabancılaşmalarını gizleyebilmek için bizim kelimelerimizi çalan insanlar göreceksin.

Kitaplara girmemiş adamlar var bir de.
Şiirlerini, öykülerini, romanlarını, piyeslerini müfredatlarda göremeyeceğin iyi ve sıkı adamlar. Gelecek güzel günlerin habercileri...
Onları itinayla okumalısın. Yedi güzel adamı tanıyıp, Hızır’la kırk saatin nasıl geçtiğini öğrenmelisin. Derviş hüneri nasıl olurmuş onlardan öğreneceksin. Bir de kalem kalesini inşa etmeyi...
Okumaya nasıl başlayacağını Kitap’tan öğrenebilirsin ancak.

Yaradan Rabbin adıyla oku!
Böyle okursan varlığının anlamı kalın harflerle yazılır yeryüzünde. Böyle okursan insan olmanın ne demek olduğunu bilirsin.
Böyle okursan anlarsın Hasan ve Hüseyin’in dedesi neden omuzlamış ağır bir yükü...

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

İstemenin Hikmetin de !

Senin ve benim zamanım da da müfredata girmemişti bu konular. Ama bir şekilde öğrendik, öyle değil mi!

Sonuç olarak, bu çocuklarda bir şekilde öğrenecek, tıpkı senin gibi, benim gibi.

Şunu anlamamız gerek, ne kadarız hepimiz? yok öyle! bir türlü olamadığımız biri gibi davranmak. Bulunmazlar yada çok zeki atılımcılar olamadık. Konumumuza bakar görürüz.

Bu çocuklarda öğrenecek, hayatın bilgilerini, bundan emin olmak gerek ve buna inanmak gerek. Hem, ne bırakıyoruz ki, ne bekliyoruz!

Not: Değerli Tarık Tufan kardeşim ellerine sağlık, Lakin eksik kalmış anlatacakların diye düşünmek istiyorum."MİLLİ Eğitim" konularında anlatılmayanlara hiç değinmemişsin.

sağlıcakla

dualarla kalalım

Farkında olmadan hiç bir şey olmaz.

Çözüm mü! eksikler mi! Tarık Tufan'ın bahsettiklerinin farkında olmak çözüme ulaştırmaz mı bizi? Bunca etkileyici cümlenin ve hatta aforizma değerinde imlemenin, ünlemenin altını doldurmak ve neresine el atsan bir yeri kopacak sistemi düzeltmek için önce rahatsızlık duymak gerekmez mi. Rahatsız mısınız? Bunu hiç de belli etmiyorsunuz baylar! Ne çocuğu! ne MİLLİ eğitimi! İyi insan ve iyi bir oyuncu olmak için önce kendi oyununu kurmaktan bahsediyor Tarık biz büyük çocuklara. Farkında olmak değil mi her şeyin başı.

"Öncelikle şunu bilin ki hayat dediğimiz, ders kitaplarından öğrenilebilir bir şey değildir. İyi vatandaş olmakla iyi insan olmak arasında, söylenmemiş, üstü örtülmüş bir fark vardır"

Yukarıda alıntıladığım ve daha yazının ilk paragrafında bulunan şu eleştirel ve belki pek çokları için aykırı olan cümle aynı zamanda bir yol gösterici de değil mi sizce. Her şey iyi insan olmakla başlamıyor mu? İyi vatandaşlar, itaatkar kullar, devletten çok devletçiler! sizin bunu anlamanız zor. Çünkü önce farkında olmalısınız dostlar.

Çöz Tarık Çöz.. Yazdıklarını okurken aklıma Küçük Prens geldi.

Farkında olmak kolay değil

Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan,
Güneş kucağındadır, bilemezsin.
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür,
Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.
Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın.
Uçar gider, koşsan da tutamazsın...

William Shakespeare

Bakî Selam...

Güncellenmemiş Hayat Bilgisi Dersleri

Cumartesi gecesi 00:30... Düş Vakitleri'ni dinliyorum. Güncellenmemiş Hayat Bilgisi dersleri...

Bir mail okuyor Tarık Tufan. Bir kadının okula giderken çocuğuna söyleyeceği bir söz bu: Allah'a emanet ol oğlum.

İlkokula giderken annem aklıma geldi birden...

Hüm büyüklere, hem küçüklere..

Son zamanlarda okuduğum en iyi Tarık Tufan yazısı bu oldu. Yok yok, hiç göründüğü gibi değil. Muhalif yanından ziyade didaktik.

Düşündürücü ve yaralayıcı. Çocuklara okul seçerken bozulmayacakları bir yer ile yetinmek ne acı. Hem büyüklere, hem küçüklere.. Rabbim kalemine kuvvet vere.

Baki muhabbetle..

Çocukluğum Geçti Gözlerimin Önünden

Sistem kendine itaatkar kullar yaratıyordu..evet aynen öyleydi..
Düşünüyorum..Aklıma Eflatun'un Mağara Mitosu geliyor..Hani şu zincirlere vurulmuş karanlıkta yaşayan insanlar..İşte biz de ilkokul ve takibindeki eğitim-öğretim dönemlerinde mağarada zincirlerle bağlanmış müfredat denilen mağara karanlığında okuduk..Yıllar geçti aradan zincirimi kırdım ve elimdeki meş'alemle mağarama geri göndüm ama ne keyif..Bu sefer de yalnız kaldım ve linç edilme girişimine , tartaklara maruz kaldım..Kolay değildi tabi cehaletle başa çıkabilmek..
Şimdi o binbir tebrikle...Maşallah çekilerek okuduğum okulları hatırlayınca,keşke hiç okula gitmeseydim diyorum..Evden alsaydım dersleri belki daha erken yetkinleşirdim..

Sırf ABD'de binlerce aile çocuğunu okula göndermiyor ve evde eğitiyor..Bu beni çokca düşündürmüştü..

Eyvallah Tarık abicim , güzel yazı...Beni aldı götürdü...
Ben bir sülüğüm beyin zarında
Çok yaklaşma yakarım seni de anında...

pardon, ne dediniz?

bu nasıl bir beğenmemezlik hastalığıdır, bu nasıl bir nefrettir sorgulama adı altında, yedikten sonra, hiç güzel olmamış deyip yemek masasını terk etmektir, bu nasıl bir kindir. Ve şu odanın şu köşesinde de İslam güzelliklerinden bahseden ifadeler. Ne kadar çelişkili bir oda burası.ne diyorsunuz? ne yapıyorsunuz?

kendi düşüncelerini söylemek adına bir bahane arayışı yarışı sanki, yazı ve yorumlar. Yazı umurunda olmayan bişeyi bahane etmiş, yorumlar da yazının sadece başlığını bahane etmiş.

ne diyorsunuz anlamıyorum. yoksa ne demiyorsunuz?

Tarık Tufan hepimizin

Tarık Tufan hepimizin bildiği ve bizi dik tutan mesajlar veriyor. Bazı yorumcular beklenti içerisinde, bazıları "biz sonradan öğrendik onlar da sonradan öğrensin" makamında. Olabilir. herkes mümkün mü aynı şeyi anlayabilsin?

Ben farklı bir konumdan bakmaya çalışayım: Tarık Tufan'ın yazdıklarını bizler şöyle veya tecrübe ettik. Şükür. Döndük değerlerimize. Neler aldık neler verdik tartışmasına girmeden, artık büyüdük kocaman adamlar olduk. Neslimiz sökün etti geliyor. Elimizin altında kendi evlatlarımız. Ders kitapları var, ödevleri var, okuldaki merasimler var, size soruları var.... Ne diyecegiz onlara? Doğruları nasıl anlatacagız? Büyü ve kendin öğren tıpkı benim gibi mi diyeceğiz? İkilemimiz burada.

Yazar'ın mesajı açık... her duyduğuna inanmayacaksın, sana sunulan her "bilgi" aslında bilgi olmayabilir. Saddam'ın karabatakları gibi. Eğitim psikolojisinde buna ne denir aklım ermez de çocuğuma kapı gibi doğruları şu veya bu şekilde anlatmanın dayanılmaz mutluluğundayım desem yeridir.

Tarık Tufan yazısı biraz da üzerine alınmayanlara hitab ediyor gibi.

Sayha
Kendi halinde, kendince

A. vefik Paşa'ya

A. vefik Paşa'ya sorarlar:
- Attığınız her adımda, yaptığınız her işte başarılı oluyorsunuz. Bunun sebebi nedir?
Paşa cevap verir:
- İşlerimin isabetli olmasının sebebi şudur: Bir işi yapmadan önce İstanbul'daki rus sefirine danışırım. o ne derse, ben de onun tersini yaparım

Bize de Milli Eğitim'in dediklerinin tersini yapmak düşüyor Allahu a'lem

NİÇİN YAZIYORSUN?

Yazının anlaşılmadığını, anlaşılmayacağını, sahici bir karşılık bulmayacağını bile bile niçin yazıyorsun Tarık Tufan? Deli misin?

Sen Hayat Bilgisi'nden bahsediyorsun, millet kör dövüşünden.

"Öteki Matematik" dersi vermeyi düşünüyorum öğrenci bulursam.

:)

hocam sanırım ben ilk öğrenciniz olabilirim...
tabi kabul ederseniz.

muhabbetle...

sekmenbilgilenecek bir

sekmen
bilgilenecek bir hayat mı kaldı tarığım ?
yada buna hevesli çocuklar mı var ?

TUFAN'IN ARKASINDA SİYONİSTLER VAR

Bilmediğiniz bu. Tarık Tufan, bir süredir siyonistlerle işbirliği halinde. Ben de onun maskesini düşürmeye çalışıyorum.

DİKKAT: Yorumun başlığı ve yukarıdaki satırlar tamamen hayal mahsülü bir şakadan ibarettir. Niyetim, her zamanki gibi polemik çıkarmaktır. Gerçek fikirlerim aşağıdadır.

Bir önceki yorumumda Tarık'ı eleştirmemişimdir. Tarık'ın ya da benim yazılarımızın sahici bir karşılık bulmadığını, gayet basit yazdığımız halde anlaşılmadığımızı ve bir çeşit delilik yaptığımızı anlatmaya çalışmışımdır. Fakat, bazılarına anlatmayı (gene de) başaramamışımdır. Şikayetçi olduğum şey tam olarak başıma gelmiştir. Ne diyeyim? Yaşasın Ankaragücü! Yaşasın Öteki Matematik!

Ayrıca, Tarık'ı bilmem; ama benim yaptığım iş nezih bir iş değildir. Ben tahrik edici ve tedirginlik verici şeyler yapmaya çabalamaktayımdır. Ben belki de bir saatli bombayımdır. Ne diyeyim? Yaşasın Elif! Yaşasın Be! Kurban olam bana bir harf öğretene!

İsmail Kılıçarslan ve polemik mevzuu

Merhaba,
Öncelikle ortadaki durumu anlamış değilim. Ancak öncelikle İsmail'le danışıklı dövüş halinde olduğum meselesine bir açıklık getireyim. İsmail'in veya benim yorumlarıma bakıp da bunlar birbirleriyle kavga ediyorlar, spekülasyon var şeklinde bir düşünceye nasıl kapıldığınızı anlamadım. Dilerseniz tekrar dönün ve bakın İsmail neler söylemiş. Bunların bir atışma olduğunu düşünmek nasıl mümkün inanın anlamıyorum. Siyonist desteği mevzuu ayrı bunun için kendisini ilk gördüğümde hesap soracağım. Ama anlaşılmadıysa ben izah edeyim. İsmail yazıları okuyup da katkı yapmış, katkı yaparken ortalama bir anlayışı gözetip espri katmış. Durum bundan ibaret...
Gelelim bu durumu göstermelik polemik olarak yorumlamaya...
İşte burada durun!
İsmail Kılıçarsan gibi, Cahit Zarifoğlu şiir ödülü sahibi ve hadi biraz muhabbetimi katarak söyleyeyeim yaşayan önemli Türk şairlerinden birinin göstermelik polemiğe ihtiyacı yoktur. İsmail bu kuşağın en önemli şairlerindendir ve böyle bir dosta sahip olmak benim için gurur vesilesidir.
İsmail'in yaptığı göstermelik polemik değil anlamaya katkıdır!
Burada yazıyor olması ve bazı mevzuların altını çiziyor olması hepimiz için bir şanstır diye düşünüyorum. Ancak ona da söylediğim gibi bütün bunların bir karşılığı yok çünkü yeni kuşağın algılama biçimi buna müsait değil ne yazık ki. Bana kalırsa bize iyilik yapmak için burada birkaç yayınlanmamış şiirini yayınlayabilir. Belki bir köşe açılabilir bile..
Neyse hal durum böyledir..
Sağlıcakla kalın...

Kim kimi anlamadı?

Gerek Tarık Tufan'ın gerek İsmail Kılıçarslan'ın yazıları gayet anlaşılır yazılar.
Tabi yinede bilmiyorum anlaşılmadığınız kanaatine nerden vardınız
yada nasıl anlaşılmayı umuyordunuz?
Selam ile...

Herkes Bilir Bilmesine de...!

Memleketimde; bir şehre, bir ilçeye ait köyler bulunur. Ve ekseriyetle de bu köyler, dağ köyleri ve ova köyleri olarak sınıflandırılır.Ova köyerinin insanları ulaşım kolaylığı ve tarımla daha fazla uğraştıklarından, dağ köylerinin insanlarına nazaran daha şehirsel bir mantığa sahiptir. Yani ova köyü insanının şehirle haşır neşirliği daha fazla olup, doğal olarak dağ köylüsüne göre daha uyanıktır bir yerde.

neyse gelelim mevzuya;

birgün,biryerde, bir şekilde, birisi dağ köyü insanı, diğeri şehirli iki kişi konuşup sohbet ediyorlar. Tabi sohbet bir noktadan sonra hafif sertleşmeye başlıyor. Aralarında bir sorun mu vardır, alacak verecek durumları mı bilmiyoruz. Bizi de alakadar etmiyor zaten.

Neyse; karşılıklı ifadeler öyle bir noktaya gelir ki, karşılıklı güvenilirliklerini, kendince ifadeleriyle tartmaya, sorgulamaya başlar emmilerim.

Şeherli emmim:- gardaşım adama olan bunu yapar mı? insan deel misin !müslüman deel misin sen!

Köylü emmim:- bu ne demek gardaş şimdi bu! müslümanık elhamdülillah!

Şeherli emmim:- var mı şahidin bre! kim bilir senin müslüman olduğunu? annında mı yazıyor kine bre!

Köylü emmim:- ulan gardaş! benim eyi müslüman olduğumu, şu aşşaki ova köylerinin hepiciği bilirde, inat eder de demezler.

işte böyle biraz sanalda ki halimiz sanırım. Çoğu durumda biliriz bilmesine de, kimin doğru, kimin yanlış olduğunu, demeyiz vesselam.:)

dualarla kalalım

sanalım, hem atarım hem tutarım

gerçek misiniz yeldeğirmeni mi?

gerçekseniz, tıpkı benim yaptığım gibi isminizi açık açık yazabilirsiniz. Biz de kim olduğunuzu biliriz. gerçek değilseniz, yeldeğirmenisizdir. Bense don kişot değilim.

Ayrıca, adım İsmail.... değil, İsmail KILIÇARSLAN. Kanal 7'de çalışırım. En yakın arkadaşlarım Tarık Tufan ve Mahmut Fazıl Coşkun'dur. Şairim. Senaristim. Beni sevmemeniz size terbiyesizlik yapma hakkı vermez.

Ödülümün bir resmini her şiirimin altına koymak yerine, sizi Allah'a havale etmeyi yeğliyorum.

Su-i zan ve haset, kalbi kirleten iki önemli hastalıktır. Vesselam.

traş

Bir genç ve Peyami Safa:

- Itnab ne demek?
- Türkçe karşılığı yok. Saded haricinde yazıyı ve sözü uzatmakır.
- Saded haricinde ne demek?
- Mevzunun (konunun) dışında
- Haa!.. o zaman onun Türkçesi var.
- Itnabın mı, sadedin mni?
- Itnabın
- Nedir?
- Traş!..

Bir şaka nasıl olurda Milan'lı bir futbolcuya döner?

NAS denen zatın yorumunu okudum. Tiksindim. Bir insan nasıl olur da bu kadar düşebilir anlamam. Neler olmuş neler bitmiş bir bakalım derim ben. Hafızamız en son yazılanı görür genelde. Seyri görmezden gelir genelde.

1- Tarık Tufan bir yazı göndermiş. Cemaat yönetimi uygun görmüş ve yayınlamış.
2- Hem kendi yazılarına gelen yorumlar nezdinde ve hem de site üyelerinin bazı dile getirilen meseleleri algılayış tarzında bir takım problemler müşahade ettiğinden olsa gerek Sayın İsmail Kılıçarslan şu yorumu girmiş;

“NİÇİN YAZIYORSUN?
Yazının anlaşılmadığını, anlaşılmayacağını, sahici bir karşılık bulmayacağını bile bile niçin yazıyorsun Tarık Tufan? Deli misin?
Sen Hayat Bilgisi'nden bahsediyorsun, millet kör dövüşünden.
"Öteki Matematik" dersi vermeyi düşünüyorum öğrenci bulursam.

3- Bu yorum üzerine sanırım NAS nickli okur yanlış anlamış olacak ki –bu benim şahsen iyi niyetli düşüncem, yoksa kuyruk acısı demeyi yeğlerdim- kardeşim siz niye suni polemik peşindesiniz demiş. Birbirinizi zaten tanıyorsunuz. Niye hariçte bunları konuşmuyorsunuz da gelip cemaatin huzurunda tartışır gibi yapıyorsunuz demiş. Ve de eklemiş amacım polemik çıkartmak değil.

4- Ardından NAS ın bu yorumunu okuyan İsmail Kılıçarslan tüm iyiniyetiyle ve konunun yanlış anlaşılmış olduğunu varsayarak aslında mevzu öyle değil böyledir demek için yorum girmiş. Hatta bir şakayla yorumuna giriş yapmış.

5- Tarık Tufan bu yazışmaları okuyunca yanlış anlaşılma olduğundan dem vurarak gerekli açıklamayı yapmış. İsmail söylediklerinin önemli hususlar olduğunu ve üzerinde düşünülmesi gerektiğini ifade etmiş

6- Tüm bunların üstüne hepsinin üstüne NAS gelmiş bir yorum girmiş. Cemaat yönetimi yorumu maksadı aşan mahiyette bulduğu için olsa gerek yayından kaldırmış. Ardından NAS aynı yorumu yönetimin bu uygulamasını da dile getirerek tekrar girmiş.

**

Hasılı bendeniz bir öneri sunuyorum. Tıpkı TMSF gibi bir kuruluş oluşturulsun yazar/okur dünyasında. İnsanların beyinlerini böyle abuk subuk saldırılarla doldurmaya çalışan, anlatılmaya çalışılanları gölgelemeye dair yoğun çaba sarfeden, mevzuları hemen bir çırpıda rayından çıkarıp kendi kinlerine hizmet eder mahiyette bir hüvviyete büründüren NAS tarzındaki kişiler bütün kelimeleriyle birlikte bu fona devredilsinler. Orada belli bir rehabilitasyon sürecine tabi tutulup satışa sunulsunlar. Belki böylece ciddi bir alıcıları çıkar. Hem alıcıları falan çıkarsa da yazar/okur tayfası için iyi de olur.

Gerek Tarık Tufan ve gerekse de İsmail Kılıçarslan bir dönemin sancısını çekmiş insanlardır. Kazanımların insanlarımızca nasıl olup da bir çırpıda eritilebildiğinin şaşkınlığını yaşamışlardır. Allah’ın ayetlerini az bir bedele satanların karşısındaki şaşkınlıklarıdır onlara bunları yazdıran şey. Yazdıkları şeyleri dudaklarını ısırarak yazdıklarının tanığı olduğumu söyleyebilirim. Yaslandıkları şey öyle ifade edildiği gibi ucuz popülerlik falan değil tam anlamıyla acının ta kendisidir. Tarık Tufan’ın ahlakını sorgulayacak kadar ucuzlayabilecek ve aşağılara düşebilecek bir adam, aynı ithamı onun bir arkadaşı, dostu, okuru, dinleyicisi, bir şahidi olarak bana karşı da yapmıştır.

**

Hasılı İsmail kardeş sen haklısın. Buradakilerin bazıları burada yazılanları anlamıyorlar. E kardeşim sen de ne diye yazıp duruyorsun ki? Sen şaka diyorsun adam şakayı alıyor götürüp Brezilya asıllı Milan’lı bir futbolcuya çeviriyor. O da maaşallah iyi gol atıyor be.

Ağrı

Derslerde bir şey öğretirlerdi eskiden.Dayanılması en kolay ağrı başkasının çektiği ağrıdır.Ne yırtınırsınız ağrınızı anlasınlar diye...Başkasısınız siz,sancınız dayanılmaz.
Ağrının hiç bir lisan ile doğru dürüst anlatıldığı olmadı.Onu sadece anlayanlar anladı.Zaten sancınız var iken ne diye bir de anlatmaya çabalarsınız.
Zaten ünlüsünüz,zenginsiniz,size ne var!.Siz bizim gibi yel değirmeni olmak zorunda bırakılıp bir de un öğütecem diye çatlayan gariban!takımına bakın.

Yazar takıntısı

Ne zaman ki şu siteye belki biraz sıra dışı ve muhalif bir yazar, bir şair bir düşünür vb gelse yine birileri pek de tutarlı olmayan gerekçelerle ipini çekmek için sabırsızlanıyor. Sorun olan ne? Kompleksiniz mi yoksa onların muhaliflikleri ve gayri memnun tavırları mı?

Varsayın ki danışıklı dövüşleri var. Ne çıkar bundan. Adam gibi muhalefet ettiniz de hakaret mi gördünüz kendilerinden. Ben ettim ve öyle bir şeyle karşılaşmadım.

Söyleyin! hangi sitede kaç tane yazar bulabilirsiniz interaktif vaziyette aramızda olan. Biraz hüsn-ü zan ile yaklaşmanın ve geniş olmanın kime ne zararı var. Yine varsayalım ki, onlar aramızdaki ukalalar. Pekala, bu yaklaşım ve bu sözler ukalalık ve hadsizlik değil de nedir? Kaç yazarın, kaç şairin yüzüne bunları söyleyebildiniz. Çok şey istemiyor musunuz? Beklentiniz daha oturaklı yazılarıysa şayet, dergilere müracat ediniz. Her şey ortada diyorsunuz. Ortada olan bir şey yok. Sadece zannınız var. Eğip bükmeyi sevmem. Mukabelelerinden bir sorun olduğu kanısına kapılma ihtimali var ancak birbirlerine ironi ve hicv yaptıkları daha bariz. Yanılmış olma ihtimalinizi niçin göz ardı ediyorsunuz. Bu sitede kimseye imtiyaz tanınmaz. Hatta şunu söylemek mümkün; imtiyazlı olanlar bu siteye asıl lazım olanlara hoşgörü göstermeyenlerdir. Hak ettiklerinden daha fazla sabır gösterilir kendilerine ve bunun bedeli olarak da bu sitede hatırı sayılır insanlar bir bir kaçırılır.

Genel Bir Rica ve Serzeniş

Efendim yazıya genel edebi ahlak içerisinde istediğiniz yorumu yapın..Lakin
yazara hakaret etmeyin..Bu etik bir davranış değildir.
Tarık Tufan ve İsmail Kılıçaraslan'a hakarete varan
sözler söylenmiş.Bu helalleşmeyi gerektirir.Büyük yükün altına sokarsınız kendinizi .Genel ricam akl-ı selim olarak yaklaşmaktır biraz...Bu bloga bir yorum girdim..Maziye daldım bir şeyler yazdım..Sonra yazdığım yorumu okuyunca biraz nefsime uyduğumu kibre girdiğimi gördüm.En azından bir kişi bile böyle anladıysa şapkamı önüme alıp düşünmem gerekiyordu ve düşündüm de..Ama yorumuma yapılan yorumdaki üslup hiç hoşuma gitmedi ve beni rencide etti..Hatta var mı bu yazıdan bir şey anlayan?,deyince Yok efendim aklını kullan..hatta akıl -afedersiniz- köpektir şudur budur nev'inden tenkit dolu yorumlar girilerek konu minvalden kaymıştır.Ne yani?Anlayamaz mıyım..Bu bir hata mıydı?Sormak ayıp mıydı?Niçin böyle bir linç girişimi..Farklı düşünen insanlara ihtiyacımız var arkadaşlar..Şurada okuduğum bir söz hiçbir zaman aklımdan çıkmaz...Her insanın farklı bir dünya olduğunu düşünüyoruz. Cemaat.com üyeleri yazı ve yorumlarında özgürce düşüncelerini savunabilir, farklı seslerin ve renklerin yansımalarını görebilirler. Ne demişler "barika-i hakikat müsademe-i efkardan doğar" (Hakikatin ışığı fikirlerin çarpışmasından meydana gelir)
Şimdi içi yanmış biri olarak genel ricam şudur..hadi beni tanıyan eden yok..ama topluma mal olmuş kaliteli yazarlarımıza böyle sözler söylemeyelim..İki dişünüp bir söyleyelim..

Ben bir sülüğüm beyin zarında
Çok yaklaşma yakarım seni de anında...

insanlik.....

Insanlik neslinin, tükenmemesi icin,iyi insanlari korumak gerek...

bu mesele hakkında son yorumum

Ben, bir Müslüman olarak üzerime düşeni yaptım bu meselede. NAS ve Sezai Diriliş nickli arkadaşlara birer mesaj atarak; benimle bir dertleri varsa bana iletmelerini istedim. ve onlara telefon numaramı da verdim. ama ikisinden de bir ses çıkmadı ve bana kalırsa bu hareketleri, bu arkadaşların gerçek niyetlerini ortaya çıkardı.

evet. interaktif bir ortamda, "gerçek" bir adam olarak yazmanın başa açabileceği sorunları sonuna kadar yaşadım. ama ben, ısrarla "gerçek" kalmaya devam edeceğim.

her neyse... bu can sıkıcı meselede, canı sıkılan, destek veren, "adam gibi" eleştiren herkese binlerce teşekkür. sağolun varolun.

küçük bir serzenişi ve şakayı da bütün intikam duygularını bileyleyerek "tarık tufan ve ismail kılıçarslana saldırma kampanyasına" dönüştüren arkadaşlara da Allah'tan acil şifalar diliyorum. Haset ve su-i zan çünkü; ciddi hastalıklardır.

bir de, böyle kişisel bir meselenin büyümesinden duyduğum üzüntüyü belirtmeliyim.

Allah'a emanet olun. Bütün iyi insanlar O'na emanet...

Bundan bir zaman evvel

Bundan bir zaman evvel kitabını okuduğum bir kitabın yazarı beni bir müddet bir yanlışa sevkeden cümleler sarfetmişti.Kitabında şöyle yazıyordu:"Artık eskisi gibi yaşayarak öğrenmeye gerek yoktur oturup bir gecede kitap okuyarak yaşanmış geçmiş tecrübeleri öğrenebilir ve bunu yaşarsınız." İlk başta henüz yeterince hayat adına birikimim olmadığından dikkat çekici gelmişti. Fakat hayatın yollarında akıp giderken ömrüm anladım ki aslında bu anlatılanların gerçekle bir alakası yoktur. Herkesin kendi ömrünün bir döneminde farkettiği gerçeği ben çok sonralar keşfettim. Hayatta, yaşanmadan öğrenilmiyormuş gerçekler ve kitap satırlarında anlatılanlardan farklı olduğunu görüyorsun. Geç olsunda güç olmasın sözü belkide bu durumumu en iyi açıklayan sözdür.

Tarık abinin de dediği gibi uzaklık dediler, ölçek dediler saat farkı dediler farklı ve çok uzakmış gibi gösterdiler bizden uzakta olanları ve yaşananları....
""Bazı şehirlerin uzakta olduğunu anlatacaklar sana.
Uzaklık ve yakınlık aslı astarı olmayan ölçütlerdir.
Kudüs’ü öğren mesela. Saraybosna’yı, Şam’ı, Bağdat’ı, Mekke’yi, Medine’yi, Hicaz’ı, Caharkale’yi...
Öğren buralarda ne yetişir, insanlar ne yer ne içer, denizleri nasıldır, tarihte neler yaşamışlar, çocukları hangi oyunları oynar, anneler hangi ninnileri söyler, genç kızlar ne işler, erkekler ne işe koşar.
Öğren hangi şarkıları söyler buraların halkları. Neye ağlar, neye gülerler.
Öğren bu şehirler, ne zamandır senden uzakta.
Öğren bu şehirler senden niye uzakta.""

İnsanız ve zayıfız..

Zira insan zayıf yaratılmıştır (Nisa / 28)

Söylenenlerin ve yazılanların bir kısmı bu ayetin ışığı altında, insanız zayıfız dedirten nitelikte.

Ve,
İyi ki tanıdım seni.
İyi ki varsın..
İyi insanlar hep varolmaya devam edecek..

... söylenemiyor çok şey
... susmadan

Tarif efradını cami olmalıdır.

Tarık Tufan tarzı güzel cümleler... Hayatın sahibini tanıtmayan sistem, çocuklara hayatın kendisini tarife yeltenmekte ne derece kusurludur ve dahi "hatarın azim"dedir. Ezelî olanın ikliminden dem vurmayan iklim çeşitlemeleri bize uzaktır ve de el'an haddizatında aslî tuzaktır.
Muhabbet ve selamlar...