Gündem; karantina altına alınmış, giriş ve çıkışların seküler kontroller dahilinde yapıldığı, alkol sınırının serbest olduğu kurtarılmış bölge.
Çağımızda gündemi tayin etmek, kimyasal madde tayininden daha kapsamlı çalışmaları gerektiriyor. Gündem mühendislerince ortaya/yazılı ve görsel basına atılan manşetler genel anlamıyla sosyolojik, ekonomik ve politik varsayımlarla oluşturuluyor.
Elle tutulur her değere bilim adını veren bilimsel argümancılar, gündem kavramını esgeçmişe benziyorlar. Çünkü üzerinde düşünülmesi, tartışılması ve farklı açılımlara gidilebilmesi gereken devrin organik yapısını oluşturan başat aktörlerden birisi gündem. Kimilerine göre de kuvvetler ayrılığı sınırlandırmasının başrol oyuncusu.
Gündem yapısal bazda birçok fonksiyondan müteşekkil. Gündem mühendislerince kurgulanan gündemin genetiğine uygun manşetler; yargılayıcı, sorgulayıcılıktan uzak, ince taneli temcit pilavı tazeliğinde, günü demlendirebilecek kapasitede çok az dünceye ve düşünceye sahip olmalı.
Gündem bu özelliklerle donatılmalı ki; amaçlara hizmet bakımından toplum ütüleyicilerine fayda sağlayabilsin. Zaten bu faydayı sağlamayan her manşet, en kısa sürede imha edilmeye mahkumdur.
Gündemin tarafları vardır:
-Gündemi oluşturanlar
-Gündemi ovuşturanlar
Sürü psikolojisinde etkin rol alan kesimler gündemi ovuşturmakla meşgulken, gündemi oluşturan elitler ise; kamu ve özel kurumları kendi sistemleri dahilinde örmekte ve gündem ovuşturucularının girebilmesi muhtemel son deliğe kadar kalelerini sıvamaktalar.
Payına gündemi ovuşturmak düşmüş olan bireyler, zaman zaman gündem mühendislerince ödüllendirilmekten de geri bırakılmamaktadırlar. Çünkü gündem baskısının sürekliliği, arada bir yumuşak karınlara yapılan masaj seanslarıyla hayatiyetini devam ettirebilir.
Şimdi de gündeme müdahil olanlara bakalım. Gündeme müdahil olmak, gündemle hemhal olmak, gündeme takılmak gündem mühendislerinin beklentileri arasında ilk sırayı alması muhtemel beklentilerdendir ki, gündem kabul görsün, gündem gerisinde çevrilen otomata bağlanmış tezgah bantı akmaya devam etsin, gündem korosuna katılan karşıt guruplara karşı yeni bir baskı unsuru peydah olsun.
Üzülerek görmekteyiz ki, toplumumuzda İslami Tabakayı temsil eden hizipler, gündem fabrikasının ürünlerine aşırı derecede rağbet etmekteler. Rağbet etmenin yanında, o gündemlerin gönüllü pazarlayıcısı ve reklamcısı görevini üstlenmekten de geri durmamaktalar. Bu bağlamda gündemin oltasını tutan çıkar gurupları, oltanın ucundaki bu hareketlenmelerden sonra, oltayı kendilerinin görebileceği gün yüzü derecesine doğru çekmekteler.
Durup düşünmek gerekiyor. Acaba kendi gündemimizi, yani müslüman gündemini ne derecede oluşturabiliyoruz? Seküler gündemlerin peşine takılmak yerine, asli gündemlerimize nefes vererek, seküler gündemlerin tutulma oranını ne derecede düşürüyoruz? Reytinglerini yerle bir edebiliyor muyuz?
Keşke bu sorulara vereceğimiz yanıt hayır değil de; hayr olsaydı. Ne yazık ki; biz bu cevabın hayır kısmında kürek sallıyor ve maveramıza küreğimizi bir türlü dokunduramıyoruz. Sonuç olarak bir arpa boyu yol almaktan aciz kalıyor, ve birbirimize yafta yapıştırmaktan/birileri tarafından birbirimizi düşman ilan etmekten geri kalmıyoruz. Devşirme düşünceleri zihnimizin maalesef ki dar olan kalıplarına dolduruyoruz.
Peygamber efendimize müşrikler anlaşma karşılığında saltanat, zenginlik ve en güzel kadınlarından vereceklerini söylediklerinde efendimizin cevabı: -Vallahi güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseniz, ben bu tebliğden ve davamdan vazgeçmem!" ... olmuştu.
Öncelikle beynimizin sağ ve sol kısımlarına, sonra ise sağ elimize ve sol elimize bakalım. Kimden ne kadar miktar var? Gündemimiz kimin balçığıyla sıvanmış?
Yorumlar
gündem/önem
Paz, 19/11/2006 - 00:00 — zehra girayBaşörtüsü sorunu, irtica tehlikesi, ilkokullardaki din eğitimi/ ilköğretim kitaplarındaki dinle alakalı bölümler, tarikatler, cemaatler, katsayı eşitsizliği... aslında biz zaten hep gündemde değil miyiz:)
Olumlu bir özelliğin gündeme taşınması ya da gündem oluşturabilme... Bu günün şartlarında ne kadar zor olduğu çok iyi biliyorum. ama en azından gündem ovuşturanlardan olmadığımızı düşünerek moral bulabiliriz gibime geliyor. Fakat; "toplumumuzda İslami Tabakayı temsil eden hizipler, gündem fabrikasının ürünlerine aşırı derecede rağbet etmekteler. Rağbet etmenin yanında, o gündemlerin gönüllü pazarlayıcısı ve reklamcısı görevini üstlenmekten de geri durmamaktalar." cümleniz tartışılması gereken ve bence bakış açısına göre değişen bir durumdur. Bir kere şunu kabul etmek gerekir ki yaşadığınız toplum ve zamanın şartlarından kendinizi tamamen soyutlayamazsınız. Bu şartlar altında yapılabilecek en önemli karşı duruş belki de en azından magazine tamah etmemek ya da tüm raiting ya da para iştahınıza rağmen bir 'biri bizi gözetliyor' yarışması düzenlememek bile olabilir. Ben bu açıdan baktığımda/bakmaya kendimi zorladığımda tam tersine bu 'hizbin' birkaç kolunun ciddi mücadelesi ve başarısının olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca bunları yazarken şu da kafama takılmıyor değil; gündem ovuşturmamak tamam da gündem oluşturmak neden bu kadar önemli? daha doğrusu gerçekten önemli mi? belki de ilk önce bunu tartışmak gerekiyor.
Sadece kendi düşüncelerim...
!'_'!
Hep savunmadayız...!
Paz, 19/11/2006 - 02:17 — Halil ErdemGüzel tesbitler içeren bir yazı olmuş. Sağolun. Gerçekten de müslümanlar olarak gündeme mührümüzü vuramama sebebimiz doğruları söylediğimiz halde ve reçete elimizde olduğu halde topluma bu reçeteyi sunabileceğimiz alanların işgal olmasındandır!
Bir kısım medyada sürekli karalanıyorsak, saldırılıyorsak, kara çarşaf, kara cübbe, kara sakal diye diye horlanıyorsak, her gün tv'de, gazetede inançlarımız ciğeri beş para etmez herifler saldırılıyorsa savunmak durumunda kalıyoruz ve hep savunmadayız.
Akşam izlediğim her hangi bir müslümanı karalayan haber olduğunda yarın ki gazetemde onun cevabının verilmesi beni rahatlatıyor.
Bakıyorum İslami medyamızın manşetlerine Vakit-Milli Gazete-Yeni Şafak hep savunmadayız. Zaman'da iş ancak kendi cemaatlerine gelince savunma yoluna giriyor.. Yoksa genelde etliye sütlüye karışmıyor.
Sizin söylediğiniz şu noktada haklısınız bizler bize saldırıldığında hemen manşetten cevap veriyoruz hakeza yazarlarımız da o gündeme dahil oluyorlar... Ve gündem mühendislerinin istedikleri noktada bu.
Ama ne yapacağız nasıl bu işin içinden çıkacağız?Kafaların ve beyinlerin iğfal edildiği bu devirde onların attıkları çamurları temizlemek de bir nevi gerekmiyor mu?
" Düşmanım sen benim hızımsın
Gündüz geceye muhtaç Bana da sen lazımsın"NFK
"Hayat iman ve cihaddır."
Reçete Yazmak!
Paz, 19/11/2006 - 21:35 — Korkut EFEKANReçete yazmak üzere konuşacağım hemen... Örneğin ben şu anda bu yazıyı eleştirmekle "reçete" yazıyorum. Yani herkesin, her "bizim medya" mızın yaptığı gibi... Evet halısınız, biz hep savunmadayız. Çünkü projemiz yok, harekete geçeceğimiz bir "aktivasyon enerjimiz" yok.
Ben desem ki;
Haydi kardeşlerim, biraraya gelip aktif, etkili bir medya organı oluşturalım! İnsanların zihnine bu yayın organını kazıyalım. Kapitalizm dünyasının silahı REKLAM'ı kullanarak bu savaşa dahil olalım! Köşemizde oturup, masamıza uğrayan gönül dostlarımıza hitap etmektense, biz masamıza uğramayanların yanına uğrayalım, gazetemizi insanlara tanıtalım, bizi tanımayanların gözüne gözüne sokalım televizyon yayınımızı. Biz de diğer medya organları gibi insanları kendimize "BAĞIMLI" YAPALIM! Çünkü uyuşturucuya bağımlı olmaktansa, bu insanlar maneviyata bağımlı yaşasınlar!
Özellikle seslendiğim insanlar: Diğer yayın organlarında akla kazınmış işler yaptıktan, reyting rekorları kırdıktan sonra, bizim yayın organlarımızda işi eline yüzüne bulaştıran reyting patlaması yapamayan BÜYÜK ADAMLAR'a. Hadi, burada çene çalmakla yürümüyor işler, harekete geçin.. Çok Ciddiyim!
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır!