renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Güneye Gitmeye Evet!

http://www.dailystar.com.lb/Yaşadığımız topraklar hakkında planı olmayan bir tek biz varız! Açık konuşalım: niyetiniz bile yok; sadece temennileriniz var: çocuklar ölmesin, İsrail kahrolsun, çiçek böcek baharda coşsun…

Sadece temennileriniz var, niyetiniz bile yok; çünkü niyet, temenni demek değildir, eylemin ilk parçasıdır. Niyet, bizatihi eylemdir! Namazda olduğu gibi…

Tersten gidelim: Türkiye’deki “satılmış medya”, Irak tezkeresinde haftalarca propaganda yapmıştı… Şuradan da mı kuşkulanmıyorsunuz; Türk medyası da sizin gibi Lübnan’a asker yollanmasına karşı! Oysa siz, Türk medyasıyla zıt düşünürdünüz (!), ne oldu size? Ne şekilde olursa olsun; çay içmek, gezmek, denize girmek, namaz kılmak, kız tavlamak için bile güneye (“ortadoğu”) gelmenizi istemiyorlar!

Hep ters gitmeyelim, düz yollar varken… Meseleyi derinlemesine tahlil edeceksek; en derinden başlayalım: adı “barış gücü” olan bu uluslararası birlikler, gittikleri hiçbir yerde barışı tesis edecek kadar güçlü olamamışlardır. Olamazlar da… Her savaşta, haksız bir taraf varken, bu askerler “tarafsız” olmak zorunda oldukları için, barışı yaratmak mümkün değildir. “Barış gücü” oldukları sadece bir temennidir… Sadece ateşkes ortamı yaratır, görüntüde tarafsız bir tablo çizerken, yakın oldukları, menfaatleri gereği yakın olmaları gerekenlere her türlü yardımı yaparlar! Köy yolları yapıyorum diye, olası bir savaşta askeri önemi haiz yolları yaparlar. Önemli noktalarda sağlık ocakları, dispanserler açar, olası savaşa hazırlık yaparlar… Bunu sizden başka herkes biliyor! Diplomatların legal casus olduklarının bilindiği gibi… İki devlet de –bile bile- buna göz yumar, herkes planları doğrultusunda işine bakar çünkü…

Sadece İsrail’in planları yok… Hizbullah da, Lübnan devleti de, hatta Lübnan’daki Sünniler de Türk askerini kendi menfaatleri için ‘kullanmak’ istiyorlar! Bundan daha doğal ne olabilir… Doğal olmayan, olaylara farklı gözlerle baktığını, muhalefet yaptığını zanneden kitlelerin aymazlığı. Lübnan’daki bu fırsatı ‘kullanmak’ istiyor musunuz? Bir planınız var mı? Hayır, sadece temennileriniz var… Size kalsa, Hizbullah ve İsrail ortadan kalktıktan sonra Türk askerinin oraya gitmesi daha uygun olur değil mi? Bu da mümkün olamayacağına göre, iyisi mi, “tezkereye hayır!” vb. sloganlarla bu konulardaki cahilliğimizi perdeleyelim. “İsrail, bize Hizbullah’ın silahlarını toplatmak istiyor..”, “Özal da bir koyup üç alacaktı…”, “BM’nin 1701 sayılı karar şöyle diyor…” vb cümlelerle malumu ilam etmekten başka vasfı olmayan bir zihin, elbette ıskalayacaktır öncelikli nedeni: Türkiye’nin güvenliği!

Tartışmaları hatırlayın; hiç Türkiye’nin güvenliği için ‘orada’ olunması gerektiğinden bahseden var mı? Ne yazıktır ki, sokaktaki insan ile ülkenin entelektüelleri arasında fark yoktur, mesafe vardır. Halka uzak olmaları nicel bir sorun, mahiyet/nitelik farkı yok arada. Bir ülkeyi, sınırında nöbet tutan askerler korumaz. Bir ülkeyi resmi sınırlarından önce, stratejik sınırlarında nöbet tutan askerler korur.

“Süngü”leri konuşacak ayrıntılara inebilenlerin, meseleyi insani yardım ekseninde konuşmaları, Türkiye’ye süngü kadar yer vermemeleri ibretlik değil mi?

Ziyonistler, anti-siyonist literatürü politikaları için nasıl ‘kullanıyorsa’, İslamcı argümanları da aynı şekilde kullanıyor. Güneye inmemizi engellemek için, bir yandan PKK saldırılarını arttırıyor, diğer yandan da “Türk askeri İsrail’e hizmet edecek!” gibi sloganlarla kamuoyunu etkilemeye çalışıyor… Ne hazindir ki bizim entelektüellerimiz de sapla samanı birbirine karıştırarak, sloganların gölgesine sığınmayı tercih ediyor.

Oysa, İstanbul’da Boğaziçi’nde keyifle çay içebilmek için Beyrut güneşinin altında terlemek gerekiyor! Hakkını vermek için bildiklerimizin, inandıklarımızın…

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

gidecigi istikameti bilmek!

oncelikle yazidaki baslik dikkatimi cekti! "guneye evet" bu demektirki; durdugunuz yerin farkindasiniz, durdugunu yeri bilen, gidecegi yeride bilir!
Yazida savulunan fikirin dayandigi bir temel var.Istanbul'un korunmasi icin, gidilmesi gerek!eyvallah!
evet bu kadar az oy almasina ragmen bende evet dedim.benimde dayndigim temel. cok ince hesaplar olmasada, acimazsin yabancilarin icinde turkiye bir annegibi cocugunu korumali!

Matrixe hoşgeldiniz

Cemaat com uluslararası ajan çarpışma alanına döndü sanki bugün! Bazen arkadaşlara cemaat comun gündem belirlemeye başladığını söylüyorum bana gülüyorlar ama gelin görünkü intersanal dünyanın bloglarla bireyleş(tiril)miş tabanında cemmat yinede geleneksel işlevini görüyor; seven sevgisinden, nefret eden nefretinden, kızan ... vs. yine gizli pencerede gündemi seyre devam ediyor. Bana internet bağımlısı diyorlar, yanılıyorlar oysa cemaat com bağımlısıyım kızsamda sevinsemde tuhaf tarifsiz bir aidiyet meydana getiriyor bu belki şundandır yazılarımızla kendimizi ele verip tanışıyoruz ve kendimizi görmeyi birbirimizde seviyoruz. Sayın yazara isminden ötürü hoş geldin diyorum ama uslubunuda çok tanıdık buluyorum nedense? Hani ben bir yazı yazsam ve başka isimle sunsam ne kadar saklanabileceksem okadarını başarmışsın deve kuşu misali olsun. Yada temel tezlerinin Türkiyeyi, 2. dünya savaşından beri doğu akdenizde yapılmakta olan en devasa yığınağın içine çekmeye çalışanlarla aynı olması kuşkulandırıyordur beni. Bizler cemaatte profesyonelce amatör düşüncelerimizi paylaşırken hiçbir haberi dikkate almadığımızı düşünüyor bazıları, yani kolayca manipüle edilebilecek bir yere benzemiyor bence burası; beğenmesenizde kuşkucu bir standardı var buradaki arkadaşların mesela burada yazan pekçok kimse Hakan Albayrak, İbrahim Karagül, Akif Emre, Fehmi Koru ... vs tipindeki saygıdeğer ve kendini kanıtlamış yazarlarımızdan BİLGİ CÜMLELERİ okurlar hergün olmasada ve bu bilgi cümleleri sizin bu yazınızda hiç karşılık bulmazda temenniler olarak sırıtınca ve üstüne üstlük abilerimizin cümlelerini temenniden ibaret saymakla - bilmem ne desem- ne yapmış oluyorsunuz? Cumhuriyetin ilkokullarda yaptığı ''türküm doğruyum çalışkanım...'' düzeyinde bir yönlendirme çabası ki DEZENFORMASYON katagorisine bile girmez çünkü bilgi cümlesi yok. AH! Pardon! İsrailci medyayla aynı saftaymışız(!) Sakın 1 mart tezkeresinde başaramadıklarını bu sefer tersten deniyor olmasınlar(çünkü itimat telkin etmezlikleri waşingtondan bile seçilebiliyor): ki bence insanları bu kadar aptal yeterine koymaya hiç kimsenin sizinde hakkınız yok. Enazından geçmişe dönük bir okuma yapsaydınız site içinde bu denli sığ bir yönlendirme yazısının başarılı olamayacağını, daha sofistike olmanız gerektiğini kendiniz görürdünüz. Şu itirazımda bilgi cümlesi içermiyor eyvallah ama dedimya bunları çok konuştuk bir daha tekrarlamamızdansa biraz zahmete katlanıp siz okuyun lütfen. Merak etmeyin müslümanlar müslümanlarında olmayanlarında planlarını görüyor, basiret sahibidir onlar, hernekadar siz bunu henüz görememişsiniz ama yabancı isimlere karşı bir kompleksimiz olduğu ön yargısı ile hareket etmekten vaz geçin artık, bizler zannetiğinizden daha rahatız.Selamünaleyküm