Simdi sen evde falansindir. Yanagina elin dayali sıkılmaktasindir. Ya da gazeteyi almis tersyüz etmektesindir sıkıntiyla. Haklisin. Evet
haklisin:
Gitmeli buralardan. Gitmeli!
Denizin betonlar içine sıkıstirilmadigi yerlere gitmeli. Gökyüzünün sokak araliklarina bölünmedigi, "Kesintisiz Gökyüzü Diyarlarina" gitmeli. Küçük bir çantayla, her seyi evde unutarak, kisa dönemli mülksüzleserek, hafifleyerek denize inmeli.
Sabaha karsi bir gün bir arabaya atlayip, hizla yola çikmali. Dag yollarinda çesmelerde durup sulari dirseklerden akitmali, boynu islatmali, islak islak rüzgârda durmali. Ilk kir kahvesi, bir
yolculuk sürprizi olarak, civarin en güzel kahvaltisini hazirlayan yer olmali. Domates günesi kizil yansitirken, salataliklar insanin içini genisleten kokusuyla kitirdarken tepenizdeki agaçtan yapraklar düsmeli tahta masaya.
Sehrin naylonlu ekmeklerinden degil, kol içi gibi
beyaz ve yumusak ekmeklerden getirmeli bir yasli, güleç kadin durmadan. Yumurtanin sarisi gün batiminin seker rengi gibi aniden ortaya çikivermeli. Cemal Süreya'nin dedigi gibi:
"Kahvaltinin mutlulukla bir ilgisi olmali."
***
Sonra kekikli yollardan, dikenlerin üzerinde circir
böceklerinin uyuklatan seslerinden geçmeli. Tuhaf tabelalara,
komik kamyon arkasi yazilarina gülünmeli. Gevsek gevsek yol alinmali. Yol su gibi akmali,sehir üstünüzden basinizdan su gibi... Akita akita iyice temizlenince beyaz boyali bir
pansiyona varmali. Sabun kokmali çarsaflar.
Her seyi öylece birakip, plansiz programsiz denize
"cup!" diye
dalmali.
Cup!
Denizin altina bakmali. Denizin dibinde güler misiniz siz?
Baliklar yanaginizdan geçince, yosunlar ayaklarinizi
gidiklayinca veya akliniza simdi sehirde olmadiginiz, tam burada oldugunuz gelince...
Gülümseyin. Sanki denizin dibinde yasiyormussunuz gibi oluyor, nedense. Bir de söyle tam dipteyken yüzünüzü suyun yüzüne döndürmeli. Denizin dibinden günese baktiniz mi hiç siz? Insan gümüsbaligi gibi oluyor, nedense.
Pansiyon sahibi zeytinyagli iç bakla yapmali. Sarmisakli yogurdun üzerine, nese olsun diye iki damla zeytinyagi dökmeli.
çam kokmali içiniz; orman gibi bir sey olmalisiniz. Eski bir radyo açik olmali.
Müzeyyen Senar
"Kapildim
gidiyorum bahtimin rüzgârina" sarkisini söylemeli.
Bütün sevdiginiz sarkilar art arda gelmeli, ayikken asla anlatamayacaginiz o büyük coskulu hüzün basmali gögsünüze. Iki satir bir yere not almak gelmeli içinizden. Sanki peçeteye bir seyler karalarsaniz bugünü hep elinizde tutabilecekmissiniz gibi. öyle tuhaf bir sey yani.
Yataga tüy gibi düsmelisin sonra. Uyudugunu bilmemelisin. Rüyana
baliklar girmemeli; sen rüyanda kendini bir balik olarak görmelisin. Ertesi gün daha kim bilir neler yapacaksin? Uyurken sanki bu yüzden
acele edersin. Uyandiginda ise bir an durursun kalkmadan önce,
denizin sesini dinlersin.
"Buradayim" dersin, "Tam burada!" öyle kendi kendine gülersin.Yaa!
Yorumlar
sıkkın canım, yar bana bir eğlence...
Per, 29/05/2003 - 09:40 — HaticeVeraaz evvel sıkılırken canım, hava almak için sabahın bir vakti, öyle böyle de değil, boğaz havası için, denizdir, güneşdir, makbuldur deyip, 'sıkıntıya bire birdir'e kanarak, kendimi sahillere attm.
ne fayda!
hala elim yanağımda cemaate yorum giriyorum.
dikkat şiir!
Saate baktım yirmibeş yaşındayım
Geç kalmadım tanrım yeniden inanmaya
Aşka geç kalmadım
Ardında yıkık şehirler ve leylaklar bırakan
Bir cümle dudaklarımı geçip beni ihlâl etti
Saate baktım müthiş bir yenilme vaktindeyim
Sevgilim
Ben nerede yağmur yağarsa orada şemsiye kırmanın kitabıyım
Ve en güzel cümlem sensin
Saate baktım buzlar ve çiçekler arasındayım
Gömleğim asyaya düşerken
Beni yanlışsız sakla bu son görünüşüm
mevlana idris
...
Per, 29/05/2003 - 13:27 — E.Fatih BilgeBuradayım işte tam burada... Öyle veya böyle değil...
Bir dost söylüyordu;
"Ben hazırlıklıyım, savaşa varsın. Sen bilirsin!"
Herşey açık olmalı...Önce sala bir yelken ve bir pusula. Rüzgarları ben yönlendirmeliyim...
HaYaT DiPSiZ BiR KoVa; YaŞaMaK Ne ZoR KaLBi oLaNa...
Hatırlayamadım
Per, 29/05/2003 - 15:19 — Şadan ErcanBir an için bu yazıyı bir yerde mi gördüm daha önce yoksa hafızam beni aldatıyor mu diye düşündüm? Hafızamı sorguladım, hırpaladım ama daha fazla bilgi alamadım. Daha önce başka bir yerde yayınlamış mıydın? Bu arada SEHRAYIN ne anlama geliyor pek merak ettim..
Benim yazı tarzıma benziyor di mi?
Cum, 30/05/2003 - 15:51 — E.Fatih BilgeSEHRAYIN ben değilim ama, "iki şehrin efendisi" demekmiş sormuştum birisine...
HaYaT DiPSiZ BiR KoVa; YaŞaMaK Ne ZoR KaLBi oLaNa...
slm
Cum, 30/05/2003 - 16:32 — Betul Sehrayinarkadaşlar yanlış bir anlaşılmaya mahal verdiğim için özür dilerim; ama bu yazı bana ait değil....banada bir arkadaş yollamış sadece paylaşmak istedim...çünkü beni biraz uçurdu bulunduğum ortamdan...başına yazmıştım ama gelmemiş galiba....
sehrayin in anlamını sormuşsun rotbalans...hmmm iki şehrin efendisi benim soranlara söylediğim bir cevap ama doğruluğundan emin de değilim açıkçası....çünkü kelimeler ayrıştırılınca sehir eğlencesi yada sehir ayini gibi bişeyde çıkıyor....yinede ben kendime uygun olduğu için (biraz abartmışta olsam) iki şehrin efendisi anlamını kullanıyorum..
bu dost çok konuşuyor galiba:
Cum, 30/05/2003 - 16:33 — Betul Sehrayinbu dost çok konuşuyor galiba:))
hayır
Cum, 30/05/2003 - 16:39 — HaticeVerasenin yazı tarzına benzemiyor.
yazan mı iyi bilir okuyan mı?
ben benzetemedim.
bunalımı az, umudu ve neşesi fazla senin yazıların için ....
...
Çar, 04/06/2003 - 08:26 — E.Fatih Bilge1-) Eğer hala yaşayamaya tahammül edebiliyorsam
2-) Tahammül kültürümün zirvelerini zorluyorsam
3-) Kader bana bir gün güler diyecek kadar "ermemiş"sem
4-) İpin ucunu kaçırdığımı ve neden burada olduğumun cevabını biliyorsam
5-) Mission problemini aşmışsam,
bunalım yazılara devam derim başka bişey demem.
3-4 hafta önce Dar Vakit'in yeni sayısı için şöyle limoni tarzda renkli bi yazı yazayım dedim ama olmadı. Demek ki yaşanan olaylar, yazmayı etkiliyor düşünmeyi etkilediği gibi....
Hepsi budur...
HaYaT DiPSiZ BiR KoVa; YaŞaMaK Ne ZoR KaLBi oLaNa...