Merhaba sevgili vatandaşlarım. Merhaba da… hiç boş bırakmaya gelmiyorsunuz hani. Kaşla göz arasında yine dolduruverdiniz memalik-i osmani’nin sınırlarını gündem dediğiniz bir sürü zırva ile. Ya hu ben sizlere demedim mi “acele etmeyin, annenizin önünüze koyduğu her yemeği yemeyin, bir sorun Molla Kasım’a vaziyeti?..” Yok anam yok. Laftan anlayacağınız yok sizin.
Ben yine de siz vatandaşlarımın bu cahilliğini hoş göreyim de belki bir daha aynı hataya düşmezsiniz.
Bakın nedir sizin gündem dediğiniz şeyler:
Ağca: “Tüh, yanlışlıkla bırakıldı.” Biz de inandık yani. Niye kimse değil de Ağca? Başka hesaplar var vatandaşlarım. İzleyin Molla’nızı. Gündemi sarsacak haberlerle yakında Ağca Dosyasını açacağım sizlere.
Kuş Gribi: Öncelik burada. Çünkü sevgili vatandaşlarım çıldırmak üzere. Gece – gündüz bana ulaşan sevgili vatandaşlarım soruyor:
- Pencereme kuş kondu, risk altında mıyım?
- Üzerime kuş pisledi, ölecek miyim?
- Serçeler çok ses yapıyor, grib mi olmuşlar?
- Rafadan yumurta pişiremezsen ölürüm, ne yapayım?
- …
Fe süphanallah. Ne oluyorsunuz vatandaşlarım, bu ne panik? Sinop belediyesi bakın ne güzel çare üretiyor, havai fişeklerle “dağılın len, gidin ve bir daha da gelmeyin” diyor kuşlara. Etkili – yetkili insanlar orijinal çözümler bulacaklar size. No panic!..
Güleriz ağlanacak halimize buyurmuş ya şair. Öyle gibi bir şey olduk şimdi. Sağlık bakanı evladım açıklamada bulunuyor: “tüm kanatlılara ölüm.” Kesin çözüm. İlaç yap!.. Yok, yapamaz, alt yapısı müsait değil. Dünya kadar “eli çantalı ilaç mümessili” doktorlara ne satacak devlet ilaç yaparsa? Ayır 5 – 10 cevelanımı. Ver para. Bak 3 – 5 beş seneye değil kuş gribi, kanserin bile ilacını yaparız evvel Allah. Yok öyle değil “Yağma Hasan’ın böreği.” İlaç üretemeyen bir Sağlık Bakanı ne üretir? Hastalık. Çapı bu kadar. İşte buraya yazıyorum, tiz görevden alına bu bakan. Suudiler gibi mazeret üreten değil, icraat yapacak birisi getirile oraya!.. Yok beceremiyorsanız çekilin, biiznillah Molla Kasım yeter size.
Ah evlatlarım ah!... Bunların ilaç yapamaması, ölüm dışında çözüm üretememesi nelere mâl olacak bir bilseniz. Bakınız birkaç tanesini sunayım dikkatlerinize de Molla Kasım’ın tedirginliğini anlayın:
Beddualarımız değişecek:
“Yurdunda baykuşlar öte” değil “Yurdunda kuş gribi çıka” diye beddua edeceğiz.
“İt ile alamete kurt ile kıyamete kalasın” sözü “it ile alamete, kuş ile kıyamete kalasın” olacak.
“loğusa kundağıyla, tavuk gribiyle seyrine döküle” diyeceğiz.
(Kalanları da siz düşünün hepsini ben mi düşüneceğim aaa…)
Türkülerimiz değişecek vatandaşlarım:
Güvercin uçuverdi
Kanadın açıverdi
Elin oğlu değil mi
Sevdi de kaçıverdi
Hadi bakalım kim bunu, böyle söyleyebilecek? “Sesini açmaya güvercin …u” nasıl tavsiye edilecek şimdi? Karacaoğlan hapı yutmaz mı sevgili vatandaşlarım türkülerinden çıkarılsa “kuşlar.” Tekrar dünyaya gelip değiştirecek hali yok ya!..
Keklikleri at gitsin.
Kumruları at gitsin.
Leylekleri at gitsin.
Atmacaları at gitsin…
Şöyle bir düşünsenize ey sevgili vatandaşlarım, cevelanım Erdem Beyazıt “Can kuşum, umudum, canım sevgilim”i içinde kuş geçtiği için nasıl der yârine?.. Masallarda kurt yerine “kuş” mu kullanacağız canavar olarak? Beşiktaş, Fenerbahçe ne edecek şimdi? Rakiplerinin eline koz geçmeyecek mi sanıyorsunuz?
Gül ile bülbül de bu arada hapı yutan sınıfına giriyor haliyle. Bu da bütün “divan edebiyatı”nın kapısına paslı anahtar vurmak değil midir?
Ya vatandaşlarım. Sizler kıyl u kâl ile uğraşırken Mollanız neleri, nasıl düşünüyor? Bütün geleceğinizi düşünüyor sizin. Başımız üzerinde kuşlar, kumrular gibi muhabbet ettiğimiz yaranlarımız, simidimizi bölüp attığımız martılar, pencere kenarına ekmek ufaladığımız serçeler…. Yani bütün masumluk bir anda özbeöz düşmanımız, hasmımız olacak. Anladınız mı vaziyetin boyutlarını?
Tabi daha sorular sorulup mesele didiklenebilir, tıpkı “göçmen kuşların geldiği, geçtiği ülkelerde kuş gribi yok da sınırın bu tarafında neden var?” diye lakin bu laklakaya girer, komplo teorisi üretmek her ne kadar sevdiğim bir mevzuuysa da siz halkımı düşündüğümden acilen öldürme dışında çözüm beklemekteyim. Yapamıyorsanız çekilin kardeşim Allah Allah.
Kuşlarla muhabbetimizi bozmayalım sevgili vatandaşlarım.
Yorumlar
Mollam Kasımım Daha Neler Oldu Bir Bilsen
Çar, 25/01/2006 - 12:26 — Jerfi QAZAQDuyduk ki Tarık Tufan'ın ve sen kuş olur gidersin isimli kitabı Birun Yayınlarının deposundan ve tüm kitabevlerinden toplatılmış ve itlaf edilmiş. Bunun üzerine Münir Üstün (kitabın yayıncısı) bir üst mahkemeye müracaat ederek, kitabın adından da anlaşılacağı üzere kuş olan vatandaşın gittiğini belirtmiş ve zararının tazminini talep etmiş.
Bu itlaf haberinin yayılmasını müteakiben ve sen kuş olur gidersin isimli kitaba isim babalığı yapan Cahit Zarifoğu'nun Motorlu Kuş isimli kitabı için itlaf girişimlerine başlanmış ancak Beyan Yayınlarının vilayet karşısındaki binası önünde baraj kuran Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri öncülüğündeki bir grup itlaf girşimine engel olmaya çalışmıştır.
Bu arada Molla Asım (Asım Gültekin) editörlüğünü yaptığı Kitap Postası dergisinin önümüzdeki sayısı için Türk Yayıncılık Tarihinde İtlaf Edimesi Gereken Kitaplar başlıklı ironik bir dosya hazırlığı içerisindeymiş.
Bunlar biraz Kitap Postası editörü Molla Asım'ın beyaz haberleri gibi oldu ama olsun be Molla Kasım'ım.. idare ediver.
Ha bu arada bakıyorum da sen de adının önüne modadan bir şeyler giydirmişsin. The İmam fiyaskosunu hatırlatmak isterim sana. Nereden çıkardın şimdi sen bu "dı" yı? Hadi The İmam yapımcıları bunu Tarık - ortadakini hatırlayamadım - Emrullah isimlerinin baş harfleriyle açıkladı. Sen neyle izah edeceksin. İlla ki koyacaksan başına bir şey bari "El" olaydı be mollam kasımım.
asım gültekin, the molla kasım, himmet ve dahi merhamet.
Çar, 25/01/2006 - 14:30 — Molla KasımAsrî Zamanların Mollası: The Molla Kasım
Zaman zaman benim de siz değeli halkımın içine karıştığım demler oluyor sevgili vatandaşlarım. Çok da yüz göz olmaya gelmez, malum. Bir zamanlar parti – pırtı işlerine karıştık, alımımızı aldık. Oysa kadrimizi bilememeniz sebebiyle ne hallere düştünüz, kestiremiyorsunuz. Oh olsun size!.. Mollanızın kadr ü kıymetini bilmezsiniz ha!.. Bakın ve deyin şimdi, “Molla Kasım olsaydı ne kuş gribi yaşardık ne de Irak’a girerdi Amerika puştu. Vay bize vahlar bize…” Sizi gidi sizi denesi az sevgili vatandaşlarım.
Neyse bugün memleket havadislerini bir kenara bırakalım, seçimlere daha çok var, o zaman hatırlatırım ben size bu gaflet ve dalaletiniz. Bugün mevzuumuz bambaşka.
Asım Gültekin’i tanır mısınız vatandaşlarım? “Aman Mollam sen varken Asım, filan tanımak ne ki?” dediğinizi mutlaka ben de duyuyorum. Bunu, sırf beni memnun ve mesrur etmek için söylemediğinizi de biliyorum. Gerçek vatan evladları, gerçek liderlerini her zaman layıkıyla bilir; Molla Kasım gibi gerçek liderler de siz kıymetli vatandaşlarının değerini bilir, endişeye mahal olmaya.
Mollanızın hakiki vatan evladlarından saydığı, saygıda kusur etmeyen, gayretli, ahenkli, kadirşinas ve tekin birisidir bu cevelanım. Asım Gültekin deyü müsemmadır. Kaç kez nüfus idaresini gidip “Değiştirin adımı, ben Molla Kasım efendimiz gibi O’nun pak ve şerefli adıyla anılmak istiyorum” deyü feryad ü figan attıysa da arzusuna muvaffak olamadı. Bizden de destur alarak muvafakat eyledi vaziyete.
Bu cevelanım Kitap Postası namlı matbu bir evrak-ı metruke neşr ediyor pek uzak memleketlerde. Allah’a şükür ki Mollanızın da himmetiyle geniş ve mümbit vatanımın her köşesine ulaşıyor bu mecmua. Pek canlı, pek alımlı, pek mübarek bir mecmua için kaç lira isteniyor vatandaşlarım, biliyor musunuz? Koskocaman ve tek bir lira… Okuma engelliler için de rakamla yazıvereyim: 1 lira… Kitap kurtlarının yaza yaza bitiremedikleri bir evrak-ı metrukeye 1 lira… ben bu Asım’ı alnından öpmez, dostlarımdan saymaz mıyım? Berhüdar olasın evladım.
Kitap Postası’nın 10. sayısında ter ü tazelerden Yusuf Armağan namlı bir yiğidim “İslamcı kesim gülmekten kesildi mi?” muhtevası başlığında mündemiç bir soruşturma vücuda getirmiş. 90’lı yıllarda İslamcı camianın peşpeşe mizah dergileri, mizah kitapları çıkardıktan sonra hızlarının kesildiğini ele alıyor... Mühim bir mevzu. Mizah ciddi iştir ve biz en iyisini yaparız biiznillah. Lakin tespit pek doğru canım. Ağlaya ağlaya tebessümü dahi unuttu sevgili vatandaşlarım.
Bu meyanda Ulvi Alacakaptan, Werner Hugo (kimdi bu ya hu?), Hakan Albayrak, Halil Kaleli, M. Emin Kazcı, Necati Tuncer gibi faideli evlad-ı fatihana sormuş “nerede bizim mizahımız?”
“Sadece Molla Kasım’a ulaşamadık. Üstad ne alemdedir bilemiyoruz” diye üzüntülerini bildirmiş. Asıl ben üzüntülerimi bildiriyorum Yusuf efendi. Sen hiç Kızılmaske, Zagor, Teksas okumadın mı behey cahil? Bilmez misin Kızılmaske, hep aynı Kızılmaske’dir. Asri zamanların Molla Kasım’ı da hep aynı Molla Kasım değil midir? The Molla Kasım. Sen “The Mollam himmet” diye seslensen o seni bulmaz mıydı sanırsın?
Çok ayıp ettin çok… Molla’nın öfkesinden nasıl kurtulursun bilemiyorum artık? Kapak mı yaparsın, özel ek mi verirsin?.. Top sende gayrı. Ya dışarı at ya da kendi kalene… Takipteyim sevgili vatandaşlarım.
----------
Hâmiş 1
the: "tarık, hasan, emre"nin kısaltılmışı değildir.
Hâmiş 2
Nabi Avcı sanılmaktan bıktım. Ben The Molla Kasım'ım. o kadar.
----------------
bu yazı amacına ulaştı vatandaşlarım. sabık molla kasımla karıştırılmayacak asri zamanların molla kasımını ilan-ı aşk ile haykırıyorum.
yaşasın öz hakiki, gerçek, muhterem ve muhteşem MOLLA KASIM
O kazaklar sünüp söğeter oldu :P
Per, 26/01/2006 - 21:50 — Eslem MünekkidBu haberler yağmur altında kaldığı için sünüp söğeter olalı çok oldu Qazak kardeş. Ve sen.. kuş olur gidersin' toplatıldıktan sonra evrim geçirip kendini yeniledi ve çoğalıp roman oldu. Adı da, kitabı savunan İmam Hatip'li kardeşlerimin hatırına .. 've sen.. Kartal olup geri dönersin' mi ne olacakmış. 've sen.. kuş gribi olarak geri dönersin de olabilir. Zümrüd-ü Anka da olabilir.
İkindiyazılarını hatırladım
Per, 26/01/2006 - 03:04 — Şaban Abakİkindiyazıları günlerini hatırladım
Molla Kasım'ı ve önceki iki yorumu okuyunca merhum Nedim Ali'nin çıkardığı İkindiyazıları dergisini hatırladım. Andırın Postası gazetesinin sanat eki olan İkindiyazıları, çok sayıda genç şair ve yazarın yetiştiği münbit bir zemin olmuştu adeta. Gazetenin ayrıca "Makkas" başlıklı mizah sayfaları da olur ve ünlü şair, hikayeci, yazarların müstear isimlerle yazdıkları birbirinden pırıltılı, zekâ, samimiyet ve sevecenlik dolu yazılarıyla çıkardı. Molla Kasım, Himmet Sümbül, Halit Kalkandelen, Werner Hügo, Köylü Yazar Memmet Gül, Metropolitan Yazar Bumin Yüksek şimdi hatırladığım bazı müstearlardı.
Molla Kasım hocamızdan uzun zamandan beri haber alamayınca başına bir şey mi geldi diye endişelenirdim. Hamdolsun sağlığı da kalemi de eski formundaymış. Başına küçücük bir "The" gelmiş ki, o da her genç mollanın başına gelir zaten.