renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

haber-aktüel

Hazreti Ali Atatürk Olarak Dönmüş(!)

Alt Kültürün Tevil Götürmez Zırvaları!

Beşerin türlü dalaleti var/putunu kendi yapar kendi tapar, diyen şaire ne kadar gıpta etsek azdır! İşte yeni bir dalalet örneği ile karşı karşıyayız. Başlıktaki tüyler ürpertici anlayışın üzerinde durmak gerekiyor. Bu anlayış felsefi, insani, akli hiçbir gerekçeyle izah edilmeyecek alt kültürün bakışıdır ve bu bakış Türkiye’de laik faşizanların dayandığı toplumsal zemini göstermektedir.

İbni Haldun’dan bu güne bilinen bir gerçek şudur: İslamın medeni vasfı ehlisünnet anlayışını doğurmuş, bedevi vasfı ise Şii anlayışı doğurmuştur.

Nokta'yı Koyduk, Taraf Olduk!

Taraf GazetesiBundan 2.5-3 sene önceydi yanlış hatırlamıyorsam. Murat Menteş'in sinema eleştirilerini okumak için almıştım ilk Nokta Dergisini. Genel yayın yönetmenliğinde Aktüel'i demokrat bir çizgiye çeken, ucuz cinsellik sömürüsünden kurtaran, daha önce Yeni Şafak'ın MedyaKronik sayfasını hazırlayan Alper Görmüş vardı. Aşk romanlarının usta ismi Ahmet Altan ve Ümit Kıvanç gibi isimler de yazar kadrosundaydı.

Yeni Rektörler Halktan

Cumhurbaşkanı Gül bazı üniversitelerin rektörlerini atadı. Her zaman olduğu gibi buna da bir cenahtan itirazlar yükseldi. Laiklikle ilgili açıklamalar duyuldu. Bazı öğretim üyeleri istifa ettiler. Köşe yazarları konuyu ele aldılar.

Çok muhalif sesler arasından nasıl olduysa hakkaniyetli görüşleri dile getirenler de var. Mesela bir Vatan yazarı “Sezer kendi görüşleri doğrultusunda atayınca itiraz etmeyenlerin bugün karşı çıkışlarının anlamsız olduğunu” belirtti.

Atamaları çetince eleştirip onları bir rejim sorunu gibi sunanlar da oldukça fazla.

Filistin’in Kaderi - FKÖ Dosyası

photo by NewsweekFilistin’de yaşananlar yakın tarihimizin dünya için yüzkarası olaylardır. Cenabı hakkın bize ihsan ettiği gibi her musibette bir hayır vardır deyip filistinin bugüne nasıl geldiğini bir irdeleyelim. Aslında işin bilinen kısımlarından bahsetmeyeceğim. Elbette bütün mazlum milletler gibi filistin halkının yanında dua etmek ve Cenabı Hakkın yardımını istemekten başka bir çaremiz yok.

Bugün Filistinin karşılaştığı en büyük sorun İsrail değil Filistin içerisindeki iç savaş olduğu herkes tarafından müşahade edilebilecek duruma gelmiştir. Yakın zamana kadar El Fetih ile Hamas arasındaki çatışmanın bu kadar şiddetli olduğu tahmin edilmiyordu.

Millet Kazandı

Ak Parti kapatılmadı. Bu yöndeki karar 6'ya karşı 5 oyla alındı. Karar ve sonuçta sanki bir strateji uygulandı. Mahkeme Ak Parti'yi kapatmadı ama aklamadı da. Laiklik konusunda onu suçladı yalnız kapatmaya da gerek yok dedi.

Mahkeme açıldıktan sonra yaygın kanaat Ak Parti'nin kapatılacağı yönündeydi. Olayı "bir hukuki darbe olarak" niteleyenler oldukça fazlaydı. "İkinci bir 367" ile karşılaşacağımızı bazıları kesin olarak görüyorlardı.

Hukuk ve Cesaret

Türkiye kendisiyle hesaplaşamayan bir ülkeydi. Hiçbir şeyiyle. Darbeleriyle, tarihiyle ve çeteleriyle. Yavaş yavaş sanki bu kırılıyor. Kapı zorlanıyor. Bir yerlerden ışık geliyor. Huzme oluşuyor.

Yakın tarihimiz neredeyse faili mechuller yakın tarihi gibi. Cumhuriyet'in ilk faili meçhulu Sabahattin Ali olayı. Hala karanlık bir hadise. Hasan kimdi suçlanan, tutuklanan ve kısa bir sürede serbest olan hala bilinmiyor.

Hükümetten Rest

NATO soğuk savaş döneminde kendine bağlı ülkelerde "Gladyo"lar kurmuş. Bunlar çeşitli karanlık operasyonlar yapmışlar. Soğuk savaş bitince tasfiye edildiler. En çok bilineni İtalya’nınki... Belki de en faal olanı o olduğundan. Şunlar İtalyan Gladyo’sunun karıştığı eylemlerden bazıları: ". Üç polisin hayatını kaybettiği, onlarca kişinin yaralandığı 31 Mayıs 1972 tarihli Peteano katliamı, 23 Kasım 1973'te patlayıcıyla düşürülen Argo 16 uçağı, 1974'te sekiz kişinin öldüğü, 102 kişinin yaralandığı Piazza della Loggia'nın bombalanması, 1977 Mayısında eski başbakanlardan Aldo Moro'nun kaçırılıp öldürülmesi, 2 Ağustos 1990'da Bologna tren istasyonunda patlayıp 85 kişinin ölümüne 200'den fazla kişinin de yaralanmasına sebep olan bomba..." (Fehmi Koru-Yeni Şafak)

Latife Tekin ve Balbay’ın Kimliği...!

Latife Tekin ve Mustafa Baybal

Son zamanlarda mağdur iki yazar halleriyle göz doldurdu. Meslektaşı kardeşleri de baskıcı siyasetin ezdiğini düşündüğü bu yazarlara destek verdi. Aslında bunun örnekleri siyasi tarihimizde fazlası ile var; ancak konu edeceğim iki insanın mağdur gösterilişi kadar propaganda kokanına şimdiye kadar ben şahsen rastlamadım.

Bu iki yazardan ilki romancı Latife Tekin, hani şu İslamcı belediyelerin sıkça şehir etkinliklerine konuk ettiği ve onunda okuyucu kitlesini mutlu etmek için mekanlarına bir zamanlar Lale Müldür’ün yaptığı gibi davete icabetsiz bırakmadığı yazar. Bu etkinliklere katılırken solcu reflekslerini Edip Akbayram gibi kullanmamış ve kendisini okuyan İslamcı kesim ile diyaloglar geliştirmiştir.

Kürt Sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak

Abant Platformu

Bu sene toplanan Abant Platformunda "Kürt sorunu: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak" başlığı altında ülkenin önemli meselelerinden Kürt sorunu masaya yatırıldı. Katılan aydınlar fikirlerini söylediler. Manifesto niteliğinde bir sonuç bildirgesi yayınladılar.

Meseledeki her şey şunu söylüyor: "Kürt sorunu çözülmeli." Çözüm de silahla olamaz. Silahsız çözümün yolu ise konuşmaktan geçer. Konuşulunca çözümsüz sanılan sorunun aslında çok fazla hal yolunun olduğu görülecektir.

Anında Tahammülsüzlük

Ortaya koyacak yeni bir ürünü olmayanların meylettiği en kolay yol kendinden öncekini taklit etmek, başkalarından esinlenerek yeni bir ürün ortaya koymuş gibi meydanda arz-ı endam etmektir. Bu bir kör dövüşüdür ve kimseye faydası olmayan bir zaman öldürmenin ötesinde bir şey değildir.

Televizyonlarımızın son zamanlarda en çok tercih ettikleri yol, birbirinin benzeri programlarla saat doldurmak, reyting avına çıkmak ve kasalarını doldurmaktır.

İçeriği paylaş