renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Halûk'un Amentüsü ve Besmelesiz, Amentüsüz Yeni Nesil

Bazen düşünmüyor değilim: Ben mi değişmiyorum, yoksa zaman “değişme” kancasıyla beni kendine yem mi yapıyor? Viyana’da havagazıyla hayatına son vererek intihar kervanındaki yerini alan Sadullah Paşa, ruhumun henüz ceset giymemiş mücerredine şu beyti ta o zamandan bu asra emanet mi söyledi acaba?

Zaman zaman-ı terakki cihan cihan-ı ulûm
Olur mu cehl ile kabil beka-yı cem’iyyât

Zaman, ilerleme zamanı. Hal böyle olduğu için düşüncenin geri tepeni bizde kalmış oluyor galiba. Her ne kadar yaş itibarıyle otuzu göstersem de gençleri görünce, daha doğrusu onlardaki davranışları görünce cehalet budur diyesim geliyor. Ya da ben, çok şey bildiğimi mi zannediyorum? Kaldık mı iki cami arasında?

Nerden Çıktı Şimdi Halûk ve Amentü?

İçinde bulunduğumuz ay, mübarek bir zaman dilimi. Ramazan ayı. Oruç ayı. Müslümanım diye geçinen bizlerin itikat boyutunda on bir ay yatıp da o süre içerisinde yapmadıklarımızı bir aylık zamana zip’leyip sıkıştırdığımız ay. Ben, bu yüzden Ramazan ayını bir paratoner olarak görürüm. Eğer bu ay, bu ümmete emanet edilmeseydi şimdiye kadar çoğalıp gelen bütün belaların, kıyameti çoktan koparacağına imanım vardır. İşte böyle garip bir inancım var. Bir olaya şahit oldum. Onu sizinle paylaşayım. Geçenlerde bir arkadaşın kitapevine gidiyorum. Yol üzerinde hemen karşısında da bir mezar taşı imalat yeri var. İki genç oturmuşlar, nevaleyi düzmüşler, yanlarına yanılmıyorsam iki buçuk litrelik bir yedigün açıvermişler, kendilerini bir pikap gölgesine soteye duldalamışlar, ramazanı aralarında Samsun simidi gibi çıtır çıtır yiyiveriyorlar. Şimdi gelin de siz, afiyet olsun arkadaşlar deyin. Der misiniz? Ben demedim zaten. “Ulan zehir zıkkım olsun yedikleriniz.” de demedim. En azından sesli olarak. Efendim, bunlar hasta olabilirler, çok ağır bir işte çalışıyor olabilirler. Dahası... Olabilir de olabilir. Peki sizin hiç mi saygınız, terbiyeniz, islami ve ahlaki kaygınız kalmadı? Bre mendebur herifler! Allah’ın kapalı mekanı mı yok? Niçin ve hangi akla hizmeten “ortalık yerde oruç yemenin işte âlâsı böyle olur” dercesine zıkkımlanırsınız? Müslüman mahallesinde salyangoz satmanın dayağa müstenit olduğunu bilmez misiniz? Bazıları da ortalık yerde sigara içmenin nasıllığına dair manifestolar sergilemekteler. İyi de kardeşim sana ne? Keyf benim değil mi? İster yerim ister tutarım. Tamamdır, iki gözüm. Lakin ortada halledilmesi gereken mühim bir mesele vardır ve bu meselenin de çözüme kavuşturulması elzemdir. Bu esnada müslüman genç, kulağıma fısıldıyor: “Abi, bırak Allah’ını seversen, bari dinime kasteden müselman olsa.” Ahh, ciğerparem! Yaktın iz’anımı, kavurdun ciğerimin orta sahasını, felç ettin sağ kanadımı! Keşke bunu demeseydin, keşkelerim bunu bana söylemeseydin! İşte bütün mesele burda ya! Çünkü dinime kasteden ağzıyla müslüman olduğunu söylüyor. “Müslümanlık sadece sizde mi biz de müslümanız!”
İspat et nur-ı aynım! İki gözüm!

Nerdesin Halûk?

Sis şairi Tevfik Fikret’in meşhur oğludur Halûk. Babasının,

Bir gün yapacak fen şu siyah toprağı altın
Her şey olacak kudret-i irfanla... inandım

diyerek Avrupa’ya ilim tahsiline gönderdiği; ancak bu emele muvaffak olma gayretini kendinde bulamayıp babasının kendisine öğrettiği “çakma amentü”den hayır bulamayıp papaz olan Haluk. Ahh ki ah! En azından onun bir amentüsü vardı. Peki şimdiki yeni nesil 3X ajanların besmelesiz olduklarını hangi amentüyle gizleyeceğiz? Hızlı modernleşmenin getirdiği rahat ve konforun en büyük çelişkisi “dine rağmen”liktir. Yapılan bütün günahlar, “biz de müslümanız ne var bunda canım, bırakın da gençler gençliğini yaşasın” diyen insan suretindeki şeytanların o kopasıca dillerinin altlarından çıkıp intişar etmektedir. Bu şekilde zihni beslenen yeni nesil ajan genç müsveddeleri de ortaya mutant müslümanlar olarak çıkmaktadırlar vesselam. Amentüsüz ve de tüysüz soytarı komple tikiler. Müslümanlık sizin üzerinizde iğreti duruyor, çıkarın ve asıl olmak istediğiniz orduya katılın.

Peki Ne Olacak Bu İşin Sonu?

Nereye bu gidiş? Oruç yemenin hile-i şeriyesini bile bilmekten aciz bu Halukçuklar müslüman olduklarını bilerek ve de söyleyerek nereye gitmektedirler? Bilen beri gelsin. Bunların anne, babaları hangi dağda kurt öldürüp ülke kurtarmaktadırlar, çocukları elden giderken? Yine Tevfik Fikret’ten:

Şeytan da biziz, cin de, ne şeytan, ne melek var;
Dünya dönecek cennete insanla, inandım.

Ahh ulan ahh! Ya Fikret çok saftı ya da bizler çok enayiyiz. Bu lokmaları yutacak kadar. Hangi beşerî sistem vardır ki bütün müntesiplerini memnun etmiş olsun? İlla ki sistem ilahî kaynaklı olacak. Bir dinin kaidelerini hayatına rehber edinmeyen, fıtrat olarak yaradılış gayesine ters davranıyor demektir. Ya da rüzgâra karşı küçük abdest bozuyor demektir. Tabii ayakta. Cini, şeytanı, meleği inkardan ibaret olan bir inanç manifestosunun ancak inkar ettiği şeytanın bir düzmecesi olduğu idrakinden bile uzak olan zavallı Fikret. Acaba bu amentü çok sevdiği oğlu papaz Haluk’u ve kendisini sizce kurtaracak mıdır? Peki, on bir ay boyunca midesini eline her ne geçerse onunla doldurma fiilini, hayvanlardan farklı olarak bir ay boyunca Allah’ın isteği doğrultusunda yapmaktan kaçınan “çakma müslümanlar”, o zaman biz bunları bilmiyorduk diyebilecekler midir? En azından bundan sonra diyemeyecekler. Çünkü tebliğe devam edeceğiz.
Haluk’un rağmına olarak Merhum Mehmet Akif’in müslüman genci Asım’a bir atıfta bulunarak böyle gençlerin de sayısının az olmadığını vurgulayalım efendim.

Asım’ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek.
İşte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

ana-babalara söyleyin...

Mehmet bey,celâllenmiş;celâllenmemeli oysa. Teşekkür ederiz emeğine. Tanıdığımız her anne-babadan çocuklarına - hangi dinden olduğuna aldırmadan- dinlere saygılı olmayı öğretmesini istemeliyiz.
Olay bu kadar basit. Sonra umulur ki;geleceğin çocukları da dinlere saygılı olmayı başarabilmiş olsun. Bilgisayar oyunlarında kendi camilerine saldıran çocuklardan saygı beklemek çok zor. Eski gayr-i müslim anne-babalar da yok ortalıkta; tıpkı bizimkiler gibi. Onlar da kendi çocuklarına hürmeti öğretmiyorlar gayri.
Selam ve Sevgiyle
Seçkin Deniz

Evet değerli Seçkin

Evet değerli Seçkin Deniz!
Celallendim bu kendini bilmez "oruçyer" takımına...
Ne yapalım sonuçta beşeriz. Kusurluyuz, bazen böyle kızgınlık anlarımız oluyor. Ama inanın bu kızgınlık sadece yazıda kalıyor.
Ramazanınız ve orucunuz O'nun razı olduğu şekilde olsun inşaallah.

Oruç Basmak

Sevgili Kardeşim,
Şu yazıyı okuduktan sonra yoldan geçen çağ-çoluğa;
Aç bakem dilini,
Oruç bastın mı lan vb diyesim geldi.
Hakikaten inanca ve inancın gerektiği ibadetlere karşı gösterilen saygı her kuşakta daha da azalmakta.Çakma Amentülerle hayatını idame ettiren kendınden ve kendisini kendi yapan değerlerden kopuk bir nesli nasıl ola ki terbiye ede?
Kalemin oruçsuz kalsın inşallah