renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Hamal

Kararımı verdim. Sırrınızı ifşa edeceğim. Varın bana gammaz deyin. Ya da muhbir. Beni nasıl yargılayacağınız umurumda değil. Dedim ya: Kararımı verdim. Hiç boş yere umutlanmayın. Muhatabım sizlersiniz. Kursağını doldurmak için sözü aracı kılanlar! Sizlersiniz. Ben sabahtan akşama kadar sırtımda taş taşıyayım.. bağda bahçede güneşin altında kavrulayım..ellerim ayaklarım patlasın.. suratım kararsın kışın ayazından yazın sıcağından.. ve karşılığında evimdeki ocak ancak kaynasın. Ve sizler de el ense yapıp benim de kullandığım sözcükleri bir araya getirin ve benden ala beslenin, çoluğunuzu çocuğunuzu besleyin. Yok öyle yağma! Ne güzel hokkabazlık! Ne harika ve sinsi külhanbeylik! Ne ala derebeylik! Oh.. bir de kasım kasım kasılmaz mısınız? Çok bir matah, çok bir şey yaptıklarınız değil mi? Aa! Size söz de söylenmez. Ne hikmetli, biz sıradanlar için ne değerli şeyler yaparsınız değil mi? Siz yağmacısınız! Evet yağmacı. Sözüm kursağını doldurmak için sözü kullananlara. Bakın olmuyor! İnanın kıskanmıyorum sizi. Bunca zaman sustum. Şimdi niye dile geldim değil mi? Amelelikten bıktım. Hoş bıkmak da denmez ya! Bedenim kaldırmıyor ağır yükü. Ben de işportacılığa heveslendim. Söylemesi ayıptır.. üç beş kuruş kenara ayırmıştım.. onunla şöyle küçük bir araba aldım.. araba dediysem insan gücüyle yürüyeni.. dört tane bisiklet tekeri.. tabla dedi satan adam. Her neyse.. işte onu aldım.. biraz da limon.. ve düştüm yola.. işim sizin gibi kolay değil. Hem sırrınızı ifşa etmek aklımdan bile geçmezdi.. peki ne oldu? Diyeceksiniz? Zabıtalar. Evet zabıtalar arabamı da, limonları mı da aldı. El koydular. Etmeyin, eylemeyin dediysem de nafile. Yahu çoluğum çocuğum var. Evde suratı iki karış – kuşkusuz haklı- hanım var. Bedenim de yük taşımaya el vermiyor. Ne yapacağım? Hadi söyleyin? Ne yapacağım şimdi? Çok mu önemli değil mi? Git bir yerlere kaydol! Değil mi? Kolaydı! Kaça çıkar kayıt işi biliyor musunuz? Hem benim sigortam da yok.. kim ne diye sigortalı çalıştırsın? Sizin işiniz kolay.. herkesin kullandığı – çoğu zaman kimsenin kullanmadığı- sözcükleri alın.. yan yana, alt alta dizin.. dünya kadar kağıdı heba edin.. oh! Sonra da benim on yılda hamallıktan kazandığımı bir günde alın.. kasılmayı da unutmayın! Sakın unutmayın. Çok önemlidir. Benim hangi yarama merhem oldunuz bunca zaman? Hangi yaramı sardınız? Yok öyle bir şey.. gün doğmadan sokaklara düşüp gün batana kadar çalışıp didindiğime de göz dikin. Evet! Hadi inkâr edin! Hadi inkâr edin! Benim gibiler, kursaklarını doldurmak için sözü aracı kılmayanlar sizin yazıp çizdiklerinize bakmasa ne olurdu haliniz? Hanginizin bir torba çimentoyu yüklenip bilmem kaçıncı kata çıkarmışlığı var? Yok elbet! Siz ne usta hokkabazlarınız! Şimdi hepiniz birlik olup üstüme çullanırsınız! Öyle ya yüce insanlık ideali.. uyandırmak.. bilinçlendirmek.. vesaire.. vesaire.. peh! Beni değil zabıtaları bilinçlendirin! Zabıtalar sizi okuyordur. Belki dinlerler! Sanmıyorum ya! Bir umut! Yoksulluk umudu. Onca yazıp çizdiniz de ne oldu? Ben hep yoksulum. Babam da öyle.. bir de çalışan kazanır masalı! Babamdan, onun babasından çok çalışan kim olmuş ki? Efendiler, hanımlar ben on altı saat çalışıyorum.. dile kolay.. babamdan semer miras kaldı. Ona da babasından. Ha kimsenin kazancında gözümüz olmadı. Hiç kimsenin! Ne babamın ne benim ne de dedemin. Kimsenin kazandığı ağırıma gitmez. Ama siz.. siz ne hokkabazsınız. Yahu ne uyanıklarmışsınız! Bunu nasıl da akıl etmişsiniz. Maliyeti de yok! Üç kasa limona ben kaç lira vermiştim biliyor musunuz? Nereden bileceksiniz! Hem merak da etmezsiniz. Böyle basit sıradan şeyler sizin semtinize ne diye uğrasın? Ben ne düşler kurmuştum o üç kasa limonu arabaya döküp sokaklarda bağırmaya başladığımda. Hele siftahtan sonraki bir iki satış.. belki inanmazsınız ağlamıştım. Gözyaşlarım daha bir ağlatmıştı. Sevinç gözyaşlarıydı. On beş yaşındaki kızım beni görüp görmezlikten gelmeyecekti. Zıpır oğlum “aslan babam!” diyecekti. İşte kurduğum düşler de bunlardı. Hamaset mi beyim? Duygu sömürüsü öyle mi? Açlık yoksulluk edebiyatı ha! Değil beyim! Vallaha değil! Zabıtalara engel olabilseydiniz hiç aklıma gelmezdiniz. Kaç sözcük kaç kuruş ediyor? Kaptırdığım arabaya mı, limonlara mı ağlayayım.. çabucak tükenen düşlerime mi? Hem sizin peşinizde zabıtalar da yok. Sonra olsa ne çıkar? Daha çok işinize gelir. Bir kitabınız yasaklansın.. bayram edersiniz. Çünkü unutulan kitaplarınız yeniden piyasa çıkar.. kapış kapış gider.. günlerce aylarca konuşulursunuz. Bazen yasaklamalar falan sanki danışıklı dövüşmüş gibi. Bana öyle geliyor! Kusura bakmayın! Vallaha! İçim yanıyor. Şimdi şu çöp bidonunun yanında ellerim iki yanıma düşmüş yığılıp kalmışken birinizin birkaç sayfası ilişti gözlerime.. niye yırtılıp atılmışsa.. aklıma buradan düştünüz. Aman bana ne! Benim ki de gevezelik! Siz bildiğiniz yoldan ben bildiğim yoldan evimize aş götürmeye bakalım. Benim haddime mi size söz söylemek. İyi de şu zabıtaların yaptığı haksızlık değil mi? Daha ilk günümdü yahu! Vallaha artık ağır yük kaldıramıyorum. Hele ikinci kattan yukarısı tam bir zulüm geliyor. Nefesim daralıyor. Gözlerim kararıyor. Efendim yıllar geçtikçe eşyalar da bir değerleniyor bir değerleniyor ki sormayın. Geçen de evin birini taşıyoruz. Küçük bir koliyi biraz sertçe kaldırdım evin küçük beyi bir haykırış haykırdı ki.. içinde altı yüz liralık monitör mü varmış ne.. ben ne bilirim monitörü.. küçücük de bir koli ha! Bir avuç çimento ağırlığında bile değil. Peh aklıma şaşayım! Çimento.. bir kamyon çimento ancak altı yüz eder.. çimento nere o dediği nere? Gerçi çimento olmasa o aletin konulacağı mekanı neyle yaparlar o ayrı.. hanıma ne diyeceğiz şimdi? Asıl önemlisi bu. On ay surat asar durur. Gitti paralar. Gitti. Düşler gitti. Kıza küçük bir cd çalar alacaktım akşama. İyisi mi herkes yattıktan sonra bir gölge gibi süzülmeliyim eve. Bundan gayrısı zehir zıkkım. Senin neyine alıcılık satıcılık? Beni bu heveslerim bitirecek! Al ipini eline, vur semerini sırtına.. olmadı inşaatlara koş.. hanım haklıydı. Ben kim satıcılık kim? Ulan sülalende tüccar mı var senin? Sen fırından ekmek alırken yüzün kızarıyor nerde kaldı ekmek satacaksın?

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Söz orucu

Bu hikayeden sonra susmaktan başka çare kalmıyor.Cemal bey laf ile peynir gemisinin yürümediğini farkedenlerden.
Öyle de çoğalmış öyle dolmuş ki kağıtlar, bir çoğu laf-ı güzaf.
Ancak kağıt toplama diye bir meslek icat oldu. Kadın erkek, gece gündüz kağıt topluyorlar çöplerden. Sadece bu faydası oldu galiba.
Geçen gün bir delikanlıya sordum kağıt toplamaktan eline ne geçtiğini. Bir iki ekmek parası ancak çıkar dedi.
Allah hepimize sonunda ne rütbe ne de mal olan hamallık nasip etsin.
Allah yâr ve yardımcımız olsun.

Bir iki üç tıp!

"Ya hayr söyle ya sus" düsturunu yitirdik yitireli, kal ile kelamı israf eder olduk..
hayatın içinden bir kurgu ile şamar gibi acı bir gerçeğe temas etmiş olmanız ne de kutlanası..
kaleminize ve zihninize sağlık..

bir yıl önce "söz orucu" konulu bir söyleşi yapmıştım. Sakine hanımın "söz orucu" başlığı bu yazıyı (ve dahi konunun ehemmiyetini ) hatırlattı. siteye gönderrek sizlerle paylaşmayı diliyorum.
hoşnut kalınız..

gerçekten...

Çok güzel bir yazı olmuş(yine)Hikayeleriniz kafamda farklı bir dünyayı kurguluyor.Sanki yaşadığım hayatın kapısını kapatıp,başka bir aleme akıyorum.Ve hep duygulanıyorum,içim burkuluyor...Canımın yandığını hissedip bazen bundan keyif bile alıyorum,hani kendime eziyetimden zevk aldığımdan değil farklı bir cihetten bakmamı sağladığınızdan keyifleniyorum.Yazmanın manası, bir hayatın başrol oyuncusunda ve sırtında ki çimentonun ağırlığında manasızlaşıyor.Sizin yazılarınızı çok seviyorum ve sabırsızlıkla ana sayfada cemalcalik ismini görmek istiyorum.Olmadığını görmek hüznünü yaşatmayınız, sıklıkla yazınız inşallah:)Ellerinize sağlık,paylaşım için sonsuz teşekkürler.

teşekkür

selam ve dua ile;
okuma lutfunda bulunup yorum yazan kardeşlerime şükranlarımı arzederim.
c.ç