renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Harflerin Esrarı

“Herkes laftan anlar, insan odur ki rumuzdan anlaya”

Harflerİnsan esma’dan esma harflerden mürekkeptir. Kelimelerin ruhu harflerdir. Bir dilin irfani mi yoksa dünyevi mi olduğunu kelimelerinin içinde barındırdığı harflere bakarak anlayabilirsiniz. Harfler tek başlarına ayetlerdir (bknz hurufu mukatta) ancak idraki dar insanın ayetleri anlayabilmesi için harfler kelimelere dönüştürülmüştür. Kelimelerden cümleler kurar, cümlelerden paragraflar örer, paragraflardan uzun, uzun yazılar inşa eder anlatmaya çalışırız. Halbuki insan rumuzdan anlayana denir. Az kelimeyle çok şey anlatmaya şiir denir. Mecazdan anlayana bilgili kişi, alegoriden anlayana arif kişi denir. Az söz söylemek dilin zekatı , az kelime kullanarak çok şey anlatmak yazarlığın şanındandır. Bu anlamda Osmanlı yazı dilinin harekesiz oluşu onun irfani bir çaba içinde oluşunun göstergesidir.

Harfler sırdır. Sırrı ifşa eden S harfinin eSrarını kelimelerin ormanında harflerin peşine düşerek bulabilirsiniz. S hangi harfin içine girmiş ise Sır olmuştur, eSrar olmuştur, efSun olmuştur . Mesela gizem ve Sırrın öz akrabalığı yoktur : inSan gizlemek ister halbuki toprak çömleklerin üzerine çekilen cilaya verilen Sır ismi gibi, Sır açığa çıkarılması istenen beklenen bir şeydir. Açıktadır ancak herkeS göremediği için Sır olmuştur. Ş gösteriŞ’in remzidir. İçinde yer aldığı kelime ulvi olsun süfli olsun göz kamaŞtırır, Bütün bakıŞları üzerine çeker. İçinde Ş harfi olan bir tane iddiasız kelime bulamazsınız. GüneŞ, ateŞ, aŞk, Şehvet, Şevk, nakıŞ, Şhov, Şehit. Oysa bu kelimelerin benzerleri yakın akrabası sayılan diğerlerine baktığımızda daha Sade, daha Sakin bir hal görürüz. Yukarıdaki Ş li kelimelerin S li benzerlerine bakalım isterseniz. AteŞ ten yükselen ıSı, aŞk ile atışan Sevgi, Şehvetle at koşturan köSnü, Şevk ile yola düşen iStek, nakıŞ ile göz okşayan deSen, Şhov ile sahne alan göSteri ne kadar da Sönük kalıyor Ş nin yanında.

AŞk ile ateŞin kızı, Şah ile Şeytanın arkadaŞı: Ş. Bir kelimelin önünde yürüdüğü zaman ona Şekil verir, kelimenin ortasında yer alırsa esası teŞkil eder, kelimenin ayak ucunda bile dursa onu baŞ yapar.

İçinde Ş harfi olmayınca Şah olmaz hiçbir kelime. Ş insanı tanımlayınca insana Şahsiyet verir. Onu, Şah yapar, Şeyh yapar, Şövalye yapar, Şakir yapar, Şakirt yapar, Şehsuvar eder. Şerefli yapar, Şeytanla iŞbirliğine girer Şaki yapar, Şırfıntı yapar, Şempanze yapar, Şirret yapar, Şerefsiz yapar .

Yakıcıdır; GüneŞ ten alır ateŞini. GüneŞ, ateŞ, Şems, Şahap hep ş ile ıŞıldar.

S Sırları barındırır karnında. Ş nin yanında Sönük kalır ama bir nevi ş’nin akıllı kardeşidir. Aşık olmak yerine Sevmeyi Şüphe etmek yerine Sorgulamayı, teŞhir yerine sergilemeyi Salık verir. TaSnif eder, Soru sorar, Sorgular , Şekillendirmez belki ama sonuçlandırır.

Pek çok harf için bu karşılaştırma, bu kıyas yapılabilir. V harfi ile B harfinin yönetim ile ilgili yer aldığı kelimelerin kısaca kıyasını yapar isek karşımıza şu kelimeler dikilir ve ifşada bulunur. V harfinden pek çok yönetici kelime neşet eder.. Vasi olur, padiŞah’a akıl veren Vezir olur, Vali olur, Vekil olur. Valide olur ama Baba olmaz. Oysa diğer bir yönetici harf B bakan olur amma BaşBakan da olur, Bey olur, Buyruk verir, Baş olur emir verir, Baba olur devlet ile özdeşleştirilir.

Geveze ve bilge harfler vardır. Türkçe’de sesli harf dediğimiz A, E, I, İ gibi harfler çok konuşup az söyleyen harflerdendir. Zurnaya, Kavala ses veren nefestir ancak boşluğa üflediğin nefesten ancak tıs sesi alırsın. Sesli harf dediğimiz harflerin bir kısmı bilge bir kısmı yönetici bir kısmı savaşçı mahiyettedir. Öte yandan harflerin tek başlarına tuttukları anlam alanı ile etkileşimlerinden doğan anlam dünyası genişleyebilir İttifaklar kurunca farklı kombinasyonlar farklı karakterler ortaya koyarlar, yükselen burcun, burçlar üzerindeki etkisi gibi, kaymaklı kadayıf gibi.

Hülasa harfler sırdır. Yukarıda ifade ettiğim düşüncelerimin bilimsel bir mahiyeti yoktur. İstatistiklerle, nicel gözlemlerle desteklenmemiştir. Modern hurifiliğin temelini atmak gibi bir niyete de sahip değilim. Ancak uzunca bir süredir harflerin kendi başına manası olduğu, tek başına konuştuğuna dair bir inanca sahibim. Harfler sırdır. Sırrına ulaştır ya Rabbim!

Ve (Allah Teâlâ) bütün eşyanın isimlerini Âdem'e bildirdi. Sonra bu eşyayı meleklere göstererek, «Bunların isimlerini Bana haber veriniz, eğer siz sâdık iseniz» diye buyurdu. (Bakara No:31 / Ömer Nasuhi Bilmen Meali)

Dediler ki: «Seni tesbih ederiz, Senin bize bildirdiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphe yok ki alîm, hakîm olan Sen'sin.» (Bakara No:32 / Ömer Nasuhi Bilmen Meali)

Buyurdu ki: «Ey Âdem! O şeyleri adları ile meleklere haber ver!». Âdem de o şeyleri adları ile haber verince (Cenâb-ı Hak) buyurdu ki, «Size dememiş miydim ki, Ben şüphesiz göklerin de yerin de gizliliklerini bilirim. Ve sizin izhâr ettiğiniz ve gizlediğiniz şeyleri de bilirim.» (Bakara No:33 / Ömer Nasuhi Bilmen Meali)

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Harflerin ESrarı ve El-Cami'u İsmi Şerifi

Merhaba

Müthiş! Hamit Akçay'dan fevkalade bir yazı okudum. "Harflerin ESrarı". S'ler ve Ş'ler. Muhtaşem bir gözlemleme bu. Vallahi Mest oldum :)

Çok zoru, çok kolay ifade eden bir icaz ile anlatmış ki harflerin eSrarını, hiç takılmadan, akarak okunuyor düşünce. Beyin Fırtınası olmuş.

Harfler ve eSrar deyince "ferrarisini satmış bir arif"ten öğrendiğim kısa bir şeyi de nakledeyim. Konu üzerine bir çam sakızı, çoban armağanı katkımız olsun. Fakat Arapça klavyem olmadığı için yazı karekterlerini latince olarak yazıyorum. Hoş görünüz.

Allahın dört büyük meleği vardır Meleküt Alemin'de.

Bunlar:

1- Cebrâil: ("Kur'an'da üç yerde "Cibrîl" olarak geçmekte (el-Bakara 2/97, 98; et-Tahrim 66/4) diğer bazı ayetlerde de kendisinden Rûhu'l-Kudüs ve Rûh olarak bahsedilmektedir. (el-Bakara 2/87, 253; el-Mâide 5/110). Vazifesi, Allah'ın emir ve nehiylerini peygamberlerine bildirmektir. Bütün vahiy onun vasıtasıyla nazil olmuştur.")

2- Azrâil: ("Melekü'l-mevt" ( = ölüm meleği) olarak geçmektedir. " Ey Muhammed de ki; size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz." (es-Secde, 32/11)"

3- Mikâil: ("Kur'an-ı Kerîm'de bir yerde "Mikâil" olarak zikredilmektedir. (el-Bakara 2/98) Mikâil'in görevi: yağmurun yağdırılması, rüzgârın estirilmesi ve mevsimlerin tanzimi gibi tabiat olaylarını Allah'ın emri ve izni ile vukua getirmektir.")

4- İsrafil: (" Kur'an'da "İsrâfil" olarak ismi geçmemektedir. Ancak, kıyametin vukûu ile ilgili ayette "(İsrâfil tarafından birinci sefer) Sûr'a üflenince Allah'ın dilediği (melekler) müstesna göklerde olanlar ve yerde olanlar bayılırlar (ölürler). Sonra Sûr'a (ikinci defa) üflenince ölüler mezarlarından kalkıp bakınıp dururlar." (ez-Zümer 39/68) buyurulmakta, dolayısıyla isim olarak olmasa da bu meleğin vazifesi bu ayetle belirtilmektedir. Buradan kıyametin ve ahiret gününün yani yeniden dirilmenin başlangıcında bir Sûr'a üfürme olacağı anlaşılmaktadır ki, bu işle vazifeli melek İsrâfil (a.s.) dır. Bu görevinden dolayı İsrafil'e "Sûr meleği" ismi de verilmektedir.Ayrıca İsrâfil'in, "Levh-i Mahfuz"* da yazılanları okumak ve ilgili meleğe haber vermekle de görevli olduğu bilinmektedir.")

İmdi, bu dört büyük Meleğin isminin baş harflerini bir kombinasyon olarak sırayla alırsak, Cebrail, Cim harfi (C), Azrail, Ayn harfi (A), Mikâil, Mim harfi (M), İsrafil, Hemze (E, elif).

Bunları bir araya getirdiğimizde "Cami ya da Camii" ismini elde ederiz. Ebced ilminde bu harflerin total rakamsal karşılığı 114'tür. Kitap'ta 114 adet sure vardır. Ve Camii'nin başına elif lam takısı geldiğinde yani "El Camii" olduğunda Allah'ın İsmi olur.
"

el-Cami'u celle celâluh "

Manası: "1- İstediğini istediği zaman, istediği yerde toplayan. 2- Bütün mahlukâtı hesaba çekmek üzere kıyamet gününde bir araya toplayan. 3- Evrendeki tüm varlıkları tam bir âhenk içinde toplayıp düzenleyen. 4- Bütün övgü ve erdemleri zatında toplayan. "

Kur'ân-ı Kerîm'den İlgili Ayet: "İşte bunda, ahiret azabından korkanlar için elbette bir ibret vardır. O gün bütün İNSANLARIN BİR ARAYA TOPLANDIĞI BİR GÜNDÜR VE O GÜN (BÜTÜN MAHLÛKATIN) HAZIR BULUNDUĞU BİR GÜNDÜR. "
(11:103)

"En güzel isimler Allah'ındır. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin..."
(Kur'ân-ı Kerim 7:180)

Muhabbetle

Gerçekten Müthiş...

Tesbitler ve anlatım gerçekten müthiş. Kaleminize sağlık.

Hz. Ali (r.a.)'nin "Kur'ân-ın sırrı Fâtiha'da; Fâtiha'nın sırrı Besmele'de; Besmele'nin sırrı da başındaki "B"dedir!" söylediği rivayet ediliyor. Hatta daha ileriye giderek o sırrın arapça harfindeki "BE" nin noktasında arandığı da söyleniyor. Bu konuda pek bir bilgim yok ama bunu hatırladım.

...

Buna benzer bir yazıyı birkez daha okuduğumu da hatırlar gibiyim. Belki de aynı yazıya başka bir yerde rastlamışımdır, bilemiyeceğim şimdi. Ama bunların haklı düşünceler olduğuna inanıyorum.

Bu yazınızla bunu tekrar hatırladım, teşekkür ediyorum.

Birkaç ay önce arapça öğrenmeye başladım. Arapça dilinden bizim dilimize de yansıyan (yoksa zaten var mıydı?) kelimelerin köklerini bulup o kökten gelen diğer kelimeleri bulmaya çalışıyorum. Çalışırken kelimeler, kökler, harfler ve sonunda anlamlar birbirini kovalıyor. Bir nevi oyun diyebiliriz sanırım :)

Selamlarımla...

"Yaşasın Yeryüzündeki Evrensel Kardeşliğimiz!.."

harfler sirdir.....

"harfler sirdir.Sirrina ulastir ya rabbim!"
Sirrinizi bizle paylastiginiz icin oncelikle tesekkurler:).
Saka bir yana muhtis bir arayis.Insani zaman zaman durduran.
Kullandigim yabanci dilde "s" harfi yok klavdiyemde bile yok.bu harfi ne kadar ozledigimi fark ettim."s"benim icin dogudur. o yuzden.Kuran-i kerimin o ilk gizli harfleridir.
Duaniza amin.
sükran.

selam ve dua ile.....

Şşşşşşşşşşşşş!

Karşımızdakini susturmak için de "şşşşşş!" deriz mesela. Burada da "ş" harfinin iddiasından ve heybetinden yararlanarak baskın çıkmaya mı çalışıyoruz acaba?
"S"harfiyle ilgili yazılanlar da enteresan. Belki kolaylıkla istisnası bulunabilecek şeyler bunlar ama isim-ses- anlam ilişkisine vurgu yapması açısından önemli.
İlginç ve düşündürücü bir yazı olmuş.

kelimelerle yaşlanıyorum.kelimelerle ölüyor...

Kaleme ve yazdıklarına and içilmişken..
''Kalbimizde beyaz bir elif,zarif bir lam ve müthiş güzelliğiyle he'' bulunuyorken..
Besmelenin özü bir harfin buğusuna sinmişken..Harfler kalbidir elbet kelimelerin.Harlı perçeminden düşünce kalemin,gecenin mührüne vurulan ateşi sükûttur harf.
Güzel tespitler...
''Harfler sırdır. Sırrına ulaştır ya Rabbim! ''amin...
Allah'ın selamıyla...

sakin bir nûn hıçkırığıyım hepi topu.lâm.ra...!şeddeli mim!/şeddeli sus!

Harflerin Esrarı'ndan Türkçe'nin Ruhu'na

Yusuf Er

Harfler seslerin resmidir.

Seslerin de belirli anlamları olduğu bir gerçektir. Kabul edelim ya da etmeyelim. Konuyu bu yazı bağlamında bu denli hayretler eşliğinde karşılayan dostlara bu ülkede Hüseyin Rahmi Göktaş diye bir adamın yaşadığını anımsatmak isterim. Yazıları Anlayış ve Fayrap'ta çıktı, çıkıyor. Yayımlanmış bir, yayıma hazır üç kitabı var Göktaş'ın. Allah ona bereketli çalışmalar versin...

"allah'ım kaderimden şikayetçi değilim
aksine bahtiyarım evrende bana da rol
verdiğin için şahsen, allah'ım bizler senin
falsolu kullarınız, n'olur bizden razı ol."
-M.M.

Bildiğim Tek Şey Bilmediğimdir

Yusuf Er in bu yorumu aşağı yukarı "Bildiğim tek şey hiç bir şey bilmediğimdir' manasına gelen aforizmayı zikretmeme sebep teşkil etti.Harflerin sırrı meselesi benim için herhangi bir sistematik bilgiye dayalı olmayan , tamamen kişisel algılarıma dayalı , yıllarca diri tutup ,yıllarca sözlü olarak eşe dosta anlattığım ama yazıya dökmediğim gözlemlerinin yazıya dökülmesi idi.Yazıyı yayımlamadan evvel harf ve sır kelimeleri çerçevesinde internette de bir sorgulama yapmış ve ebced ile ilgili yorumlar dışında her hangi bir kaynağa rast gelmemiş idim.Yazıyı yayımlamamdaki cesaretimin kaynaklarından birisi de bu kendine özgülük , kaynaksızlık idi. Yazı sonrasında gelen Yusuf Er yorumu sayesinde bu konuda geçen yıl içinde bir kitap neşredildiğini öğrenmiş bulunmaktayım.Kitap tan ve Hüseyin Rahmi Göktaş tan haberdar olmamış olmam tamamen şahsıma ait bir eksikliktir.

Hüseyin Rahmi Göktaş ın bensenog adlı kitabı benim görüşlerimle teğet geçen fikirler içeriyor.Ancak daha sistematik ve etraflıca bir çalışma .Benim yazım ise özellikle bazı harflerin anlamla ilişkisinin gözlemlerimle yoğrularak ifade edilmesinden ibaret.Yazımda da ifade ettiğim gibi akademik hüviyete değil. Yazıyı yazarken Hüseyin rahmi Göktaş ın eserinden yahut benzeri diğer eserlerden esinlenmiş değilim.Elbette ses anlam ilişkisine ait felsefi görüşlerden haberdarım ancak konunun dille ilgili derin tafsilatları ile ilgilenme şansım olmadı. Hüseyin beyin teorilerini (ki öğrendiğim kadarı ile kendisi de akedemisyen olmayıp , sezgisel olarak çıkarımlarda bulunmuş ve teorisini inşaa etmiştir) daha ziyade kök ses diye adlandırdığı ses öbekleri üzerinde inşa etmiş.Benim sezgi ve gözlemlerim daha sipesifik harf anlam ilişkisinden ibaret.

Hülasa Yusur Er in işaret ettiği zaviyeden yeni şeyler öğrendik.Bir şey bilememek vasfımızı ikrar ettik.Gözlem ve sezgilerimizi genişletip derinleştirecek yeni mecralardan haberdar oldık.Bundan sonrası için gayret bizden takdir Allah Tan.

Muhabbetlerimle.

Havada uçan kuşa yolun ne hayrı var
Kendine hayrı olmayanın ele ne hayrı var

Harflerin Esrarı

Harflerin Esrarı'nın çok beğendim ve severek okudum. Hurufilik enteresan bir konu. Bir dönem, insanlar harflerden medet umarak Mehdi'yi filan da beklediler. Bunlar bir kenara ben de eğlenceli bir soru sormak istiyorum şimdi sana:
"O zaman Sevgili Hamit kardeŞim,
OSmanlı Saltanatı kafirlerin Sultasındaki halk için Savaşıp onlara müŞfik davranmadı mı? Ve halk da itaat göstererek Şükrünü, teŞekkürünü ortaya koymadı mı? OSmanlı bununla da kalmayıp velileri el üstünde tutarak Basiretsizleri, Bozguncuları ve fitnecileri ortadan kaldırmadı mı? Buna ne diyeceksin?" :)))

Rivayet o ki ; eSprinin özünde Sprit vardır.

Sultanların Şahlardan farklı olan yanlarından biriside Saz'dan ve Söz'den anlıyor olmaları idi.Bu sebeple Sözlerini cihana dinletip , kendilerini Saydırdılar.Uzun Saltanatlarının Sırlarından birisi de bu olsa gerek .
:) :)
Saygılarımla

"Havada uçan kuşa yolun ne hayrı var
Kendine hayrı olmayanın ele ne hayrı var "

Gidip de gelmemek var.

Değerli yorumlarından dolayı tüm dostlara teşekkürlerimi sunarım.Esasen bu yazıda amacım konuya bir hatime yapmak idi.Harflerin kendi başlarına bir anlam ifade edip etmedikleri suali uzunca zamandır kafamda yer eden bir sualdir.Hurufat ın kendi özünde barındırdığı muhteşem bir kodlama olduğu sanki gün gibi aşikar ancak güneş gibi görülemez / bakılamaz / künhüne vakıf olunamaz bir durum arz etmektedir.Konu hakkında yazılmış herhangi bir ilmi yazı olup olmadığını kendi nispetimde aradım ancak harflerle ilgili yazılanlar hep ebced üzerine idi.(Konuya bu bağlamda katkıda bulunan Mustafa Burak kardeşime bilvesile teşekkürlerimi arzederim) .Böyle bir yazıyı denize indirmemdeki cesaretim konu hakkında / benim baktığım zaviyeden ilmi çalışmalar var ise bu vesile ile bu çalışmalara ulaşabilme ihtimalinden kaynaklanmaktadır.Cesaretime gösterilen hoşgörü takdire şayandır.Habibe Baltacı hanımefedinin hatırlattığı Hz Aliye atfedilen ifade konu hakkında daha fazla düşünme çabası içine girilmesi gerektiği kanatimi pekiştirmektedir. Pınar hanım ın da değindiği Ömer beyin de işaret ettiği gibi elbette bu bağlamda çapraşık istisnalar bulunabilir. Zaten harflerin birbirleri ile oluşturdukları kombinasyonlar sonuç itibari ile binlerce farklı açılıma imkan tanımaktadır. Yani kelimeler onlarca değişik harf kombinasyonlarından bir birleri ile çarpışan ses/ mana ilişkisine de sebep olabilecektir.Yukarıdaki vermiş olduğum s ve ş harflerinin birlikte oluşturdukları yüzlerce kelime de bu durum tespit edilebilir (örn savaş , sataşmak, savuşmak vb).İnsanlar bu bağlamda harflere benzetilebilir.Kendi başlarına bir anlama diğer insanlarla birlikte (toplum içinde) başka anlamlara sahiptirler. Özü itibari ile yalın hali ile harflerin ehemmiyetine inanıyor bu hususta Allahtan anlayışımı derinleştirmesini niyaz ediyorum.

Bu hafta sonu itibari ile yıllık iznimi kullanmak üzere memleketimiz olan Erzuruma dostlarımızın şehri Trabzona ve muhtemelen çevre illere doğru bir seyahate çıkacağız. Cemaatin değerli üyelerinden dua ve helallik isteriz.

"Havada uçan kuşa yolun ne hayrı var
Kendine hayrı olmayanın ele ne hayrı var "

Tebdil-i mekanda ferahlık

Tebdil-i mekanda ferahlık varmış. Yaylalardan, ovalardan yeni harfler, yeni kelimeler topla da gel. Pınarlardan içtiğin sular rikkatine derinlik, soluduğun hava dikkatine keskinlik katsın. Yolculuğun sefer, ziyaretlerin sıla-ı rahim hükmence sayılsın. Eyi adamlar iyi atlar denklemini devşirmekten usandık gardaş. Biz kötüleri kötürüm bırakmayasın. Hayırlıca gidip, hayırlıca gelirsin inşallah.

Selametle..