Aldığım vefat haberin beni nerelere götürdü bir bilsen Hasan Abi.
Çocuktum daha. Birleşik Dağıtım'ın ilk kurulduğu yıllardı. Cağaloğlu'nda Yerebatan Caddesi üzerinde dar merdivenli bir binası vardı. Döne döne çıkılırdı merdivenlerinden. Babam da yayıncı olduğundan kitap alımlarımız biraz avantajlı olurdu. Kardeşlerimle beraber gider istediğimiz kitabı, hiç bir sınırlamayla karşılaşmadan alırdık ve bir solukda okurduk. Bedeli sanırım şimdilerde barter denilen usulle karşılanırdı babam tarafından.İşte ben böylesi bir zamanda tanıdım seni Hasan Abi.
Adım Yayıncılık tarafından basılan karbeyaz kapaklı "Hasan Nail Canat" kitaplarını gördüğümde raflarda, hepsinden birer tane almıştım hemen. Yasemen, Bir Avuç Ateş, Kırımlı Murat Destanı, Yaralı Serçe, Bir Küçük Osmancık Vardı, Gül Yarası, Günahkar Baba, Nur Dağındaki Çocuk... O küçücük boğazımı düğümlerdin, burnum sızlardı, gözlerim buğulanırdı ve yumruklarımı sıkardım. Hasan Abi; hüzünlenmeyi de ilk sende öğrendim galiba.
Sonra tiyatroların... Adım, adım, adım, adım geliyoruz... diye şarkılar söylediğin oyunların. Birlik Sahnesi, Çağrı Sahnesi... Hasan Abi senin Bosna'yı bize anlatırken erik ağacından yola çıkışın, kendine has sesinle ve diksiyonunla kelimelere kattığın özel anlamlar, sahnedeki bağırışın, sinirlenişin, sessizliğin sonra.. senden geriye aklımda kalanlar oluyor şimdi. Evet Hasan Abi sen haklıydın adım adım geliyorduk biz...
Ve sinemanın görülmek ve gösterilmek istenilmeyen karakteriydin sen. Her zaman başınıza gelmedi mi sanki bu? Ak sakal, farklı bir bakış ve babacan duruş lazım olduğunda hangi yönetmenin aklına düşmedin acaba? Seni, Çizme'de izledik, Sürgün'de, Katırcı'da, Siyah Pelerinli Adam'da, Hasret'te, Bize Nasıl Kıydınız'da izledik. Çöküş'ünü Mesut Uçakan beyazperdenin en ak sayfalarına yansıttı. Dizilerde gördük en son seni. Kalp Gözü sen orada olmasaydın eğer izlenir miydi bu kadar Hasan Abi?
Ve okuyuşların... Üstad dediğin Necip Fazıl'ın Sakarya'sı seninle başka bir anlam kazanıyordu sanki. Biraz da sen yazıyordun onu. Sakarya ile büyümüştün ve bizi de Sakarya ile büyütmek istiyordun işte. Ölmeden birkaç saat önce de Üsküdar'da okudun Sakarya'nı. Öyle gittin. Yaptın yine yapacağını be Hasan Abi.
Şimdi sana Allah'ın rahmetini diliyorum Hasan Abi. O koskocaman yüreğine sığdırarak bugünlere getirdiğin çocuklarından biri olarak şimdi bizler açacağız yüreklerimizi başka çocuklara. Söz veriyorum sana Hasan Abi. Çünkü sen Hasan Abi ben Niğde' de öğrenciyken yolda karşılaştığımda neysen, Cağaloğlu'nda Kitabevi'ne uğradığında neysen, bir tiyatro sonrası kuliste neysen, 26 Eylül 2004' de Altunizade' de karşılaştığımda da oydun Hasan Abi. Senin ak sakalın, sigaranı çekişin, deri ceketin, o güzel gülümsemen gözlerimin önünden hiç gitmeyecek. Yolun açık olsun Hasan Abi...!
Yorumlar
Bir güzel günde bırakıp gittin bizi...
Cum, 22/10/2004 - 16:46 — Kadir OnderAllah seni en güzel ayında yanına çekti güzel insan, bize bizim gibi insanların varlığını sonuna kadar anlattın, bize göre kitap olmayınca piyasada tekrar-tekrar senin kitaplarını okuduk.Bize tiyatroyu sevdiren güzel adam...
Dün akşam haberlerinde aldım vefat haberini,buruk bir sevinç oluştu içimde. Sen benim için televizyonu kapatıp radyoyu dinlememe neden olan insansın,son radyo programını hatırlıyorumda nede neşeliydin...
Bir Ramazan ayı,duaların en çok kabul edildiği vakit Sevdiğinle buluşmaya gittin.
Sevdiklerimize selam söyle,bir gün geleceğiz inşaallah.
...
Cum, 22/10/2004 - 18:41 — Ahmet Hasanyusuf abi sayınca kitapları benim de aklıma geldi simdi.. o kitaplarla büyüdük biz. ama cemalini görmek deli yürekte nasip olmustu.. biz bilemedik kıymetini..
son yazdığı "bu gece güzel ve gizemli bir gece" olmuş..
allah rahmet eylesin..
Birlik Sahnesi'nden HASAN NAİL CANAT
Cum, 22/10/2004 - 18:56 — Ulvi Alacakaptan85de O'nun tiyatrosuna katılmak istediğimde küsmelerinden biri nedeniyle bırakıp sahneyi Kayseri'ye memleketine çekilmişti. Bir yıl sonra Çağrı Sahnesi'nde ve bağlı olarak Birlik Sahnesi'nde nasıl çalıştığımızı, çatıştığımızı, direndiğimizi ve dillendirdiğimizi çilemizi O bilirdi gayrısi de yalan bilir.
Ama seyircisi Hasan Abi'yi unutmayacaktır önümüzdeki bir hafta veya on gün boyunca.
Biz İnsanlar ve Soytarılar/Dünya Hali/Efendi Hayreddin Süperstar/Başkasının Ölümü/Kara Geceler Efendim/Sahibini Arayan Madalya ve Kaşağı'da birlikteydik.
Bunu biliyorum gayrisi de PERDE!
Ölüm mü insanı üzen yalnız kalma korkusu mu dünyada?
Cum, 22/10/2004 - 19:43 — Elif ŞahinÜniversitedeyken 1994/1998 yılları arası her hafta sonu beni Altunizade Kültür Merkezi'ne çeken isimdi. O kadar alçakgönüllü o kadar babacan bir adamadı ki çevresinden gençler hiç eksik olmazdı. Gururlu değildi ama onurluydu. Çok sabırlıydı, onun diksiyon dersi verirken bir mumla söndürmeden nasıl konuşulacağını anlattığı sahne gözümün önünden gitmez hiç.Çok istemiştim tiyatroyu ama bana izin çıkamıştı.
Cahit Zarifoğlu'nun ailesiyle çok yakından ilgilendiğine şahit oldum. Öğrencilerinin hemen hemen hepsinin maddi durumu çok zayıftı. Öyle ki, sahneye çıkarken giyecek ayakkabı bulamayan bir kız tanıdım.Ama o bu işi para için yapmıyordu .
Öğrencilerinden birini dün televizyonda gördüm, bir gazetede yazar olmuş. Altunizade Kültür Merkezine Hasan NAil Canat'ın isminin verilmesini önerdi. Yıllardır oraya emek vermiş bir değer, bunu hakediyor...
Ölüm haberini duyunca tabiri yerindeyse içim cız etti. Bir kez daha konuşmak isterdim onunla son bir kez...
Gül sunan elde daima bir miktar gül kokusu kalır
'hasan' dı... 'nail' oldu... 'canat' tı sevgiliye...
Cum, 22/10/2004 - 19:46 — Jerfi QAZAQAbi demenin bu kadar yakışabileceği kaç kişi tanırsınız?
Gözlerimizin önüne bir eser olarak çıkarttıklarının arka planında neler yaşandı kimbilir? Ne sancılar çekildi, ne emekler sarfedildi, ne terler bedeli ve hesabı yapılmaksızın akıtıldı acaba? Bizim önümüze alkıştan ellerimizi patlatan bir oyun olarak geldiğinde biz onların back-raundu hakkında hiç bilgi sahibi olamayız aslında. Yokluklar, malzemesizlikler, salonsuzluklar, horlanmalar, anlaşılmazlıklar, tekfir edilmeler... Belki materyalleri yoktu ama ihlasları vardı. Belki sahneleri yoktu ama bir kaç masayı yanyana getirerek sallanan bir sahnede oynamayı göze alabiliyorlardı. Bir dönemin güzel insanları onlar. Dağ gibi duruverdiler işte herşeye rağmen.
Ulvi abinin yazdıklarını okudum da gözlerim doluverdi işte. İnsanlar ve Soytarılar' dan dem vurmuş... Bizim görsel sanat arayışlarımızı anlamaya çalışmak için eğer İnsanlar ve Soytarılardan başlanmayacaksa hiçbir yere varılmaz haberiniz ola! Ne ekipti o öyle... Hasan Nail Canat, Ulvi Alacakaptan, Barbaros Ceylan, Abdülbaki Kömür, İbrahim Sadri... Evet insanlar vardı ve soytarılar vardı... Hasan Abi hala insan olarak kalmışlardandı işte...
Bir de Ulvi abiden o dönemin tüm ayrıntılarını dinlemek isterdim. Kimbilir neler dökülür orta yere. Belki cemaat.com yöneticileri Ulvi Abi ile bir söyleşi dizisi hazırlarlar belli mi olur... İşte teklif, işte Ulvi Alacakaptan ve işte cemaat...
Ve Hasan Abi;
Ben de senin koskoca yüreğinde büyüdüm... Sağolasın!
Hasan Amca
Cum, 22/10/2004 - 21:04 — E.Fatih BilgeOnun kitapları ile büyüdük biz de. Nur Dağındaki Çocuk, Yaralı Serçe...
Bir de Marmara FM'de Gece Fırtınası ile... Fırtına gibi eserdi yüreğimize.
Allah rahmet eylesin...
bir avuç ateş..
Cum, 22/10/2004 - 21:44 — BunyaminOmer Armagansahurda öğrendim bir gece önce vefat ettiğini, içim burkuldu.. gerçektende yusuf armağanın dediği gibi onun kitaplarıyla büyüdük.her peygamberin insanlara iki dünya saadeti için salık verdiği gibi; o da iyi bir müslüman olarak bize sevgiyi, birbirimizi yeterince sevmemizi, öğütlüyordu, bizi çok etkiliyordu. ben yıllardır hasan abimizi görmemiştim, ama içimizde onun yeri büyüktü. televizyonda görürdük onu sadece.. GÜZEL İNSAN.. o samimi, içten seven insanı unutmayacağım.. keşke biz de birbirimizi yeterince sevebilsek..
Allah rahmet eylesin..
Başlayan her şey biter derken oldu..
Cts, 23/10/2004 - 13:54 — Selim SevkiogluÖYLE BİR HAYAT SÜRMELİ Kİ İNSAN
Her dem O'nda mutlu olanlar, selasında ağlamalı.
Işığı görmeli gözlerinde..
Yüzüne baktığındaYaratan'ı anmalı
Mütebessim gözleriyle nazarları okşayan,
teninin kokusunda gül yaprağı taşıyan
sımsıcak nefesinden derin hazlar almalı.
Ve sonra aramalı onu, görmeyince özlemeli.
Dinmek için hasret duyup, yollarını gözlemeli
Ve öyle güzel ölmeli ki insan
Ne tarif edecek bir söz bulunmalı ardından
Ne de onu anlatacak lisan
Tanışmak, tanımak nasip olmadı Hasan abimi. Uzaktan uzağa hep nedensiz bir muhabbet besledim kendisine ama. Ortalamaların tükendiği bir zamanda, soğuk ekranların ardında ender görülen sıcak simaya sahipti belki o. Soyu tükenmeye yüz tutmuş babalarımızın, vakur dedelerimizin derinlikli bakışlarını gördük gözlerinde. Hep beyaz sakallı, nur yüzlü dedelerimizi oynamadı, hayal meyal hatırlıyorum. Ama bende bıraktığı iz böyle oldu.
Güzel yaşama kadar önemlidir hayırla anılmak. Allah rahmet eylesin. Tanıdık, eş, dost, aile ve akrabalarına sabır temmennisi ile.
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn
Cts, 23/10/2004 - 18:03 — MusaMertDuyduğumuzda üzüntümüz anlatılamaz.
Güzel bir adam, güzel zamanlarda, güzel anılar bırakarak gitti Sevgili'nin yanına... İmrendim sana Hasan abi... Bizde bıraktığın güzel izlerden dolayı sana teşekkür ediyorum, Sevgili'den rahmet diliyorum... Tekrar görüşmek üzere, kabrin nûr, mekanın cennet olsun...
Taziye
Pzt, 25/10/2004 - 23:28 — Nuh A. TUNABir yıldız kaydı..Allah rahmet eylesin..
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı herşey''
Hasan Nail Canat
Çar, 22/10/2008 - 22:39 — Leyla KesikbasVefatinin 4. yilinda Hasan Hocami rahmet ve minnetle aniyorum. Yeri doldurulamayacak, yüregi güzel insan!
Iyi ki onu tanidim. Gecelerimize estirdigi firtinalari cok özlüyorum.
Yeniden ilk sayfaya tasimak istedim. Onu unutmadik, unutmayacagiz.
Mekani cennet olsun.
Tüm ziyaretcilerden ruhuna bir Fatiha rica ediyorum.
Selam ve dua ile...