" Hayat senin , kuralları sen koy "
(Doritos Panço)
" Yakînen iman edenler için Allah'dan daha
güzel hüküm koyan kim " (K.K)
" Hayat senin, kuralları kendin koy ". Kuralları sen koy ve doymak bilmez arzularının peşinde kahrol. Kuralları sen koy ve elinden geldiğince sömür diğerlerini. Paylaşmayı bırak çoğaltmaya bak. Biriniz biriktirirken diğeriniz gebersin açlıktan.. Hayatı çekilmez hale getirmek için kuralları sen koymalısın. Tanrı kendi işine baksın, tarımar etmek için Dünya'yı bize bıraksın.
Böyle söylüyorlar ama kurallarını onların koyduğu bir Dünya'nın figüranlığını yaptırıyorlar bize. Biz oynadıkça kazananlar hep onlar oluyorlar. İki ucu pis bir değnek uzatıyorlar bize. Kendi kendimize tapınmamızı istiyor görünüp onlara secde etmemizi arzu ediyorlar aslında. Tanrıya meydan okumak için bizi kullanıyorlar. Merhametli parmaklarının dağıttı adaletine karşı savaş veren Şeytan'ı temsil ediyorlar. Tanrı'nın olduğu yerde barınamıyorlar çünkü, hayatlarımızdan ellerini çekmesini umit ediyorlar. Bu hayat bizim derken, bahşedeni hatırlamak istemiyorlar.
Bunun için tüketmeyi emrediyorlar bize. Biz ise tükettikçe tükendiğimizi dahi göremiyoruz. İhtiyaçlarımız arttıkça insanlığımızdan kalma bir yanımıza daha saldırıyoruz. Kendi kendini kemirdiğini fark edemeyen kör bir yamyama dönüşüyor hayat bizi. Modern hayat kazandıkça kaybeden hep biz oluyoruz. Varlığın içinde yokluk çeken ahmaklar gibiyiz. Kendine ait ne varsa kaybedeceği belli olan bir kumarbazın hayat hikayesini canlandırıyoruz sanki. Kaybettikçe daha fazla saldırarak tüketiyoruz kendimizi.
Hayatımıza modernlik girince biz çıkmak zorunda kalıyoruz.. Modernlik kuşattıkça insanlık da çıkıyor hayatımızdan. Hepimizin tüketimini karşılayamayınca bir kısmımız dışarıda kalıyoruz. Modernleştikçe fazlalaşıyor sokak adamlarımız, köprü altı çocuklarımız. Tinercilerle beraber tüketiyoruz hayatı. Onlar tiner biz ise tüketim sarhoşu olarak sendeliyoruz sokaklarda. Oburluktan hastalanırken açlıktan ölen diğer kısmımızla yok olan hep biz oluyoruz.
Tüketmek için çalıyor ve çok tüketmek için çok çalıştıkça daha fazla tükeniyoruz. Hayatın hızına yetişmek için kendi yok oluşumuzun peşinden koşuyor gibiyiz. Kendi ölümüze yetişmek için hızlı adımlar atarken hayatı ıskaladağımızı göremeyecek kadar meşgulüz. Oysa tükettikçe azalmıyor isteklerimiz ve hep daha fazlasını arzu ediyoruz. Tatmin olmak için birbirimizi dişledikçe, daha iyi yaşamak adına cehennemden medet uman vampirlere dönüşüyoruz. Kendi cehennemimizi kendi ellerimizle imar ediyoruz. Teknoloji ilerledikçe biz geriliyoruz. Otomobil sayısı arttıkça çekilmez oluyor trafiğimiz. Kanal sayıları fazlalaştıkça azalıyor aile muhabbetlerimiz. Yeni ev aletleri üretildikçe evlenmekten korkuyor gençlerimiz. Allah aşkına ne yapıyoruz biz !
" Bizden bize felaket getiren ilerlemeyi alınız,
yanılgılarımızı ve erdemsizliklerimizi (kusurlarımızı) alınız,
ve bizden insan olarak kendi gücümüzle yaptığımız eserleri bizden alınız,
göreceksiniz her şey iyi olacaktır "
(Rousseau)
Soru; Modern hayat bize kendimiz olmayı telkin edip kuralları da kendimizin koymasını salık veriyor. İşte artık tüm ait oluşlara rest çekerek tam bir birey olduk ! . Modern hayatın " kendin olmak " dediği olgu bizi kendimize getirdi mi pekala? Yada şöyle sormak gerekirse, kedimiz olunca kendimize gelebildik mi?
Ne olup ne bitti? Nasıl olmak, nasıl davranmak gerekir?. Yahu işte! bir bilgi, enformasyon, iletişim ve tüketim bombardımanının sağanağı altında son sürat hayatlar yaşamaya başladık. Cemaatler, Kurumlar ve dahi ailelere ait oluşumuzdan tamamen yada kısmen sıyrıldı bir çoğumuz, pekala şimdi nasılız. Beğeniyor muyuz halimizi ? Metin yukarıda, sorular da burada, ufkunuzda genişletin ve yazın işte. İster kuşbakışı, ister din merkezli yaklaşın. Korkmayın yaklaşmaktan, yaklaşın ama diğer alternatifleri de düşünerek adaletli olmaya çalışın lütfen. Konunun merkezinden çok uzaklaşmasına müsaade etmeden ve kısır döngülerin içine sürüklenmeden.
Saygı ve muhabbetlerimle
Yorumlar
Hayatın hesabı
Çar, 07/01/2004 - 01:15 — Ercan Hüseyinoğlu"Hayat senin" ya da "bu hayat benim" diyenlere Allah şöyle diyor:
"De ki: "Allah size hayat veriyor, sonra sizi o öldürür, sonra da geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde (bir araya) toplayacaktır. Fakat insanların çoğu bilmezler." (Casiye Suresi 26. Ayet)
"Gerçek hayat sahibi ancak O'dur, O'ndan başka tapılacak yoktur. Onun için dini halis kılarak O'na. hep O'na yalvarın! Hamd o alemlerin Rabbi olan Allah'ın." (Mumin Suresi 65. Ayet)
"Size hayat veren O'dur sonra sizi öldürür sonra sizi yine diriltir. Gerçekten insan çok nankördür." (Hacc Suresi 66. Ayet)
Peki insanları böyle düşünmeye, böyle söylemeye yönelten düşünce, bakış açısı ya da feslefe nedir? Buna da yine Kur'an-ı Kerim açıklık getiriyor:
"Hem dediler ki: "O hayat ancak bizim şu dünya hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder." Halbuki bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece zannederler." (Casiye Suresi 24. Ayet)
"O, dünyadaki hayatımızdan başka birşey değildir, ölürüz ve yaşarız; fakat tekrar diriltilecek değiliz." (Muminun Suresi 37. Ayet)
Ancak bu ve benzeri bir çok ayetle ortaya konulmuş olan gerçekleri görmemekte ısrar edenler, dünyayı ve hayatı kendilerininmiş zannettiler. Aslında öyle olmadığını bildikleri halde dünya hayatının nimetlerine aldandılar. Bu durum Yüce Kitabımızda şöyle anlatılmış:
"Bunun sebebi, çünkü siz, Allah'ın ayetlerini eğlence yerine tuttunuz ve dünya hayatı sizi aldattı. 0nun için bugün ateşten çıkarılmazlar ve af dilemeleri de kabul edilmez." (Casiye Suresi 35. Ayet)
"O kafirlere ki, oyunu ve eğlenceyi kendilerine din edindiler ve dünya hayatı kendilerini aldattı. Nasıl ki, onlar bu günlerine kavuşacaklarını unutup ayetlerimizi inkar ettilerse Biz de bugün onları öyle unutacağız." (Araf Suresi 51. Ayet)
Hayatın kendine ait olduğunu ve kendi kurallarını kendisinin koyabileceğini sanan, bununla kalmayıp gerçek hayatın ahiret hayatı olduğunu idrak edemeyen zavallı insanlar niçin yaratıldıklarını bilmiyorlar. Niçin yaratıldığımızı, yani hayatın anlamını bizzat Rabbimiz kitabında çok net ve açık bir biçimde açıklıyor;
"Ben cinleri ve insanlan ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım." (Zariyat Suresi 56. Ayet)
"Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine kulluk et!" (Hicr Suresi 99. Ayet)
"Andolsun ki: Biz, her ümmete: "Allah'a kulluk edin ve Tağuttan sakının!" diye uyaran bir peygamber gönderdik. Sonra içlerinden kimine Allah hidayet nasip etti, kimine de sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde bir dolaşın da peygamberlere yalancı diyenlerin sonunun ne olduğunu görün!" (Nahl Suresi 36. Ayet)
Hayatı ve ölümü yaratan Rabbimize hamdolsun...
tşk
Per, 08/01/2004 - 01:25 — Elif Kırmızısn Sevkioglu ve sn Ercan Huseyin
Allah ikinizden de razı olsun..
Bu duayı gerçekten yürekten yapıyorum...
Kendinize çok iyi bakmanızı rica ediyorum çünkü size ihtiyacımız var..
bizim,müslümanların..
toplumda o kadar azsınız ki artık
Allah ikinizden de razı olsun..
çok güzel bir blog ve çoook güzel bir yorum..
Rahman ellerinizi ve yüreklerinizi bırakmasın...
En Emin'e emanet olun
-TAVRINIZ KİŞİLİĞİNİZ,DURUŞUNUZ TAVİZSİZ OLSUN-
:)
Per, 08/01/2004 - 19:20 — Selim SevkiogluAzız ve neslimiz tükenmek üzere. Bu vesile ile Hüseyin beyle birlikte sevgili Cemaatim tarafından Koruma altına alınmamızı talep ediyorum. Zaten bazen kendimi Kelaynak kuşu gibi hissettiğimi söylüyorum. Kurfalı kardeşim iyi bilir bu kuşcukların halini.
Ziyadesiyle iltifat etmişsiniz, teşekkürü fazlası ile hak ediyorsunuz lakin mahçup edip utandırdınız bizi kuzum, eksik olmayınız. Allah, Cemaatimizin cümlesinden razı olsun. Hüseyin kardeşimin yorumuna gelince, hakikaten ben de çok beğenmiştim, Cemaatimin yazılanların pek çoğunu beğeniyorum zaten.
yazılanlar üzerine
Per, 15/01/2004 - 21:44 — Nuh A. TUNAgiriş bölümü çok çarpıcı...
konu fazlasıyla giriş paragrafının verdiği
anlamın dışına çıkmış...
ama yine de cesurca bir başkaldırış..