renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Hayattan Kaçmanın Birinci Adımı

Kaçış

Bugün dersten kaçtık! Hem de öyle bizim tayfa falan değil-ki yoktur kendileri-; sazı alanın ardına düşüp, bugün onun yüzüne burukluğu yerleştirdik durumu bile kurtarmayan vaziyetlerde.

Ne yapıyoruz? Nasıl yapmalıyız? Nasıl olur? Halinden sorulmaya hazırlanan asi sorularımızın boynunun bükük kaldığı bir andı. Öylesine bir kaçıştı, serbestliğe doğru atılan mahkum adımlarla. Bilirsiniz büyük sınıfların o teneffüssüz halinde yaşamayı ve bilirsiniz Hammurabi’nin 13. kanunu yazmayı. Sınıf kurallarını… Atmış kişisinizdir ve herkesi tanımasanız dahi tanırmış gibi kaçarsınız farklılıkların olmadığı sınıflardan. Hiçbiriniz sormazsınız onu, yüzünün solmuş arka plan rengini. Kendi canınızın sıkılmışlığı, bezmişliği, bedbahtlığıdır başkasının canını yakan, düşünmezsiniz. Gidişiniz/kaçışınız zevk vericidir aklınıza hiçbir kitap ve soru getirmemeye muktedir olursanız yada en kötü ihtimalle enselenme korkusu diyelim adına.

Bunun gibiydi işte; art niyetli bir başkaldırış. Bilmem ki tanıdık gelir mi bu ayak sesleri size? Nereye gittiğimizi bilmiyorduk; çünkü bu planlı bir operasyon değildi. Anlaşılan bizi sayıların tenhasından alacak bir loşluk arıyorduk kendimize. Hiç kimsede olmayan bir vicdan azabıyla yürüyorum, saklamaya çalıştığım defterimden notlar düşüyor yollarıma:

-“Ne yapıyorsun?!”


Sabah yeli henüz esmeye başlamış ve gece en karanlık saltanatını sürüyor gözlerimde. Yüreğime kement atmış rüyalar,saatleri geri alma telaşında ellerim. Sabaha çalan bir ses inceden “haydi” diyor haydi ama! Bu ses insanı mezardan kaldırır; “haydi” ama! Duyuyorum karşıki evden yükselen bu sesi. Kıpırdayan ben değilim bu çöküntü ruh halinde, ellerim biraz daha sıkılıyor.

- Hiçbir şey duymadın mı?
- Hatırlamıyorum.
- Ben de ama; sanki…


Sesini duymayalı bu cadde karlarını ve yeşilini attı üzerinden. Üstelik bu şehir yani girdiği her mücadelede yine senin olan bu şehir, tarihe bir adım daha gömüldü. Suları biraz daha acı ve insanları daha bir hızlı sayar oldu adımlarını. Sevgili dostum; geleceğin zamanı bir başucu kitabi gibi başımın tenhasına astım. Bu sefer geleceksin değil mi, bu sefer sahiden geleceksin!

Bu kanunlar insanı insandan, insanlardan kaçırıyor; aklım kaçıyor, şafak kaçıyor. Aşk dediğin mesai saatlerinden sonra başlıyor. Bu ne curcunadır? Bu ne bir solukluk hayatın hesabı/hesaplığı.

Toplanıp gitmiştik işte, güya elimizde resmiyete dökülmüş kutsal hayat baloncukları?! Biz kaçmayı bu sıralara serpiştirdikçe; oturan her göz dışarılara dalacak ve nerede olursa olsun gençliğinin eğilimleri üzerinden bir tel çekip kendine merkez yaptığı hayata verecek ellerini!

“Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgar yardım edemez”(Seneca)

Hedefi olmayan gemiye şimdi rüzgar değil kaçışlar yardım ediyor. O vakit kaçmayı bilen her birine her yol mubah sayılıyor.

İnsafsızlığa, insansızlığa, bombalara, uçaklara, kurşunlara, katliamlara ve işkencelere ve dayatmalara… insanlık hali diye bakmaya başlamasın mı bizim sınıflarımız hoyrat gülüşler ardında. Bugün dersten kaçtık, yüzümün vicdanıma kondurduğu onca batman ağırlıktan sonra! Bu sabah yine bir ses duydum; ne gariptir, kımıldayan yine ben değildim! Çok oldu mektuplar adres değişikliğinden döneli, üzerlerinde bomba yüklü uçaklarla! Yarın bombaların düştüğü yerleri sileceğiz haritamızdan/belki.


Bu sabah yine bir ses duydum.

“ Bu dünya hayatı yalnızca bir oyun ve (eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır. Gerçekten ahiret yurdu ise; asıl hayat odur. Bir bilselerdi.”(Rum suresi/30)

Bugün dersten kaçtık:

-Affet Allah’ım!...

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Dersten Kaçmak

Kaçmak mümkün mü?

Hem nereye, hem nasıl, hem... Kaçmak, hem de hayatın kaçınılmaz ders olduğunu bilerek kaçmak, belki de bilmeden...

"Bu sana ders olsun!" cümlesi aslında kim için kuruluyor? Dersi dinlemek, zil çalana kadar beklemek mi evlâ yoksa?

İsyan adına, başkaldırmak adına, belki vazgeçmek adına, bırakmak namına kaçmak, rüzgarı da almak yanına belki, mümkün, ama neyi mümkün kılmak gaye?

Neye yarar kaçış? Hicret olmuyorsa, olamıyorsa bir türlü, niçindir, kapanmak için mi, belirmekten, parlamaktan, varım demekten beri durmak için mi? Böyle mi olmalı?

Ders başlayalı çok oldu, zil çaldı çalacak. Sabretmeli, hayatı hayat bilmek için, soruları cevaplamak için dayanmalı, sadece kolay olanı değil, zor olanı da istemeli, kaçırmalı tüm kaçışları, şairin de dediği gibi toparlanmalı, ama gitmek için değil...

Kalmak için...

Bize bu dersi verenlerden eyle Allah'ım, affını dileriz...

... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...

Kaçmak Mümkün

"Fe firrû ilâllah!"

"Öyleyse Allah'a kaç!"

Zariyat / 50

Kaçmak Besmelesidir Yeniden Başlamanın

Oku! merkezli buluşma

Yusuf Armağan'dan

"Ne de çok şey konuştular gece boyu. Kendilerine biraz da içerden bakmayı başarabilmiş üç kişi olmuşlardı. Sıradan bir günbatımı sonrası başlayan sıradan bir ziyareti donanımla örülmüş saatlere çevirmişlerdi. İlk fırsatta tekrarı için sözleşerek ayrıldılar. Besbelli ev sohbetlerini özlemişlerdi. Kimilerinin alternatif adıyla aramaya koyuldukları şeyin aslında beklemeye aldıkları değerler olduğunu bir kez daha anlamışlardı. Oradan ayrıldıktan sonra kurdukları cümlelere yansıyordu memnuniyetleri. "(Yusuf Armağan/ayn)

Biraz da olsa içeriye dönmek ve oradan bakabilmek için gözler bir yere sabitlemeli ve rasgele bir şeyler mırıldanmalı. Belki duyan biri veya birileri sese sesini katar ve her taraf sessizlik kokar. Bu kokuyu duymayalı uzun zaman oldu. Hem koklamak hem de duymak büyük bir kaçışı gerektiriyor-ki sıradan kaçışların bitişlerinden de kaçmak için. O kadar çok şey var ki o alternatif aramaların ardında bekleyen, nefes almayı da unutacak mı insan ?

"İçki şişesine sarılmış gazete kağıdı bu ülkenin insanının kendince geliştirdiği bir nevi edeb metodu muydu? Garipti işte."(ayn)

Kim kime sırtını verip kaçış peşinde ki ; bilmiyorum, bilinemezde zaten. Yazıda içki şişesi geçtiği için sadece onu zikrettim ama ; yığınla kılıf var boy boy minarelere. Kim kime doğru?

“fe firru ilâllah.. fe firru ilâllah.. fe firru ilâllah...”
...

...mavinin derinlikleriydi gökyüzünde unuttuğumuz; bir çember vardı aklımızda varsa/var, yoksa/yok...