Büyüklere Masallar
I
Sloganik buldular düşüncelerimi, bu kafayla bu işler olmaz dediler. Sonuç istiyorsan eğer stratejik Müslüman olman gerekiyormuş. Olmazmış öyle hayat iman ve cihad demekle. Yeri geldiğinde haram lokma yutacakmışsın, yeri geldiğinde susacakmışsın. Her doğru her yerde söylenmezmiş. Eğer düşünüyorsan Müslüman kardeşlerini ulu orta bağırmayacakmışsın Hakk’ı! Düstur bilmek gerekiyormuş, sebep-sonuç bağıntılarını kurup, işi hesaba kitaba dökmek gerekiyormuş. Ne o öyle eylemler, mitingler, kampanyalar, toplanmalar filan. Bilimsel çalışmak gerekiyormuş. Zaten ne geldiyse başımıza hep şu duygusal tarafımızdan gelmiş. Filistin şiir yazmakla kurtulamazmış. Masaya oturmak gerekiyormuş. Gerekirse Şaron’u ziyaret etmek, geçmiş olsun demek gerekiyormuş. İşte o zaman barış gelecekmiş! Mücahidlerle de olmazmış bu iş, böyle radikallikler davaya! zarar verirmiş. Ee boşuna dememişler eskinin mücahidleri yeninin müteahhitleri diye. Biz çok görmüşüz öyle adamları. Ne sular geçmiş bu köprünün altından, karnımız tokmuş böyle sözlere. Bir de buralardan para toplamak, yardım göndermek mantıksızmış oralara. İsrail el koyuyormuş sınırda. Müslümanın parası kimlere gidiyormuş bak! Dikkat etmek lazımmış.
Beyin fırtınası yapmak gerekiyormuş, belgeler hazırlamak, raporlar sunmak, istatistik ilminden de yararlanmalıymışız bu arada. Vermeden alınmazmış, onun için azcık elimiz açık olmalıymış. Komşumuza cömert davranmalıymışız. Onlar da insanmış. O topraklarda onların da hakkı varmış. Gazze bana Kudüs bana Ramallah bana… Olur mu canım, İsrailliler nerede yaşayacak! Hem kim dedi size topraklarınızı satın diye, akılsız başın ceremesini ayaklar çekermiş. E şimdi göç göründü hadi düşün yollara, satmadan önce düşünseydiniz kardeşim!
Teröristler olmasa İsrail bu kadar saldırgan olmazmış, hata biraz da bizdeymiş. Özeleştiri yapmak gerekiyormuş. İntihar! eylemcileriyle de olmazmış bu iş. Hem günahmış intihar etmek, dinen cevaz yokmuş bu işe. Sen oraya buraya taş atarsan tabii esir alırlarmış bakanlarını. Bundan ala suç olur muymuş! Mossad’da çalışanlar da ekmek yiyiyormuş, çoluğu çocuğu varmış, yoksa iş mi kalırmış onlara! He birde Hamas olursa olmazmış. O seçimlerde de zaten bir sakatlık varmış, Filistin halkının Hamas’ı seçmesi demek sonlarını seçmeleri demekmiş. Allah akıl fikir versinmiş bu insancıklara! Arap ülkeleri ne yapsaymış!İsrail’le arayı bozmak daha da kötüleştirebilirmiş işleri. Hele Amerika’yı aldın mı karşına! Adamların atom bombası varmış. Ama bu arada İran’ın nükleer çalışmalarını durdurması gerekiyormuş, atom bombası sağlığa zararmış.Hem yanıbaşımızda, radyasyonu bizi de vururmuş! Bu Ahmedi Nejad’da da bir işler varmış. Nerden alıyormuş bu cesareti, şüphelenmek lazımmış.
Mış mış mış...
II
Sen stratejik Müslüman!
Sanadır sözüm
Bil ki ben senden değilim bu bitmeyecek savaşta!
Sloganlarım hayatımdır, yaptıklarımdır benim
Hayatım iman ve cihaddır.
Bil ki zaferle mükellef değilim, savaşmaktır hedefim.
Düsturum; zalim yönetici karşısında Hakk’ı haykırmaktır
Susturamaz kimse beni
Ben bir taşla kaç tağut devireceğimi hesaplamam senin gibi
Taşlarım küfrün kalbinedir, ebabiller ise yardımcım
Bilimle de işim olmaz benim
İlmim Allah’ın ilmidir.
Yalnız O’nun için öğrenir
Yalnız O’nun için uygularım.
O’nu bulacaksam okurum kitapları…
Filistin’i o stratejik ağzına alma sakın
Bırak kalsın şiirlerde
Sen git Şaron’la otur masaya
Yakışır sana
Ama sakın bana teklif etme
Benim mücadelem masa başlarında değil
Gazze’de, meydanlarda, harap şehirlerde, sınırlarda…
Öyle kolay bitecek türden değil benim ki
El sıkışmak yok benim kitabımda
Kanımla sulamadan tüm Filistin topraklarını.
İntifadayım ben
Taşlar sapanlar bekler beni
Yolum uzun ama sonu aydınlık
Ben “o erlerden”im
Kuran bahsediyor benden
Ne mal ne mülk ne para ne ün
Hiç bir şey vazgeçiremez beni yolumdan
Allah öyle bir sabitlemiş ki ayaklarımı
Gelsin söksün bakalım İsrail tankları!
Ben bir mücahid(e)im
Sen görmemişsin hiç mücahid(e)
Cihad marşları yüreğine sızmamış hiç
Ondan böyle olur olmaz konuşuyorsun!
Bugün maddiyatımı gönderiyorum Filistin’e
Hiç düşünmeden, şüphe etmeden
Buradaki mücahidlerden oradakilere selamımı gönderiyorum
Yarın ise ruhum ve bedenim utanç duvarının dibinde olacak
Sözleşelim istersen, gel gör beni
Eğer görürsen buldozerler önünde biri
Rachel misali
Bil ki o benim…
Tanıman için beni yakama kırmızı gül takmak isterdim
Ama yok buralarda, kurutmuş bombalar buradaki çiçekleri
Ben Kudüs’üm
Ben Gazze’yim
Ben Ramallah’ım
Ve her şehir Filistin’in hayat damarıdır
Ve damarlarımı kesmeye hiç niyetim yok
Vermeye niyetim yok!
Rakamlarla da işim olmaz
Hesabını yapamadım bu güne kadar ölen anaların
Kayıtlarını tutamadım yıkılan evlerin
Kusura bakma hazırlayamadım sana
Şöyle kalın bir kaza raporu!
Oysa ne de çok işine yarayacaktı o rapor
Analiz edip, barış yolunu gösterecektin bize!
İstişhadı intihar yaptın
Buna kendini de kandırdın
Allah yolunda ölenleri dinden de çıkardın ya
Helal olsun be stratejik müslümanım sana!
Senin aranda iyidir şimdi bizim Arap şeyhleriyle
Sizin tayfadan
Hamas’ı tehlike gören gruptan
Suya sabuna dokunmayan ama söze gelince
En çok düşünen Filistin’imi!
Amerika’dan korkmayın hiç
Atom bombası benim yüreğimde
Bir gün öyle bir infilak edecek ki
Ne zalim kalacak ne zulüm…
Ve bir gün öyle bir haykıracağım ki içimdekileri
Madde 163 var bitiriyorum şimdi!!!
Yorumlar
güzel
Cts, 02/06/2007 - 10:06 — resul davutoğlubu yazıdaki samimiyet etkileyici. cümleler sanki hisle münakkaş. öfkelenmiş de yazmış yazar. kızmış da yazmış. burukça yazmış.
okuyanı içine çeken bir yazı. coşturucu.
"ben Küdus'um
ben gazze'yim
ben ramallahım"
"atom bombası benim yüreğimde"
yazarın haykırmalarının kelimelerle hayat bulması güzel olmuş.
Iki kultur
Cts, 02/06/2007 - 17:47 — Mahcub CelalliBu yaziyi okumadan az evvel Turkiye'deki parti yapisiyla ilgili amprik bir Bayezyen secim modelinde karsilastigim bir ekonometrik sorunla ugrasiyordum, oflaya puflaya. (Turkcesi de bayagi havaliymis yaptigim isin !) Hem de adi gecen gavur memleketlerinin birinde. Bu sikintiyla yazinin "bilimsel calismak gerekiyormus", "istatistik ilminden de yararlanmak gerekiyormus" gibi parcalarini uzerime alindim biraz.
Esasinda yazinin isaret ettigi "iki kultur"un neresinde olmam gerektigi uzerine cok dusunmusumdur. Cok kabaca soylersek, bilim ve siirdi benim kafamdaki ayrilik. Istatistik ve tas atmak. Somut ve muglak. Disiplinli ve daginik. Asik suratli ve eglenceli. Siirin o artistik karmasikligi hersey hakkinda hakli olabilecegimiz bir alan sunuyordu bize. Dusuncelerimiz toparlamak zorunda degildik. Zihinsel disiplinimiz yoktu, spontan dusuncelerden ibarettik. Dogrusu bir suru ahlaksizligi bu "artistik muglaklik" icine sikistirdigimiz da oldu. Neyse, yazinin bu tarafini cok uzatmanin alemi yok.
Lisans egitimimin buyuk kismini siir tarafinda gecirdikten sonra bilimin tarafindayim bir suredir. - Sair olsam belki de hic gelmeyecektim bu tarafa, kimbilir.- Buradaki arkadaslarin bir kisminda siirin yaninda olmanin verdigi o tatli, zeki ve "caprasik" kafa tutmalari gorunce gulumsuyorum. Hosuma gitmiyor degil ama siirin kafa tutmasini ya da slogan atmayi "esas" olarak gormuyorum artik. Vitamin olarak goruyorum, kan olarak degil. Inebahti kaybedildi, kapitalizm yukselmeye basladi diyen Ismet Ozel'e de gulumsuyorum artik. Ama butun sicakligimla gulumsuyorum. Onun "unspeakable" olusundan yola cikip Turkiye'deki muslumanlara global finansal kapitalizmin neler ettiginin istatistigiyle ugrasayim ben de diyorum. Bunun icin "aslolanin" disinda bir suru gerginlik ve gerzeklik kapliyor hayatimi. Once gurbet tabi, neredeyse hic musluman yok etrafimda. Sonra ne bileyim S-plus diye bir istatistik programlama dili mesela. Ya da ne bileyim, Koreli bir hocayla iki ay gecirmem gerekiyor bu yaz. Ve Allah biliyor, bunlari "akademide bir koltuk ve bir de cek defteri" icin yapmiyorum. Simdi beni de stratejik musluman diye tukaka edecek miyiz ?
Hayat somuttur. Muslumanin sorunlari da somuttur. Atom bombasi vardir mesela. Gitseniz doknursunuz, patlasa olursunuz. Birileri tas atarken birileri de yahudilerle masaya oturmak zorunda. Birileri istatistikci olmak zorunda. Yasadigimiz hayatin "idealden" uzakligini bes vakit kafamiza vurmaktan vazgecmemek kosuluyla, verdigimiz her tavizin agirligini boynumuza asarak - ki bu tavizin sinirlari belki de meselenin en cafcafli noktasidir. "Kredi karti kullanilacaksa onu da biz cikaririz" noktasina ulasildigini gormek "sairlerin hakliligini" destekliyor mesela- her yerde mevzilere ihtiyacimiz var. Peygamberin sunnetine baktigimda gordugum de bu benim.
vesselam...
edebi metinle ifade edildi diye hakikat perdesi açılmaz.
Cts, 02/06/2007 - 18:26 — Osman Uluyazım yada yazmak işi,hislere hitap etmek,okuyucuda istenilen konsantrasyonu sağlamak,fikrinizi şırınga etmek,hislerinizi paylaşmak demek;" hakikat" olduğunuz anlamına,hakikati bulduğunuz manasına gelmez.
hakikat öyle bulunmaz.
hakikatin,hakperestliğin,hakkı seslendirmenin beyanınızın şıklığı ile doğrudan bağlantısı yoktur.
hayatı yada dünyayı veya kainatı okumak ve aklıselimle,hakperestçe bu okumaları değerlendirmek, elbette değerlendirmelerimizi ifade etmek,hakkı tutup kaldırmak demektir.
hayatı okumanın,dünyayı seyretmenin,kainatı anlamlandırmanın hakperestçe yapıldığı nispette,değerlendirmeleriniz,ifadeleriniz hakkı bulacak,gerçeğe yakınlığınız oranında,ifadenizde gerçeği seslendirecektir.
hakça değerlendirmeler,kritikler,tenkitler temenni eder,güzel beyanlarınızın,hakkı seslendiren birer ilham kaynağı olmasını dilerim,HAKK'tan.
selam ve dua ile...
kıyam, intifadadır
Cts, 02/06/2007 - 23:23 — Ümit Demirgıbtamdır; bu yazıyı hasbelkader bendeniz yazmak isterdim... size nasib olmuş, mübarek olsun!
fakat anlamadığım "efkâr" seçimi kimin? yazar olarak sizin mi yoksa yönetimin mi?
şayet efkâr, fikir, düşünce olarak kulanıldı ise anlaşılabilir ama mecazi anlamındaki tasa, sıkıntı anlamında kullanıldı ise (ki cemaatte bu bölümün yazıları genelde bu doğrultuda) vermek istediği mesajla bendeniz bağdaştıramadım açıkcası.
üslub olarak karamizah ya da hiciv'e daha yakın... içindeki duygular ise (mecazi anlamda kullanılan) bir efkâr halinden ziyade "benim yüreğimde" dediği atom bombası gibi ne zaman patlayacağı belirsiz bir kızgınlık, öfke ve şehadet bombası olmanın ruh halini taşıyor.
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
teşekkürler yıldız,katıldığım demir,anlamadığım ulu...
Paz, 03/06/2007 - 02:21 — Fatih TEZCAN:)
dun okudum bu yazıyı.etkilendim..tarza yakın tarz görünce hele bir de yazı muvahhid ise yazı yazıyı çekermiş:)
yorumla ya tıkladım açıldı ama ben yazacak bişi bulamadım. sırf bi teşekkür için de yorum yapılmazki..
sonra tam bir gundur defaten hatırladım..ortaköyden beşiktaşa yürürken evet evet dedim kendi kendime gitmeliyim ve o yazının efkar bölümünde yazılmasını sorgulamalı sorgulatmalıyım!..
teşekkürler yani ümit demir,bu kadar olur ... :)
biiznillah bi kaç gun içinde yazmayı düşündüğüm "gözlüğüm,kalemim ve taşlarım"a da müteharrik etkisi oldu açıkçası yazınızın fatma nihan hanım..tekrar teşekkürler..
osman ulu bey..özür dilerim..yorumunuzun yazıya aidiyetini veya yazının yorumunuza tesirini anlayamadım açıkçası. yazıyı ben yazmadım gerçi ama ben anlamadım,ondan soruyorum,mazur görün. şimdi siz yazının fikrine katılmıyor musunuz veya eleştiriyor musunuz?özür dilerim,ben anlamadım.
selam ve dua ile..
yorumum yapıcılığı niyetlediğinden kalıba girmemiş.
Pzt, 04/06/2007 - 00:14 — Osman Ulufatih bey,
a.s. öncelikle özür dilerim.mazur görmenizi ben rica edeceğim.
sırf eleştiri yazsam,müslüman yüreğinin, kardeşi için,başkası için,mazlum için dertlenmesini,efkarını dillendirmesini,
kaleme aldığı yukarıdaki yazıya haksızlık yapacağımı düşündüm.
fakat sadece başlıktaki "hey sen stratejik müslüman"!!! hitabının dahi öfke ve gadap kaynaklı(elbette dertli!)hakkaniyetten çıkma eğilimi taşıdığını ifade etmeye (müslüman stratejiktir.) çalışsam,yinede bu sineyi mutmain edecek cümleler kurabilecek değildim.
kesinlikle karşıtlık,eleştirel bir bakışa girmeden bu hisli,duygulu,dertli sineye sabır ve metanet tavsiyesi yazmak bilmukabilde öfke ve gadap ile haktan sapmanında tehlikeli olabileceğini vicdani duyulara havale etmek arzulamıştım.
dertli ve stratejik ve hakkı tutup kaldıran bir müslüman profili çizmek ümidi ile...
dost acı söyler..
Paz, 03/06/2007 - 03:38 — Arif HavadisHepsini ele alamayacağım. İlk paragrafla yetinelim.
Sloganik buldular düşüncelerimi, bu kafayla bu işler olmaz dediler. (Olabilir. İhtimal yani. Bunu anlamak için devam edip düşüncelerinize bakmak lazım)
Sonuç istiyorsan eğer stratejik Müslüman olman gerekiyormuş. (Sıtratejik davranmak iyidir tabi. Yani hesap kitap yapmak. Öyle burnunun dikine gitmeyle olmak. Kendi adına yapabilirsin elbe. ama başkalarını sıkıntıya sokmak olmaz. Bunu düşünmek lazım. Şimdi burada önemli olan şu. Stratejik davranmayı salık verdikleri için mi stratejik müslüman diyorsun onlara yoksa adamlar bu işin cılkını çıkardığı için mi. Burası önemli.
Olmazmış öyle hayat iman ve cihad demekle. (Elbet olmaz. Sadece bunu söylemek yetmez. Sık sık söylersen aşınır. En iyisi söylemeden yaşamak. Hem herşey yerli yerince güzel. İçini nasıl doldurduğun da önemli. Cihad ne demek? Cehd demek. Kıtal başka bir şey. Her yerde mücahid gibi davranamazsın. Keskin sirke küpüne zarar. Bana hayat iman ve cihaddır diyen adam lazım değil. Hayatını iman ve cihad yapan adam lazım. İmanın gereğini yerine getiren, güzel ahlaklı ve edepli. Dağa çıktığı zaman gözünü karartan, şehre indiği zaman o halini unutan.
Yeri geldiğinde haram lokma yutacakmışsın (Bunu kim demiş Allahaşkına. Burada mevzu stratejik müslüman. Yani en azından müslüman kisvesinde olduğu anlaşılıyor. Buna cesaret edemez ki! Münafıksa, foyası meydana çıkar. Bir kere strateji adına yapmaz. Hedef saptırması var burada. Genel kötüye dahil etme çabası.
yeri geldiğinde susacakmışsın. (öyle elbet. Yeri geldiğinde diye siz söylüyorsunuz. Yeri olmayan bir tarafa işaret ediyorsa o başka.)
Her doğru her yerde söylenmezmiş. (E bazen özel durumlar olabiliyor tabi. O yerin neresi olduğu önemli)
Eğer düşünüyorsan Müslüman kardeşlerini ulu orta bağırmayacakmışsın Hakk’ı! Düstur bilmek gerekiyormuş, '(suphanallaaaaaah. Bağırmayı düşündüğüne göre farklı düşünüyorsun demektir. Farklı düşündüğüne göre ortada en azından iki farklı görüş var demektir. Acaba hangisi doğru. Bunca farklı görüşün olduğu yerde herkes birbirine bağırırsa ne olur? Her fikir ayrılığında bağıracak mısınız bize. Hani müslüman kardeşlerine dediniz de onun için diyorum. Vallahi çekilmez. Hem bağırılarak söylenen şeyleri kimse dinlemez. Güzelce öğüt vermektir aslolan)
Kusura bakmayın ben ilk paragrafı da bitiremiyeceğim. Belki başka şeyler anlatılmak isteniyor ama böyle olmayacağı daha baştan belli oldu. Bu yazıyı ben yazmış olmak istemezdim. Nefisleri okşamaktan başka bir işe yaramaz çünkü. Beni bir tane hakikate, bir dane detaya götürmez ki!
Selam ve dua ile
atomun yıkıcı etkisi...
Paz, 03/06/2007 - 09:34 — Ali ŞerFatma'nın Yürek tufanına kelimelerle set çekip kendi okuma dikkatinizi(anlama yetersizliğinizi) ve kelimeleri bir cambaz mahiyetinde makaslayarak tekrar dikmek gibi bir ustalığı gösterebilmeniz hayret doğrusu...
Asıl olan pasifleştirilmiş düşüncelerin veya takiyyelerin tüm siyasal ve dinsel hareketlerde kökleşmesidir...
Buda genel bir hareketsizlik sendromu doğurduğu içindirki susmak suskunlaşmak hatta bunu tasvip etmek bile bence eylemselliğe vurulmuş bir darbedir...
filistin mücadeleyi bugüne kadar getirebilmişse sürekli eylem düşüncesinden ve bunun pratiğe dökülmüş uygulamalarındandır. Yoksa şu an ki kendi kazanımları söz sahibi oluşu vs. vs.
Lütfen dikkat etmeniz gereken bir konu olsun evet takkiyye pasiff mod ta kalma kronikleşmişmidir. ve bundan artık çıkamıyormusunuz? Sorun Çok Büyük...
Fatma çok kötü bitirmişsin! 163 senin adını bile anman abes çünkü patlatacağın bomba yeryüzünden rakamları da silecek şiddette olacak sanırım...
Delicesine akan bir nehir, göle dönüşünce,
İçimde sana olan öfkem büyüsün,
Taşsın, öfkemi şehirden sehire aksın
Balıkçıların ağına dolaşsın,
Sevdam bir ateş üzerinde közlesinler,
Kokusu, denize yayılsın,
Hazreti İnsanlar
Paz, 03/06/2007 - 13:59 — Musab YasirBirisi Mavi olsun ve bu stratejik müslüman olsun. Asgari müslümanlık ibadetleri ve tavrı ile bir hayat sürsün.. Diğeri de yani stratejik olmayan da Kırmızı olsun.. İki hayatı kıyaslayalım. Günlük hayatta ne farkları var. Nedir Kırmızı'nın sunduğu alternatif hayat.. Yoksa Vakko'nun camlarını kırmayı öğütledikten kısa bir süre sonra sakallarını kısaltıp İgdaş'a giren yurt sorumlusu abinin yaptığı mı?
Dağlara destanlar düşürmek kolaydır. Hapislere bir sevinç çığlığı gibi düşmek.. Matbaalarda ve kongre zabıtlarında dünyayı tazelemek kolaydır..
Ama unutmamak gerekir ki, ne hapse düşmek kahramanlıktır, ne de dışarıda durmak korkaklıktır.. Mevlana İdris şöyle demişti: İslami hareket nedir? Dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir müslümanın herhangi birşey yapmasıdır. Mesela çay içmesi. İşte bu islami harekettir...
Kırmızı'nın yaptığı tek şey, Mavi'yi kıskanmaktır. Mavi'ye söyleyeceği tekşey, daha fazla takva olmasıdır. Eğer kendisi de takva ise bu etkili olur.. Ebu Zerr olup, halifeye başkaldırırsan, sürgüne gidersin, Rebeze dağında bitirirsin ömrünü.. O'nun ecri ona, ibn Abbas'ınki de ona..
"Bilimle de işim olmaz benim
İlmim Allah’ın ilmidir.
Yalnız O’nun için öğrenir
Yalnız O’nun için uygularım.
O’nu bulacaksam okurum kitapları"
demiş sayın yazar.. Bilim kimin ilmidir? Yukarıdaki yazıda tamamen tribünlere oynanmış.. Bombaları sarmayı öğütleyen adama "hadi ilk sen şehit olsana" derler.. Alternatif yok, üretim yok, yapanlara da üst perdeden takva dersleri var.
..
Elverirki coşku
Haylaz çocuklarını bogazlamasın
Avunmak elbette kolaydır
Şehri yigit bir türkü gibi dolaşmak
Dağlara destanlar düsünmek kolaydır
Hapislere bir sevinç çığlıgı gibi düşmek
....
Matbaalarda ve kongre zabıtlarında
Dünyayi tazelemek
Yeryüzüne depremler düşünmek kolaydır
Çünkü binlerce militanin rüzgarlı macerasi
Bir kurşun bile degildir namusun mavzerine
Gönlünün kahpeliğine tutsaksin açıkçası
Asil savas alanı suskundur arkadaş, sahipsizdir
Asil savasçilar afyonlu, mütevekkil
Öyleyse
Şehrin girdabinda çalkalanan zulüm
Halkın şanlı isyanına işaret değil
Bodrum duvarlarına öfkeli yaziları
Tırnaklarinla kazıyorsan da
...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...
hayretler mütemadiyen
Paz, 03/06/2007 - 18:09 — Ümit Demiryazı hususen filistinle, umumiyetle de işbirlikçi imandaşlarımızla...
hâl böyleyken hangi mantıkla olayı kişiselleştirip şahsî hayatımızla izah etmeye çalışırız hayret yani!
Rabbimiz bizi islamî şuurdan bir ân olsun ayırmasın.
amin...
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
"Sahsi hayatimiz"
Paz, 03/06/2007 - 19:18 — Mahcub CelalliYazi bile isteye isbirlikci olan muslumanlarla ilgili olsaydi uzerine konusulacak pek birsey olmazdi. Benim anladigim odur ki yazinin temel noktasi stratejik olacam derken kendini kaybedip isbirlikci haline gelen muslumanlarla ilgili. Bu da cok onemli bir konu esasen. Yazarin niyeti bu olmasa bile insanlarin bu konu uzerine dusunurken kendini yerlestirdigi yere dair gecmis sorgulamalari ve mesrulastirmalarini hatirlamasi ve bunlardan samimiyetle bahsetmesinden daha dogal ne olabilir anlamiyorum. Bu samimi paylasimlarin ne zarari olur, onu hic anlamiyorum. Aslinda bir zarari olursa yazara olur. Sizin bu yorumunuzdan sonra pismanim ben mesela yazdigim yorum icin. Muthis bir sogukluk hissi uyandirdi bende yorumunuz.
Ust perdeden, yari gizemli yari siirsel muglak yazilar mi istiyoruz boyuna burada. Yapisal hicbir "okuma", anlama, derinlesme, degisme ve degistirme imkani vermeyen iceriksiz "sekil" yazilari. Pasifizmden bahsedeceksek eger, buradaki insanlarin cogu icin, oynanilan "artistcilik oyunun" yol actigi pasifizmden bahsetmek gerekir kanimca. Lakin insani gercekligin soguklugundan uzaklastiran hersey o insanin mudahale imkanini ortadan kaldiran bir faktor olacaktir..
vesselam...
yorumlarınız için tşk.
Paz, 03/06/2007 - 18:44 — Fatma Nihan YıldızYorumlarınız için teşekkür ederim, ince ince okudum ve dikkate alacağım her yazılanı.İlk yazımdı siteye koyduğum, benim için her yazılan çok önemli.
Bölüm konusunda da ben bir tercih yapmamıştım, yönetim efkara koymuş.
hey sen ajidatif müslüman ! :)
Pzt, 04/06/2007 - 09:37 — Fatih TEZCANAllah'ın desteği üzerimize olsun...
amin..
ve bunu hakkedecek bir diriliş ve direniş nasip etsin..
amin..
osman ulu bey,anladığımı sanıyorum,teşekkür ederim.
tabi,iki müslümanın birbirini anlamamasına rağmen defaten özür dileşmelerinin de hoş bir şey oldugunu,illa kavga/tartışma değil böyle de anlaşılabildiğini görmenin ümit verici bulunduğunu tesbit edebiliyoruz.elhamdülillah abi:)
sevgili kardeşlerim!
bakın bu yazıya ben bir yorum yazdım zaten..
ama az önce baktım ki biz dün toplaşırken bazı kardeşlerim de boş durmamışlar,yazıya yorum yazmaya çalışmışlar...
başaramamışlar.başaramadıklarını kendileri de belirtmişler zaten.Allah razı olsun.
paragraf paragraf yani bölüm bölüm yani bölerek yani yazının insicamını ve yazarın yazıyı yazarken ki ruhaletini kaale almayarak yapılan bir yorumun en nazik ifadeyle "yazarın birleştir dediğini bölmek olacağı kabilinden" hoşgörüyle karşılanacak bir yaklaşım olmadığını düşünüyorum.
acaba neden bu yazının tarzıma da tandasıma da tavrıma da tabiatıma da uygun geldiğini görüyorum?
ama ben neden yazıyı okuduğumda slogan attım?
(bunu yapanlar el kaldırsın :)...evet evet! kimdir fatma nihan hanımın yazısını okudugunda "Allahu ekber!" deyip "maaşallah" ekleyen? varsa hemen bir e-mail döşensin de slogan kardeşi olalım:)
kardeşlerim!
anlayamazsınız!
neden mi?
bu yazıyı yazdıran etmenleri herhangi bir taassub tesirinde kalmadan eleştirmeden anlayamazsınız!
"bu işler sokakta bağırmakla olmaz" deyip şakirdini bir cuma önce iman kardeşleriyle beraber gittiği başörtüsü eyleminden men eden adamı hem sevip hem bazı yönlerini takdir edip hem onun için dua edip ama bu men etme temayülünü de sureti katiyede çok sert eleştirmeden ve kavli ve fiili karşı çıkmadan anlayamayız...
hatta adam gibi adamsa o şakird kardeşim,"başörtüsü teferruatsa bile güzel bir teferruat...savunulası...ama asla çıkarılası değil!
hem ben önderimin her dediğine eyvallah dersem suresi tevbenin 31.ikazına muhattap olurum,ki bundan da Allah'a sığınırım!ben gidiyorum abicim beyazıta!" demelidir!
demeliydi...
demeden anlayamayız...
"sokaklarda çözüleyemen işler"in halen devletin tüm kademelerine sızıldığı (!)halde çözülemediğini ve böyle çözülemeyeceğini çözülse dahi tekrar aynı yerden veya başka yerden problemler çıkarılacağını,aslolanın halkın dirilmesi ve direnmesi oldugunu da müşahade etmek "a-ha dediğimiz çıkıyor" garabetine saplanmasak dahi en azından mahcup edicidir!
kim hangi kimlikle onbinlerce kişinin içine 40 kişiyle çıkan Resulullah'ın bu yaptığına "tamam allah vardır ve birdir yani..ama bunu da böyle aptal gibi beyazıt -pardon- mekke meydanında bağırmaya gerek yok yani..yani bu işler mekkede sokakta olmaz yani..yani hem de kabenin yanı başında tevhidi bağırmak provake etki yapabilir yani..." diye sulandırabilir!!!
hadi bunu yaptı birisi "stratejik olma uğruna".. kur'an'ı,asrı saadeti,
resulu insicam bozmadan(!) okuyan hangi göz ve bunu taakkul eden hangi kafa ayartılabilirki birileri tarafından!..
hadi ayartıldın,fatma nihan yıldız'ın yazısını neden eleştirirsinki:)
filistin için...çeçenistan için...afganistan için...ırak için...cihadın(veya bazılarına göre islamcı terörizmin) olduğu herhangi bir yer için yaptıkları yalnızca bunları dualarının aksesuarı kılmak ve göstermelik yardım kampanyaları ve kermesleri düzenlemek olanlar,ama asla dünyanın duyacağı şekilde "biz türkiyeyiz!müslümanız!kardeşlerimizle dayanışma içindeyiz!işte bunu da istanbul'da milyonlarla toplanarak mücessem kılıyoruz!" diyemeyenler ve hatta kendisine bağlı kulların bu tip düşünen ve eylem koyanlarla beraber oldugundan korkarak tüyleri diken diken olanları eleştirmeden anlayamazsınız!
slogan dediğin şeyin adını koyalım:
dirilen müslümanın direnen müslümanın sözüdür bu!
dirildim sanıp da hayatını beyhude metotlarla geçiren insanın işi değildir!
jopun ucunu gördü mü "bir daha eylem mi ! tööööbe!" diyen adamın işi değildir!
yaşamadan anlayamazsınız..
evvela bir evde kardeşlerinizle kalacak ama orada sabah namazını son 3 dakikakaya zor bela sıkıştırıp sonra 45 dakka cemaat tesbihatı yapanlarla beraber tesbihat yapmadığınız için kınanacaksınız!..
sonra en masum ve medeni halinizle "neden başörtüsü konusunda sessizsiniz veya misalen dua ederken neden ellerinizi aşağıya ceviriyorsunuz söyleyin ben de yapayım öyle" dediğinizde "o yaptıysa biz de yaparız,bizde sorgulama yoktur" dediklerinde kalakalacaksınız!..
bir şey konusulurken risalei nurdan başka bir yerden izah getirdiğinizde siz bunu ne zaman yaparsanız yapın garip garip bakılacaksınız!..
adam " bizim eylemde ne işimiz var oğlum öyle bir talimat gelmedi dergahtan" deyip sırıttığında üzüleceksiniz!...
beyazıtı "radikallerin boşalma platforumu" olarak gören zihniyetten tiksineceksiniz!..
yoksa anlayamazsınız bu yazıları..
islamcılık yapıyolar deyip iftira bile atabilirsiniz allah muhafaza..
islamcılık islama en buyuk ihanet oldugu halde(roger garaudy) oysa..
evet!
hayat iman ve cihaddır!
hayat iman ve cihaddır!
hayat iman ve cihaddır!
ben bir de tebliğ ekliyorum buna gereksiz yere belki de..
amel imanın cüzü tartışmasında "cüzüdür" diyen taraf haklıysa buna gerek yok.
"vel asr" dimdik ayakta!
ama diğer yandan altını çizmekte de fayda var..
bakın kardeşlerim!
birbirimizi "şucu,bucu,bişici" olarak etiketleyip,
ona bir imaj giydirip,
sonra ya "tukaka" etmek ya da "haksan haksın,herkes kendi yoluna kardeşim,mahşerde görüşürüz" gafletine düşmek bizim kaderimiz değildir!
bu bizim geleneğimiz oldu biliyorum!ama hayatımla da karşı çıkıyorum çıkacağım!
nedeniyse böyle diyen kim varsa ya şehrinde amerikan askerleri gezip karılarını kızlarını toplarken görüşüyorlar ya da gazze ve ramallahta israil bombalama yaparken kaçışıyorlar ya da nasılsa bizim bir sığınacak yerimiz de var deyip köşelerine çekilip farkında olmadan asker veya bomba bekliyorlar!!!
sözün özü şudur:
fatma nihan hanımın yazısının tamamına yakınına katılıyorum.
yazının altına imzamı atar mıyım atarım.
atmasam zaten herhalde bu kadar izahat vererek sizleri "kardeşler!kategorizasyon yapmayın!müslüman stratejik de olacak sloganik de!" ortak paydasına çağıran şu okumakta olduğunuzu yazmazdım..
evet!
müslüman hayat iman ve cihaddır diyecek,edepli olacak,yaşayacak,yaşatacak.
gerisi kelime kalabalığıdır...
hayat iman ve cihaddır'ı hem demekte hem yaşamaktaki zorluğu izah edecek birisi varsa bilsin ki biz kolayı seçmedik!islam benim tercih yapıp karar aldığım bir duruştur!
bu bağlamda bu dinin müntesibi olmam bana bu dinin hem güzellik ve kolaylıklarını hem de terini,gözyaşını,kanını,zorluğunu getirir.
ne varsa aldım başım üste koydum.
eyvallah..
siz hele şuna dikkat ediniz: "sloganik müslüman stratejiktir veya değilse de olur,olabilir! esas stratejik diye adlandırdığımız tipoloji konusunun slogan atma olasılığı kaçta kaçtır?!..."
bizce hiç...
slogandan kasıt bağırmakdan kasıt çıkıp da fikir ayrılığı olan kardeşine bağırmak değildir ki bu kelimeyi alıp analiz ediyorum diye kelimeyi taciz edesiniz!
o bağırmak cuma günü "normal"de bir durum yokken ama taaaa filistinde ya da taaaa türkiyede (!) "bişiler" olurken bu bişilere ses çıkarmaktır...
sanki bunu yapanlar aptal savaşçı kılıklı geri kalmış müslüman pespayeler gibi davrananlar var..
aman benim gibilere düşmesinler... sonra gözleri yorulur... :)
dirilemeyen direnemez!
hayat iman ve cihaddır!
elhamdülilllah :)
vesselam...
Bu yazı,"olmazmış öyle
Salı, 05/06/2007 - 01:58 — esma gunesBu yazı,"olmazmış öyle hayat, iman ve cihad demekle"derken "hayır bunları söylemek yeterlidir"demiyor.Bize "stratejik müslüman olun" diyenlerin aslında bizim aleyhimize bir stratejilerinin bulunduğunu söylüyor."Cihad artık kılıçla değildir"diyen din adamının hangi dinden olduğunu sorgulayalım istiyor.İştişhad eylemlerine intihar diyenler,kelimelerin gücünün idrakinde, biz de bunu idrak etmeliyiz,diyor."Meydanlara çıkıp slogan atmayın" diyenlerin,meydanı boş bulma arzusunda olduğunu söylüyor...ve bence doğru da söylüyor.
Maşaallah
Çar, 06/06/2007 - 01:18 — samed şahinValla ben diğer yorum yapanlar gibi edebi bir yazı yazamayacağım.Onun için sadece duygularımı belirtmek istiyorum.Fatma hanımın isyanını çok iyi anlıyorum ve takdir ediyorum.Yazıyı okurken gözlerim doldu.Benim hissedipte bir türlü bu stratejik müslümanlara anlatmayı başaramadığım düşüncelerimi ne güzel yazıya aktarmış.Allah ondan razı olsun ve onun gibi düşünen ve bu yolda çaba harcayan insanların sayısını artırsın.
bismillahirrahmanirrahim
Pzt, 09/07/2007 - 19:08 — ibrahim mengüşoğluFatma hanım cok güzel bir yazı yazmış öncellikle teşekkur etmek istiyorum...
Türkiyede bir cok gurubun bu tarz fikriyatta olduğunu biliyoruz. Aman öle yapma aman böle yapma sana tokat atana sen diğer yüzünü dön gibi düşüncelerle karşı karşıyayız. Bu fikriyatı müslümanım diyen hiç bir insanın tasrif etmemesi lazım. Biz müslümanız biz cihad ile bu dini yaydık ve gene cihad ile koruyacağız. kanımızın son damlasına kadar HZ. Hamza gibi savaşacaz.
Bizide bulur inşallah ölüm bir cihad sırasında ve son sözümüz ALLAHU EKBER olur...
DUA İLE....
Fatma hanım kaleminize sağlık
Çar, 12/03/2008 - 23:29 — Hatice TerziFatma hanım kaleminize sağlık.yazıyı okuyupta içlenmemek elde değil.
Baştan ayağa güzel ve yürekli bir yazı .Fakat son satır hariç .Siz bunca şeye başkaldırırken Amerika'ya İsrail'e kafa tutarken atom bombalarına meydan okurken (öyle ki okurken adeta yüreğim çatlayacaktı)birden bire "163 var bitiriyorum şimdi" diyorsunuz. Madem ki doğruları dillendiriyorsunuz ve bunu büyük bir yürekle yapıyorsunuz o zaman son satırı kullanmamalıydınız.Böyle bir gözünü budaktan sakınmazlığı bu cümleyle bitirmemeliydiniz.Bu kendinizle çelişmek olur.
Ama yinede fevkalade etkileyici ve samimi bir yazı okuduğumu belirtmeden edemeyeceğim.
Selamlar
ETME AR, OKU ÖĞREN EHLİNDEN, HERŞEYİN İLMİ GÜZEL CEHLİNDEN.
sözüm odun olsun hakikat olsun tek
Per, 13/03/2008 - 00:39 — Hatice Terzifatma hanım yazınız iç burkucu.okurken gerçekten etkileniyor insan sonra kendini sorguluyor;acaba ne kadar birbirimizin halini biliyoruz.bırakın yardım etmeyi yeterince üzülebiliyor muyuz.hayır .eğer toplum olarak hakiki anlamda bunu dert edinmiş olsak maddi ve manevi birşeyler yapardık stratejik olmazdık bigane kalmazdık.fakat ben bazı konularda sizinle aynı fikirde olmadığımı belirtmek istiyorum.
tabiki başına vur ekmeğini al konumunda olmamalı insan.ancak sonuca varacaksa bazı yolları denemelidir.satırlarda başkaldırmak yetmiyor .realist olmak lazım .rakibiniz sizden güçlüyse, arkasında bir sürü devlet size aba altıdan sopa gösteriyorsa içinizde ki atom bombasının patlaması kimseye bir şey yapmaz.yürekli bir yazı yazmışsınız ancak amerika'ya israil'e kafa tutarken son cümleyi "163 var" ile bitirmemeliydiniz.bu benim nacizane düşüncem.. ama yazınız beni duygulandırdı söylemeliyim bunu..
selamlar
Konu başlarken hakikaten
Per, 13/03/2008 - 19:22 — Esma GülKonu başlarken hakikaten çok güzel başlamış,bir anda insanı farklı duyguları yaşatıyor,fakat biterken isyan ettiği şeylere takılıp kalmış.(Stratejik müslüman-163 madde)yani cesurca söylenen sözlerden sonra birden susulması düşündürücü...burada bir espri mi var acaba diye düşünmedim değil,ama uslup çok kuvvetli kullanıldığından sanki başlangıçtaki duygular ile bitişteki duygular çelişiyor gibi...başlangıça göre bitiş,bitişe göre başlangıç uyum içinde değil...çünkü haykırmaktan bahseden insan; strateji(!) için konulmuş maddeye takılıpta susayım demez...bu gösteriyor ki maalesef o kadar cosuyoruz cosuyoruz,içimizdekileri haykırmak istiyoruz,bir şeyler yapmak istiyoruz ama maalesef sonunda susturuluyoruz...
Sevgili Fatma yazınızı okurken büyük bir zevk duymuştum,çünkü bir çoğumuzun seslendiremediği içindeki kopan fırtınayı dillendiriyordunuz,ama sonunda 163e takılıp susmuş olmanız beni hüsrana uğrattı...bu gösteriyor ki yazılarımızda bile maalesef dilediğimiz gibi özgürce konuşamıyoruz...
Sevgilerle.......