İsmet Özel'in gündeme oturan, taaccüple karşılanarak zihinleri sarsan pek çok sözü olmuş ve olmaya devam etmektedir. Acaba bileniniz var mı? İsmet Özel'in böyle davranarak ne yapmak istediğini.. ya da ne yaptığını.
İsmet Özel kaygılı ve rahatsız bir adam. Uzun seneler önce taşıdığı kaygılar dolayısı ile bir yerden kalkıp çok farklı bir yere geçti. Yeni geldiği yerde duranların pek çoğunun ağızları kulaklarına vardı ve kendisine hoş geldin ettiler. Yakın zaman önce, yeni geldiği yerdeki duruştan rahatsız olduğunu ifade ederek başka bir yere gideceğini ifade ettiğinde -ki kendisi sadece yan koltuğa geçti-, ayrıldığı yerde dururken ağızları kulaklarına varanlar hakkında muğlak ifadeler kullandılar. Yer değiştirişi (gidişi değil) gelişi kadar hoş karşılanmadı en azından. Ve şimdi Türklük hakkında söylediği son ifadelerinden ötürü, bazıları kendisine güle güle demeye hazırlanma temayülünde. İsmet Özel yeni bir yere mi gidiyor, yoksa bir yanlış anlama mı söz konusu. Bir yere gittiği yok da, geçtiği yan koltuktan kalkıp, etrafımızda daireler çizerek dikkatimizi bir yerlere mi çekmeye çalışmakta. Ve bir çekim alanı oluşturmak içn çizilen bu daireler bizi bir yerlere getirmek için uyguladığı metot olmaktan mı ibaret. Ve bu metodun muteber telakki edilip edilmemesi gibi, pek çok soru işareti beliriyor zihnimde. Ya sizin! Mesela, niçin böyle sıra dışı şeyler söylediğini merak etmiyor musunuz? Bazılarının ifadesiyle o sadece bir narsist midir. Sıra dışı tez ve retoriklerle gündemde kalmak mı istiyor. Şayet durum böyleyse bu bizi ne kadar ilgilendirir. Yani söyledikleri boş, son derece pratikten uzak şeyler midir. Pratikten uzak görülmeleri, onları kâale almamak için yeterli sebep sayılabilir mi. Yine bazılarının ifadesiyle, o Şair'ul Şuara'dır ancak fikirlerine itibar edilmeyecek biri midir.
İmdi dostlar, zihnimizde oluşan tüm bu sorular, sıra dışı bir adamla karşı karşıya olduğumuzun göstergesi değil mi. Sıra dışı adamları tahlil ederken sıradan metotlar kullanmayı pek muteber, bu işin faillerini de pek makul karşılamam ben. İsmet Özel'i tanımam. Tanımama gerek de yok zaten. Herkesle dost ahbap, iş ortağı vs olmak zorunda değiliz, olamayız da zaten. Şahsi kanaatime göre, kim ne söylerse söylesin şairliğinin yanında bir fikir adamıdır o. Düşünce dünyamızın sönmeye yüz tutmuş nadide yıldızlarından birisidir. Şairler ve yazarlar daha ziyade fikirlerinden istifade edilmek için vardır. Kendi içlerinde yaşadıkları pürüzler, uyuşmazlıklar da yine daha ziyade kendilerini ilgilendirir. Biz onlarla ilişki içine girdiğimiz zaman bizi de ilgilendirecektir. Dileyen, gördüğü ya da gördüğünü zannettiği tenakuzlardan dolayı yüzüne bakmamayı tercih edebilir. Dileyen de, posanın içindeki cevherden istifade etmeyi tercih eder.
Her şey bir yana, bir insan aynı zamanda bir şairse kendisinden sıra dışı sözlerin sadır olması makul olmanın yanında muteber de görülmelidir. Düşünmeyen ve kendi kısır döngüleri içinde oyalanan bir toplumu sarsmanın çok fazla yolu yoktur. Bunu en etkili şekilde icra edecek kişiler şairlerin ta kendileridir. Hiçbir makul cevap bulamazsak şayet bunun da bir yol olduğunu kabul edebiliriz. Bir toplum düşünün ki; bir kısmı kendi içinde tenakuzlar yaşayan ve yine bir kısmı ikbali için kurtarıcı ve kurtarıcılar beklemeyle ömrünü heba etmiş, bu sebeple bir türlü kendisinin farkına varamamış, düşünmeyen, ve yine benzeri sebeplerden ötürü hem üretimden düşmüş hem de gittiği yolun farkında olmayan. Ve birisi çıkıp kulaklara marjinal gelen sözlerle toplumu sarsmaya çalışıyor. Efendim, narsistliğinden dolayı bunu yapıyor! Bu kendi sorunu. Ben beni ilgilendiren tarafına bakarım. Bu toplumun akl-ı selimlere olduğu kadar delilere de (metafordur) ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Hz. Osman'ların törpüsü Ebuzer'lerdir. Hz. Ömer'lerin dengesi Huzeyfe'lerdedir. Çatışmamayı (anarşiye sebebiyet vermezlerse) başarırlarsa şayet bu toplumun denge unsurları olurlar onlar.
İsmet Özel hakkında yakın dostları tarafından pek çok anekdot aktarılır. Kendisi bir keresinde, ezan için hoparlör kullanılmasına karşı olduğunu söyler. Şartların değiştiği, binaların yüksek olması ve trafik vs den kaynaklanan gürültüden dolayı hoparlörün ihtiyaç olduğu ifade edildiğinde şu karşılığı verir, "o halde gürültüyü keselim". Öngörüsünü, isteyen imkansız olarak telakki etsin -ki şahsen böyle düşünmüyorum-, bu ve benzeri pek çok ifadesi, alışkanlıklar kuyusunun içinde boğulmak üzere olan topluma uzatılmış bir ip mesabesindedir. Ve uykuda olanın yüzüne serpilmiş / çarpılmış serin ya da kaynar su gibidir. Bu tür insanlar, bazen toplum önüne çıkıp Hallac'ı Mansurluk yaparlar. İnsanlar özden, asıldan ve dolayısı ile yoldan çıkmaya meylettiklerinde, onlara "taptığınız ayaklarımın altında" derler. Sonra halk kafa kafaya verir ve bu adam ne dedi diye düşünür. Uzun süreden beri yapmadıkları şeyi yaparlar. Sonunda ilhadına ve katline de hüküm verilebilir. Birilerinin sevgilisi birilerinin de hasmı olurlar. Varsın olsun efendim. Diyebilir miyiz! Biz dedik bile. Ötesini siz bilirsiniz. Kısır döngülerden bunaldım ve bu makaleden kaynaklanan yeni bir kısır döngünün içine girmeye niyetli değilim. Hakikatten başka bir şeye, dolayısı ile kimseye aşık bir adam değilim. Daha ziyade fikirlerin, olguların, fenomenlerin konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Kişinin zaafları, çelişkileri vb bir diğer ve apayrı bir mevzu.
Bu kertede, İsmet Özel'in son çıkışına da değinmenin gerekli olduğuna inanıyorum. Çünkü bu çıkışın, çizgi ve duruş noktasından diğerlerinden bir hayli farklı olduğunu düşünenler var. İlk duyduğumda ben de şöyle bir sarsıldım.. ve üzerine düşündüm. Bundan dolayı kendisine teşekkür etmek isterim. Malumunuz üzere bir süredir Türklük'den bahsediyor. Bunu, bir kısmımız en başından kabul etmiş olmakla birlikte, bir kısmımız duyar duymaz reddettik; ve yine bir kısmımız da anlamaya çalışarak makul yanlar keşfettik. Nasıl oldu bu! Bir millet düşünün ki, hatasıyla sevabıyla, dünyadaki tüm Müslüman halkları mücadelesine ortak edebilmeyi ve dolayısı ile ümmet anlayışını oturmayı başarmış. Irkının ismi, bir dinin fenomeni olarak algılanmış, yani ki Müslüman'ın adı Türk olarak dile getirilir olmuş. O halde Türklük olgusuna buradan bakmak da gerekmez mi. Hem bu adam bana kalırsa kullandığı kavramları seçiyor. Dikkat ediniz, Türkçülük değil Türklük diyor. Cülükleri katmayarak, onları ideoloji olmaktan kurtarıyor.T a ki gelinen son noktada; Allah Türk'leri diğer kavimlerden üstün yaratmıştır ifadesini kullanmıştır. Kendisinin, çıkışlarının mihengi mesabesinde olan pek çok sloganından / sözünden sonra, durup düşünmek ihtiyacı hissettik. Lakin bu sefer biraz daha fazla durmamız icap etti. Sıra dışı (müsbet manada) insanlar, sözlerine teville yaklaşmayı, üzerinde düşünmeyi, anlamaya çalışmayı diğerlerine göre daha fazla hak ederler. Şahsi kanaatim, hali hazırda bu minvaldedir.
Allah Türkler'i diger ırklardan daha üstün yaratmıştır ne demektir. Bu ırkçılık davası gütmek midir? Irkçılık gütmekse şayet, İsmet Özel bunun farkında değil midir? Farkında ve yüzünü ümmetçi çizgiden ırkçı çizgiye mi çevirmiştir? "Buradaki üstünlük Allah katında olana mı yoksa yaradılış itibariyle bahşedilen bir takım meziyetlere mi işaret eder. Her ırkın birbirlerine nispeten, spesifik olarak, müspet ve menfi bir takım özellikleri varsa şayet -ki yine şahsi kanaatim bu yöndedir-". Acaba, İsmet Özel bunu görmüş ya da böyle bir şey görmediği halde, ümmeti toparlamak hususunda en güçlü seçeneğin Türk'ler olduğu kanaatine ulaştığı için yönlendirme ve tarihi nitelikli bir hatırlatma mı yapmak istemektedir? Ümmetin parçası olan Türk'leri, neredeyse Rabliğine iman edilen emperyalistlere karşı ateşlemek istiyor da olabilir. Ve bu seçenekleri sizler için daha da çoğaltabilirim.
Evet dostlar, tüm zihin alıştırmalarıma rağmen pragmatist bir kişilikle karşı karşıya olmadığımı biliyorum ve ırkçılık davası güdecek biri ile karşı karşıya olmadığımın da farkındayım. Herkes hata yapabilir elbet. Ve varsa bir hata uyarmak da bizlerin en temel vazifesidir. Ancak, bu vazifenin bu güne değin bizlerden ziyade kendisine düştüğünü göz ardı etmemek gerekir.
Bu yazıyı daha derli toplu vaziyette sunmak belki çok daha hoş olurdu. Ancak yazımın genel akışından da anlaşılacağı üzere, İsmet Özel'i (nezdinde tüm İsmet Özelleri) ve son çıkışını konuşmak için farklı pencereler açmak gayesini güttüm. Bunu yaparken belki kendisini biraz kayırmış olabilirim. Bu durum belki, böyle adamlara ihtiyacımız olduğu kanaatimden kaynaklanıyor olabilir. Ya da elden geldiğince hüsn-ü zan diyelim..
Yorumlar
Gayet güzel bir yaklaşım.
Salı, 22/03/2005 - 12:24 — celalmirzaYerinde bir yaklaşım...
Yazınızı okuyunca Selim bey, aklıma J. Paul Sartre geldi. Düşünce dünyasının yıldızları hususunda pek derin bir malumatım yoksa da, hazretin yanılgılarının ve çıkışlarının, birçok düşünüre ışık tuttuğunu biliyorum en azından. Ve galiba bu noktada da İsmet Özelle yolları kesişiyor.
Şu ifadeleriniz ise, benim indimde en güzel ifadeler :
"Ancak, şahsi kanaatimce, bir insan aynı zamanda bir şairse kendisinden sıra dışı sözlerin sadır olması makul olmanın yanında muteber de görülmelidir."
Herhangi bir reaksiyon, ya da olgu, ya da birey, ancak o varlığa münhasır kriterlerin perspektifinden ele alınmalıdır. Ki bu, her düşünürün vazife ahlakıdır. İşte bu kaideyi, gayet vâzıh bir biçimde ele almanız, benim oldukça hoşuma gitti.
Bu tür yazılarda, mevzubahis edilen kimse hakkında beyan edilen fikirlerden ziyade, yaklaşım biçimi benim için daha mühimdir.
İsmet özel ve benzeri "radikal düşünürlerin" düşünce dünyalarına ve beraberinde getirdiklerine ister fenomen diyiniz isterseniz sendrom diyiniz; ancak bu tür bireylerin bize kazandırdıkları en mühim husus, fenomeni ya da sendromu açıklığa kavuştururken elde ettiklerimizdir.
Gayet güzel bir yazıydı Sevgili Selim Bey.
Umutla ve muhabbetle.
Gözlerim Şaşı Oldu...:)
Salı, 22/03/2005 - 12:33 — Ahfa Sûedaİsmet Özel...
insanlar ad ve soyadlarının özelliğini taşır derdi bir hocam lisede...
yazıyı okurken kendimi bir mahkemede hissettim...
sanık:İsmet Özel
avukat:S.Şevkioğlu
ben halk:gözlerim şaşı oldu,işaret ettiğiniz yerlere bakmaktan :)
siz büyüklere sahip çıkın,belki kimbilir ilerde bizde size sahip çıkarız..Ne sıradışı adamdı bea deriz...
Şaka bir yana ellerinize sağlık...
http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/03/20/roportaj/roportaj1.html
/yoruldum mu?..
daha yaşamaya başladım mı ki ?/
Özel, ne dediğinin farkındadır..
Salı, 22/03/2005 - 20:41 — Name LimonMezkur yazıyı, İsmet Özel fenomeni ve Türklük çıkışı başlıkları ile iki kısma ayırıyorum. Birinci kısmı atlayarak, gündem olan ikinci kısmım hakkında sözü fazla uzatmadan bir kaç tesbitte bulunmak istiyorum.
Yazının hemen yanıbaşına iliştirilmiş fotoğrafta da görüldüğü gibi Özel insan düşünmekte. Neyi? genelde ümmeti özelde Türkiye'yi. Kuşatma altına alınıyoruz ve hasımlarımızdan haşa Allah'dan korkar gibi korkmuşuz. Tarihi şöyle bir zihninde canlandırıyor ve bir çözüm buluyor. Hem de zannedildiği kadar uzaklarda ve utopik falan da değil bu çözüm. Daha önce bu milletin başardığı hatta asırlar boyu başarageldiği bir şey. Bir unutkanlık sözkonusu sadece. Bir hatırlatma yapmak gerekiyor ve o bunu yapıyor. İstilacı haçlılara karşı asırlarca mücadele eden milletini uyandırmaya çalışıyor. Bazıları tarafından şovenistçe bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor çıkışı. Varsın olsun. Bizce o ne yaptığının ve ne söylediğnin son derece farkında. Her bir sözünü yine fazla zorlanmadan sıhhatli bir zemine oturtmak mümkün. Türklük dediği, içine tüm ümmeti aldığı için ırkçılıktan uzak bir olgu. Ve ciddi mesajlar barındırıyor kendi bünyesinde. Nedir türklük, kafire karşı savaşabilme cesareti. Yalan da değil. Tarih bunu söylüyor. Şu an değişen şeyler olabilir. Kendisinin de bunun farkında olduğunu düşünüyorum. Gaz verişi de, daha önce ifade ettiğim gibi bu sebeple büyük ihtimalle.
Yahu efendiler, adı ne olursa olsun, bugün toparlanmayı başaramamış bu ümmetin böyle bir şeye ihtiyacı olduğu kesin. Düşünün Çanakkale harbinde olanları. Tabi ondan önce hemen her zulüm olan yere askerlerini gönderenleri. Bu gün kafir ümmetin topraklarında at oynatıyorsa, işte bu olmadığı için var. Sözü uzatıp arap ve kürt meselelerine kadar getirip, oradan bir yerlere varabilirim. Son söz olarak, SN. Özel'in zannedildiğinin aksine ne dediğinin farkında olduğunu tekrar ederek sözlerimi şimdilik nihayete erdirmek istiyorum.
Takva sahibi mü'min üstündür
Paz, 27/03/2005 - 18:26 — O. Deniz YemenliSn Özel Akşam Gazetesine verdiği röportajda ; Türklük'ü Müslümanlık üzerine almıştır...Lakin karıştırdığı ya da görmezden geldiği bir nokta var ki...O da Osmanlı döneminde ırkçılık yoktu..Her millet varlığını korur ve Osmanlı üst kimliği altında iftiharla yaşardı..(Tıpkı ABD'deki gibi)Şimdi bunu sadece Türk ırkına indirgemeye ne hacet?'
Doğrudur çağ açıp çağ kapattık...İslam'ın sancaktarlığını yaptık asırlarca...Ve hala Allah'ın adının duyulması için saba sarfediyoruz(Allah onlardan razı olsun)...
Ama şimdi bir o kadar da güçsüzüz..Ne Filistin'e ne de burnumuzun dibindeki Irak'a yardım edebiliyoruz...Onlar zulüm altında...
Gençlik kliplerde oynamak , manken , fotomodel olabilmek için sebil bardağı gibi dizilmiş....Üstünlük bunun neresinde?
Yazara : İsmet ÖZEL'in her ne kadar bir yakını olmasam da fikriyle beraber şahsına saldırılması,patolojik vak'a olarak değerlendirilmesi yerinde değildir.
Fikirlerine katılmayabilirim ama söz sözleyeme hakkına asla karışmam..
Ben bir sülüğüm beyin zarında
Çok yaklaşma yakarım seni de anında...(imza)
Deportivo La Korunya'lılar da Türk (bir istisna ile) .. çünk
Paz, 27/03/2005 - 21:33 — Name LimonBizce Sn. Özel'in kafası karışık değildir. Türklük, bizim kendimize değil, kendi dışımızdakilerin bize (tehdit unsuru olarak görülen müslümanlara) bakışından doğmuş bir sıfattır/olgudur. Türklüğü müslümanlıkla eşdeğer tutmasının sebebi de bizce budur. Çünkü tarih, hemen hemen tüm müslümanların dışarıdan Türk olarak nitelendirildiğini gösteriyor. Bunun içindir ki Türk, düşmanla savaşmayı göze alan kişidir. Yani Türklük bir ırk meselesi değildir. Sadece sosyolojik bir vakıadır. Sn. Özel'in Türklüğü müslümanlıkla bir tutmasının sebebi bundan ibarettir. Osmanlılık ise aynen sizin ifade ettiğiniz gibidir. Her ikisi birbirinden ayrılır. Peki siz bilir misiniz! Türk olmadığı halde Türk olarak nitelenenlerin, bu durumdan rahatsız olmazken, bir kısmının Osmanlılı nitelemesinden rahatsız olduklarını. Neden acaba? Çünkü onlar kendilerine Türk dendiğinde, ne denmek istendiğini çok iyi biliyordu. Yani savaşa her an hazır olan adam, müslüman. Yani ki, her ne kadar bu sıfatın kullanılmasına neden olanların öncüleri ırkın insanları olsa dahi, bu mesele bir ırkla özdeşleştirilemez. Ancak şunu konuşmak mümkün elbet. Şu an pek çok şey değişti, bu tarlanın üzerinden çok sular geçti. Biz böyle anlamıyoruz. Neden bu mesele tekrar pişirildi!
Bizce iyi oldu.. hatırlamamız gereken bir şeydi çünkü. Çünkü bahsettiğiniz gibi, çok şeyler değişti. Çok şey değişmeseydi, hatırlatmaya ihtiyaç da duyulmazdı zaten.
Üstünlük bunun neresinde? sorunuz ve kullandığınız başlık, bizce vakıayı doğru okuyamamaktan kaynaklanmaktadır.
İsmet Özel'in yeni epigramı
Pzt, 02/05/2005 - 00:45 — Melike IşıklarBEN TÜRK DEDİYSEM EĞER
Türkler dediğimde göndermelerim
Süprüntüleri şırfıntıları hamamoğlanlarını
Kapsadı kapsayacak
Sanıyorsan yanılırsın
Türklük şiir
Türkün eni Türkün boyu
Müslümanlığı kadar
Baksan bulacak mısın
Koskoca İstanbul'da
Nef'î diye bir semt
Ama Bayram Paşa var.
İsmet ÖZEL