Hz.Mevlananın 732.vuslat yıldönümü kutlanıyor. Her yıl Aralık ayı girer girmez ikisi çok belirgin üç ayrı görüş ortaya çıkıyor.
Bir grup Hz.Mevlanayı göklere çıkarır,erişilmez kılar. Kimseler onu anlayamaz, o bambaşka birisidir, üstadımız, hocamız v.s
İkinci grup öyle komplo teorileri üretir ki Mahir Kaynak bile böylelerinin yanında solda sıfır kalır. Her sene bir başka ve her sene çoğalan şekilde..Filan yerin casusu , feşmekan kişilerin katili... Daha neler neler...Hani bir mafya babasıydı demedikleri kaldı...
Aklı başında çok az insan ise ona normal bir insana nasıl bakılırsa öyle bakar. Beğendiği veya beğenmediği yönleri olabilir, neticede bir insandır sözkonusu olan...
Hüsamettin Çelebiye yazdırdığı Mesnevi ve diğer eserlerinden pek az insan haberdardır. Zira her yerde ve her zaman o oturan şişman adam resminin yanında gel gel yine gel yazılıdır.
İster putperest ister ateşe tapan ister ne olursa olsun.
Dahası bin kere tevbesini bozmuş birisi dahi olsa...
Hz.İbrahim putları boşuna kırmış meğer, nasuh tevbeleri boş yere yapılmış...Bu öyle bir ümit kapısı ki hiç korku yok,ciddi bir dönüşe de gerek yok...
Bu putperestlik merakı kimilerinin öyle hoşuna gitmiş olmalı ki "semazen heykeli"gibi yepyeni bir İmaj çalışması başlatmışlar...
Öyle ya putperestlerin bu denli çağrıldığı bir dergahın taştan dervişleri olmalı....
Pek çok insan bu gevşek söylemin peşine bu sebepten düşüyor.
Demek bu insanı insana karşı uyaran adam bu derbederliği hoşgörüyor. Sanki "İnsanların çoğu insan yer,onların selamün aleykinden güven arama. Hepsinin gönülleri şeytan evidir. Şeytan insanın sözünü kabul etme.....La havle getiren yüz bin iblis gör..."diyen o değil .... Sanki bu münafıklıktan usanıp da "göründüğü gibi olmak ve olduğu gibi görünmek"kendisi için çok önemli olan kişi o değil...
Demek bu Muhammedin yolundan gayrı birşey isnad edilmesinden son derece tedirgin olan adam bunca eğriliği teşvik ediyor.
Ben Mevlananın avukatı değilim ama bu kadarının da haddi aştığı nı düşünüyorum.
Ne ki herkes kendi dediğini tekrarlamaya devam ediyor."oldum mevlana gibi"diyenlerden tutunda gene o hoşgörü çılgını cümlenin Ahmet Özhan tarafından yüksek perdeden okunuşuna kadar...Aklımı koru Ya Rabbi...
Yorumlar
Konya'da yaşadım
Pzt, 12/12/2005 - 21:40 — Halid AslanKonya'da yaşadım senelerce... yazımı, kışımı geçirdim Konya'da... pek hoş günlerim oldu; pek efkarlı demlerim oldu.... iyi oldu. hac kafilelerinin kervan kervan önce ya da sonra Konya'ya uğradığına şahid oldum. kendilerini 1/2 hacı ilan edenleri gördüm. zaman içerisinde inanç turizminin egemen olduğunu gördüm. ticari kafa sadece bizim kayseri'de değil konya'da ve dahi her yerde aynı işler gördüm.
turistlerle kirlenen mahalden ziyade Mevlana (mekan itibariyle) üçler mezarlığı anlamını taşıdı benim için. mezarlar, mezarlar, mezarlar... anlatılanlarla değil eserleriyle tanımaya çalıştım. hep mevlana'ya yazık edildiğini düşünmüşümdür. belli zamanlarda Yunus Emre'ye yapılanlar gibi.
yazarımıza teşekkür ediyorum bizi tekrar düşünmeye ve değerlendirmeye davet ettiği için.
... olsan bile.. gel her zaman itidal ile
Salı, 13/12/2005 - 02:29 — Selim Sevkiogluİşlevi açısından değerlendirdiğimizde karşımıza yine üç mevlana tasviri çıkar. Daha ziyade sufiyyun zümresinin ya da temayülü olanların temrinler nazarına hizmet eden, nazariyesini itidal tutanların temkinli yaklaşımlarıyla istifadesine müsait ve son olarak da muhtelif siyasi beklentilere hizmet etmesi için rehabilite! edilerek beynelmilel alana varıncaya kadar kullanılmaya çalışılan Mevlana.
Genelde böyle olagelmemiş midir zaten. Herkes görmek istediğini görüp, almak istediğini almamış mıdır. Ve işte tam da bu sebeple kıymeti babından, meşrebi doğrultusunda kimilerinin yerin dibine batırdığına yine başka birileri gökyüzünde koyacak yer bulamamışlardır.
Ve fakat bugün için benim asıl dikkat çekmek istediğim husus, Mevlana'nın ulusaldan beynelmilele varan siyasi çıkar ve amaçlar için kullanılan yönüdür. Gerek yurt içi ve gerekse yurt dışında inanca yakın ve uzak bulunan tüm siyasilerin diline pelesenk olması bunun en bariz göstergesi olduğu gibi, sınırları zorlanan hoşgörüsünün tefsir ve tevilinden yana oluşturulan geniş oynama alanları küresel çaplı amaçlar için iştahların kabarmasına sebebiyet vermiştir.
Her şeye rağmen yine tedirgin yapım/yanım şunu da ilave etmenin gerekli ve hatta son derece elzem olduğunu fısıldıyor kulaklarıma. Lütfen tepkiselliğe hiç bir şahıs ve değeri kurban etmeyelim. Mevlana mutedil adamların diline tüm diğerlerinden daha çok yakışır. Tevbe kapısı her daim açık olduğu için 'Gel.. ne olursan ol' diyen diyen Mevlana'nın bu çağrısında herkes için alıncak bir ders ve pay olsa gerek. Bunu diyebilmek de bir maharet ister. Uçları ifade eden öfke dahi itidal olmalı değil mi!?
Saygı ve muhabbetle..
Buhara'dan Konya'ya aşıklar gelir.
Çar, 14/12/2005 - 23:10 — Sakine AkçaMutedil adamlar dinin dayanağının itidal olduğunu hemen bildiler ve "gel" çağrısına itidal ile gitmek gerektiğini söylediler.
Semazen gösterilerinin her mekan ve zaman da yerli yersiz oluşundan şikayet ettiler.Daha da önemlisi bir samimiyet şüphesi bulunmakta...Şekil her zaman net bir bilgi veremez.Sanırım ki acizane ,semazenlerin bir kısmı boşa bir kısmı doluya döner.Bizler de öyle değilmiyiz zaten. Her dönüşümüz dolumu ki ....
Oradaki manayı yaşayan yorum, kabristanı ve Hz. Mevlanayı gözümün önüne getirdi.Kalktım ve gittim.O taa Buhara'dan Mevlana sevgisi ile Konyaya gelen Üçlerin medfun bulunduğu Üçler mezarlığına ....Orada kimler yok ki...Kayserideki Seyid Burhaneddin (Hz.Mevlananın hocası) da dahil olmak üzere hepsine Fatiha okusak isterim...