renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Hüzün İkliminden Asude Bir Teneffüs

Cehalet mutluluktur (Matrix) Benim bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlardınız. (Hz. Muhammed) Mutluyum demeyi; yüreksizim yada ben bir budalayım demek ile bir tutar Mallarme. İlhami Çiçek ise yalnız hüznü vardır kalbi olanın demeyle iktifa eder... Bizi her fırsatta kedere boğanlar hep gülmeyi öğrettiler oysa bize. Attığımız kahkahaların sağır ettiği kulaklarımızla dinleyememeyi hür kuşları. Mutlu olmayı bir de...

Şehrin alıcı ışıklarının kamaştırarak kör ettiği gözlerimize! görmemeyi, boş vermeyi ve hiçbir şeyi düşünmemeyi öğrettiler. Her fırsatta yeniden, yeniden gülüp eğlenmeyi ve televizyon seyretmeyi öğrettiler... Onlar'ın istediği gibi olup yaptıklarına kayıtsız kalmamızı istediler çünkü. A yı, B yi öğretenler Elif'in zerâfetinden tedirgindiler. Uyuşturdukları beyinlerimiz üzerine kurdukları iktidarlarının bu zerâfet karşısında sarsılacağını bilip hissettiler. Doymak bilmez arzularını, bize sundukları yalancı mutlulukların hemen yanı başına iliştirdiler ve bir anlık kahkahaların tüm sahte yollarını işaret ettiler. Beyinlerimizi cehaletin mutluluğu ile uyuşturarak çirkefliklerini gizlemek istediler. Çırılçıplak soyunmuş kadınların ifşa ettiği bedenlerini gözlerimizin içine sokarak, efkarlı türkülerimizle yüreğimize değen hüzne bile göz diktiler. Yerini kahır ve kedere bırakacak olan yalancı mutluluklarını direterek, aklımızla yüreklerimiz arasındaki bağı koparmak için, bize hüznü dahi çok gördüler...

" Hüzün ki; en çok yakışandır bize " demişti oysa şair. Çünkü, insanlığın ontolojik gayesini temsil eden babamız Adem'den miras kalan en anlamlı imge oydu bizim için. Şeytanın galip gelmesi sonucu ayıp yanlarımızın/yerlerimizin gösterildiği bir akşamdan arta kalan efkar ve utancın yüreğe düşmüş cemresiydi. Kovulduğu cennetine tekrar kavuşma arzusu ile yanıp kavrulduğu için, Dünya'ya hapsolanın yüreğinde çırpınan sürgün kuşunun adıydı o.

Mutluluk olmasa dahi huzur vardır hüzünde. Sabır ve şükür vardır. O; kalbî uyanıklığa sebep olan hoş bir iç burukluğu, farkında oluşun alameti ve yürek iklimine mayhoş bir ferahlık veren yakıcı ve hoş bir esintidir...Aslen, aşkın olan coşkunun kaynağı da hüzündür. Beden ülkesindeki iman iktidarının direnç dinamiği, Adem'in temsil ettiği insanlığın yitiğine ulaşma macerasının yürek izidir.

Hüzün; Yunus Emre'nin hamlıktan kurtulup pişmek, Muhammed as'ın şükreden bir kul olmak endişesidir. Yunusun mısralarını yazan kalemin mürekkebi hüzün nehrindendir. Yunus sevgiyi dahi hüznün süzgecinden geçirdiği nazarıyla görebilmiştir. Yokluğuna hasret kaldığımız Muhammed as'ın lakabı Hüzün Peygamberi değil midir?. O'nun aramızda olmayışı dahi hüznün varlığı için yeterli bir sebeptir. Hüzünlenerek okunması emredildiği için hüzünle de yaşanması gereken Kuran, Dünya'ya garip gelip garip gidecek olan, gönlü hüzünlü Gariplerin kitabı değil midir?.

Hüzün ki; Cebrail'ine hasret kalan yüreklerin dosta hazırlanarak sunulan Hira iklimidir. Kendisi için yeniden nazil olacak nidaları bekleyen, aşkın harman edildiği bir yürekte göğertilen uysal ve fıtri hayat arzusunun en tatlı meyvesidir... Aşkın ozanların mısralarını devşirdiği gönül okyanusu, divitlerinin mürekkebidir. Yakın ve uzak her gurbet, gönülden akıp mızraplarda namelenirken " Gurbette ömrüm geçecek, bir daracık yerim de yok " denir ve her fırsatta hüzün ifade edilir. Hüzün; bir dervişin tebessümlerinin ardında barındırdığı merhamettir. "Merhameti olmayana merhamet olunmaz" uyarısının gereği olarak yüreğe perçinlenenen, ve her baktığında hüzünlenecek bir taraf görebilenin nazariyesidir.

Hal böyle olunca koklanan sarı çiçeklere, " annen baban var mıdır " diye sorulur ve alınan cevapta bir gün toprak olacağını hatırlatan hüznün keskin kokusu duyulur. Artık, çocukların gülüşlerinin ardından bile hüzün okunur, çünkü O'na da büyüyünce imtihan edileceği ağır bir sorumluluk sunulur. İşte o zaman dağlara baktığında bile, altında ezileceklerini bildikleri için kabul etmedikleri mukaddes emaneti görür de yine hüzünlenir insan. Artık bundan böyle, arz ve semavatın her zerresine ihtiyar bir hüznün merhametli parmakları dokunur...

Hazin olabilecek bir son için yürekte taşınan endişenin adı da hüzündür. Böyle bakıldığında mal hüzündür, evlat hüzün. Ev, altın , makam, mevki, hepsi hüzün. Hesabı sorulacak her şey bir parça da olsa hüzün verir insana. Hamalın sırtına aldığı ip bile dahil edilir ya buna.

Hazin olansa; Şükrü eda edilemeyen sıhhat, gereği yerine getirilemeyen boş vakit, el uzatmadığın için kardeş memleketinde minaresi bombalanarak devrilmiş cami, çalıştırdığı personelinin beddualar ettiği işverenin halidir. Ömrünü, imanının gereği olan salih amelle geçirdiği halde, son anlarında malup olmaktır küfre. Kendisine zulmettiğin eşin, haklarında gereğini yerine getirmediğin evlatların, şükrünü eda etmediğin zenginliğin, sabır göstermediğin fakirliğin, sahip olduğun mevkindir. Tahammülü zor cehdlere karıştırdığın riyakarlık, kemiği olmayan dilenden sarfettiğin sözlerle gönül saraylarını yıkmandır hazin olan. Bir ananın evladına hakkına helal etmemesidir.

Gelip geçen bir Ramazan ayına rağmen affa mahzar olamaman, son on gününde aramadığın için kaçırdığın Kadir gecesidir. Boş lakırtılarla geçirmendir bereketli günleri. Makbul olmayan bir hac ibadeti ifa etmen, verdiğin rakamın büyüklüğüne rağmen başa kaktığın için reddedilen sadakadır. Bir ömür boyu günde beş vakit eğilip kalkmana rağmen kıldığın namazların nihayetinde yüzüne çalınmasıdır.

Mutluluk ise, sadece tek bir cümle ile (Kendilerinden razı olunduğu için cennet ile müjdelenen müminlerin) " Bizden hüznü/endişeyi gideren Allah'a hamdolsun." diyebilmesidir (Fatır 34)

Hüzünle harmanlanmış tebessümler sunuyorum size,
hüzünle kalmanız dileğiyle.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Düş Sokağı Sakinleri

Gözyaşına dök yağmuru
Düş uçacak bahara doğru
Yollar açılıp konuşacak
Mutlu edeceğim yokluğunu

Huyumdur hep ölürüm
Nice aşklara bölünürüm
Ayımdır hep tutulurum
Nice ışıkla korunurum

Hüzün kovan kuşu gelmiş
Gecenin yanağına konuvermiş
Ay tenli aşık şarkıma karşılık vermiş

Dışım içimden gelir
Yani gölgem kendimden
Aşktır ölümden güzel olan
Bak ve gör yaşam düşlerdedir

Huyumdur hep dirilirim
Nice dağlardan dökülürüm
Ayımdır hep kararırım
Nice öpüşle aklanırım

Hüzün kovan kuşu gelmiş
Gecenin yanağına konuvermiş
Ay tenli aşık şarkıma karşılık vermiş.

Hepsi Gerçek/Düş değil

Dün de görmüştüm ve yine bugün
tebessüm eden her sisli gözün
bebeklerine sinmiş gri buğuda
derin mi derin gizlenir hüzün

Dağlar hüzündür semavat hüzün
çatlayıp kırışmış ihtiyar yüzün
anlatıp durduğu başka nedir ki
kışları besleyen vefasız güzün

Doğumlar hüzündür, ölümler hüzün
gecesi pusuda gülen gündüzün
prova ettiği bembeyaz bezin
bağırıp/çağırıp durduğu hüzündür hüzün.

Gelme Ey Neş'e

Dilde gam var şimdilik lutfeyle gelme ey sûrur
Olamaz bir hânede mihmân mihmân üstüne...

(Gönülde hüzün var şimdilik lutfeyle gelme ey neşe
Bir ev içerisinde misafir misafir üstüne ağırlanmaz..)

Rasih

Bu da Augustin'den

" Sen bizi kendine yönelik olarak yarattın ve yüreğimiz, biz sana kavuşuncaya dek tedirgin kalacak " (Augustin)