renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

İBB Değnekçiliğe mi Başladı!

İstanbul! coğrafik konumuyla, kadim mimarisiyle ve -her ne kadar sonradan eklenenlerle bozulsa da- doğal estetiği ile dünyanın en nadide şehirlerinden biri. Şairler şehri İstanbul. Ahşap konağımızdaki antika sehpamızın üzerinde duran en nazenin kristal gibi. Dışardan gelip ziyaret edenlerin unutamadığı, içinde yaşayanların doyamadığı şehrime, idarecileri gereken hassasiyeti gösteriyor mu pekala. İstanbullu'ya ve İstanbullu'luğa yakışmayan pek çok şey vuku buldu ve bulmaya da devam ediyor bu güzide şehirde. Çarpık yapılaşmadan tutun da, tarihi dokusuna gereken hassasiyetin gösterilmemesine kadar pek çok şey. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) özellikle son iki dönemdir, yolunda gitmeyen pek çok soruna el attı. Ağaçlandırma, alt yapı çalışmaları, Haliç'in temizlenmesi vesair hususlardaki çalışmalarında bir hayli derece başarılı buluyorum kendilerini. Koskoca şehrin tüm sorunlarını bir anda gidermek mümkün değil elbet. Ne de olsa uzun bir dönemden beri medeniyete beşiklik etmiş bir yer burası. Bunca etnik ve dini farklılığa rağmen, bir arada ve medenice nasıl yaşanabilindiğinin dersini vermiş, yeterince takdir edilmese bile dünya kamuoyuna. Vakıfları, imaratları, külliyeleri ile bir kültür ve hayır şehri olmuş. İşte tam da bu sebepleciddi bir şikayetim var bu şehrin yöneticilerinden. Nedir bu? Biraz kışkırtıcı olacak belki ama yine de bu ifadeyi kıllanmak istiyorum. Değnekçiliğe başlamışlar kendileri. Evet, yanlış duymadınız, İBB, belediyeciliğin yanında değnekçilik de yapmaya başlamış durumda. Hayat şartları zor tabi. Gelir getirici ek yollar/iş arıyor olabilirler şehrin çoğu mukimi gibi. Yine de bu kadar düşmemeleri gerektiğini düşünüyoruz biz. Bir otopark yaparlar ve buraya çekilen arabalardan park ücreti talep ederlerse şayet bunu anlarım. Ancak nedir o öyle, alelade bir sokağa aracınızı par etmek istediğinizde, karşınıza dikilen üniformalı ya da koynuna görevli kartı asmış bir belediye personelinin yankesici gibi dikilivermesi. Kendinizi haraca bağlanmış gibi hissediyorsunuz. Para ödemeden adımımızı atamaz olduk kendi şehrimizde. Bazı insanlar evlerinin önüne ya da park yeri bulamadıkları için gittikleri birkaç sokak ötelerine dahi park parası ödemek zorunda. Arkadaş, buraya bir masraf mı ettin. Ben dar gelirli bir vatandaşım. İşim icabı herhangi bir yere gittim ya da çocuklarımla hava almak için şöyle bir gezmeye çıktım. Masraflarını karşılamakta güçlük çektiğim için bir türlü değiştiremediğim on senelik bir arabam var altımda. Günde iki yere park etmek zorunda kalsam, beş milyondan toplam on milyon TL ödemem gerikiyor. Karakolda tutanak tutturmak için bin dereden su getiren memurlara, son onayı yapmak için sakal almaya alışmış Tapu dairesi müdürlerine alışmakta zorlanırken, günde iki kere park parası ödemeyle nasıl baş ederiz biz.

Sözü fazla dolandırmadan sadede geleyim ve son yaşadığım hadiseyi sizlere nakledeyim. Günlerden Cumartesi. Öğleden sonra Bab-ı Ali'de olmam gerekiyor. Evin bir takım ihtiyaçlarını, daha ekonomik bir bedel ödeyerek temin etmek için önce Tahtakale civarına uğrayacağım. Mercan'ın sonunda Oduncu bilmemne yokuşuna park ediyorum şayet boş yer bulursam. Niçin? Buraya park etmek serbest çünkü. Gideceğim yere bir hayli mesafeli ancak park ücreti de yok. Zaten konum itibariyle ücretli olacak bir hali de yok. Ne estetiği ne de durumu müsait değil buna. Ara sıra, çoğunluğunu sokak adamlarının teşkil ettiği değnekçiler uğruyor sadece. Yine aynı yere park ediyorum. Bu sefer eli yüzü temiz genç bir delikanlı sokuluyor yanıma. Hayırdır diyorum! Park parası talep ediyor. Yakasında İstanbul Büyük Şehir Belediyesi'ne ait bir kimlik kartı var. Yahu parasız bir iş görülmez mi bu şehirde, burayı da mı zapt ettiniz diyorum. Kibar çocuk, sesini çıkarmıyor. İki haftadır böyle oldu demekle yetiniyor sadece. Çocuğun kibar olması, Büyükşehir Belediyesinin değnekçiliğini modernize etmekten başka bir işe yaramıyor tabi. Modern ya da Resmi değnekçilik diyorum ben buna. Tek kuruş masraf edilmemiş buraya. Sadece bir görevli konmuş, o kadar. İki, üç milyona razı oluyoruz çoğu kez. Kaç para? Beş milyon. Arkadaş meradan ot toplar gibi toplamıyoruz biz bu beş milyonları. Bu ülkede asgari ücretlinin günlük yevmiyesi kaç para. Utanmıyor musunuz Allah aşkına. Tam aracımı alıp gidecekken, ismini almak geliyor aklıma. Sinan

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Burası Türkiye Burada Böyle

Elbet haklısın canım kardeşim Belediyenin ve veya herhangi bir kuruluşun yol kenarını park olarak kiralama yetkisi yok yasal olarak Bir zaman böyle itiraz ettiğim bir kokartlı görevli bana yolunu gösterdi 'Tamam Bölge İdare Mahkemesine şikayet et!Bunu zaten biliyordum.
Pervasızdı çünkü Trafik Vakfı işletiyordu yol kenarını ancak ben yine varım mahkemeye gitmeye Sen de var misin derdi bol başimizi yeni bir derde sokmaya?
www.ulvialacakaptan.com

Ne güzel bir davet bu.. acil icabet gerek

Abi, biraz ağır olacak belki ama benim devletlülerin yüzünü görmeye tahammülüm yok. Tavırlarını, aksi suratlı zevatın gösterdiği yolların karmaşıklığını gördüğüm anda obsesyonum tutuyor. Onun için ki, mahkeme vs yolunu tercih etmek yerine buraya yazdım. Malum imaj çağındayız. Bozulmasın deyu ilgilenirler belki dedim. Ne ki, tükürdük bir kere, yalamayız geriye. Siz bu işlerde tecrübelisinizdir. Ben silah zoruyla gittiğim için zat-ı şahane kapılarına, yol iz bilmem. Bu haftadan sonra ne zaman isterseniz, emredin.

Köprü Başı Bende Sen Dereden Kaçanları Yakala...

Öyle bir ülkedir ki ülkem, Belediyelerin yaptığı kaldırımlar veya tretuar adı neyse, bunların parasını halktan alma yetkisi bizzatihi kanun ile sabitlenmiştir, öyleki vakti zamanında bir belediye bu parayı çatır çatır tahsil de etti, İ.B.B de herhalde tahsil edemediği paraları almanın bir başka yolu olarak değnekçilik yapıyor, "Kardeşim kaldırım yaptım para istesem cart curt etçeniz iisimi kaldırımı otopark yapayım fazlasını kazanayım" iyi bir işletmeci mantığı. Ülkemizde hizmet kurumları yani kamu işini halk için yapması gerekliliği bilincine ulaşamadığı ve kanunlarında buna izin vermediği sürece işletmeci zihniyetli yöneticiler ve Özal memurları ile birlikte bu işler böölleee gider, benim daha da garibime giden o yakasında belediye armalı adamların çoğunun belediye ile alakası yok, belediyeden 3' e kiralayıp bir yılda 30 kazanan amca oğlu, elti kızı işte, :))))
-MASAGATSU AGATSU-