renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

İlahi !... Yüzümü Seçemiyorum...

İlahi!...

Aynam kırıldı. Ellerim taş atmaktan yorulmadı; Sen ise bağışlamaktan... Ne kadar yücesin İlahi!...

Bir ışık son ışık kaldı göğümde. Ayetler reklam aralarında iniyor artık evimize. Biliyorum çalmaz melek kapımı (zı) ; çocuklarımı (zı) ayrı tut amel defterim (iz) de. Çünkü onlar masum biz ise kirli.

Yüzüm (ü) kimin yüzüne sürsem artık ağlamıyor kimse. Herkes plastikten kulluklar sunuyor bize. Dayanamıyorum... Ellerime bir taş alıp atıyorum yüzüme. Parçalanıyor gök ve yer. Kıyametimi kendi ellerimle yaşıyorum şehrin şuh kokulu ellerinde. Ellerim ellerine değiyor şehir tenine. Şehir devriliyor üstüme çanak antenleriyle. Çanak tutuyor kulluklar erotizme.

İlahi!...

Aynam kırıldı. Ellerim taş atmaktan yorulmadı; Sen ise bağışlamaktan... Ne kadar yücesin İlahi!...

"Afrikada öldürülse bir yerli; canı bende çıkıyor, seni bildim bileli"... diyordu şair. Ben ölsem kimde canım çıkar diye soruyorum kendi kendime. Cevabını bulamıyorum İlahi!... Bir tek kulluğumuza talip günahlar sahip çıkıyor bedenimize. Kirlendikçe şair oluyoruz artık bu demlerde.

Atılan her taş aynama çarpıyor artık. Her kelime sahte bir yüz geçiriyor düşlerime. Senin isimlerin aynada kırık bir çizgiye dönüyor nedense. Günahlar kuşattı bizi. Kalelerimiz, yani kardeşliklerimiz, ayetlerimiz, elçilerimiz tek tek düşüyor. Birde koynuna düşüyor kadınların yıldızlar tek tek. "Biz" yok artık İlahi!... Kulluklarımız bile şöhrete muhtaç. Onun için dilekler artık çaputlarla ekranlara bağlanıyor.

Bir damla düştü göz bebeğime. Kanlandı. Günah işlemekten yorgun düşmüş ellerim çanaklandı. Çırpınıyor ruhumuz; ama zevkten. Herkes aynı ipe sarılmıyor artık; aynı ipte çekiliyor kardeşlikler. Umudumuz artık başkalarının günahları oldu.

İlahi!...

Aynam kırıldı. Ellerim taş atmaktan yorulmadı; Sen ise bağışlamaktan... Ne kadar yücesin İlahi!...

"Habibim... Giyim-kuşamı ve konuşması seni etkileyenler var aranızda. Onlar giydirilmiş kütük gibidirler..." diyorsun bir ayetinde. Ben hiç giyim-kuşamımla etkileyemedim çevremi. Ama kelimeleri ve konuşmayı giydirebildim her zaman.

Kendimi cehenneme atılacak kütük gibi hissediyorum. Tek umudum bu kütükten kalem ve kağıt olup senin salih kullarının elinde sana hizmet etme fırsatı vermen.

Kadir gecesine erdiysek. Bu fırsattır biliyorum Rabbim. Fırsatlardan bile günahlar devşiren bir ruh halimiz var artık. Müslümanlar arasında tanınmayı senin rızana tercih eder olduk günlük hayatımızda.

İlahi !

Aynam kırıldı. Ellerim taş atmaktan yorulmadı; Sen ise bağışlamaktan... Ne kadar yücesin İlahi!...

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

ellerim taş atsa da..

İlahi!
Her geçen gün yaşama direncim azalıyor,
yüzümü ne Sana dönebiliyorum ne de dünyaya,
her yanımı hüzün sardı ümitsizlik sardı,
ne ölmeye yüzüm var, ne huzuruna varmaya, ne de yaşamaya,
ellerim taş atsa da, yüreğim nereye attığını idrak edemiyor..
Sen bu çaresizliklerden kurtar bizi, iman gücü ver, direnme ve savaşma gücü...

Yüreğinize sağlık.. uzun süredir içime etkileyen böyle bir yazı okumuyordum.. selametle..

"ÖLÜM bize ne uzak bize ne yakın ölüm
ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm.."

ilahi!

İlahi!

Kırılan bir yüz değil, bin yüz oluyoruz Parçalanmış bir suret değil; bir sirete dönüyoruz. Ve müslüman müslüman kardeşini sevemiyor tek bir parça olarak. Yüreklerimizi suretimizden sızan kan ile yıkamaya kalkmışız, heyhat! Oysa biliniyor gözlerden saf yağmurlar yağmadan arınma yok. Sana dönmeden yüzümüzü/ yüzlerimizi mi demeli yoksa dini has kılarak, yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz dusturunu edinmeden yüreklerin durulması ne mümkün!

Kırılan bir yüz değil bin yüz oluyoruz. Bunu çoğalma sanıp avutuyoruz kendimizi. Yahut kırık olan hayatın aynası deyip, sıyrılıyoruz. Oysa taşlar bizim elimizde, taşlar ki Allah'ın azameti karşısında yuvarlanıyorken biz seyrini değiştirmeye curet ediyoruz.

İlahi!

Hedeflerimiz nasılda sığ! Koyduğumuz küçük hedeflere varınca "ol"duk sanıyoruz ne basit yaşıyoruz. Bir birikintiden farksız,
arınmaktan uzağız. Çünkü mümin bir derya olmalı ki; atılan taşlar sadece yüzeyi dalgalandırsın. Bir kaynaktan beslenmeğen nehirler kuruyorken; birikinti halimizle ne kimsenin susuzluğuna çare bulabiliyor ne şifa oluyoruz. Aksine aktığımız gönüllerde hastalık sebebi gibiyiz.

İlahi!

Bilirim ki derinlik arttıkça kirlenme azalır, kirlenme artıkça derinlik ... Bu sebepten yağmurlarımızı arttır! Gecenin kadrini ve sevginin kadrini bilenlerden eyle! Müslüman müslümanın aynasıdır hadisine uygun siretler ve suretler eyle !...

Bunu bilmek ne güzel !

Ya İlahi yegâne dostum sensin,bunu bilmek ne güzel...

Aklıma düşsen yalnızlık oluyorum...

aynam ki yüreğim...

ilahi,
aynam kırıldı; sonrasında tevbesi olmayan hatalarım bir taş sertliğinde dokunuyor yüreğime..
yok yok...
kimseler kırmıyor yüreğimi, ayinemi; insafsızlığımla muaele ediyorum günün telaşlarında ona. israf ediyorum hallerini..."ben" kırıyorum..
ilahi,
beni yüreğime aksetmesini dilediğin hallerle donat!
....
sür çıkar ağyârı gönülden ,
tâ tecelli ede hak;
padişah konmaz saraya ,
hane mamur olmadan....
/şemsettin-i sivasî/
........
yüreğinize sağlık; Allah razı olsun...

...kalem! dokunduğum vakit, aşk'ı dokumazsam düş elimden!....