renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Kafa Karışıklığı Beyanındadır

Evveeetttt!.... Bir seçimi daha tarihe kayıt düştük sevgili vatandaşlarım. Allah devlete millete zeval vermesin..

Tandoğan’dı, İzmir’di, Cumhuriyet mitingleriydi, Aman sabahlar olmasın “ülke elden gidiyor”duların (ben bunu hiç anlayamam, ülke nereye gidiyor, nasıl gidiyor sevgili halkım, toprak mı kayıyor, denize mi akıyoruz, tevbe) faso fiso olduğu benim sevgili vatandaşlarım tarafından ilgili yerlere çakı gibi bir selam eşliğinde ulaştırıldı.

Akşam TV karşısında ümmet-i Muhammed ve dahi muhabbet rakamları takip ederken kulaklarını bendeniz Mollanıza çevirip “noluyoruz” edasıyla bakakaldılar. Nolacak bir civanmerd çıktı, sildi süpürdü ortalığı, o süpürürken de kimileri Susurluk’ta bir kaza daha yaptı, kimileri de Rodos’a doğru kulaç açtı.

Hadise bu kadar basittir uşaklar…

Hadise bu kadar basittir basit olmasına da sevgili vatandaşlarım, Allah sizi inandırsın, durmadan bir bit yeniği kafamı kurcalayıp duruyor. Eee efendim, Mollanız at gözlüğü ile bakmaz, tekdüze düşünmez bilirsiniz… Arz edeyim efendim de karnımızın şişi insin, sizin karnınız şişsin.

Bakınız imdi:

27 Nisan “Şiir Okuyan Adam” ın oylarını yükseltti. Amenna. Bu zat ve ekabiri anında ve derhal ve yakışıklısından bu “e-muhtıra”ya cevap yetiştirdi. Maçı dengeledi. Oyları yükseltmek için bu da etken oldu mu? Oldu. Cehennem biletçisi Erbakan’ın zamanında yapamadığını yaptılar yaniciğime. Etti mi iki. Gül gibi bir evladımın, benim feragat ettiğim Cumhurbaşkanlığı makamına, kurt kuzu dalavereleri ile getirtilmemesi, Anayasa mahkemesinin aldığı “acayip” karar vs. de etkiledi, yükseltti mi oyları? Hey ya, aynen yükseltti… Sayıyı karıştırdım kaç ettiyse saymaya siz devam edin cevelanlarım. Mısraları pek seven adamın ve partisinin (ampül büyüdü, florasan oldu gayri) karşısında zaten rakip gibi rakip yoktu. Üfürüp paçavraya çevirdi mi?... Bu böyle devam eder. Bunlar bütün herkesten duyabileceğiniz ampülcü evlatlarımın oylarının yüksek olmasına sebeptir.

Sebep olmasına sebeptir de aziz evlatlarım… Pes.

Muhtırayı verenler, kaşıya kaşıya kamplaşmaya itenler, absürd karar alanlar erken olmasa bile yine yakın bir tarih olan kasım ayındaki seçimlerde AKP için olumlu ve itici bir saik olacağını bilmiyor muydu? Asri zamanlarda “toplum mühendisleri” deyü bir makam dillerde dolaşırken bu elemanlar mantar mı toplamakla meşguldü? Tavşana kaç, tazıya tut mu oynanıyor aceba bir perde gerisinde? Bütün bunlar şöyle 3 – 5 seneye yayılan bir eylemin ön hazırlıkları olamaz mı? Bir hatırlayınız Karaoğlan’ın İp sahibi yardımcısı ile iktidara gelişini…. İmralı’ya havale edilen minicik bir paket neleri değiştirmişti… Haydi bir hatırlayın bakimmmm. (Burasi Erbakanvari telaffuz edilecek, lütfen)

Taha Kıvanç edasıyla öküz altında buzağı arıyor gibi görünmek nasibimizde ise yapacak başka bir şey yok anacığım. Varınız, sen de mi komplocu oldun Molam deyiniz; amma şu soruya cevap vermek lazımdır netekim:

AKP için itici unsurların hepsi, birileri tarafından özellikle ve mahsusen icraata konmuş ameller olmasın sakın?

İşte benim de aklım karıştı. İşte, beni de kendinize benzettiniz sonunda.

Karnım ağrıyor. İki vatandaşımdan birisinin cehenneme bilet almasından değil vallahi, inanınız… Burnuma pis kokular geliyor… Allah sonumuzu hayr etsin cevelanlarım.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Komplo Teorileri

Yüzde kırkyedilik çoğunluğun tamamının parti programına bakarak ya da en önemlisi uygulanan ekonomi politikalarını yahut dış politikayı derinlemesine tahlil ederek oy verdiğini iddia etmek en hafifinden safdillik olur.Bunun gerekli olup olmadığı da tartışılır.Halkın oy verirken neyi ölçü aldığını daha doğrusu -ölçüsü olmayışını- son derece iyi bilen başbakanımızın bundan yararlanmış olup, göze daha büyük görünen ve halkın yüreğine dokunacağını bildiği yeni sahneler ortaya çıkarmış, kurgulanmış bir oyun oynamış olması hiç de ihtimal dışı değil.Ama korkutucu olan bir partiyi, lideri desteklemenin sorgulanmaz imani bir meseleye dönüşmüş olması.Bir müslümanın farklı eylemlerini farklı değerlendirmelere tabii tutacak güce, muhakeme yeteneğine sahip değiliz sanırım.İktidarın politikalarını eleştirdiğinizde parti düşmanlığıyla itham edilmenizin nedeni de bu.

Ama tevile açık olmayan daha basit ve bizzat şahit olduğum şeyler var.Aslında bu küçük detaylar bile bir başbakanın devletin malına bakışında Hz.Ömer hassasiyetinin neresinde durduğunu göstermek için yeterli.Hiç öyle ekonomi politikalarına, istatistiklere bakıp bilimsel(!) tespitlere gerek yok.Mesela ben 10 metrekarelik alana dört dev afiş asan bir partiden işkilleniyorum, rahatsız oluyorum.Seçime gidecek yolcuları ücretsiz taşıyan aracın kiralanmış herhangi bir otobüs değil de bizim belediyenin otobüsleri olmasından rahatsız oluyorum.Açlık sınırında yaşayan insanların olduğu bir memlekette bu kadar refah içinde yaşayan bir başbakana sahip olmaktan rahatsız oluyorum.Dahası bu refahı görüp içten içe "bizden birileri geniş koltuklarda otursun, altın kaşıklarla yesin yemeklerini" şeklinde kişisel haz duyanları "başbakandır hakkıdır" diyen bizden birilerini gördükçe rahatsız oluyorum.

Komplo teorilerini (!) önemsiyorum.Bu teorileri bir yöneticiye iman edecek ölçüde duyulan güvenden -itaat ayrı mesele- daha az tehlikeli buluyorum.

Siya(h)set ve Kurallar

Dev afişler, otobüsler, geniş koltuklar siyasetin hakkıdır. Siyaset bir oyundur ve oyun bozanlığı asla kabul etmez. Nitekim oyunu kurallarına göre oynamayanlar da oyundan en kısa sürede diskalifiye edileceklerdir.
Siyaset reklam demektir. Dolayısıyla reklam ajansının kurmayları, herhangi bir siyasi partinin kurmayları kadar siyasetin içerisinde etkin bir şekilde yer alırlar. Bu bağlamda afişler de, sloganlar da, reklamlar da bir siyasi parti için en az icraatları kadar önemlidir. Evimizin balkonuna kadar afişlerin iplerini bağlamak siyasetin doğal bir gereğidir.

Bununla birlikte Türkiye'nin toplumsal bir gerçeğini de göz ardı etmemeliyiz. Maalesef ülkemizde Nasrettin Hoca'mızın ifadelendirdiği gibi, "ye kürküm ye" davası toplum tarafından el üstünde tutuluyor. Asırlardır görünüm kavramı (karizma ifadesiyle de parallellik arzediyor) icraatların ötesine geçecek derecede vatandaş nezdinde önemli bir tespit aracı. Bu yüzdendir ki, her siyasi parti bu masraflara katlanmak durumundadır. Katlanmayanlar siyasi çevreler tarafından katlanıp dürüldükten sonra tozlu bir rafa konulmak realitesiyle yüzleşmeye hazır olmalıdırlar.

Belediyeler her siyasi parti için geçerli olmak suretiyle birer kale vazifesi görürler. Partiler için bir dayanak noktasıdır. Herhangi bir belediyenin yönetimindeki herhangi bir parti, o belediye için; "benim belediyem" ifadesini kullanmaktan çekinmez. Nitekim hangi parti olursa olsun, iktidara geldiği belediyede kendi taraftarlarını belirli kadrolara atamak mecburiyetindedir. Eğer oyun bozanlık yaparsa seçmen de oyun bozanlık yapacaktır.

Reklamdan bahis açmışken, şunu da ifade etmek ihtiyacı hissediyorum. İktidara gelen parti seçim öncesinde reklam kampanyalarında da, gerek ilanları, gerek sloganlarıyla zafer elde etti. İktidara gelmesinde; temiz, etkin ve yoğun reklam kampanyasının da rolünü yadsıyamayız.

Ez cümle;
Oy kullanma hakkına sahibim deniliyorsa, siya(h)set oyununun kurallarını da içselleştirmek gerekiyor. Bu oyun böyle oynanıyor. Oyuna oyum yok diyenler ayrı.

Saygılarımla.

onunla olmazsa onsuz olur ama illaki olur

merhaba

verdiğim örneğin kabul edilebilirlik dışında olduğunu kabul ediniz.siyasette neyin geçer akçe olduğu doğal olanı belirler ama doğru olanı belirlemez.yanlış bir zemin üzerine doğruluk inşa etme çabası değil bu.daha kuşatıcı birşey söylediğim.reklamın gerekliliği gibi genel geçer kabuller zaten bilinen şeyler.bu kadar bilinen şeyleri söyletmek için çok bilinçsizce bir yazı yazmış olmam icabederdi ki öyle olmadığı bence açık.oyun kurallarına uymak yeni ve hakkaniyetli bir zemin-hadi oyun teşbihinden gidelim-, bir oyun kurma gücüne sahip olamayanların avuntusudur.oysa müslüman düzeni tamamen değiştirmeye adaydır.

bir müslümanın, toplumun tamamını ilgilendiren meseleler karşısında Hz.Ömer adaletine davetine karşılık , bir başka müslüman ya eklemlenirsin ya da uzar gidersin diyemez dememelidir.

realitelerden fazlasıyla bahsettik, bunlar kapitalizmin gerçekleri.kendi gerçeklerimizden bahsedelim.ve eyleme geçelim artık.anlatılan şeylerden gafil değiliz elhamdülillah ama ben tek bir müslüman olarak bile oyunun kurallarını değiştirmeye yeni bir oyun kurmaya talibim.buna da saygı beklerim.dahası destek beklerim ama destek zorla alınmaz.

komplo teorileri

Gerçek ağırdır. Onu muhataba anlatmak için kendinizi parçalamanız gerekir.
Yalan ya da muhtemel hafiftir. Karşıdakine onu kabul ettirmek kolaydır.
Komplo teorileri çekicidir. Meçhule karşı insanlarda güçlü bir merak duygusu olur.
Komplo teorilerine meylin bir sebebi, kendini zayıf ve muhatabı çok güçlü görmektir. Rakibin yanılabileceği, hata yapabileceği, zaafları olabileceği hep göz ardı etmektir.
Tarih bir komplo teorileri çöplüğüdür. Filiz vermeden ölenlerle doludur. Sakız gibi çiğnenip atılmışlarla mekân adeta kokuşmuştur.
Çok fazla gerilere gitmeye gerek yok. Şu seçim sürecinde kaç tane o tarz teori konuşuldu. Kaç ciddi adam “seçim yapılmayabilir” dedi. Mevhum bir Kuzey Irak operasyonu ne denli tartışıldı. Sonuç: hepsi teori olarak kaldılar.
Şimdi etrafta yenileri dolaşıyor. Yok, bilmem neymiş de, kim kimin önünü açmış olabilirmiş de, karşı taraf bu kadar mantıksız olamazmış da.
Bu insanları hiç mi tanımıyoruz? Gökten mi geldiler kısa zaman önce? Nerdeyse ömürlerinin bütününü bilmiyor muyuz?
Bir başarı bu kadar mı şüpheleri güçlendirir.
Muhtırayı verenler hissi davrandılar. Ak Parti’nin direncini hesaplayamadılar. Örneği yoktu çünkü. Eskisi gibi olacak sandılar.
“Öldürmeyen darbe güçlendirir” kaidesince, Ak Parti o darbeyi direnmekle güçlenerek atlattı.
Başarısını başarısına borçlu... Teveccühü çalışkanlığına.
Gerçeğin bu kadar basit olmasına inanmakta niçin zorlanalım?

teorilerin gerekliliğine dair

merhaba

"Gerçeğin bu kadar basit olmasına inanmakta niçin zorlanalım"

Kendi adıma; siyasetin gerçeklerine , gösterilene inanmayı değil, sorgulayarak inanmayı tercih etme, gerçeğin basit olması ihtimali kadar kompleks olabilmesi ihtimaline de aynı önemi atfettiğimden cevabını vermek istiyorum.Kaldı ki teorinin oturduğu zeminin sağlamlığı ona atfedilen önemi, gerçeklik payını da güçlendirir.Çöplüğe atılmış yüzlerce komplo teorisine mukabil bir o kadar işe yarayanı da vardır.Komplo teorileri (!) hafife alınacak şeyler değillerdir.Casusların itiraflarını okuduğumuzda o zaman duysak komik gelebilecek fakat tarihi yönlendirmiş komplike planların olduğunu görürüz.

Bunlar görünenin görünenden farklı yönleri de olabileceğini hatırlatmaktır.Sözkonusu siyaset olunca bu yersiz bir çaba da değildir.

Bana cevap niteliği taşıdığını düşündüğümden değil ama yazdığım yazının bir bölümü bu tutumu sergilememi ve sergileyen bir çok kişinin de niyetini çok açıklayıcıydı.O yüzden tekrar yazıyorum;

"Komplo teorilerini önemsiyorum.Bu teorileri bir yöneticiye iman edecek ölçüde duyulan güvenden -itaat ayrı mesele- daha az tehlikeli buluyorum."

hayir olur ins.

"Hayr bildigimiz islerde ser, ser bildigimiz islerden hayir vardir".Siyasetin "s' sini bile anlamama ragmen bu hadis buna guven veriyor.
ama molamiz guneydogu acisinda hic bakmamis.bir de o acida bakmasini isterdim.Hic bir hesap yapmadim ama guneydogu adina sevindim.
selam ve dua ile....

doğu ve akp

türkiyenin doğusundan akp ye gelen oylardaki bu artış ta demokrasinin güzel bi sonucudur değil mi.pkk akp sayesinde meclise girmemiştir değil mi.
ben her akşam polyannayı bir kez okur sonra da huzurla uyurum.eski bir alışkanlık neticede.hem böyle narkozlarımız olmaz ise 70 milyon insomnia vakası ile kim başedecek..

Bu çok ciddi bir itham.

Bu çok ciddi bir itham. Nasıl delillendiriyorsunuz acaba ya da neye dayandırıyorsunuz bunu? Şayet buradaki usül buysa ve bu tür desteksiz nitelikteki çok ama çok ciddi ithamlar yayınlanacaksa ben de sizin bir ajan, istikrar bozmak için ortaya çıkmış bir provakatör olduğunuz iddiasındayım. Evet buna inanıyorum. Gizli örgütlerden maaş aldığınızı düşünüyorum. Çete kurmaya hazırlandığınızdan kuşkulanıyorum. Bırakın bu hamasi paranoyaları Allahaşkına. Biraz sakinleşin.

meclis törpüsü

peki, sistemin radikal gördüklerini meclis dışında mı tutması daha işine gelir, yoksa gözünün önüne alması mı? mesela radikal dedikleri başbakan da birileri için pkk kadar hatta ondan da tehlikeli idi. ama şu an hangi doğrultuda çalışıyor hepimiz görüyoruz.

ama şu da var pkk'nın önünü kesmek olsa olsa bu soruna çözüm bulmak istemeyen, bu işten nemalanan derin devletin işine gelmiştir. yoksa düzene göre sivrilerin düzleşmesi en iyi meclis hatta iktidar olmakla mümkün...

Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...

Daha iyi bir ihtimal vardı da olmadı mı?

Mollam eyidir, hoştur lakin gayrı biraz ihtiyarladığı için geriden takip eder oldu hadiseleri. A Mollam! siyasete güven olmaz amma bu teoriler kafa kurcalayalı aylar oldu. Bu yaklaşımın, kendi kazdığı kuyuya düşen muhtıra heveslilerinin kaybettiklerini geri alma çabalarının ürünü olması daha muhtemeldir kararı verildi. Yani ki, bu varsayım seninkinden çok daha kuvvetlicedir. Aman gözünün yağını yiyeyim, sen bari ağzını hayra aç. Birileri cehheme gönderirken sen de soysuzların önüne atma bizi. Tamam, siyasetten çok şey beklemiyoruz ama bırak da üç beş gün sevinelim şu darbe havarisi, ilkesiz, vicdansız işgüzarların aldığı hezimete.

Hemi de bakalım, ihtimaller arasından hangisi daha iyiydi. Olası diyorum ammaaa..! Akıllı adamsız, görmüş, geçirmişsin. Daha iyi bir seçenek sen de göremeyeceksin. O halde, üzme bu milleti.

Tekmil-i Birden

A benim civanmerdim, sevgili vatandaşım…

İkindi serinliği çöküp de bahçeye selam vereyim dedim, borçlu çıktım. Kabaklar, yatıvermiş boylu boyunca. Eyyam-ı buhur’da tümden gidecekler anlaşılan. Amma bendeniz Molla Kasımım, haybeye gelmem, yaz ortası oldu daha bir pişirimlik kabak vermedi hazret-i kabak. Kim inatmış görsün dedim kerata. Kerbelaya çevirdim toprağını.

İmdi. Mevla, cins cins insan yaratmış malumdur. Elhamdülillah bir cinslik de bize bahşetmiş. Büyük büyük ceddimiz Hoca Nasreddin’den kalma bir adetimiz vardır ve eşeğe hep ters bineriz. Hâl böyle olunca kimilerince doğru görülen bendenize ters geliveriyor ki zaten bu sebepledir hurufatın toplamına “Kafa Karışıklığı” hazır kıt’asını münasip görmüşümdür.

El hak doğru dersin, bendeniz kocamış bir pir –i faniyimdir. Siz sevgili vatandaşlarıma laf anlatamamanın vermiş olduğu bir kocamışlığım da vardır. Amma ve lakin, sen ağa ben ağa bu ineği kim sağa sevgili vatandaşım… Bendeniz ülkenin selameti, dirliği ve dahi selameti açısından “padişahlık” hakkımdan dahi feragat etmişim, sen kalkmış hangisi daha eyidir deyü soru sorarsın. Pes. Geçelim bu bahsi. Bendeniz de neticenin eyiliği ve güzelliği hususunda – zikrettiğiniz darbe havarisi, ilkesiz, vicdansız işgüzarlar – sizle hemfikirim. Gadasını alıp gözünün yağını yediğim cevalanım sizleri üzen Mollanız hak ile yeksan olsun. Lakin dedim ya karnımın şişi insin istedim. Mollanız sizin hep iyiliğinizi ister amma siz bilmezsiniz ne çare. Seçimlerin püf noktalarını, sandık muhafaza şekillerini, bilmem kaçın altına düşersem siyasetten çekilirim nidalarını kimden aldılar sanırsız. Siz bilmezsiz. Ben bu kadarcık söyleyem siz gerisin istediğiniz gibi düşünesiz.

Hâmiş: “Medeni” evladım Mollanızın saçı sakalı tarümar olsun, aklı fikri size feda olsun. Ampülcü cevelanlarım doğu ve güneydoğu’da da teveccühe mahzar olmuşlardır. Ayrıca adları “bağımsız” ve fakat göbekten bir yerlere bağlı kişiler de vekil oluvermiştir. Temennim oldur kim “hır – gür”e değil “hizmet”e talip olalar.

Zeyl: Ben pek sever, ilgiyle okurum Resul cevelanın yazdıklarını. Hassaten kızmış şu Mollanızın gönlünden sadır olan kelamata. Belli. “Bir başarı bu kadar mı şüpheleri güçlendirir.” Deyü sormuş bu kızgınlık içre.

Başarıyı aldık ve “başarı” dedik ona netekim. Amma deyü bir de soru işaretinin çengeline takılan hususları siz sevgili karilerim ile paylaşmak diledim. İyi de ettim doğrusu. Karnımın şişi inmeye başladı. Şükür. İmdi;

Ümid etmekte ve gönülden arzulamaktayımdır ki tiz zamanda bu “kompile garabetler” bir yerlere atıla ve unutula. Yani asılsız ve mesnetsiz çıka. Şiir Okuyan Adam tarafından “eski İslamcılar”dan diye müsemma olunan 160’a yakın kişinin AKP’den yeniden aday gösterilmemesi iyiye işaret ola. Mısralarla haşır neşir olan başbakanımız tarafından Abdullah Gül ‘ün cumhurbaşkanlığına adaylık teklifi “harcama” manevrası olmaya. Halkın teveccühü boşa çıkmaya ve Werner Hugo dostumun “son iki yüzyılın en büyük şiiri''nde kastettiği liberaller, altımızı oymaya…

Ez cümle: İnşallah hakkımızda hayırlısı ola.

komplo teorilerine devam

Bu komplo teorisini biraz derinleştireyim dedim ve bakın neler çıktı:
1960 ihtilalini yapıp menderes ve arkadaşlarını asanların esas amacı da adalet partisini kurmak ve iktidara getirmek hatta demireli cumhurbaşkanı yapmaktı.
1980 darbesinin amacıda özalı ortaya çıkarmaktı.
28 şubatın amacıda akpnin kurulmasına öncülük etmekti .
Tayyip erdoğanın belediye başkanıyken hapse atılmasındaki amaç da onu kahramanlaştırmaktı.
Anasol-m hükümeti zamanındaki millete rağmen alınan kararlar, çıkan siyasi ve ekonomik krizler ve hatta ecevitin hastalığıda akpnin yıldızını parlatmak için düzenlenmiş oyunlar idi.
Hatta ve hatta cumhurbaşkanının önüne gelen 10 kanun tasarısndan 9unu geri göndermesi, yapılan atamaların hepsini reddetmesi, meydanlarda düzenlenen mitingler, tuncay özkanın nur serterin türkan saylanın ve onlar gibilerin öcü geliyor şeklindeki tehditleri aslında hep gizli bir oyundu. Asıl maksat akpnin oy oranını artırarak tekrar iktidar olmasını sağlamaktı.
Bu seçimde ilk defa oy kullanan ve akpye oy veren gençlerin bu dünyaya gelmelerinin arkasında da amerika ve siyonistler mi var yoksa?
off bu komplo teorileri akıllara zarar. ya bu komplo teorileri ile paranoyaklaşacağım ya da şu ayetleri okuyup ferahlayacağım.:
"siz bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa o, hakkınızda hayırlıdır. Olur ki, siz birşeyi seversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir fenalıktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Bakara 216)

"(Yahudiler) tuzak kurdular; Allah da onların tuzaklarını bozdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır (Al-i İmran 54)"

Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimiz bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyici ve çok merhametlisin."

İsmet Özel'in son şiiri

Seçimler bitti. Cumhurbaşkanlığı tartışmaları bitmişti. Terör olayları artmıştı. Yazın ortasındayız. Seçimler oldu. Bazı şeyler devam edecek.
İsmet Özel, İstiklâl Marşı Derneği'ni kurdu.
İsmet Özel'in son şiirini aşağıya alıntılamak istiyorum.

FACİAYI YAZMASAYDIM YAZA YAZIK OLURDU

Beri bak ben o zamanlar genç idim tek başıma çılgınca
Neler yaptım bilir misin etrafımda başka gençler bulamayınca
İt resmini kartonun bir yüzüne özene bezene yaptım
Öte yüzüne çiziverdim geniş bir kafes
Don lastiği takıp noktasız suratla
Dondurtduğum zaman kartonu
Noktalarını koyup sür’atle
Döndürtdüğüm zaman kart-önü
Kafese girmiş görünüyordu it
Etmiyordu ihtiva karbondioksit
Benim dışa verdiğim nefes
Nasıl Abdullah Yüce idiyse
Ve idiyse Hamiyet Yüceses
Vitrinde güllü lokum
Yeminler olsun tokum.

Serde gençlik beni bağlar sanmayındı hoppacılık şartına
Ah, bulaydım, bir olaydı diri bir kız beni görüp örtüne

Yakam dar parça pörçüktür paçam yenlerim ucucuna yetişir
Saçlarım dökülmediğinden olsa gerek ki tarağım şimşir

İyi de neden kazara senin cebinden çıkıveriyor benim tarak
Ki senin ensene kadar alnın açık istikbalin benden parlak

Okuyup yazabilirdin madem bu mührü bana neden kazıttın
Haklamak varken Calut’u ilk fırsatta mahremiyle azıttın

Löksün rafa senin gibilerini kaldırmak pek ağır masraf ister
Satsan seni kim alır deppoda çok yer kaplar senin gibiler

Bir benim bulduğum çare sana bol bol gol atmak
Ha bir karış ha bir milim girmiş mi sen ona bak

Kısa yolu elden ayaktan düşmeden tarif etsem mollaya
Veriversem Coni’ye ders öyle Monreo James belleye

Ey yârenler unutmayın benim çağım kehribarî çağ idi
İki kusurluca gözüm sağa sola bakmaktandır seğridi

Biri bari deseydi ya bu seğrime zelzeleye delalet
Biri bari deseydi ya çok hakkın geçti helal et

Ne gezer iftiranın haddi yok ben mi nadim olayım
Zorluk bilanço tutturmakta harcanmakta kolayım

Konuş konuş ne mümkün ciddiye aldırmak patlangıcı
Siz kozalak dersiniz bizim köylüye sorsan gıcı

Hasılı yetişmem iktiza etti bizzat kendim
Nikâh neden masada kıyılıyor bunu çok merak ettim
Durur muyum balıklama elâlemlik deryalarına daldım
Anahtar deliğine kadar eğildiğimle kaldım
Kalp kaslarım mükemmel çalışırdı
Ruhuma koydun mu karbon kağıdı çıkarırdı yüz nüsha
Karbon kağıdından üçüncü hamura iftira kara leke
Nesini arıtacaktım İspanyol paça giyenlerin
Fikir kazınacak yer mi vardı zihinlerinde
Ben o zamanlar gençtim De Gaulle, Kennedy, İnönü, Bayar sağdılar
Jetli füzeli ihtilâl aşırtmalı yıllardaydık
Tarihe sadeceleyin karışmıştı mancınık
Yadırgılı kalıntıydı altın dişli kadınlar
Domuzlar körfezi işgal ettiği için
Her ihtiyar köpek saygındı ve düşündürücüydü
O günlerde udîler bile düşünürdü
Azdı sayısı kahvesini tahmisçilerden satın alanların
Gençtim tığ gibiydim ne rüzgâr
Kaçın kur’ası ibaresinden kirleniyordu
Ne de bir mavna gocunurdu
Görünen ve görünmeyen
Münasebetli ve münasebetsiz
Yerlerine kına kırmızısı
Türbe yeşili çalınmaktan
Kulaklarımdaki gençlik çınlamasında
Kimin beni andığı ki besbelli
Döş ileri kefel geri bizi sol pezevenkler
Redifi refakatinde yürüttü bizi kumandan
Edirne’den ve Van’dan

Beni başkasına benzetme ben Türküm
Tavan bilip Edirne’yi büyüdüm Van’ı taban.

Bu şiir ilk defa ismetozel.org'da yayınlanmaktadır.
(23 Temmuz 2007)

bir de..

burdan bakmışlar...bana da yabana atılması zor gibi geldi. Her ne kadar burda kopyala yapıştır ayıpsa da, bu sefer mazur görün, konuya katkısı olur kanaatindeyim.

Milli Görüş ve Meyvesi AK Parti

Çoğu zaman önümüze konan şablonları sorgulamadan doğru kabul eder ardından da peşinen doğru saydığımız bu şablonlar üzerinden yeni fikirler geliştiririz. Kitle psikolojisi, "herkes böyle diyorsa doğrudur" yanılsamasına düşürür bizleri. Galat-ı meşhur tabiriyle dilimizde yer bulmuş pek çok yanlış yargının düzeltilebilmesi için akletme melekemizi zinde tutmamız gerekiyor. 28 Şubat sonrası önümüze konan şablonlardan birisi de "Ak Parti kadrolarının Milli Görüş hareketine ihanet ederek değiştikleri ve bu değişimleri neticesinde ayrıştıkları" şablonuydu.

Devamı şurada: http://www.haksozhaber.net/author_article_detail.php?id=3302

SELAMÜNALEYKÜM

hoşgeldin usta

selam ve dua ile;
yahu usta nerelerdesin? valla gözlerim yollardaydı.. bir de Kalıntürk ağayı merak eder dururum.. böyle bizi hasret pınarlarında bırakmayın.. olmuyor! hürmetler.. bu arada eline sağlık.. yine kitabın ortasında oldu..
cemal çalık

kukla

selam ve dua ile;
komplo kuramları oldum olası beni güldürdü. hele de olup bitenlerin ardından söylenenler. çünkü bu tür kuramların söylenildiği gibi olup-olmadığına ilişkin her türlü kanıt - doğrulayan ya da yanlışlayan- bir birine müsavidir. nasreddin hocanın davalıyı, davacıyı ve hanımını haklı bulduğu fıkradaki gibi. geleceğe yönelik komplo kuramları ise "kehanet" bağlamında değerlendirilebilir. ve bu bağlamda olanlara ilişkin ölçüt ise müslümanlar için sarihtir "küllün müneccimün kezzab!". dolayısıyla geleceğe yönelik kehanetlerin benim için bir anlamı olmadığından ilgimi çekmiyor.
imdi gelelim olup bitmiş olanlar için oluşturulan komplo kuramları bağlamında temel bir komplu kuramı oluşturmaya. bu arada unutulmamalıdır ki, komplo kuramlarının temel mantığı halkı, halkları kendiliğinden bir şey yapan değil de birer kukla olarak görmektir. hiç bir değişim, hiç bir inkîlab, hiç bir ihtilal toplumların kendi nefislerinde olanı değiştirerek elde etmiş değildir, bu mantığa göre. mesela komunist devrim ve komunizm yaşanan vahşi kapitalizme bir tepki değil de yahudilerin kendileri dışındaki toplumların aile yapısı başta olmak üzere tüm toplumları ifsad etmek için yahudiler tarafından - zira marx bir alman yahudisidir, leninin rus yahudisi savı dillendirilir.- oluşturulmuş bir kuram, bir düzendir. yoksa kimin haddine vahşi kapitalist cehennemden çıkış yolu aramak. sonra da bulduğunu sanmak. değil mi Molla Kasımım? kral lui'nin zulmü altında aç sefil perişan fransızlar yahudi düşünürlerin komplolarıyla krallarına karşı gelmişlerdir. başkaca bir nedeni yoktur.
imdi aziz okuyucu bu girizgahın temel komplo kuramımız için birer ısınma hareketi olduğunu bile. benim komplu kuramım yeryüzünde olup bitenlerin lanetullah iblise ait olduğudur. öyle ya hz. adem cennetten kovulmasaydı ne olurdu? yeryüzünde bunca kan dökücülük, fesad zuhur eder miydi? ya adem yaratılmasaydı? iblise kanan biri olmayacağı için cennetten sürgün de olmayacaktı. gerçi meleklerin yukardaki çıkışa benzer bir çıkışı vardı " yeryüzünde kan dökecek, fesad çıkaracak birini mi yaratacaksın?" ve yanıt olarak "ben sizin bilmediklerinizi bilirim"le karşılıkl almışlardı. ama yine de adem yaratılmasaydı bütün bunların hiç biri olmazdı. değil mi Molla Kasımım? demek ki bu yaratılışta da bir komplo bulmak olası. biz ve de toplumlar, halklar birer kukla ise komplo kuramcıları yerden göğe kadar haklı. ama "nefislerinde olanı değiştirmedikçe değişemezler" "her ümmete bir ecel tayin ettik ne bir saat öne alabilirler, ne de bir saat geri alabilirler" ayetleri bize sanki başka bir şey söylüyor. en azından bana başka bir şey söylüyor. hürmetlerimle..
cemal çalık