renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

fikir

Türkiye’de Burjuvazi Var Mı?

Türkiye’de yaşanan değişimi anlamak için bazı kavramlar üzerinden yeni tanımlamalar yapmak gerekir. Bu değişimi yönlendiren batılı kavramlar şu anda hayatın her alanında etkisini göstermektedir. Demokrasi, laiklik, reform, ulusçuluk, insan hakları, anayasa ve hukuk gibi birçok kavramın Türkiye gibi bu geleneğin dışında olan ülkelerde tanımı ve izdüşümü farklı farklıdır. Geleceğini bu değişimde arayan Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük projelerinden biri olan Avrupa Birliği bu sürecin somutlaşmış ifadelerinden biridir. Batı kültür dinamiklerinin ortaya çıkardığı ve Türkiye’de de halen nerede ve nasıl durduğu tartışmalı olan belirgin kavramlarından biri de burjuvazidir.

Bol Yorumlu Blog Yazıları Yazmak

bol yorumlarİnsan niçin yazı yazar? Sadece duygu ve düşüncelerini yazıya döküp rahatlamak, tek taraflı bilgi vermek için mi? Elbette hayır. Herkes yazdıklarının etkilerini, okuyuculardaki yansımalarını merak eder. Yazar, duygu ve düşüncelerini başkalarıyla paylaşıp, onların da fikirlerini almak ister. Zaten blog yazarlığı da bu ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır.

Blog yazarları özellikle yorum beklediği yazılarına yeterince yorum gelmediğinde yakınır, okuyucuya küser hatta kimi zaman okuyucuyu suçlar.Yazdıklarının kamuoyunda yankı bulması ise blog yazarını memnun ve mutmain eder, boşa çaba harcamadığı hissini verir.

İslami Camiaya Karşı Kedi Nankörlüğü

“Kedi nimeti Hak’tan bilir ve yiyeceğini önüne koyanı önemsemez; ondan dolayı nankördür. Köpek ise nimeti sahibinden bilir; bu sebeple sahibine karşı çok vefakârdır..."

İçinde bulunduğumuz çağın pek çok noktadan üzerinde durulması gerekiyor. Fakat bununla beraber, karşılaştığımız olayları yorumlamadan evvel bir anlayışı yani bir referans noktasını kabul etmek zorunlu. Zira aksi oldukda yorumlamaya çalıştıklarımız anlamsızlaşmaktan öteye geçemeyecek.

Son günlerde kafamı oldukça kurcalayan bir mesele üzerinde durmak gayem: Davranış ve tutumlarımızdaki rahatsız edici çelişki.

Simgeler ve Putlar

İbrahimi dinlerin mensuplarının hepsinin üzerinde anlaştığı şeylerin başında “Adem” gelir; ister bir sembol, ister bir kişi olsun, Adem, insanlığın başlangıcının, en saf ve en “çocuk” olduğu zamanını temsil eder. Kur’an başta olmak üzere kutsal metinlerde, Adem’in yaşadığı o en temel, ontolojik ikilem ve tecrübeleri, çocuklarına anlatılır. Ne kadar berrak ve temizdir; zihni hiçbir “varsayılan” olmaksızın çalışır. Kendisine “yaklaşma” denilen ağaca, kötü Şeytan’ın da kandırmasıyla merakına yenik düşüp yaklaşmıştır.

İslamî Düşüncenin Ana-Tommy'sine Kısa Bir Bakış

Eskilerin her işlerine besmeleyle başladıkları gibi ben de yazıma bir besmele ile başlayacak olsam maazallah(!) başkalarının başına gelen benim de başıma geliverir de kimsecikler beni kurtaramaz. Zira, her ne vakit, İslamî (insanî) olan bir şeyden bahsedecek olsak hemen tekmil verecek birilerini bulmamız gerekecek. Aslında bu hiç de zor olmayacak, meraklanmayın. İşte tam da bu sebepten, İslâmi Düşünce diye yazmaya davranacağım bir sırada silkinip kendime geldim ve fark ettim ki, bu yazının gereken tekmilini vermemişim. Sakın ha, yadırgamayın beni, başlıktaki Tommy nereden çıktı, diye. Tommy olmasa İslam dinlenmeyecek de ondandır, tüm bu birliktelik.

Sair

said aydın’a..
“ölenlerin adını unutma”

Şurada bir dize duruyor. Çok önce yazmışım gibi, seni hiç gitmemişsin gibi duruyor.

Sen hiç gitmemiş ol. Bu dizenin adı olsun bu: sen hiç gitmemiş ol. Bir ada sahip tek dize bu olsun. Üzümün ve ekmeğin ve erguvan kokusunun da ayrı ayrı ve sadece bizim bildiğimiz adları olsun.

Galip Emi… ‘Bir Galip Emi’…

Önünden şehrin batısına doğru her bir yanına giden otobüs ve minibüslerin geçtiği kenarları açık, camları fiyakalı reklam afişleriyle süslü ve bu soğuk şehirde hangi işe yaradığı pek belli olmayan kötü duraklardan birinde bekliyorsun…
Köşelerden giren rüzgar, yumuşak kırçıl sakalını savuracak kadar zorlu…Pırıl pırıl cammıdır, naylonmudur yada başka bir şey midir bilmediğin bir acaip parlaklığın arkasından bilmem kaç liraya, bilmem kaç taksitle, bilmem hangi kart sahiplerini ayartarak gelin!... ve alın!... diye bağıran rengarenk reklam afişlerini umursamıyorsun bile…
Torunun bir lokma uşak; öksürünce ciğerleri sökülüyor sanki, alıp şehre getirmişsin… Araştırmaya, doktora götür demişler…
Vesait bekliyorsun…

Batı'nın Kollektif Doğu Rüyası: Oryantalizm

Sömürgeciliğin keşif kolu” diyor Edward Said oryantalizm için. Bir bakıma öyle. Doğubilim, Şarkiyat ise bu nazlı tazenin diğer isimleri. Biz de oryantalizmi, bizim gördüğümüz şekliyle aktarmaya çalışacağız. Oldukça fazla esere sahip çok geniş bir saha olması münasebetiyle kimi önemli eserler ve isimler belki zikredilmeyecek.

Yazımız oryantalizmin metotları, oryantalizmin düşünce yapısı, ulaşmak istenilen sonuçla sınırlı kalacaktır. Yazıdan amaç salt bilgiler ve kronolojiden yola çıkan çıplak sayaçlar vererek okuyucuyu yormaktansa oryantalizm ile karşılanan asıl mana ve iki kültür dairesi arasında durmaksızın devam eden mücadelenin neden ve sonuçları üzerinde genel bir etüt yapabilmektir.

Hümanizm Bir Tanrı mı?

Hümanizm

Hüman insan demek. Hümanizm de İslamiyetin “Ölülerinizi hayırla yad ediniz” gerçeğinin Batılı tefekkürdeki asil ifadesidir. Sakın inanmayın, böyle bir şey yok. Bu fikir, benim bu düşünceye uydurduğum bir kılıftır. Keşke dediğimiz gibi olsa. Nedir o zaman hümanizm?

Koskoca bir aldatmacadır. Hümanizm, ilahî inancın önüne çıkarılan bir puttur.

Çünkü Onlar Arsızlar, Küçük Kızım...

Çünkü onlar arsızlar, küçük kızım ve arsızlar kolay kolay doymazlar…

Üç kişiydiler, köşedeki ufarak masaya çökmüştüler. Üç kişiydiler enleri boylarına neredeyse denk, boyları kısa enleri uzun üç kişiydiler… Üçü de manşet kollu gömlek üstüne kazak ve onun da üstüne kazak ve onun da üstüne kalın, kalantor işi montlar giyinmiştiler.
Zaten iriydiler ki, böylece daha da irileşmiştiler…

İçeriği paylaş