renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

felsefi

Michel Foucault - Büyük Kapatılma, Dünya Tımarhane mi?

George Orwell'in 1949'da yayınlanan '1984'ü ve Franz Kafka'nın ölümünden sonra 1924'te yayınlanan 'Dava'da gelecekteki devleti oluşturan görünmez ama varlığı herkes tarafından teneffüs edilen bir güçten bahsedilir. 1984'teki Okyanusya'da her sesi dinleyen, hareketleri takip eden,insanları sürekli gözetim altında tutan, aynı zamanda yayınlar yapan telescreenler vardır. İnsanlar bu gözetlenmeye göre davranırlar ve davranışlar zamnla içgüdü haline gelir. Bu içgüdünün yaptığı duyguları örtbas etmek, yüz ifadelerine hakim olmak ve herkes gibi davranmayı sağlamaktır. "Büyük Birader" sizi her hakim köşeye asılmış resminden gözetlemektedir. Paralarda, pullarda, sigara paketlerinde, kitaplarda. Daima sizi gözetleyen gözler, kuşatan ses. Uyurken, uyanıkken, çalışırken, yemek yerken, açık havada, evde, banyoda,kurtuluş yok! Kafatasınızın içindeki birkaç santimetreküpten başka bir şeye sahip değilsiniz.

Neşeli Bir Dünya Olacak Kuşkusuz...

“Neşeli bir dünya olacak kuşkusuz, insan dimağları dışında her yerde ışık ve gürültü olan bir dünya; böylece son medeniyetin çöküş çatırtısı bu devamlı gürültü arasında duyulmayacak bile”
Sir Herbert Read

İnsanoğlu oluş sürecinde devamlı bir “sorgulama” içindedir. Sorgulama “Ben neyim?” sorusuyla başlayıp, ardı arkası kesilmeyen sorularla devam eder. Bu sorulara cevap arayan insan, bulduğu cevabı(cevapları) sorgulamaya başlar ve “varoluşun sancısı” hissedilmeye başlar.

Sağ Elini Cebine Sokmak

Mum

Şehrin; suratlarında yapmacıktan bir ciddiyet yahut gülümseyiş olan insanları arasında, herhangi bir kaldırımında yürürüz. Karşı kaldırımda yürüyen kişinin; kolunu keskince dirseğinden bükmüş ve sırtını kaşıdığını görürüz. Ama kafamızın bir yerinde bir tereddüt vardır. Kolunu oldukça keskin büküşü bizi ciddi bir esneklik yeteneğine sahip oluş ile bir sağ koldan yoksun oluş arasında gidip gelmeye ve meraka sürükler. Açımız henüz kişinin sırtını görmeye müsait olmadığı için kafamızı başka yere çeviririz. Yürümeye devam. Bir insan melekesi ile açının sağlanmasına olanak verecek kadar yürüdükten sonra -birkaç saniyelik bir andır tüm bunlar- kafamızı tekrar o kişiye çeviririz. Ve gördüğümüz şey bizi tüm bu sıradan güncelliğin içinden alır, iteler, kovalar.

Saç/ma/lar I

Saçmalar

1. Bir ürünün sanat yapıtı olabilmesi, ilk elde, onu üreten kişinin anlaşılma kaygısını aşmasıyla, ondan kurtulmasıyla mümkündür ancak.

2. Kestirme yollar sunmaz hayat hiçbir zaman. Bu yüzden, kolaya kaçtıkça ve başarıyı ucuza getirmeye çalıştıkça, ona yaklaşmak bir yana, daha da uzaklaşır insan.

3. Hayat, beceriksiz bir oyuncunun vurmak üzere olduğu topun istikametinden farksız bir yönde ilerliyor gibi görünebilir. Ama bu, görünenle hakikat arasındaki farkın ta kendisidir ve insan, gördüğünü hakikat olarak algılamayı sürdürdüğü sürece böyle olacaktır. Aslolan -ve aynı zamanda da zor olan-, her şeyin kişinin elinde olduğunu bil(ebil)mektir.

Kırışık ve Karışık Şeyler Üzerine Notlar

Karışık

Bağlantılar... Dışımızda olan herşeyin içimizde muhakkak bir karşılığı var...
Pantolonumdaki kırışıklarla zihnimdeki karışıklar örtüşmekteler...
Tıpkı duvardaki çatlağın kafamdakiyle ünsiyeti gibi...
Hayat kırışa kırışa gözlerimin önünde karışıp gidiyor hayata. Kırışmaların bini bir para...

Garip hal, hani bu sevdayı kırışacaktık?..

'İnsan Doğamızın' Dikotomisi*

İslam’ın Sol Yorumuna Duyulan İhtiyaç

Bilindiği üzere “sol” kavramı fakirlerin, sömürülenlerin hakkını savunan, baskıcı yönetimlere karşı alternatif olarak ortaya çıkan fikri ve siyasi oluşumları ifade eder. “Sağ” kavramı ise var olan statükoyu korumayı kaygı edinen, kapitalist eğilimli, tüketim üzerine kurulu fikri ve siyasi oluşumları ifade eder.

İslamsı Modernist Söylemlerin Ontolojik ve Epistemolojik Kökeninin Tahlili Üzerine

Aydınlanmayla birlikte batının kutsal tasavvurunun teolojik antropolojiden antropolojik teolojiye doğru bir dönüşüm geçirdiği ve dönüşüm sonucunda modern insanın paradigmasının şekillendiği ya da şekillendirildiği ortadadır. Modernizm kendi ideolojisini en sağlam ve sistematik olarak okullarda imgelemektedir bu çağda yaşayan insanların zihnine. Böyle bir durumda modernizmin ideolojisini benimsetecek ideologlara ihtiyacı kalmamış görünmektedir.

Ne Olduğunun Farkında mısın..

Hepimiz aynı savaşı vermek üzere geliyoruz dünyaya. Beşer olarak doğuyor ve insan olmak için savaşıyoruz! Emekledikten sonra iki ayağımızın üzerine diktiğimiz bedenimiz gibi kaldırmamız gerekiyor ruhumuzu da havaya. Şair, çiftçi, tüccar, çoban, memur ya da alim oluyoruz. Bizden en önce insan olmamız isteniyor ama. Onu olamadan hiçbir şey olmuş sayılmıyoruz çünkü. Her şey olup da bir tek insan olamayan mağlup sayılıyor bu savaşta.

Mektup 7. - Mistisizm

......

İnsanı kendi varoluşunun sırrına bağlayan duygu mistisizm. Tanrısal gizemin açıklanımı. Yeryüzü ile gökyüzünün meditasyonal bir titreşim serüveni. Varlıkların dışına açılan kapı. Bir hayal tradisyonalizmi. Mistisizm, kabaca görünmeyen iktidarın dillere destan ünlü ismi. Şeytani bir fırlama. Dangalak güçlerin Tanrı hobisi. Mistisizm içimizdeki tuhaflığın ele geçirilme biçimi. Dünyaya fırlatıldığımızdan beri maddi dayanaklara yönelik iktidarın, damarlarımıza şırınga ettiği bunaltının deri altında boy gösteren trajedisi. Mistisizm, ufkumuzun dar karanlığı. Boğmak, uyutmak, hizaya sokmak, sıraya koymak, yönetmek gibi eylemlerin doğa üstü ahengi. Mistisizm, Tanrı'nın yaratmadıkları, bir çeşit şırklar saltanatı. Tanrı'ya varmanın, affedersiniz varamamanın bir öteki yolu. Bedenimizin metafizik iskeleti.

İçeriği paylaş