renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Keman, Hüzün ve Farid Farjad

Audio: 

Farid FarjadAcı çeken toprakların hüznünü kemanını ağlatarak anlatan zat:"Farid Farjad". Anroozha4
albümünden Robabeh Jan isimli muhteşem eserini dinlediğiniz İranlı sanatçı, dünyanın en iyi keman virtüözlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Eserlerinde yalnızca keman ve piyano kullanan, insanı en mutlu anında bile hüzne sürükleyebilen Farjad, 1938 yılında Tahran’da doğmuş. 1966'da Tahran Üniversitesi'nde klasik müzik üzerine mastır yapan ve Fars Halk Müziği üzerine ciddi bir birikime sahip olan sanatçı, batı ve doğu müziğini kemanla harmanlayarak birbirinden değerli eserler vermiştir. Bir batı müziği enstrümanı olan kemanı bu kadar doğululaştırabilen bir başka doğulu virtüöz var mıdır acaba?

1988'de Golha orkestrası ile çalışmalarına başlamış olan sanatçı 1989'de Anroozha 1 isimli albümünü yapmış, aynı yıl Anroozha 2 albümünü çıkaran Farjad sonrasında uzun bir sessizlik yaşamış ve 1997'de Anroozha3 ve Anroozha 4 isimli albümleri çıkarmış ve geçtiğimiz yıl Anroozha 5 isimli son albümü piyasaya çıkmıştır.

Muhteşem eserler bırakmış olmasına rağmen doğulu olması sebebiyle Batı'da yeterince tanınmamakta, tanıtılmamaktadır. Ülkemizde de yeni yeni tanınmaya başlayan sanatçının sayıca az bile olsa ciddi ve sadık bir dinleyici kitlesi bulunuyor. Nitekim bir hayranı Robabeh Jan isimli eseriyle ilgili duygularını şöyle aktarıyor:

"Kemanın inceldiği noktada, ben bu hayat denilen kurmacadan kopuyorum. Günlük hayatın tekdüzeliğinden, küresel emperyalizmin popüler kültüründen ve en çokta özünü yitirmiş, içi boşaltılmış, değersizliği kendine paye edinmişlerden kurtulmak ve kaçmak…

Ama asla kendinden,özünden kaçış değil… Aksine esaretteki benliğin,bozulan ruh frekansını, oluşturduğu dalgalanmalarla özüne döndüren bir kaçış…

Bir ses nasıl insanda adım adım çoğalan bir hüzün seli meydana getirebilir? Anlaşılır değil… Erkan Oğur’un yaptığını şimdi Farjad yapıyor denilebilir bir anlamda."

Farjad'ın bize yakın bir duruşu olduğu söylenebilir. Albümlerinin içerisine koyduğu azeri "Ayrılık"ı, "Sarı Gelin"i de bunu bir örneğidir. Hatta coğrafyası İran ama kültürü Türk'tür diyenler de vardır.

Türkiye'de albümlerini bulmakta zorluk yaşayabileceğiniz Farjad'ın Youtube'de eserlerinden yapılmış olan yerli ve yabancı bir çok klip bulunuyor. Ayrıca şurada da Farid Farjad ve İstanbul'un ruhu adı verilen klibi izleyebilirsiniz. http://www.iranian.com/Music/Farjad/index.html ve http://www.parsimusic.com/en/song.php?IdAlbum=434 linklerinden de bazı eserlerine ulaşabilirsiniz.

Farjad'ın müziği, yüreğini sızlatan, derinlerde, oralarda bir yerde olanı deşeleyen, kabuğundan çıkartandır. Bazen okyanus köpüğünde yüzercesine serinleten, huzur veren, kimi zaman alaca karanlıklara sürükleyen, alıp götüren bir hissiyattır. Hüznü nakış nakış işleyen kemanı adeta "gel beraber ağlayalım" diyor... Tıpkı Taghtam Deh isimli bu eserinde olduğu gibi...

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Kemanı Ağlatan Adam

Farid Farjad kanaatimce yeryüzündeki en iyi müzisyendir. Özellikle eklediğin eser, hiç kimsenin nasıl ve hangi hislerle yapıldığına akıl sır erdiremediği en muhteşem eseridir. Sağolasın Şadan Abi. Aynı müzik Cesur Yürek filminin sahneleriyle birleşince de oldukça enfes oluyor*.

* http://www.youtube.com/watch?v=7MY5lpsALEs

"Cinayete tarafsız kalmak katilin tarafını tutmaktır."
/No Man's Land/

farid farjad

farid farjad hüznün sesini bize yansıtmış dersek yalnış oolmaz sanırım tek kelimeyle mükemmel diyebilirim .enstürmanı söyletiyor denir ya işte öyle birşey.Severek dinliyordum dinleöeyede devam edeceğim

Ağlayan Notalar

Eyvallah üstat . Bilmez idik bildirdin. Bir saatir verdiğin link ten (Yutub) dan Farjad ı dinliyorum. Cahilliğime yanayım emi.

"Havada uçan kuşa yolun ne hayrı var
Kendine hayrı olmayanın ele ne hayrı var "

Güzele rağbet güzeli yıpratıyor.

Farjad'ı İranlı arkadaşım Şehriyar'dan öğrendim. Şehriyar isminden de tahmin edebileceğiniz gibi aslen Azeri. Şehriyar da keman çalıyor ve Farjad'ı üstadı olarak görüyor. Mp3 pleyırında ya Farjad'ın kemanı vardır ya da Hafız'ın şiirlerini okuyan bir şairin sesi. Kendisine niçin batılı müzik aletlerini tercih ettiğini sorduğumda aldığım cevap bir hayli ilginçti. Şehriyar'a göre Farsça Hint-Avrupa dil ailesinden gelen bir dil ise Fars müziği de Hint ve Avrupa müziklerinin senteziydi. Ve bunu en iyi başaran sanatçı da ona göre Farjad'tı.
Şehriyar Farjad'la tanışmış konuşmuş bir insan. Ben buna şaşırmama rağmen Şehriyar bunu hiç de övünerek söylememişti. Tersine Farjad'ı yüceltiyordu çünkü ben onun gibi olsaydım kimseyi umursamazdım diyebiliyordu. Yazıdaki Erkan Oğur benzetmesi bu yüzden bana çok uygun gelmedi.Bu benzetmeyi hakeden kişi her ne kadar Erken Oğur gibi popüler olmasa da benim gözümde Selçuk Küpçük'tür.

Selçuk Küpçük'tür çünkü güzelin rağbet görünce yıpratıldığının tesbitini yapabilen bir sanatçıdır Selçuk Küpçük. Bugün Sezen Aksu ile Erkan Oğur arasındaki fark giderek daralmaktadır. Bunu herhangi birini kötülemek için söylemiyorum. İkisi de alanında en iyi sanatçılarımızdır. Ama popülerlik ister istemez ulaşılmazlığı getirmektedir her iki sanatçıya da. Fakat Farjad bu popülerliğe sahip olmasına rağmen kendisini ulaşılabilir kılmayı başarabilen nadir sanatçılardan birisidir.
Belki seneye de Erkan Oğur'a ulaşabilmiş Şehriyar gibi sıradan bir arkadaşım olur ve bu iddiam çürütülür. Ama şimdilik böyle düşünüyorum.
İnsanlığın ormanına bir fidan daha dikebilmek için bunca bahar uykusuzlukları...

Çok Güzel

Farid Farjad'ı bize hatırlatmanız iyi oldu. Çünkü o Doğunun sesini dillendiren sanatçılardan. Kaliteli müziğin olduğu yerde knouşmanın çok da bir anlamı yok. Ayrıca yazınızı kısa kesmeniz de bu açıdan anlamlı olmuş. Yorumu da uzatmanın gereği yok. Teşekkürler...

bence...

Dinlerken hem hüznü hem de sabrı duyabiliyorum notalarında. Izdırabın en yoğunlaştığı yerde, coşkulu bir umudun içine salabiliyor beni. Susuyorum, gözlerimi kapıyorum ve notaların kanatlarına bırakıyorum kendimi.
Yaşadığım yerde albümlerini bulmak zor. Sadece bir kaç şarkısı var elimde. Dinlemeye başladığımda, Allah’ın insana verdiği kabiliyetlerin ulaştığı noktayı görüyor ve her dinleyişte hayretimi yeniliyorum. Kemâlâtın notalardaki tezahürü bu mudur diye düşünmekten alamıyorum kendimi.Müziğinin üzerinde şiir ya da herhangi bir yazının okunacak olması bile, esere haksızlık gibi geliyor bana.
Yalnız dinlenildiğinde keyfi çıkıyor bence. Dinlerken insanı uyuşturmuyor, derin düşüncelerin içine salıyor.

farid farjad...

selamun aleyküm

kadıköy'de akmar pasajında dolaşırken ilk kez dinleme şansına sahip oldum.
ve sesin geldiği sahafa doğru yöneldim.
kim dedim bu müziğin sahibi.
farid farjad dedi.
çaldığınız bu albüme nasıl sahip olabilirim dedim.
yarın gel sana bir kopyasını veririm dedi.
yarın oldu gittim ve farid farjad'ın bir mp3'üne sahip oldum.
yaklaşık 4 yıldır farid farjad ve kulaklar ve kalp ve akıl bayramda.
evet coğrafyası iran, kendisi de iran farid farjad'ın.
selam olsun ona...

....

Gidilir gelinir.
Belki sağsalim dönülür, hepsi o kadar.
Günler geceler çabuk geçer.
Çabuk geçmez şaşkın bir çocuğun hüznü
Vapurlar, arabalar, karlar çabuk geçer.
Ayrılık da özlem de herşey...
Herşey çabuk geçer
Ve birden gün ağarır.
Hepsi o kadar.
Gidilir herhalde gelinir.
Bütün gün denize bakmak kadar.
Belki ayvalar çürür.
Birşeyler kurur, atılır.
Nedir ki uzakta olmak
Ardahan'da boş duran bir ev
Hiçbir zaman suyu olmayacak bir kuyu
Unutulur, kalır. Hepsi o kadar.
O kadar anlayabilmek
O kadar acemi
O kadar toy
O kadar ilk
O kadar yeni
Ey uğursuz yolculuklar
Ey yıldızsız samanyolu
Bir daha hiç olmayacaksınız.
Çünkü yarım ve yaralı kalan
Bir akşam, yemin etmiyorum ama
En az günlerce, günlerce kanar.
Gidilir, gelinse de gidildiği gibi değildir.
Hepsi o kadar.

süreyya berfe

(Farjad'ı ilk dinlediğimde elimde beyaz sayfa üzerine karalanmış bu satırlar vardı..ondandır kim keman dese hepsi o derim..tüm sesleri içinde saklayan bir müzik kutusu gibiydi..kutunun üzerinde dans eden bir balerin yoktu..doğunun en ücra köşesinde kimsesizliğine ağlayan bir cocuğu oturtmuştu notalarının üzerine Farjad...
her notada yanlışlıktan kaynaklanan bir yalnızlığın (belki de sözcük hep buyüzden karıştırılır) göz yaşını değil sadece sessiz çığlığını hissetmiştim..

teşekkürler

selam ve dua ile;
eyvallah mirim..
cemal çalık

Bir Teşekkür de Benden...

Şadan Abi Allah razı olsun. ..

Farid Farjad...
Eserleri birbirinden güzel..
Şiddetle tavsiye ederim...:)

Allah'ım harflerimizdeki zerafeti, Ruhlarımıza taşıyabilme gücü ve aşkı ver...

Hüzün doğudan yükselir

"Acı çeken toprakların hüznünü kemanını ağlatarak anlatan zat" demiş üstad çok güzel söylemiş. Ben de derim ki "hüzün doğudan yükselir. Farjad'ın keman nameleri de hüznün zirvesidir".

"Dejad Gity" isimli muhteşem eserini Nuri Bilge Ceylan'ın enfes fotoğraflarıyla birlikte izlemenin verdiği hüznü tarif etmek mümkün değil. İşte : "Face of Anotolia"

Taghtam Deh

Hikmeti bilmek hikmet gerektirir. DİNLEYİCİ SAGIRSA MÜZİGİN ANLAMI YOKTUR!

Farjad'ın müziği, yüreğini sızlatan, derinlerde, oralarda bir yerde olanı deşeleyen, kabuğundan çıkartandır. Bazen okyanus köpüğünde yüzercesine serinleten, huzur veren, kimi zaman alaca karanlıklara sürükleyen, alıp götüren bir hissiyattır. Hüznü nakış nakış işleyen kemanı adeta "gel beraber ağlayalım" diyor... Tıpkı Taghtam Deh isimli bu eserinde olduğu gibi...

Taghtam deh... bu eserle ilgili düşüncelerinize aynen katılıyorum. Cidden sanki kemanı aglatıyor. paylaşımın için sagol.

çok teşekkürler

bugünlerde farklı tınıları duymayı özleyen kulakrım farid farjad ile tanıştığına gerçekten çok sevindi...bu sevince katkınız olup bu güzel keman ustasıyla tanıştırdığınız için size çok teşekkür ediyorum....saygılar...

farjad

Farjad'ın bize yakın bir duruşu olduğu söylenebilir. Albümlerinin içerisine koyduğu azeri "Ayrılık"ı, "Sarı Gelin"i de bunu bir örneğidir. Hatta coğrafyası İran ama kültürü Türk'tür diyenler de vardır.
denmiş ya. bence yukarıdaki müziğin içinde de var gibi bu. dikkat ederseniz hızlanan kısım şu türküye benziyor:

Daha senden gayri âşık mı yoktur?
Nedir bu telaşın vay deli gönül
Hele düşün devr-i âdemden beri
Neler gelmiş geçmiş, say deli gönül

aklıma geldi yazıyım dedim...

küsmeyin de...

Robabeh jan

Ümmü gülsümün buğusundan, fairouzun hüznünden sonra kulağıma, gönlüme hitap eden bir ses daha buldum sayenizde... Farid farjad: isyan, gam, sevda, direniş.... Her şeyi toplayıp sunmuş.. Yazık ki daha yeni tanıdım...
Tekrar teşekkür ederim....

şiir gibi bir el

Bu adam güzel şiir yazdırır. Ama argodan daha çok, melankolik olur bu ya da romantik, lirik bir şey :)

Tanıştığıma müşerref oldum.

"Before my pen has glean'd my teeming brain"
-Önce kalemim kaynayan beynimi topladı.-
-John Keats / Adamım-

Farid Farjad albümleri

Ben de teşekkür ediyorum. Uzun zamandır dinlediğim en iyi eserlerdi. Ayrıca albümlerin internet üzerinden satışı yapılıyor. İlgilenenlere duyurulur.

http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=43530

en 'kelime'siz!

en 'kelime'siz bu kadar acitirsin insanoglunu...

otobus yolculugunda ya da yolda yururken ya da benzeri mahallerde Farid Farjad dinlemek sakincalidir die yazilmali her album kapagina...

ayrica enstrumantal sevenlerin kulaklarina birebir olan baska bi farsi ustad kayhan kalhor'dur.. ozellikle kemence sevenlerin...

yazi icin tesekkur..

Küçük fısıltılarla Robabeh Jan...

Bazen öyle garip hisler taşır ki yüreğim, ifade etmekte zorlanırım çoğu zaman. Sadece ifade de değil; insanlar da beni anlamakta zorlanırlar. Kim bilir, belki hiçbiri yoktur da bana öyle gelmiştir. Hani olur ya bazen...

Fakat var ya da yok, oldu yahut olmadı, yaşandı ya da hepsi bir hayaldi, bilemem... Tek bildiğim beni anlayabilenin, beni ifade edebilenin ve bana doğru cümlelerle, hafif dokunuşlarla, beni incitmeden hatta üzerime titreyerek karşılık verebilenin o olduğu... Robabeh Jan!... Küçük fısıltılarla kabuslarımı dağıtan, her sabah alnımdan öperek beni uyandıran Robabeh Jan!... Evet, ondan bahsediyorum sizlere...

Bazen dinlediğiniz bir müzik size kafî gelmez, tatmin etmez sizi... Bazen birçok noktasını beğendiğiniz halde size huzur vermez, bir zaman sonra onun size göre olmadığını anlarsınız... Çünkü o size karşılık vermemiştir!... Evet, bir parçayı sizin ne kadar sevdiğinizden çok onun sizi sevip sevmemesidir önemli olan. Çok soyut düşündüğümü düşünenler olabilir, tabiidir. Lâkin hakikaten eğer bir parça sizin sevginize, sizin ona verdiğiniz değere karşılık verirse; işte o zaman siz birbirinizi bulmuşsunuz demektir ve o zaman size fısıldamaya başlar o parçalar...

Destansı hikayelerini usulca aşılarlar yüreğinize... Her sabah alnınıza küçük bir öpücük konduruverirler, ağlamak istediğinizde size onlar sarılırlar, hem geçmişinizi hem de geçmişlerini önünüze cesurca sererler ama bunu sizi üzmekten ziyade düşündürmek için yaparlar! Sırf sizi sevdikleri için... Ve siz bunu çok rahat hissedebilirsiniz... Bunu ben Robabeh Jan'da yaşıyorum. Her notası ayrı bir ihtimamla kuşattı beni. Robabeh Jan!... İnancın, umudun ve sevginin birleştiği o küçük katre!...

Taghtam Deh' e gelince, onun Robabeh Jan'dan daha farklı bir hikayesi olduğu aşikar. En azından bunu ben görebiliyorum fakat henüz Taghtam Deh'le Robabeh Jan'la olduğum kadar samimi değilim... :))) Zamanla aramızdaki ince çizgilerin yok olacağı muhakkak. Fakat Robabeh Jan benim ilk göz ağrım ve elbette yeri çok daha farklı olacaktır.

Bu küçük kelimelerimi biraz fazla yer kaplayarak yerleştirmiş olsam da, biraz soyut bir meltem estirsem de yorumumda, birçok ifade yakalamanız mümkün buradan. Soyut olması gerçekliğini ört bas etmiyor ki nihayetinde ben bunları yaşıyorum.

Robabeh Jan'ı kelimelerimde gezdirmek acemice bile olsa bana çok büyük haz verdi. Farid Farjad gibi müstesna bir müzisyeni kalemimin konuğu eylemek isterdim, nitekim böyle bir tasarı vardı aklımda ama yoğun hayat temposu (!) araştırmalarıma uzun süreli ara vermemi sağladı ve bu arada Şadan Beyefendi bu müstesna şahsı bizlere sunuvermiş. Ellerinize sağlık efendim... Ben bu kadar titizlikle kalemimle ağırlayamazdım, malum boyumu aşardı... :))) Fakat Şadan Bey, üslubunun güzelliklerini yeterli düzeyde ifşa etmiş maşallah...

Çok yerinde bir anlatım olmuş Şadan Bey, lafı uzatmadan, söylemek istediğini söyleyip kaçan çocuklar gibi yapıp sonra arkanıza dönüp gülümsemişsiniz gibi olmuş. Çünkü geride bıraktıklarınız bizleri de gülümsetti gerçekten...

Robabeh Jan anılmaktan memnun ve mahcup, kızarmış yanaklarıyla gül bahçesinde geziniyor şu sıralar... Taghtam Deh ise gözleri dolu dolu beni dinlemekte...

"Çocukluğumu özlüyorum...hani şu yara bere dizlerimi pamukhelva yapışmış suratımı evde suç işlediysem saklandığım kapı arkasını... Oysa çoktan sobeledi hayat!..."