renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Kimsesiz Hayaller, Yok-sun Canlar

Saçakları hep kuş cıvıltıları ve balkonları ince demirli...

En güzel ev benim evim. Kocaman bir bacası uzaklardan dumanı görünen. Denize sıfır manzarası ve az ilerisinde çamlar,selviler. Camiye beş dakika ve cuma ezanları hep düetle dinlenir. Bir baktın mı minareleri saymak güç tek seferde. Şehrin orta yerinde, en ortadaki şehrin en kalbinde. Göklerden ilişmiş sırma köşktür benim evim.

En güzel ev benim evim. Üç katlı ve içinden merdivenli. Bir de bodrumu var tabi koca koca makinelerle çalışır evin büyükleri, tamiratlar yaparlar. Çekiç sesine benzer sesler eksik olmaz ve dişliler hemen her gün yağlanır.

Giriş katı geniş iki salondan oluşur. Evin oturma odaları bu bölümlerdir. Pek çok masalar vardır küçüklü gruplar halinde ağırlanır evimize gelen misafirler. Sahi çok misafir gelir bize. Hizmetliler çay servisi yaparlar sürekli. Oturma odamızda sıkılmak neredeyse imkansızdır. Çünkü bizim evimizde hiç duvar yoktur. Her yer pencere ve hiçbir pencere perdeye bürünmemiştir. Denizin maviliği, gündüzün uykusuna yakın güneşle selamlaşırken hele, oturma odasında oturmak güç olur. Herkes ya cam kenarlarına ya da ev boyunca uzanan balkonlara dağılır. Sahi bizim evimizin her bir tarafı balkonlarla çevrilidir.

Mervidenle ikinci kata çıkılır. İkinci katta genişçe bir yemek odası . Yemek odası da yine küçüklü masalardan oluşur. Gelen misafirlerden beyler aralarında,hanımlar aralarında rahatça oturup sohbet edebilirler. Çocuklar için arka bölüm üzeri kapalı bir teras gibidir.

Ve en üst kata çıkılır yine mervidenle. İşte gökyüzü. Hiçbir ihata bulunmaz yıldızlarla gözleriniz arasında. Geceleri bir göğe bir denize bakınca, denizi ışıl ışıl görürsünüz. Büyülüdür bizim terasımız. Ve çiçekler saksılarda rengarenktir. Benim evim öyle sıcak öyle sıcaktır ki; uzaklardan görenlerin bile kanı ısınır el sallamadan geçemezler evimin önünden. Benim evimin bahçesi kuş kanatlarıdır. Benim evimin bacası göklere uzanan volkan gibidir.

Ve benim evim...
Banyosu yoktur benim evimin ve tuvaleti uzun zamandır. Kapısı ve tapusu ise hiç olmadı. Lakin belediye gelmez panzerlerle.
Olsun en güzel ev benim evim. Dört bir yanı pencere, dört bir yanı balkon, dört bir yanı deniz evim ne güzeldir.
Benim evim kocamandır.
Öyle büyük öyle büyüktür ki ta Üsküdar'dan Eminönü'ne kadardır benim evim...

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

İstanbul İşte.

Ne güzel bir anlatım...

Türk insanı toprağına bağlıdır, ayıramazsın onu hânesinden. Ola ki yüreği sızlamadan terketmişse toprağını, ya kanından ya da aklından şüphe edeceksin.

İstanbulu, edebiyat düşkünü her kimse kendi evi gibi sahiplenir âdeta. İnkar da etse, depreşmesinde sakınca görmese de, istanbuldan uzak kalmak, çoğu kalemşör için adeta bir gurbetten farksızdır. Beyazıtta ya da Çemberlitaşta gezecek olsa; ya da Üsküdar kıyısında denizi seyredecek olsa, içinde büyüyen heyecanı ilhamla süsleyen meçhul bir dostu bekleyecektir âdeta. Ben, sarıklı ve cübbeli bir divân şairi aramışımdır her daim İstanbul sokaklarında..

Bir ev tasviriyle anlatmak ne de güzel yakışmış bu yazıya...

Elinize sağlık Sevgili Kasif

Yaşamı renklendirin...

Niyazi BİRİNCİ,herkesin bildiği adıyla Yavuz BAHADIROĞLU şöyle diyordu bir yazısında : "Mucizeleri fark etmeyen hayatı ıskalar.Güneşin hergün doğudan doğması dahil,kanıksadığımız için farkına bile varamadığımız herşey mucizedir" diyordu.

"kanıksamak" farkına varamadığımız bir çok şey.Yaşantımızda karşımıza çıkan herşeye alışmak ve başka gözle bakamamak.Yazınız gerçekten çok hoş ulaşım için sürekli kullanmak zorunda kaldığımız "vapuru" gerçekten çok farklı çok içten bir dille anlatmışsınız.günlük yaşantısında sık sık kullananların bir de bu yönünden bakarak hayatın tatlı yanlarını yakalaması için çok iyi bir fırsat sunmuşsunuz tebrikler...

Hergün hayatı fark eden bir anlamda fikreder ve hayatı fikreden de ardından zikreder diyordu yine yazısının bir bölümünde de yazar.

Farkına varmamız gereken ama her defasında umursamadığımız bir çok şey gibi...Bizi hayatın farklı bir boyutuna taşımak adına bu güzel fikri zikre dönüştürdüğünüz için teşekkürler.

Yüreğinize ve bunları gören gözünüze sağlık...