İki aylık periyotlarda yayınlanan, genel yayın yönetmenliğini İbrahim Tenekecinin, yayın danışmanlığını Hüseyin Akın ve Ali Emrenin, editörlüğünü ise Ahmet Murat ve Selçuk Orhanın yaptığı Kırklar Dergisinin mayıs-haziran sayısı (Yedinci Sayı) çıktı. Önceki iki sayıya göre yani -beşinci ve altıncı sayı- daha zayıf bir dergi olmuş. Beş ve altıncı sayıların çalışkan isimleri vardı, örneğin, Mustafa Akar, Emine Edibe ve Hakan Şarkdemir. Beşinci ve altıncı sayılarda Hakan Şarkdemir ve Emine Edibe gerek yazı, gerek çeviri ve gerekse de şiirleriyle bu sayılarda ön plana çıkmışlardı. Hafızam beni yanıltmıyorsa beşinci sayı ile başlayan Hakan Şarkdemirin Eleştirinin Anatomisi adlı çevirisi yedinci sayıda devam etmemiş, ki bu çevirinin altı sayı devam edeceği söylenmişti.
Bu sayının içeriğine göz atacak olursak;
Dergi, Hüseyin Atlansoyun Güller tanır adlı şiiriyle açılıyor. Atlansoyun Kırklarda yayınlanan ilk şiiri bu.
İntihar ilacında tek bir hüzün kelimesi geçmiyor
Gözlerimizi kapatıyoruz bu yüzden kör oluyoruz.
Ardından Mustafa Akarla İsmail Kılıçarslanın Giresundaki atışmaları geliyor. Bir hayli enteresan bir atışma olmuş. Atışma yada şiirin adı Giresunda birdenbire bir merdiven
Mustafa Akar şöyle başlıyor şiire;
sen bu şiiri eninde sonunda yazacaksın İsmail
yamalı askılı tulumunla, en arka sırasında bir otobüsün
İsmail Kılıçarslanın cevabı;
ben bu şiiri eninde sonunda yazacağım mustafa, sert bir şey olacak
bir merdiveni çıkınca birdenbire bir küçük adayla karşılaşmak gibi olacak
Mustafa Akarın şiirinin finali ise şöyle bitiyor;
bırak kocasın dünya, nasıl olsa cennet otuz iki yaşında
İsmail Kılıçarslan ise şöyle bitiriyor şiiri;
gece ağırlaşıyor mustafa, zaman doluyor, sonu geliyor her şeyin ve lahavle
İsmail Kılıçarslan belki de duymuşsunuzdur, 2003 Cahit Zarifoğlu şiir ödülü aldı, 2003 yılında Birun Kültür Sanattan yayınladığı Ablam Uzak Ülkede adlı şiir kitabıyla.
Hakan Şarkdemir yedinci sayıya Cengsiz kalmış erlere ağıt adlı şiiriyle katılıyor.
Söylenirdik, boş yere hep uzatırdık söyleşiyi
Söylenirdik, ama biilgisi yoktu söylenenle
Söylesek de birdi çünkü söylemesek de
Söyleyen denk değildi hiç söylenene
Bir sonraki şiir ise Hüsrev Hatemiye ait olan Kasırga vurgunu çocuklar
Beni bırakın, unutun beni
Siz denizi seyredin, kurşuni
Bu şiirlerin ardından , Fatma Karabıyık Barbarosoğlu Bahar Temizliği adlı öyküsü ile Kırkların sofrasında yer almış.
Ardından Kamil Yeşil Adaş/sızlar adlı öyküsü ile yer alıyor.
Kırklar bu iki öykünün ardından Vural Kayaya ait Yargıç Çiçeği adlı şiirle devam ediyor yoluna.
Tıklım tıklımız koçanlarımızda
O arkhe vakti hava su ve ateş
Ne işe yararsa
Bu şiirin ardından Berat Demirci Zamane Tasvirleri adlı denemesiyle Kırklar sofrasında yerini almış. Bir anlam zayıflaması, Zamane ve nesil, Züppe ve zamane, Züppelik ve aşk, Seferberlik züppesi, Zamane piçi, Mektepli ve doğaçlama züppe, Bilmem ki ne demeli, işi nasıl bağlamalı adlı bölümler haline ayırarak anlatmış düşündüklerini.
Bu sayının belki de en can alıcı noktasını oluşturan yazı Necati Merte ait olan Sağcılık, solculuk açısından dilimizin dünü, bugünü adlı derinlikli yazı. Bu yazı genç yazarlara bir tavsiye niteliğinde.
Şimdi bir uyarı daha: Liberal demokrasiymiş, piyasa ekonomisiymiş, postmodernizmmiş fazla itibar etmeyin. Getirdiği havaya güvenip rehavete kapılmayın. Baksanıza özleşmenin önüne set çekildi feryadı basılmakta hala. Dil solculuğu pusuda. Belki dil sağcılığı da.
Bu yazının ardından üç şiir geliyor. İlki Emine Edibeye ait olan Tarz adlı şiir:
Bir büyük nefestir verdiği zamanın
Bizi sakinleştiren odur, kendi avunmamız değil.
Daha sonra Mustafa Tuğrulun Fotojenik adlı şiiri;
Çünkü ben açılarımı kaybettikçe
Haber değeri düşüyor her şeyin
Furkan Çalışkan ise Üşümekte Olan adlı şiiri ile Kırklar sofrasında:
Dengesiz bir komi kadar zarif cılk yarası, gece yemekleri
Öte yandan çıkarıp mahrem yerinden şehir meydanlarını
Ayrıca dergide, Emine Edibe, Muharrem Tuğrul ve Furkan Çalışkanın portreleri de var.
Bu üç şiirin ardından Oğuz Kalamış Milli Fiyasko adlı öyküsü ile Kırklardaki yerini almış.
Öykünün ardından Ömer Yalçınovanın şiiriyle Kırklar devam ediyor yoluna. Şiirin adı Ölümün arkasından konuşmak. Şiir bütün olarak güzel ama şiirin giriş mısrası yani bir varil boşluğunda dağılan adlı bölüm uymamış diğer gelen mısralara.
Bir varil boşluğunda dağılan
Dipsiz bir soluk
Çıtırtılı bir ıslık
Kulağa çarpan
Tüm bir cümle gücünde
Dik dik bakan kabartma gözlerinde uzuuun bir ıslık
Bu şiirin ardından Mustafa Akarın bir önemli bir yazısı geliyor. Bir orta yurttaş şairi: Behçet Necatigil Gerçekten de Mustafa Akar Kırkların her yeni sayısında yazı çıtasını yükselten önemli yazılar yazıyor. Bu da onlardan biri. Behçet Necatigili karşılaştırmalı olarak, yaşadığı devirle ilgili olarak anlatan bir yazı.
Nurettin Durman ise Kırklar sofrasına Bu böyle devam etmez, buradan söylüyorum adlı şiiriyle katkıda bulunuyor;
Sormak isterim elbet: Cani olmak şart mıdır çağımızda?
Kırkların bu sayıda iki konuğu var. İlki önemli sanat adamı, çizgileriyle bizi düşündüren Hasan Aycın, diğeri ise yazdıklarıyla bizi düşündüren Dücane Cündioğlu. Hasan Aycınla Asım Gültekin söyleşmiş, Dücane Cündioğlu ile Nihat Nasır.
Şiirlik bölümünde Ali Emre, Ahmet Muratın Kaf ve Rengi kitabına değiniyor ve kitabının yeterince ilgi görmemesini eleştiriyor. Ayrıca uzun süredir şiir yayınlamayan ve geçen sayıda Kırklar sofrasında olan Osman Konuk üzerine yazılan sözler, Filistin kökenli bir kadın şair olan Naomi Shihab Nye üzerine yazılan sözler, Sivasta yayın yapmakta olan Yazıfanzin dergisi üzerine değerlendirmeler ve geçtiğimiz aylarda vefat eden Cahit Yeşilyurt ve onu kapak yapan Hece Dergisi üzerine değerlendirmeler bulmanız mümkün.
Dergide son olarak kitap eleştirileri bölümü var. Mehmet Şah Erincik, Hüseyin Akının Kumaştan Çalan Terziyi, Suavi Kemal Yazgıç ise Levent Daların geçtiğimiz aylarda Birun Yayınlarından çıkan iki şiir kitabını inceliyor. Bir Fakir Adem ve Temsil-i Hayat.
Yazının başında da belirttiğim gibi, derginin yeni sayısı güzel ancak beşinci ve altıncı sayılardaki yoğunluk bu sayıda yok.
Her şeye rağmen Kırklar yoluna devam ediyor Bu önemli bir şey.
Yorumlar
Herşeye rağmen..
Çar, 19/05/2004 - 03:54 — ilhancancaHerşeye rağmen kırklar devam ediyor" diye bitirmişsiniz yazıyı. Herşeye rağmen devam etmeli; İslamcılar edebiyat konusunda türkiyede zirvedeler. Bu işi en iyi islamcılar yapıyor. Ve bir çok edebiyat dergisi süslüyor artık rafları.
Ama bir eksik; bu dergilerde şiirler yeterince iyi seçilmiyor. Dergide yayınlanan şiir sıradan şiir olmamalı. Bir dergide üç şiir yayınlanır; üçü de yapılı, ağır olmalı. Peki var mı bu kadar ağır şiir? Bence var. Dergiler bir kaç kişi üzerinden hareket etmeyi bırakırsa var.
Eyvallah
?
Çar, 19/05/2004 - 07:17 — Name LimonDergilerle yeni yeni tanışan birisiyim. Belki fikirlerimi söylemek için henüz çok erken ama ben de aynı izlenime kapıldım. O kadar güzel şiirler okuyorum ki net gibi ortamlarda tanınmadık isimlere ait olan, dergilerde yayımlananlara bakınca şaşırıp kalıyorum. İsim meşhur ve bilindik olabilir ama yayımlanan şiirde iş yok. Bir de sanki bu dergiler artık zamana ayak uydurarak bir parça parsellenmiş gibi geldi bana (Hepsi ve tüm kısmı değil elbet). Bir derginin ağırlığına hiç te uyum sağlamayacak hafiflikte yazı ve şiirlerle karşılaşıp ta " bu kim " diye sorunca, meşhur birinin oğlu, kızı vs'si olduğunu öğreniyorum.. Belki, yetiştirmek gayesi ile fırsat tanındığı mazereti ileri sürülebilir. Bu durum pek inandırıcı gelmiyor bana. Daha iyileri varken, onlara ( hısım ahpaba ) fırsat ve imkan tanınmış olması durumundan bahsediyorum yani.
Tespitlerim asla aynel yakin derecesine ulaşmış değil, benim için üzerine konuşmak belki henüz çok erken. Dergilerle sıkı fıkı olduğunu bildiğim arkadaşların burada bulunuyor olmasından cesaret alarak yazdım. Çünkü, şayet sözlerimde bir hata varsa onlar bu durumu düzeltip izale ederler. Başka yerde yazmam açıkçası. Hatta gelin bu tespit dediğim şeyleri soru olarak kabul ediverin siz.
Doğru evet, Kırklar'ın son sa
Per, 20/05/2004 - 23:22 — E.Fatih BilgeDoğru evet, Kırklar'ın son sayısında şiir olarak beni heyecanlandıran bir şiir olmadı. Sadece Hakan Şarkdemir'in şiiri var.
Biraz değil ben dergilerde de cemaatleşme görüyorum. Okuntu'dan Ali Bayram'da bunları söylemişti bana. Abilerimizin elimizden tutmasını beklemek yanlış olacak bizim için diye.
Eklemeyi unuttuğum; İbrahi
Per, 20/05/2004 - 23:25 — E.Fatih BilgeEklemeyi unuttuğum;
İbrahim Tenekeci, Hüseyin Akın, Ahmet Murat, Ali Emre gibi derginin lokomotiflerinin şiirlerinin olmaması ve yine editörlerden Selçuk Orhan'ın yazı bağlamında katkısının olmaması Kırklar'ın bu sayısını zayıf kılan bir sebeptir bana göre.
edebiyat&islam
Per, 20/05/2004 - 16:49 — Kadir OnderBeyler edebiyatın islamla birlikte anılması güzel ama bence Sanatın dili-dini ve ırkı olmaz.
Birileri sol edebiyattan bahs
Per, 20/05/2004 - 23:28 — E.Fatih BilgeBirileri sol edebiyattan bahsediyorsa, birileri Atlılar'ı, Kırklar'ı, Dergah'ı görmezden geliyorsa, sanatın da ideolojisi yapılıyor demektir. Sen yapmazsan başkaları bunu çok iyi yapar. Hem de öyle bir yapar ki!
Önerim her cepheye idi...
Cum, 21/05/2004 - 01:39 — Kadir OnderSevgili dost edebiyatta-sanatta ideoloji yapılmasın diyorsam biz kadar "onlara"da diyorum...
Eğer yapılacaksada biz en iyisini yaparız hemde öyle bir yaparız ki...
Not: yolhikayesi.com Üstad necip fazıl kısakürek'in 100. yaşına atfettiği özel sayısı yayında.