renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Kırmızı Taçlı Mavi Kedi

İner gökten
Kırmızı taçlı mavi kedi
Takıp pençesine bâtınımın perdesini
Peşinden sürür acıları
Acılar bir kıyafet
Ruhum ise çırılçıplak
Üşüyorum, üşüyorum, üşüyorum
Ve gidiyorum
Kırmızı taçlı mavi kedi ardından
Yol,
Cehennemi bir yol
Kestim, ateşi en mavi yerinden
Kendime ceza.
Ruhumun Kudüs’ü yıkıldığında ben
Ateş,
Üşütücü bir ateş.
Ve ölüm
Acı
Ve kabir
Cehennem kabir,
Mavi defterim dürülmediğinden
Hesabım verilmediğinden
Kadavramı sıkıştıran
Çukurdan çukura beni alıştıran
Ateş,
Üşütücü bir ateş.
Kemirir kurtlar leşimi
İşkembelerindeki kan lekeleri benim mi?
Durmuş hayatın anaforunda
Kırmızı taçlı mavi kedi
Gülüyor sanki benimle alay eder gibi...

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Şiire dair

Şiir ne tuhaf şeydir. İlginç bir tılsımı, ilginç bir ruhu, tuhaf bir yapısı vardır. Kelimelerine güven olmaz şiirin. Avucunuzda biriktirdiğiniz onca kelimeyi bazen hiç hesapsız yalancı bir aşka harcayabiliyorsunuz şiirde.
Kaç kez, bir yetimhanenin kapısına, bir caminin avlusuna bırakır gibi kelimelerimizi şiirler yazdık. Kaç kez! Dedik ki, birileri sahip çıkar belki, yetimhaneye kabul edilen bir çocuk gibi alır büyütür kelimelerimizi.
Oysa hiç de öyle değilmiş. Eğer kelimeleri bir dizede dizmişseniz peşi sıra, ya onları hiç bırakmayın bir yere ya da bıraktıysanız da, bir umut beslemeyin artık... O kelimeler büyümez.
Bir gün ansızın karşınıza çıkıp size, "Baba!" demesini bekliyorsanız, yanmışsınız. Şiir güvenilmezdir. Yüreğinizden avuçlayıp biriktirdiğiniz kelimelerinizi döktüyseniz bir kağıda teslim etmeyin öyle her herkese. Sakın ha!
Zira, kelimelerin ölümü zordur, acı verir insana. Kelimeler en çok da unutulmuş bir şiirle birlikte ölür. Siz de...

Kışşşşşt!

Onu tanıyorum.
Kırmızı tacının ışıltısı bıçaklıyor bakışlarımı, gözümü kör ediyor zaman zaman.
Çepeçevre sarıyor.
Ellerim bende olmasa, kendimi tokatlamasam uyuşup ayaklarının ucuna yığılacağım.
Fakat ellerim bende, açıyorum avuçlarımı göğe paralel, korunuyorum ondan, korunuyorum "onunla birlik olan" kendimden...

Kırmızı taçlı mavi kedi, sana gel pisi pisi demeyeceğim, vampirden korunmak için sarmısaklara sarılan, kurtadamdan korunmak için gümüş haçlar yaptıran film kahramanları gibi senden, senin kırmızı maviliğinden korunmak için yalnızca şunu sayıklayacağım, her an, her dakika:

"Euzubillahimineşşeytanırracim"

H.N.T.
Senden beklediğim kelimeler bunlar, hayal kırıklığına uğramadım.
Ellerine sağlık

Hayatın Anaforunda Şiir

"Bir matem havası idraksizliğinde,
Yüzer gibidir ya boşluktan kurulu sözler;
Hayatın gölgesindedir bilirim
Aşkı aşılanmışlığıyla yitirmek..."

Anlam... Kelimeleri seçmek neden? Onları biraraya getirmek neden? Anlam...

"Dev bir spiralde yaşarken, spirallerden oluştuysak, yaptığımız herşey spirale doluyor..." diyordu bir filmde. Anafor hayatın içinde, dönüp duran ve bizi içine çeken zaman... Her varlık kendi merkezine çekiliyor, her kelime çekiyor kendi merkezine insanı. Farkında olarak ya da olmayarak bu sürecin tanıkları oluyoruz hepimiz...

Şiir tüm bu dönen şeylerin neresine düşüyor? Acıyı ya da mutluluğu anlatma çabası nerelere sürüklüyor bizi? Gerçeğin izini harflerin kuytusunda bulmak heyecan veriyor belki de...

Şiir bir tümevarmak yolu, tümevarmak için kullanılan bir metod belki de. Bu anlamda şiirin matematiğinden bahsetmek mümkün. İçe ait, yani öze mahsus ifadelendirmeler bütünü olarak şiir, dinamiğini kelimelerin sembolik anlamlarının oluşturduğu yapıya borçlu. İmgelerin varoluşu ve bu suretle aktarılışı şiir sayesinde gerçekleşiyor. Esasen her halukarda şair kendi özüne ait olan bilgiyi saklı olduğu yerden çıkarıp başkalarına aksettirmekle kendi de dahil olmak üzre bir bilgilenme alanı oluşturmuş olmaktadır. Anlamın oluşumu da bu bilgilenmeye bağlı...

Hayatın bizde bıraktığı izler, bir bakıma bilinçaltının aynasından yansıyarak kelimeler vasıtasıyla dış dünyada gösteriyor kendini. Nasıl ki bir parmak izinden yola çıkarak insanın tanınması imkan bulmuş oluyor, o surette kelimeler de şiir formunda kişiye has hale gelip şairi
tanıtıyor bize...

İlhamın ve vesvesenin muhatabı olan insan, Rahman'ın ve şeytanın yönlendirmesine muhatap olan insan, iyiliğin aydınlığı ve kötülüğün karanlığına muhatap olan insan... Evet insan, evet şair, kendini kelimelerin büyüsü içinde bulan, onlara kapılan, anlamın akıntısında sürüklenen, kendini tanımak ve tanıtmak yolunda olan bir insan... Doğan, büyüyen ve ölen bir varlık olmanın ötesinde açmak ve açılmak isteyen insan...

Aramakla bulunamayacak, ama bulanların yine arayanlar olduğu o "Hakikat"in peşinde olmak duasıyla...

Selam ve muhabbetlerimle...

... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...