renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Kitap Postası'nı Okuyor musunuz?

Bu coğrafyanın en önemli müteffekirlerinden Cemil Meriç, Kültürden İrfana adlı eserinde kitapları bir şehrin caddelerine, dergileri ise o şehrin ara sokaklarına benzetir. Bir şehri bilmenin bir şehirle hemhal olmanın yolu o şehrin caddelerini bilmek kadar ara sokaklarını bilmekten de geçer. Eğer bu coğrafyada yaşıyorsak bu coğrafyada neşredilmiş kitapları ve süreli yayınları (dergilerle) o coğrafyayı tanımak açısından göz önünde bulundurmak zorundayız. Öyle ki Cemil Meriç, “dergiler hür tefekkürün kalesidir” diyerek süreli yayınların belli bir dönemin aydınlanması açısından işlevini ortaya koymuştur.

İşte böyle bir tecessüsten hareket etmiş olacak ki Asım Gültekin (Kitap Postası’nın editörü), Kitap Postası’nın birinci sayısında, Merhaba derken bölümünde, Kitap’ı medeniyetin temeline yerleştiren bir anlayışın takipçilerine sesleniyor. Amaçlarını bu topraklarda nitelikli şeyler söylemeye çalışan kimseye sağır kalmamaya çalışmak, kitabı reklâm etmek değil tanımak ve tanıtmak maksatlı kullanacaklarını, kitap medeniyetinin canlanmasına katkıda bulunmak istediklerini vurguluyor. Yayıncılıktaki tekelleşmenin olumsuzluğuna da değinen Asım Gültekin, bu denli bilinçli bir körlüğe tahammül edememenin dergisi olarak Kitap Postası’nı sunuyor. Derginin yazı kurulunda İbrahim Demirci, Cevat Akkanat, Mehmet Aycı ve Ali Görkem Userin yer alıyor.

Kitap Postası okuma kültürünü bilinçli bir eylem olarak görüyor. Kapsamlı kitap tanıtımları ile okuyucuya bir nevi kılavuzluk işlevi de görüyor.

Dergi ilk üç sayısının ardından dördüncü ve beşinci sayıyı (temmuz-ağustos) bir arada yayımladı. İlk sayıda, Yasin Aktay’la yapılan söyleşiyi “Müslümanlıkta Zion Yok, Hicret Var” başlığıyla kapağa taşıyan dergi ikinci sayısında, “Amina Wadud ve Kitabı”nı kapak seçti. Nazife Şişman ve Hidayet Şefkatli Tuksal bu konuda düşüncelerini Kitap Postası okuyucusuyla paylaştılar. Üçüncü sayıda son günlerin popüler ismi Soros kapağa taşındı ve “Kadife Devrimin Kitapları: Oku Oku Soros Oku” başlığı kullanıldı. Dördüncü ve beşinci sayılarda ise Merhum Aliya İzzet Begoviç’i konu alan “Bilge Kralla Çağı Okumak” kapağa taşındı.

Kitap Postası; edebiyat dünyasından kısa haberleriyle, nazar-ı dikkat bölümüyle, gel de bul köşesiyle, okur panosuyla, kitap tanıtımı-kitap eleştiri bölümleriyle, söyleşileriyle, dosya konularıyla, ben yayıncı olsam bölümüyle, unutamadığım kitaplarım köşesiyle kitap okurlarına sesleniyor. Ayrıca dergi Hasan Aycın’ın insanın zihnini çarpan çizgisiyle açılıyor.

Kitap Postası’nın temmuz-ağustos sayısı da dolu dolu. Mürsel Sönmez “ben yayıncı olsam” köşesinde yazıyor, Erhan Güngör (Anka Yayınları Editörü) Anka Yayınları’ndan ve yayın çizgilerinden bahsediyor, Çocuk Kitapları Dosyası’nın Taha Kılınç hazırlıyor, Ahmet Murat “Şiirin Ülkesi, Ülkenin Şiiri”nde Mourid Barghouti’yi yazıyor, İbrahim Demirci Endaze’de Türkiyat Araştırmaları Dergisi’ndeki bir makaleyi kendisine konu seçiyor, Cevat Akkanat ve A. Görkem Userin, Kamil Eşfak Berki’nin şiirini ve son kitabını değerlendiriyor, Mehmet Aycı İmzalı Kitaplar başlıklı yazısıyla, Şennur Yılmaz ve İbrahim Yiğit internet üzerinden kitap alışverişini “İnternetten Koy Sepete” dosyasıyla, Sait Yavuz “Çüngüşteki Kitaplarım”, N.Ahmet Özalp “Son Çağlayanlar” değerlendirmesiyle, Yetkin İlter Jandar ise İbn Arabi ve Muhaddis Sufiler Geleneği adlı yazısıyla Ali Vasfi Kurt’un kitabını değerlendiriyor.

Mesela siz Aliya İzzet Begoviç’in hapiste okuduğu kitapların bazılarını hiç merak ettiniz mi? (Kitap Postası, Sayı: 4-5, s. 20);

Metafizik, Aristoteles
Saf Aklın Eleştirisi, Immanuel Kant
Tarih Felsefesi, Friedrich Hegel
Toplumsal Sözleşme, Jean Jacques Roussesau
Leviathan, Thomas Hobbes
Ulusların Zenginliği, Adam Smith
Saf Bir Fenomenolojiye ve Fenomenolojik Felsefeye Giriş, Edmund Husserl
Tarih ve Ütopya, Emil Michel Cioran
Özgürlükten Kaçış, Erich Fromm
Uluslar ve Ulusçuluk, Ernest Gellner
The End Of Utopia, Herbert Marcuse
Today’s Significance of Critical Realism, Georg Lukacs
Sanatın Toplumsal Tarihi, Arnold Hauser
Varlık ve Zaman, Martin Heidegger
Kral Lear, William Shakespeare
Emile, Jean Jacques Roussesau
İnsanlık Komedyası, Honore de Balzac
Faust, J.W. von Goethe
Bilge Nathan, Gotthold Ephraim Lessing
Duino Ağıtları, Rainer Maria Rilke>
Boncuk Oyunu, Herman Hesse
Tonio Kröger, Thomas Mann
Gülün Adı, Umberto Eco
1984, George Orwell
Cesur Yeni Dünya, Aldous Huxley
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, Milan Kundera
Karamazov Kardeşler, Fyodor Dostoyevski
Ahlaksız Şehir, Hüseyin Kamil
Ehlü’l Kehf, Tevfik El-Hakim
Derviş ve Ölüm, Mehmet Selimoviç
Ses ve Öfke, William Faulkner
Finnegans Wake, James Joyce
Katedralde Cinayet, T.S. Eliot
Adlandırılamayan, Samuel Beckett
Mahabharata, (Hint Destanı)
History of Arabic Literature, Francesco Gabrielli
Hay bin Yakzan, İbn Tufeyl
İslam’da Dini Tefekkürün Yeniden Teşekkülü, Muhammed İkbal
İslam, Fazlurrahman
Mekke’ye Giden Yol, Muhammed Esed

Kitap tanıtım dergilerinin yayıncılık sektörüne yaslanarak ayakta kaldığı aşikar. Söz gelimi bir yayınevi bir dergi ile reklâm anlaşmasına gitmişse, kendi yayınevinin çıkardığı kitaplarla ilgili yazı yayınlamasını da talep edebilir. Bugüne kadar Kitap Postası’nı böyle bir ilişki içerisinde yer almadığı için kutlamak gerekir.

Günümüzde kitap okuma kültürüne ihanet edercesine toplumu kitap okuma alışkanlığına sevk eden anlayışa karşı, kitap okumayı bilinçli bir eylem olarak algılayan Kitap Postası’nın uzun ömürlü olmasını umuyorum. Zira Cemil Meriç’in birkaç sayı çıkarak yayın hayatına son veren dergiler için söylediği ve Türkiye’deki süreli yayınların durumunu gözler önüne seren “dergiler çöplüğü” aforizmasını da hatırlatmak isterim.

Kitap Postası
Adres: Çatalçeşme Sokağı 27/2 Cağaloğlu/İstanbul
Tel: 0 212 5207210
Faks: 0 212 5115791
Web: www.kitappostasi.com
E-Posta: kitappostasi@yahoo.com

Fiyatı: 1 YTL (Bir milyon TL)

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Yolu açık olsun....

Evet kitap postasını okuyorum.ilk 3 sayısını okudum hemde büyük bir zevkle, yalnız 4. sayısını uzun süre aradım kitapevlerinde meğer 5.sayıyla birlikte çıkmış bu yazı sayesinde haberim oldu teşekkürler.
Zaten Asım Gültekin'i Gerçek Hayat taki "beyaz heberler"den tanıyoruz bunun için ilk sayısını içimiz rahat aldık ve oldukçada başarılı buldum.Özellikle gelde bul köşesi çok hoş.
Sözün kısası Kitap Postası ekibi başarılı böylede devem etsin...

Asım Gültekin'in Beyaz

Asım Gültekin'in Beyaz haberleri gibi sıcacık, samimi bir dergi... Dosyaları güzel, kalemleri sağlam, muhtevası geniş. İlk sayısını aldım, parasını ödeyeceğim, kasadaki genç 1 YTL deyince, tuhafıma gitti. Evirip çevirip bir daha baktım. Hakikaten kapı gibi bir ytl yazıyordu üzerinde. Kağıt kalitesi, içeriği, sayfa adedi: 1 Ytl...

Asım kardeşimi başta olmak üzere, emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Allah ömrünü uzun eylesin.

Kitap Postası, kitap kurtlarına kapı aralıyor. Bu vesile ile bir yardım isteyelim Cemaat'ten:

Etika - Spinoza
Bu eserin Hilmi Ziya Ülken çevirisini aramaktayım. Bilgisi olanların haberdar etmesi dileğiyle...

Kitap Postası'nın ilk

Kitap Postası'nın ilk sayısı (Nisan 2005) te çıktı. Birbirinden hoş yazılar vardı. Ama benim dikkatimi daha çok İbrahim Demirci üstadın dil yazıları çekti. Cemaat yönetimi kızmaz inşaallah aşağıya aldığım bu metne. okullarda, maçlar, toplantılarda, resmi protokolde ya da olur olmaz yerde söylediğimiz istiklal marşımız ile ilgili çok ilginç ve yerinde tespitlerde bulunuyor üstad. yazıyı okuduktan sonra ders kitaplarına, oğlumun okulundaki panolara baktım. gördüklerim karşısında şaşırmadım dersem yanlış olur. bakınız, siz de hak vereceksiniz...

İbrahim Demirci
...laaardaa yüüüzeen aal sancaaak!

Okullar başta olmak üzere resmî kurumların hemen hepsinde İstiklâl Marşı'nın on kıtasının da yazılı olduğu levhalar vardır. İstiklâl Marşı, ilk ve orta öğretimde okutulmakta olan bütün ders kitaplarının başında da yer almaktadır.

Bugüne kadar, İstiklâl Marşı'nın yanlışsız yazıldığını ne o levhalarda görebildim, ne de ders kitaplarında. Oysa, bu şiirin başta Safahat olmak üzere, doğru yazıldığı yerler de vardır.

İstiklâl Marşı'nın bazı kelimelerinin yanlış yazılmasının, dolayısıyla yanlış okunmasının sebebi, bu şiirin aruz ölçüsüyle yazılmış olduğunu bilmemek ya da dikkate almamaktır. Birinci ihtimal, yani cehalet, şiir tarihimizde en az bin yıllık bir geçmişi olan aruz ölçüsünün temel özelliklerini Türk öğretim kurumlarının öğretmediğini veya öğretemediğini göstermektedir. İkinci ihtimal, yani şiirin ölçüsünü dikkate almamak, önemsememek ise; hem şiir tarihimize, hem İstiklâl Marşı'na ve şairine karşı saygısızlıktır. İki ihtimal de üzücü ve ürkütücüdür.

Mehmed Âkif Ersoy, başka birçok şiirinde olduğu gibi İstiklâl Marşı'nda da aruz ölçüsünün en işlek kalıplarından birini kullanmıştır. Bu kalıp "Feilâtün / feilâtün / feilâtün / feilün" (. . - - / . . - - / . . - - / . . -) kalıbıdır ve on beş heceden oluşmaktadır. Aruz ölçüsü, mısralardaki hece sayılarının eşitliğini değil de, ses değerlerinin eşitliğini gözeten bir ölçüdür. Bunun bir sonucu olmak üzere, bu kalıpta mısra sonunda yer alan üç heceli "feilün" yerine iki heceli "fa'lün" de kullanılabilmekte, böylece hece sayısı on dörde inebilmektedir. Ayrıca mısra başında bulunan "feilâtün" istenirse "fâilâtün" de olabilmektedir. Nitekim
"Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak"
mısraında ölçü "Fâilâtün / feilâtün / feilâtün / fa'lün" ve hece sayısı on dört iken
"O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak" mısraında ölçü "Feilâtün / feilâtün / feilâtün / feilün" ve hece sayısı on beş olmuştur.

Şiirin dördüncü kıtasının son iki mısraı
"Ulusun, korkma; nasıl böyle bir imanı boğar,
Medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar?"
şeklinde yazılması gerekirken, maalesef, "Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar" şeklinde yanlış yazılmaktadır. Böylece, hem "feilâtün"ün karşılığı olan iki açık, iki kapalı hece dizilişi bozulmakta, hem de "medeniyyet"in etkileyici sesi zayıflatılmaktadır.

Şiirin ölçüsünü bilmemek ya da dikkate almamak, son kıtada da imlâ yanlışlarına yol açmaktadır.
"Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl" mısraının "ebediyen" diye başlatılması da,
"Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyyet" mısraının "hürriyet" diye bitirilmesi de şiirin ölçüsünü bozan yanlışlardır.

İstiklâl Marşı'nda yanlış noktalama işaretlerine de sıkça rastlanmaktadır. "Hür yaşamış bayrak" da, "Hakk'a tapan millet" de sıfat tamlamasıdır ve sıfat ile isim arasına virgül koymak, olacak iş değildir. Yazık ki, birçok yerde bu hiç olmayacak ve olmaması gereken işin yapıldığını görüyoruz. Meselâ, "Her cerîhamdan İlâhî, boşanıp kanlı yaşım" mısraında "cerîhamdan" kelimesinden sonra virgül koymak, ölçüye uygun seslendirme için yapılması gereken ulama (vasl) imkânını tehlikeye düşürmektedir.

İstiklâl Marşı'nın okunuşu sırasında da kimi tuhaflıklara rastlıyoruz. Bunlardan bazıları, ölçüyü göz ardı etmekten doğmaktadır. Meselâ:
"Doğacaktır sana va'd ettiği günler Hakk'ın
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın" derken, kimileri "yarın" kelimesini "yaarın" diye uzatarak söylemekte ve ölçüyü bozmaktadır.

Mehmed Âkif, aruzun bu büyük ustası, hangi hecelerin uzatılacağını hayran olunacak bir güzellikle ortaya koymuştur. İsterseniz "Çatma kurbaa/nolayım" diyebilirsiniz; ama ölçüyü gözetiyorsanız, "Cânı, cânânı, bütün vaarımı" demek zorundasınız.

"Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı!" mısraını böyle yazıldığı gibi seslendirmek de çok çirkin bir yanlışlık olarak sıkça karşımıza çıkmaktadır. Bu, o kadar can sıkıcı bir durumdur ki, kimsenin bu duruma düşmemesi için mısraı "Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır, atanı!" şeklinde yazsak yeridir.

Seksen dört yıldır millî marş olarak benimsediğimiz bir şiirin doğru, tutarlı, kesin ve herkesçe benimsenmiş bir imlâ ve noktalamaya kavuşturulamaması, şairinin seçtiği ölçüye uygun olarak inşât edilememesi (Dikkat: "inşâd edilememesi" diye okunacaktır!) çok üzücü bir durumdur. Bu durumdan kurtulmak için, başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere, ilgililerin harekete geçmesi gerekir.

Evet güzel bir dergi

Konya iken kitap arıyordum...Derken bir dergi dikkatimi çekti...Yeni olmalıydı ama kapak tanıdıktı...Hımm tamam bu geçenlerde cemmatte F.Bilge'un tanıtımını yaptığı dergiydi..Okuyanlar bilir kapakta yıldızı gün geçtikçe daha da parlayan sosyolog Yasin Aktay vardı..Kemmiyeti keyfiyetinin yanında cüce kalıyordu...O neden mi? 1 YTL'ye dergi olur mu canım bu zamanda...

Velhasılı ilk iki sayısını okudum ve çok da keyif aldım...Gerçekten güzel dergi..Umarım yükselen kaliteyle yayın hayatına devam eder..

''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''