Öyle sıkıldım ki dünyadan bunu kelimlerle anlatmaktan acizim..
Işıl ışıl yanan şehirler,dubleks yollar, şatafatlı alışveriş merkezleri, debdebeli evler, serinin son sürümü arabalar,değerine paha biçilemeyen tablolar, birinin karı benim zararım olan egzoz, muhterislerin kan üstündeki tahterevanı, tanımadığım insanların bakışları, dostlarımın vefasızlığı, eşimin aldatışı, uyanıkların aldanışı, ve 'artık yeter ' diyen iç çığlıklarımın beni sıkışı...
Doktoramı tamamlamadan, bir lokma bir hırka deyip düşsem yollara diyorum..
Herkese küçük bana büyük bir dağ, içine sığabileceğim bir mağara, ışıktan kirlenmemiş tertemiz bir gökyüzü; sessizliğin sesinde tatlı bir sükunet ve işte tefekküre davet...
Artık çok yoruldum dostlar yaşamak için ölmek istiyorum.. Beni kendinden ayırmayan tüm bağlardan kopmak istiyorum... Ben artık ben' den sıyrılmak istiyorum.. Ben artık gitmek istiyorum..
Ne para pul..
Ne kariyer servet..
Ne bir eş ne de bir iş..
Arabamı Acil Servis'e, evimi sokak çocuklarına, bankadaki paramı dul kadınlara, öğrencilere ve tüm borçlulara pay edin...
Sadece fikir bineğinde kehkeşanların ötesine geçmek istiyorum...
Kimsenin kalbini kırmadan, kuyruğuna basmadan bir gece vakti kaybolmak istiyorum..
Yorumlar
yalniz degilsiniz , benden de
Cum, 07/01/2005 - 05:44 — zeyneb Ferdayalniz degilsiniz , benden de bir o kadar ayni yaklasim var yasama karsi..
yorgunum cunku;
yanlislardan, sürekli eksiklerden, sahtelere bicilen degerlerden daha nice nicelerinden.. beni bana gelmeye mani olan herseyden biktim...
yasamaktan korkmuyorum lakin yasamak da istemiyorum.. oyuncaklara kanan cocuklar gibi hissettigimde ölmeler yasiyorsam yasamak istemiyorum ben..
dünya döner ya
döndükce bir kat daha sarar acilar
biten her saat
baslayan yeni bir saati
haber verirken
makbere uzayan yolum
hic bitmeyecek kadar
cok yorgunum..
durdukca ben
ya da
durmadikca dunya,
döndükce dünya
ya da
dönmedikce ben..
dermen yok yüregimde
cekilesi birgun icin daha!
gözler alisik!
beden bitkin!
yürek yitkin!
gidemiyorum
dakikalar uzun,
artik cok yorgunum..
"göz gerekmez görmeye,
yürek gerek maşuk'a vecde.."
Uzlet de olsa, kan ter içinde kalarak dinlenemez bir insan.
Paz, 09/01/2005 - 23:35 — Name LimonNe kaypak bir kaçıştı ne de durup dinleniş. O sıhhat-i fikir için çileli bir bekleyiş.
Okuyan insanlar kaçan değil, her şeyin en tepesinde olanlardır. Ve kim söyleyebilir; düşünen adamın dinleniyor olduğunu.
İnsan iki işi bir arada yapamaz her zaman.
Ah uzlet
Per, 13/01/2005 - 22:52 — Nuh A. TUNAduygularıma tercüman olmuş yahya kemal
işte ondan bir beyit...
"Ülfet belâlı şey fakat uzlet sıkıntılı
Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı."
Y. K. Beyatlı
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
benim anladigim ve anlatlamay
Pzt, 10/01/2005 - 15:25 — zeyneb Ferdabenim anladigim ve anlatlamaya calistigim tüm kacmalar sadece maneviyatin arzuladiklariydi.. tabi bedene yansiyan yanlari inkar edilemez
lakin akil kacmayi öneremeyecek kadar savasci, kacmayi öneremeyecek kadar -icinde bulundugumuz vakit itibariyle- idealist..
ve dahasi bu bilinclerin icinde elde ettiklerimiz ellerimizin calismalariylaysa aglayan kalplerin ortakligi soz konusu bu kacma isteklerinde o kadar :)
bir de kacmalar, zaman icinde günlük anlar ifade ediyorsa, yaraticiya siginan kacmalar da gerek hayatta, arkadaslarin ifade ettikleri gibi..
saygilarimla
"göz gerekmez görmeye,
yürek gerek maşuk'a vecde.."
Varacağımız son kapının adı ölümse
Cum, 07/01/2005 - 11:07 — Selim SevkiogluBir kurgu olmalı bu. Ancak, sadece bir kurgu mu! bundan o kadar emin değilim. Belki azıcık Nuh ve kalanı tufan. Ortada bir Nuh olsa dahi, o bir Peygamber değil. Şükür ki bu Nuh, Nuh deyip Peygamber demeyenlerden değil.
Kurguların içinden hakikati ayıklamak zordur. Çoğu hayalidir ve kurgulayanın yetenek ve liyakati ile maluldur. Kaleme alınışındaki niyet ve okurun bu niyete vakıf olup olamayacağı durumu da cabası. Ne kadarı yazara, ne kadarı hakikatlere aittir bu da müphem.
"Varacağımız son kapının adı ölümse.. her kapıda ağla da, son kapıda gülümse".
Kahramanın ikircikli duygular içinde olduğu kanaatine sahip olsam bile, ölümden bahsedişinin bir metafor olduğu kesin. Ölmekten çok olmak tasavvurunu ünlemek üzere kullanılmış ölüm mefhumu burada. Ancak satırların derinliklerinde ölmeyi arzu ediyor oluşun gizli emarelerine rastlıyorum. Net olarak itiraf edilmemiş bir bitkinliğin kokuları sıvaşmış çünkü her tarafa.
Arayış ile kaçış arasında flu bir çizgi görülüyor.
"Sadece fikir bineğinde kehkeşanların ötesine geçmek istiyorum" diyor. Hemen her şey bu son cümlede çözülmek üzereyken yine takılıp kalıyorum. Kehkeşan, halk nazarında farklı algılanan bir tabir. Samanyolu'ndan ziyade, karışıklığı ve kargaşayı ifade ediyor. Bence yazar zamanın kelimelere oynadığı oyunun ya farkında değil ya da büyük ihtimalle hakiki manasında kullanmış. Hakiki manasını kullandığını varsayarak irdelemeye devam edince karşımıza arayışın iki yüzü çıkıyor. Birisi Gazali ve kısmen İbrahim Ethem'le bütünleştirebileceğimiz şark menşeyli; diğeri ise daha ziyade filozofik niteliği ağır basan garp menşeyli olan. Kesin çizgilerle birbirlerinden ayırmak, ne mümkün ne de tam olarak doğru. Zaman ve etkileşim onları birbirlerine yakınlaştırmış. Girift değil ama yakın. Bunu izah etmek biraz güç ve emek istiyor.
Uzun uzun yazmak ve her bir cümle ile özel olarak ilgilenmek gerekiyor ancak bunu yapacak cesaret ve gücü bulamıyorum kendimde. Ve şöylece özetlemekle iktifa ediyorum "Bence kahramanımız kutsi bir yolculuğa çıkmanın arefesinde. Ancak hakikate giden yol ve sokakları hakkında yanılgılara sahip"
Mubarek olsun efendim.
Arkadaş aborjin olmak isteyo..
Cum, 07/01/2005 - 11:33 — Ahfa Sûedatespitleriniz çok manidar..
"benim penceremden olay şöyle görünüyor:
ben diyeyim ki arkadaş aborjin olmak isteyo..
siz deyin ki derviş olmak isteyo..
bırakalım ne olmak istiyorsa,ne yapmak istiyorsa yapsın..
(tutan mı var ..yok..)
herşey birgün 'asl'ına döner ne de olsa..."
/yoruldum mu ..
daha yaşamaya başladım mı ki../
Her şey bir gün aslına döner.
Cum, 07/01/2005 - 11:50 — Selim Sevkioglu:) Nuh bunu duymasın. Siz bahsedince, kendisinin bir ara aborjinlerden dem vurduğunu hatırladım. Öykündüğü kesin. Nuh'cuğum vallahi kimseye bir şey söylemedim, ben de unutmuştum zaten. Hüdhüd gelip kulağıma fısıldayıncaya kadar. Hem Nuh nerden çıktı şimdi.. biz onun kahramanından bahsediyoruz. Kahramanımız artiz olmayı istemiyo ya.
Aslında fazla uzatmak istemediğim için yarım kaldı cümlelerim. İfade etmek istediklerimden biri de buydu " Her şey bir gün aslına döner ". Çünkü sadece aramak bize ait!
Bence Kaçmak.
Cum, 07/01/2005 - 20:01 — celalmirzaKaçmak bir süreçtir; zira yeryüzünde tek bir yer yoktur ki orası kaçılacak olmasın. Kamil Kürşad'ın 'Kaçmanın Mistizmi' diye yazısı vardı. Bu yazıyı o yazıya nispeten daha duru, daha açık ve daha sağlıklı buldum. Yüreğine sağlık Nur Hocam.
Not : Kaçacak olursan, biletleri bizim firmadan al bizahmet:P
Biz
Paz, 09/01/2005 - 23:07 — Nuh A. TUNABiz karı birbirinin iyiliği -hidayetin ışığı- olan manevi bir şirketiz..Sat biletini gel bize...Geçelim kehkeşanların ötesine...
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
Dünya-lık
Cts, 08/01/2005 - 19:43 — ilhancancaPanait istrati "Akdeniz" isimli romanında şöyle seslenir: "yeri geldiği zaman istediğim kişiye haykırabilmek isterdim; hey başımda dönüp duran, sana borcum yok benim, çek git başımdan; önümdeki bir dilm siyah ekmekte gözün varsa onu da al ve git; beni rahat bırak"
Bu haykırışı yapmışsınız siz de...
Ama dünyadan başka gidecek yerimiz olmadığına göre; yapacak tek şey kalıyor; var olan şatları sevmek. Veya değiştirmek. Etrafta olan para pul, şöhret, şehvet vb. bir sürü sıkıcı şey saymışsanız; bunların olmadığı bir dünya kurun kendinize. Sizi rahatsız eden şeyler varsa bunlar mutlaka sizin çevrenizdedir. Aslında hepsinden kurtulup sığınılacak bir kapı var; hiç'lik kapısı....Hani derler ya; "var olan giremez".
Kıyamet kopsa da artık kurtulsam diyorum...Vol.2
Paz, 09/01/2005 - 01:31 — TolgaUCARMerhaba,
Farklı iki dunyanın farklı yaşamların iki yüzü diyebiliriz. Benim gibi birçok kişinin okurken ki dusunceleri farklı olmuştur. kimi hak vermişken ben açıkcası gülümsedim..
Cok uzun senelerdir Lise hayatımdan bu yana ayrılan anne ve babamın kurdugu eve bakmakla yukumlu, butun bu yuku omuzlarımda tasımaktan artık yorulmus biri olarak ve bunların ustune yıllardır calısmama ragmen hala kenara hicbirşey koyamamıs biriyim. anneme en cok istedigi şey olan bi ev bile alamazken ustune borca girmiş bir haldeyim ve hayatın luksunden, doktoranı bırakıp gitmkten, yemeden icmeden insanlardan paradan herseyden bıkıp cekip gitmeyi dusundugunu yazmıssın.
Hayatının degerini bil. gerekiyorsa cevreni sıfırla herseyini degiştir. eskiyi hatırlatıcak hicbirşey kalmasın. sorumlulukların varsa bile daha da arttır. seni sevicek birini buldugunda butun bunlar seni hayata baglayacaktır. benim yıllardır tek istegimin annemi mutlu etmek oldugu ve cabalarımın boş oldugu bir dunyada, benim yapamadıklarımı sen yap. elinde bu imkanın varken degerlendir. sevdigini ve seni cok seven birini paran olmadıgı icin gorememeyi yasadın mı ? maddi imkansızlıklardan dolayı cevrendeki tum arkadaslarının yaptıkları kursagında kaldımı ? sevdigin kişiye ruhunun diger bir yarısını goremedigin zaman gerekcesiz bahanelerle ondan kactınmı ?
Değerini bil yasadıgın hayatın, değerini bil..
Volume 0! Varalım bir de sessizliğe kulak vermeyi deneyelim bi
Paz, 09/01/2005 - 04:20 — Name LimonYoksuldum, varsıl oldum.. ve şimdi yine yoksulum; ne ki, hiç yoksun olmadım ben. Yoksun olan; ne yoksuldur ne de varsıl. Yoksun olan varsıldır asıl yoksul olan. Yoksullluk yoksunluktur çünkü.
Ve sadece yoksul olduğun için yoksun olduğunu düşündüğün zaman, hakikaten yoksundur.
İnsanlar bazen varlıkla.. ve bazen de yoklukla imtihan edilirler. Ve yine insanların bazısı sadece yoklukla ve bazısı da sadece varlıkla imtihan edilir. Hayatın kıymetini bilmek ise, an'ın vacibini(gereğini) bilmek ve gereğini yerine getirmetedir ancak. Bu vechiyle bazısına bazen, evlad ve iyali dahi terk vacip olur; bazısına da, yanlarında kalıp iaşe ve huzurları için gayret etmek. Biz varıp sesimizi yükseltmeden susup dinleyelim ki, o şeytanın hangi kulağımızdan fısıldıyor olduğunu işitip bilelim.
"Sizler, dünyalık hususunda kendinizden aşağı olanlara; ve yine sizler, maneviyat hususunda kendinizden yüksek olanlara bakıp ibret alınız" dendiği doğrudur. İşte bu ki, her daim sabirun ve şakirundan olmak isteyenlerin yoludur.
Ve durduğumuz bu yerde önemli olan, varsıl ya da yoksul olmak değil, sorumluluğunun bilincinde olmaktır sadece. Ah! işte, bir bunu bilebilse insan. Başkası sanıp da güldüğünün, kendisi olduğunu da bilecektir; ne ki, arayışını sürdüren, ondan vazgeçmiş ya da hiç başlamamış biri gibi de değildir.
Katılıyorum..
Paz, 09/01/2005 - 22:59 — Nuh A. TUNAEvet sana katılıyorum aziz dost..
Herkesin imtihanı farklı şu dünyada....
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
Diyor ki
Paz, 09/01/2005 - 22:58 — Nuh A. TUNADiyor ki zat-ı muhterem : 'Söyletme beni derunumda neler var...''
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
yaşamak....
Cum, 21/12/2007 - 20:53 — Ercan Aydin'ölmek istiyorum anne yaşamak isterken delicesine' sık sık bu söz aklımda tekrar edip duruyor..yalnız değiliz kardeşim ..bende aynen senin gibi kelimelere dökmekten acizim ya da kelimelere dökecek kapasite yoktur ruh halimi ...bilmiyorum..ama sadece yaşamağın ne anlama geldiğini bende anlayamadım?insanlar,hayatlar,kalabalıklar,aşk,para,servet...
en büyük darbeyide belki aşktan yedim . göz yaşları ile dualar edipte karşılık bulamamanın isyanı içimde çığlık çığlığa bağırıyor