Geçen akşam komşumuzun çocuğu yapamadığı ödevi için yardım istemeye geldi. Buyur ettik, hoş beş faslından sonra çekinerek ded ki : Abi hocamız kompoziyon yazma ödevi verdi, konu da şu : “ Hayatta en hakiki mürşid ilimdir”
Dedim ki : Neresini yapamadın?
Dedi ki : Hiç kompozisyon yazmadım abi daha.
Sordum : Kompozisyon ne demek biliyor musun?
Cevapladı : Hayır abi ,ayrıca bu sözün ne anlama geldiğini de bilmiyorum.
Devam ettim : Bu söz Atatürk’ün canım.
O da devam etti : Evet abi ya öyleymiş
Tekrar sordum : Mürşid ne demek biliyor musun?
Cevapladı : Maalesef abi..
Bir soru daha sordum : Peki, ilim ne demek biliyor musun?
Yanıtladı : Hayır, abi onu da bilmiyorum.
İç Ses : İşin zor oğlum, nereden başlayacaksın şimdi. Hayatında uçağı görmemiş bir insana uçakla sortiler attırıp, iniş yaptaracaksın hadi kolay gelsin bakalım..
Önce kompozisyonu sonra Atatürk’ün bu vecizesinin ne manaya geldiğini bir ilkokul 5 –artık ilköğretim ama ne yapayım ağız alışkanlığı işte bizimkisi- talebesinin anlayacağı dilde anlattım sırayla. Ben anlatırken yavrucağın gözleri uzak sabit bir noktaya kilitlenmişti.Bir yandan abiye ayıp olmasın bizim için nefes tüketiyor düşüncesiyle gözlerimi yakalıyor diğer yandan endişeli düşünceler labiretinde yönünü bulmaya çalışıyordu. Artık o beyninin kıvrımlarında kendine olan güvenini mi ölçüyordu, hocasına sitem mi ediyordu yoksa diğer arkadaşlarının yapabildiklerini mi düşünüyordu bilmiyorum ama çok çaresiz ve acımaklı baktığı kesindi. Ödevini yapıp eline mi versem mi ki acaba diye geçiriyorumiçimden. Sonra yok yok bu doğru olmaz, kolaycılığa alışır. Hem hocası ona bu ödevi öğrensin yaparak gelişsin diye vermiş, senin için vermemiş ki mülahazlarına giriyorum. Gel gitler bittikten sonra hesapları kapatıp bilançoyu çıkarıyorum.
Sonra anlamasını şimdilik beklemediğim fakat ailesine ve kendisine geçerli bir özür mahiyetinde dedim ki : Bak canım bu ödevi ben sana hazır yapıp versem, hocan kesin benim yaptığımı çakar. Sen en iyisi anlattıklarım üzerine güzelce bir düşün sonra al kalemi eline aklında kalanları yaz, tamam ?
Son kez cevap verdi : Tamam abi, çok teşekkür ederim.
Son kez konuştum : Kolay gelsin canım.
Çok merak ediyorum bu öğrencinin okulundaki tüm hocaları -başta bu ödevi veren olmak üzere- ayrı sınıflara alsak,önlerine bir tomar kağıt bir kutu da kalem bıraksak ve gençler konumuz : “ “Hayatta en hakiki mürşid ilimdir” ,süreniz 45 dakka,hadin kolay gelsin ” desek acaba ne yazarlardı. İnanın o kağıtları okumayı çok isterdim.
Son olarak : Neden komşumuzun çocuğu deriz de komşumuz demeyiz.Nihayetinde o da komşumuz olmuyor mu.Bunu da ayrı bir zamanda irdeleyelim...
Yorumlar
Kompozisyon ödevi mi?
Salı, 21/03/2006 - 12:17 — Abdullah BirokurAtasözüdür yahut Türk büyüklerinden birisinin sözüdür ve açıklanacaktır.
"....................................................." bu sözle anlatılmak istenen düşünceyi kompozisyon biçiminde yazınız.
Türkçe sınavının son sorusudur genellikle ve 30 puan değerindedir.Yazsan bir türlü; yazmasan olmaz zira 30 puan !...
Bir çocuğu irice bir sözle karşı karşıya bırakmak; sonuçları itibarıyla pek verimli olmuyor.Yarım bırakılmış bir öyküyü tamamlayın; giriş bölümü verilen öykünün gelişme ve sonuç bölümlerini yazın dediğimizde öğrenciler can-u gönülden yazmaya başlıyorlar.Bu tecrübeyle sabittir.
Öğrenciler:"Yine mi kompozisyon yazacağız hocam !..." demekle bezginliklerini dile getiriyorlar. Yazmayı sevdirmek gerekiyor.Şöyle de diyebilirdi öğrenciler: "Öğretmenim kompozisyon yazalım, kompozisyon yazalım !..."
Bir kapı açılacaktır okumayı sevince, yazmayı sevince..."Kompozisyon Ödevi" vesilesiyle selam ve dua ile
Kabahat yok, Vebal var !
Çar, 22/03/2006 - 11:41 — Emre UğurBir okur'un dediği gibi, "yazmayı sevdirmek gerekiyor." Öğrenmek için sevmek gerek, sevdirmek gerek. Aksi takdirde, kompozisyon yazdırıl/a/madığı için, kompozisyon yazmaktan mahrum edilen ve akabinde mahrum olan, sonrasında, Birilerinin çizdiği kompozisyonun içerisinde tanımsız kalır. Kompozisyonun yazılanı ile çizileni arasında sıkışır kalır zira.
Şimdilerde, "boşluk doldurma" revaçta. Uygun olanı yerleştiriniz.
muhabbetle
dualarla kalalım
Mürşid, irşad, intisab...
Salı, 21/03/2006 - 14:34 — Sakine AkçaBize böyle güzel kelimelerden meydana gelmiş sözleri kompozisyon olarak sormazlardı. Demek çocuk mürşid kelimesini öğrenecek, ne güzel...En sevdiğim kelimeler bunlar, helal olsun hocaya...Fakat kafamı kurcalayan soru şu: Bu söz söylendiğinde tekkeler kapatılmışmıydı, yoksa daha açıkmıydı? Hani bu kelimeyi kullanmak serbestmiydi diye soruyorum.
Eski Bir Bant Tiyatrosundan Bir Replik
Salı, 21/03/2006 - 15:26 — Jerfi QAZAQ"Kaşınma Nizamettin otur oturduğun yerde!"
Falan Filan Mesela, Şu Bizim Dünya, Eyvah İrtica isimli bant tiyatrolarında birinde geçiyordu yanılmıyorsam
Yorumunuz onları hatırlattı bana.. Ne güzel oldu..
Bu Söz Hz. Ali' nin!
Salı, 21/03/2006 - 15:11 — Jerfi QAZAQHatırlatma babından olsun yazacağım...
Bildiğim kadarıyla yazınıza konu olan bu söz ilmin kapısı Hz. Ali'ye ait.
Bilginize..
Söz...
Salı, 21/03/2006 - 16:53 — Huseyin Cahid DoganBir hatırlatma daha: Sözün aslı, "Hayatta en hakikî mürşid ilimdir, fendir" şeklindedir. Ve sözün sahibi, Tevfik Fikret'tir. Mustafa Kemal Atatürk Samsun'da mezkur cümlenin geçtiği konuşmasını yaparken, sözün sahibinin Tevfik Fikret olduğunu da zikretmiştir.
Buna benzer bir tartışma da, "Adalet Mülkün Temelidir" deyişi hakkında yapılmıştı. Çoklarınca malum olduğu üzre deyiş, Mustafa Kemal Atatürk'e değil, 2. Halife Ömer b. Hattab'a aittir.
Tabii ki bu 'Atatürk çevresinde yapılan söz menşe'li tartışmaların en spekülatifi Gençliğe Hitabe konusunda yapılandır. Tartışmada iddia edilen ise, Gençliğe Hitabe'nin II. Göktürk Hakanı Bilge Kağan'ın yazıtlarından alındığıdır. Hani şu içinde "Üstte mavi gök basmasa, altta yağız yer delinmese, senin ilini ve töreni kim bozabilir" veya "Ey Türk, titre ve kendine dön!" gibi cümlelerin bulunduğu retorik şaheseri....
Verende kabahat..
Çar, 22/03/2006 - 02:51 — Selim SevkiogluBu çocukların işi hakikaten zor Nuhcuğum. İyi ki senin gibi anlayışlı birine düşmüş gene yavrucak. Artık ben olsam, ilimdi-bilimdi, mürşitti, eğiticiydi; Atatürk değildi, bir başkasıydı derken artık çocuğun kafasını karıştırmayayım diye akla karayı seçerdim.
Ya Hu bu öğretmenler de bir alem. Neyin ne olduğunu onların da bildiği yok ki çokluk. Daha hafif, çetrefilsiz ve ortalama bir şey vermek gerekmez mi!? Şöyle daha anlaşılır bir atasözü falan.
Bizimkilere sık sık internet ödevleri veriyorlar. Hem de not vermek üzere. Evinde olmayan, internet kafeye. Araştırmacı olacaklarmış. Ee olmayan ne yapsın. Bizim vardı, bulduk. Bu sefer de renkli çıktı lazım oldu. O yok işte. Çocuk gözlerimin içine bakıyor. Baba, öğretmen not vericek! Al başına belayı. Eşe dosta bak.. sor soruştur. Olmadı! Haydi internet kafeye. Ha kave, ha internetkafe.. Eskidenmiş o kıraathane falan. Gerçi ben onun gençliğini de bilirim ya.. çook eskilerden bahsediyorum. Bir aralar öyleymiş işte..
Sakla samanı gelir zamanı...
Per, 23/03/2006 - 20:18 — Nuh A. TUNASelim abi bizim zamanımızdaki kompozisyon konuları şöyleydi .. ” Damlaya damlaya göl olur”,”Sakla samanı gelir zamanı” , “Ak akçe kara gün içindir” , “Ayağını yorganına göre uzat”.
Biz de saksıyı yoklar , giriş gelişme sonuç şablonunda az buçuk bir şeyler karalamaya çalışırdık.Ortaokulda ve lisede abidik gubidik konularla hepten o şevkimizi de yitirdik.Allah’tan mangalda biraz kül kalmışta meramımızı anlatacak kadar kalem oynatabiliyoruz.Yoksa böyle hocalara denk gelseydik şimdi dilekçe bile yazamazdık.Keşke ara sıra konu seçimi serbest bırakılsa çocuk istediği gibi yazsa.Böylece üretkenliği artmış eğitimde hedeflenen amaçlara yaklaşılmış olur.
Hamiş : Eğitim gönüllüsü kardeşlerim alınmasınlar zira içlerinde cevher sahibi çok kaliteli öğretmenlerimiz var.
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
ben de bu öğretmenleri
Cum, 24/03/2006 - 19:10 — Kâni Çınarben de bu öğretmenleri hiç anlayamayanlardanım... konu vermek kolay lakin zoru seçiyorlar. mesela müzik, cep telefonu, maç vs. ver kardeşim. bak nasıl yazıyor evlatlar... sen yaz bakim desen - ki öğrenciler için zor bir durum - kem küm vaziyetleri.
öğretmenler adam olunca gençler de adam olacak. ne denmiş: öğretmenler, yeni nesil sizin eserinizdir... bakın da övünün yeni neslinizle köftehor öğretmenler...
Sayha
Kendi halinde, kendince
çok doğru
Cts, 25/03/2006 - 20:50 — Nuh A. TUNASaygıdeğer Kani abicim vallahi sen bu işin künhüne varmışsın.gayrı ne yalan söyleyeyim söylediklerinin üstüne söz söylemek doğru olmaz vesselam...
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
İhale
Çar, 22/03/2006 - 15:28 — O. Deniz YemenliMürşidlere ilim sorulmaz...
Öğrenci bir şeyden çakmaz..
Sen de zaten üçüncü kişisin....İhale kimde kaldı şimdi Nuh?
Ben bir sülüğüm beyin zarında
Çok yaklaşma yakarım seni de anında...
Konu serbest
Per, 23/03/2006 - 20:14 — O. Deniz YemenliGerçi konu kompozisyon yazma ama serbest çalışma derken aklıma siyah önlük giydiğim günlerden bir hatıram geldi.Sizinle paylaşayım.
Hiç unutmam ilkokul 3.sınıfayım.Dersimiz resim.Hocamız konu serbest isteyen istediği resmi çizsin , dedi.Genellikle manzara resimlerinin revaçta olduğu bu çalışmalarda ben karikatür çizmiştim.Hocamız ders sonu resimleri toplayıp sırayla teşhir etmeye başladı.Sıra benim resme gelince.”Gel buraya! “ diye haşin bir sesle beni kürsüye çağırdı.Bu ne lan? diye çıkıştı.Kekeleyerek ; rereresim hocam, dedim.Öyle ya görünen köy kılavuz istemiyordu her şey ayan beyan ortaydı.Elbetteki resim diyecektim armut değildi zira tuttuğu.Resim dememle kahkahanın kopması bir oldu.Kulak mememden yakalayan hocam sabit duran sağ ayağımın etrafında iki tur attırdıktan sonra bendenizi kafamı kara tahtayla buluşturdu.O gün bugündür çekilmekten sünüp simetrisi bozulmuş kulağıma çalınan “DONK!” sesini ve o resim dersini hiç unutmam.Nedense resim dersi denince aklıma hep bu anım gelir.Yaptığım resime gelince , resimde anlattığım vak’a ise şuydu; Mahallede yangın çıkmıştı.İtfaiye arabası ve itfaiyeciler olay yerine intikal etmiş canhıraş bir şekilde yangını söndürmeye çalışıyorlardı.Buraya kadar her şey normaldi ta ki çöpten yaptığım bu adamların tepelerine birer baloncuk çıkartıp işi karikatüre dökünceye kadar.Muhterem hocam kalın çerçeve gözlüklerinin üzerinden bakarak zatımla temas halinde : “Ulen zevzek bu işin şakası olur mu ?’’ deyip mezkur iltifatlarda bulunarak o gün beni o resmi yapıp edeceğime bin pişman etti…
Ben bir sülüğüm beyin zarında
Çok yaklaşma yakarım seni de anında...
NERON...
Per, 23/03/2006 - 21:28 — Mümine KAYASayın Odysseus,
tüm yazılarınızın altındaki ikinci dizeye dikkat çekip bu talihsiz anınızla birleştirince ortaya garip bir durum çıkıyor gibi sanki:
"Çok yaklaşma yakarım seni de anında..." :) Elbette bu bir şaka, kimileri ciddiye alıyor da... Sizin o resminizdeki konuşma baloncukları şakadan daha çok hazzı yansıtmış olabilir mi acaba?! :))
Hakkınızı helal ediniz, yazmadan geçemedim.
Baloncuklar ve Ateş Topları
Cts, 25/03/2006 - 21:24 — O. Deniz YemenliMümine kardeşim hakikaten beni anladığınıza sevindim..
İlki ben orada o baloncukları çıkartarak aslında san'at yaptım fakat hocam işi anlamadı bize biraz pahalıya mal oldu :) İtfaiyeciler güle oynaya yangını söndürüyorlardı.
Evvelde okuduğum bir makalede bir grup ilkokul öğrencisi üzerinde bir deney yapılıyor.Her iki gruptan resim yapmaları isteniyor.Birinci grup sürekli tarassut ve tasallut altında tutuluyor.Öğretmenler gardiyanlar gibi çocukların başında duruyor.Yapılan çalışmalara onay verilmiyor,teşvik yerine sürekli azarlama var.
İkinci gruba ise tam tersi muamele yapılıyor.Bu çocuklardan ileriki dönem hayatları inceleniyor.Sonuçlar çok şaşırtıcı.1. gruptaki öğrencilerin özgüvenleri dahadüşük,yaratıcılıkları daha zayıf.İçlerinden ne müzisyen ,ner heykeltıraş,ne tasarımcı çıkıyor.Hepsi rutin işlerde hayatın dişlileri arasında basit bir parça oluyor.Mevzuu özetle bu aslında...
Hani çok meşur bir geyik muhabbeti vardır.Hala merak ederim hakikaten böyle bir şey var mı diye.Rivayete göre dünyanın en zeki çocukları hangi ülkeden çıkıyor diye bir araştırma yapmış bilimadamları.Her ülkeden çocuk falan getirmişler.Testler sonucu birinciliği bizim Türkler almış.Sonraki gelişimlerini incelemişler.Yıldan yıla bizim Türk çocuklarının IQ 'ları düşerken diğer bazı ülke çocuklarının IQ'ları yükseliyormuş (Örneğin ; Japonya)
Bu da eğitim sisteminin vahametini gösteriyor.Ha bi de bizim dehamızı :)
Şu Dahi Türkler...
Fakat yine de ben kıvrak zeka alanında bizim Türklerin zirvede olduğunu düşünüyorum.Harc-ı alem olmuş Almanya'yı dolandıran,buz ile sigara makinelerinin içini boşaltma hikayelerini duymayanımız yok gibidir.
Hele ki medar-ı iftiharımız Keloğlanla Nasreddin Hocamız var ki onlar akıllara zarardır.
Gelelim Neron'luk olayına..
Vallahi bugüne kadar ne bir yeri ne de bir kimseyi yaktığım vakidir.
Hatta çocukken kibritle bile oynamazdım.Kibritle ancak (eskiler iyi bilirler) üzerindeki motifleri keser öyle oynardık ki yine oyunun içinde ateş olmazdı.Yakanlar bellidir kendilerini zininizle ifşa ediyorum ; Hülagü,Neron,Karagümrük'ün Delisi :)
İmza dedik yazdık.Öyle kaldı devam ediyor.Hülasa yanan ciğerimizdir , yaktığımız da ağıttır Irak'ta Filistin'de ve diyarı zulümde vesselam...
Ben bir sülüğüm beyin zarında
Çok yaklaşma yakarım seni de anında...