'becerebilseydim düşen kiraz ağacı gibi söylerdim şiirimi'
Matsuo Bashou

Şehir hayatının yalnızlığa ittiği mütefekkir insan, tüm canlı dinamizminin çeşitli kapitalist argümanlar yoluyla değersizleştiğini ve Allah'ın yeryüzündeki gölgesi olan insan mefhumunun hiçe sayıldığı bir dünya ile karşı karşıya kalır eninde sonunda. Hiç kimselere anlatamaz derdini ama akıntıya karşı kürek çekmek gibi bir karşı koyabilme içgüdüsünü keşfetmiştir o. Kendinin kâşifi olabilen insana, plastikleşmiş yeryüzü kabuğunda tek dirhem yer yoktur. Ve o, bu amansız sonun bilincindedir. Zamanla tüm sevdiklerini terkedip bu sistematik kurgunun bir öğesi olmaktan kurtarmaya bakar kendisini. Uzaklara gidip kırlara çıkar ve güneşin hala ölegelmediği yemyeşil vadilerde, upuzun kırsallarda bulur kendisini.
Değersizleştirilen kutsalların hücumuna karşı koymanın tek yolunun doğa ile elele vermekten geçtiğinin bilincine varan bir gezginin hikayesi bu. Christopher Johnson McCandless 18 Ağustos 1992'de Alaska'da herkesten uzakta bir yerde, yıkık dökük bir minübüsün içinde açlıktan öldü. Sevdiği kızı, ailesini, kariyerini ve tüm parasını yakıp kendini hayalinde kurduğu o tertemiz diyara, özgürlüğün kıvrak vadilerine vurdu. Ölerek yaşatmanın ne olduğunu anlayabilen bir insan için, açlıktan yahut kurşundan ölmek arasında fark yoktu. Ve McCandless esaret içinde bir hayatı elinin tersiyle itip hür ölümlere kulaç açtı.
1996'da Jon Krauker bu ölümsüz kahramanın hikayesini 'Into The Wild ' ismi ile kitaplaştırdı. Ve tam 40 yıl sonra Hollywood'un en saygın isimlerinden olan ünlü aktör Sean Penn, aynı isimle bir film çekmeyi kafasına koydu. Ve görünen o ki, gelmiş geçmiş en iyi filmlerden birisine imza atmış Sean Penn. Christopher McCandless'ı genç neslin başarılı aktörlerinden Emile Hirsch öylesine canlı ve dinamik oynuyor ki, filmin bitişiyle birlikte insan kendisini uzak diyarlara vurmak istiyor. Görüntüleri, oyuncuları ve Eddie Wedder'ın inanılmaz ötesi müzikleri bizi görsel bir destanla yüz yüze bırakıyor. Filmin sonunda McCandless'ın donuk gözlerine zoom yapan kamera, 'mutluluk sadece paylaşılınca gerçektir' lafzıyla birlikte adeta hançer sokuyor metropollerden bunalan kalbe.
"ya yüzümde bir gülümsemeyle kollarınıza koşuyor olsaydım o zaman siz de benim şu anda gördüklerimi görür müydünüz?"
McCandless'ın gördüklerini görebilmek adına bir fırsat bu bizlere. Sinema gönüllülerinden daha çok edebiyat severlere hitap eden bir film olarak görüyorum Into The Wild'ı. Sinemanın pop-corn ve gişe ikilemine kurban gittiği zamanımız sinema dünyasında adamakıllı bir film izlemek isteyenlere şiddetle tavsiye ederim.
mutluluk uçsuz bucaksız ormanlardadır
mutluluk bomboş sahillerdeki coşkudadır
insan elinin değmediği bir yerdedir
denizin diplerinde ve gürlemesindedir
insanları severim
ama doğayı daha çok severim
Lord Byron
Yorumlar
'mutluluk sadece paylaşılınca gerçektir'
Çar, 24/09/2008 - 12:41 — Ayşegül Gençmerak ettim filmi...
ki ben sinemaözürlü biriyken:)
"eddai"
İzle ve İzlet
Çar, 24/09/2008 - 13:12 — yusuf baybarsMerakınız hayra vesile olacak, emin olun Ayşegül Hanım:)
Ülkemizde gösterime girmedi bu film. Ve ne zaman gireceği konusunda bir malumatım yok.
Filmi internet ortamından, tekno marketlerden ve sokak satıcılarından tedarik edebiliyoruz sadece. Bu anlamda bir zahmete düçâr olabilirsiniz belki ama emin olun değecek buna.
Kısacası, sinemanın tam karşılığı olan bu filmi izleyiniz Ayşegül Genç. Emin olun sonra benim gibi izletmek isteyeceksiniz:)
Deli bir adam size kendinizden utanmanızı söylüyorsa, ne biçim bir dünyadır burası!
Andrei Tarkovsky ( Nostalghia )
modern dünyanın kıskacına sıkışmış insan
Çar, 24/09/2008 - 14:37 — Defne Kalembu filmi izlemiştim,
hatta hakkında yazı bile yazmayı düşünüyordum ki, cemaatte karşıma çıktı...
ama yazacağım inşallah...
teşekkür
Per, 25/09/2008 - 02:49 — yusuf baybarsAslında filmin derinliğini tam manasıyla karşılayamayan yüzeysel bir yazı oldu benimkisi. Bu açıdan yazınızı en tez zamanda paylaşmanızı istirham ederim Defne Kalem.
Deli bir adam size kendinizden utanmanızı söylüyorsa, ne biçim bir dünyadır burası!
Andrei Tarkovsky ( Nostalghia )