Ben annemden öğrendim çiçekle konuşmayı. Ona bakıp ne kadarda güzelsin demeyi. Bunu öyle basit bir ses tonuyla söyleyemezsiniz. Hayranlık ve hayret dolu bir ifadeyle, gözlerinizi açıp, sevgiyle söylemelisiniz.
Benim büyük bir saksıda, küçük bir çiçeğim vardı eskiden. Büyük benekli yaprakları, minik beyaz ve pembe çiçeklerini ancak yaza doğru görebilirdik. Yaz gelince üstünde küçük şeker tanecikleri oluştururdu. Bende onları gizlice yerdim. Bildiğiniz şeker tanesiydi ama tadı çok başkaydı unutamadım. Her gün konuşurdum çiçekle. Sorular sorardım, cevap vermezdi. Aslında konuşmamdaki niyet, herkesin bilmediği bir sırrı, çiçeklerinde konuşabileceğini keşfedebilmekti. Durup benimle konuşmasını beklerdim. Ben gidince diğer çiçekle gizlice konuştuğunu düşünürdüm. Benimle hiç konuşmadı. Bende küstüm, hala konuşmuyorum.
Bugün yine karşıma çıktı. Hava ayazdı, ben üşüyordum ve o burada ne arıyordu?
Bir gün çiçeğimi küçük bir karıncayla yakaladım. Benim şekerimi çalmaya gelmişti anlaşılan. Çok kızdım ona. Hemen çiçeğimi ve şekerimi bırak dedim. Küçücüksün senden mi korkacağım dedim...
Ve ben karıncaya merhameti annemden öğrendim..o anda. Annem bana ayakkabı tabanı ve karıncanın hikayesini anlattı. Ayakkabı tabanındaki girinti ve çıkıntıların karıncalar için yapıldığını anlattı. Onların üstüne kimse basıp ezmesin diye yapılmış. Aralardan kaçıp kurtulurlarmış. Annem karıncaya bakıp ne kadarda güzelsin dedi. Bende baktım gerçektende ne kadar güzeldi.
Pek ısınamadım karıncaya ama olsun şimdi yaz ve şeker ikimize de yeter. Küçümsedim karıncayı nasıl götürebilirdi ki bütün şekerleri, o minicikti bende kocaman.
Her gün takip ettim karıncayı, çiçeğimin dallarında hangi yolu izlediğini. Acaba şekerin burada olduğunu nereden anladı. Yoksa çiçeğim mi çağırdı onu! Eğer öyleyse konuşmuyorum ikinizle de.
Karınca hiç durmadan çiçeğin üzerinde yürüdü. Yürüdü yürüdü ... Uyurdum uyanırdım hala üstünde gezerdi.
Bugün yine karşıma çıktı, hava ayazdı ben üşüyordum ve o burada ne arıyordu?
Günlerden bugün...
Dilimde bir şarkı... Hava ayaz mı ayaz ellerim ceplerimde... Yalnız kalmak için kaçmıştım kalabalıktan. Sonra korktum yalnızlıktan. Yalnızlığımdan... Kaldırımın kenarına oturdum. Ellerim hala cebimde, hava ayaz üşüyorum. Canım sıkıldı.Bir dal parçası buldum, anlamsız şekiller çizdim, anlamsız zamanımı anlatan. İşte o an gördüm seni. Kaldırımın toprakla birleştiği yerden bana bakıyordun. Küçücüktün hala küçücüksün. Eski bir dost görmüş gibi sevindim şimdi. Yıllar geçti dedim, sen hiç değişmemişsin. Bu kadar güzel olduğunu bilseydim bakar mıydım hiç sana... Uzaktan farklı yakından farklısın. Adını hala bilmiyorum. Sana sorsam sende bilmezsin, susarsın.
Küçük, güzel,zarif çiçek hiç değişmemişsin hala göğe yükseliş çabasındasın. Köklerin hala derinde. Ne kadar da güzelsin ne kadar da masum... Bu rengi bilerek mi seçtin, çok yakışmış sana.Seninle içimden konuşuyorum artık, anladım seni, sen hep benimle içinden konuştun çünkü. Benim çizgilerime bak dedin, rengime bak, kim yapabilir sence bunu? Nasılda narin, nasılda inceyim, başımı göğe uzatacak kadar güçlü aydınlığı arayacak kadar da akıllı ve cesaretliyim. en önemlisi ben hep O'nu sayıklarım dedin O'nu anarım, O'nu ararım...
Ne kadar da güzelsin ... dedim. Seni anlayamadım. Yıllardır kendi kendime konuşmuşum, hiç konuşmamıştın benimle.
Sonra küçük karınca katıldı bize. Ben zaten biliyordum ölmediğini dedim ona. O kadar işi vardıki ilgilenmedi bile benimle. Bakıp ona ne kadar da güzelsin dedim, ne kadar güzelsin...Hala yürüyorsun dedim hiç değişmemişsin. Evet dedi benim işim hiç bitmez. Yollardır benim işim, arar dururum O'nu yürür dururum O'na. Arada bir ayakkabı tabanı gelir üstüme, aralarda bir yer bulur kaçıveririm. Çok zorluk vardır yollarda...
Küçük karıncayı düşündüm...
küçük çiçeğimi...
ne kadar da güzeldiniz...
Sonra kendimi düşündüm...
Sizi hep düşünüyorum...
Kendimi de hala düşünüyorum...
Son yorumlar
3 sa. 7 dk. önce
8 sa. 43 dk. önce
9 sa. 9 dk. önce
13 sa. 47 dk. önce
16 sa. 26 dk. önce
1 gün 2 sa. önce
1 gün 3 sa. önce
1 gün 5 sa. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 11 sa. önce