renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Kuddüs'e Giden Yol Kudüs'ten Geçer

Kuddüs

Her şey birilerinin bir şeyleri fark etmesiyle başladı…

Bu gezegende “insan gibi insan” yetiştirme ve oluşturma potansiyeli olan yegâne istisnasız tek din / fikriyat / yol / konsept / dava / yaşam tarzı / kavram / inanç kalmıştı...
ve onun adı da İslâm’dı !...

Sadece atalarının ve kendilerinin aktif kötü olması ile yetinmeyip kendilerinden sonraki nesilleri de böyle bir “fikriyat fakiri fanatizme” mahkûm etmek isteyen “maneviyatsızlık misyonunun mühendisleri”nin,

“Aktif iyi üretim merkezi” İslâm’ın,

“İyinin ne ve nasıl olduğunu” ve bu tarifteki iyi insanın aktivitesinin alt ve üst limitlerinin neler olduğunu açıklayan Nur Furkan Kur’an’ın,

Etten kemikten olan ‘pratik aktif iyi insan’ın kamusal,yaşamsal ve siyasal alanlarda “kendisinden bir rehber” edinmek istediğinde,
asr-ı saadeti ve sünnetiyle, Yaratıcı’dan bir hediye gibi duran lider, önder, peygamber Hz.MUHAMMED’in (s.a.s.)
farkına varmaları ve kötülüklerini bir kez daha sosyal, kültürel, ekonomik ve askeri alanların tamamında aktive etmeleri, değiştirmekle ve belirlemekle yani mücadeleyle emrolunduğumuz gündemi belirledi.

Bir röportajımızda, içinde bulunduğumuz asrın en önemli iki olayını ne olarak tespit ettiğini sorduğum münevver insan Yusuf Kaplan’ın cevabı beni heyecanlandırmıştı.
Asrın ilk önemli durumu için yorumu, ” İslam’ın çöküşüdür. Bitişidir. Çünkü onlara göre Osmanlı’nın bitişi İslam’ın da bitişi demekti.” oldu.
Merakla beklediğim diğer cevap ise bu yazının da bahsi olan mevzuydu.
“İslam’ın çökmemesi ve bitmemesidir.
Bitmediğini, çökertilemediğini, bitirilemediğini anlamalarıdır.
Ve bununla beraber cepheleri açmaya karar vermeleri ve açmalarıdır” demişti.
Te’yid için sorduğum “Yani 11 eylül veya Körfez Savaşı gibi olgular tali’dir, öyle mi?” sorusuna “Evet, aynen öyle, onların tamamı ve fazlası sebeb ve ana olgu değil demin söylediğimin sonuçlarıdır” diyerek ortak görüşte olduğum fikri perçinlemişti.

Evet…
Tarih boyunca, zulüm ve küfür gemilerinin kaptanlığını yapmış odaklar, bu gemilerini envai isimle donatadursun,
Hak Yol’un ne olduğunu Yolların tamamını görmekte ve bilmekte olan,
Es Semi ve El-Basir olan Allah’tan öğrenen ve bu öğretiye istinaden bir yaşam ve siyaset tarzı benimseyen müminler,
”KÜFÜR TEK MİLLETTİR” diyen Şaşmaz ve Şaşırtmaz Yol Kılavuzumuz Resul Hazreti Muhammed’e selam göndermekte ve içlerinde oldukları İslam adlı gemiyle yollarına devam etmekteler…
Bu yolculuk kolay değil, bunu da bilmekteler…
Kâh kardeşleriyle sevişe sevişe…
Kâh kâfirlerle savaşa savaşa…
Ama muhakkak her daim çileyle, terle, kanla, gözyaşıyla…
Zaten Furkan’ın uyarılarını ve Resul’ün hayatını okuyan, anlayan ve gereğini yapmak üzere şahsi İslami İman Devrimi’ni hayata geçirmiş/geçirmekte olan İslam İnsanı’nın,
Allah’ın davası dururken özel hayatındaki basit sınavlara,
Allah’ın diniyle din-lenmek ideali varken özel hayatındaki dinlenmelere,
Ve evet…
ALLAH’IN EVİ ESİRKEN… Kendi eviyle, dünyasıyla ilgili geçici, boş oyalanmalara da takılacağı yoktur ve olmamalıdır da…

Bizim de aralarında olmak ve kalmak için Rabbimize bir ömür boyu kavli ve fiili dua edeceğimiz öyle Muvahhidler vardır ki onlar,
Allah’ın adını ve esmasının anlamını öğrenmek isteyen herkesin öğrenebileceği,
Ezeli ve Ebedi tek Rab olan Allah(c.c)’ın, kullarını terbiye etmesinin içeriğini ve
Rububiyet’inin hayata nasıl dâhil ve hâkim olacağını bilmek isteyen herkesin bilebileceği,
İslam’ı tavizsiz ve tecavüzsüz yaşamak isteyen herkesin yaşayabileceği,
Ve dahi hatta
Kuddus olan Allah’ın kutsal dediği,
Rahman olan Allah’ın mübarek kıldığını söylediği
Kudüs’e giden tüm yolların Siyonistlerden ve İş birlikçilerinden temizlenerek açıldığı
ve bu yolda yürümek isteyen herkesin rahatça yürüyebileceği bir dünya oluncaya kadar…
İşte o Muvahhidler böyle bir dünya olana yani Nur tamamlanıncaya kadar Vahid ve Kahhar olan Allah’ın emrindedirler…
Allah, hepimizi,
‘İnsan gibi insan’ olmanın gereğinin ve şartının, insan’ı Yaratan’ın işaret buyurduğu hudutlarda olduğunu anlayabilen ve şahsi ve içtimai tercih ve kararlarında buna sadık kalan ve bu tutumu tavsiye eden insanlardan eylesin…
Ve El Kuddüs ve El Kerim olan Rabbimiz,
Kudüs’e giden yolları açmakla muvazzaf kıldıklarından,
“Kuddus’e giden yolların Kudüs’ten geçtiğini anlayanlardan olmayı nasip etsin…
Âmin… Âmin… Âmin…

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Kimbilir?

Kimbilir kaç kere biz öldürüldük
Kimbilir kaç şehre çöktü karanlık
Kimbilir nic'odun taşındı nara
Yine biz İbrahim yine ayakta !

Dün Mustafa İslamoğlu Hoca'nın yazdığı "Özgürlük ve sanat zehirlenince " başlıklı yazısında " Garip ama Batı, diz çöktürdüğü Müslüman dünyadan yine de korkuyor" diyerek bunun sebebini sorguladığı yazısında "Sorun, İslam. Zira Müslümanlara boyun eğdirmiş olmak İslam'a boyun eğdirmek anlamına gelmiyor. İslam hayatın tüm kurucu unsurlarını içinde barındıran mütekâmil bir değerler sistemi. Gücünü saliklerinden değil bizatihi aşkın ve kutsal kaynağından alıyor. Zaten aksi olsaydı, bugün İslam da diğer inanç sistemleri gibi dinler müzesindeki yerini çoktan almıştı. O her an diri ve diriltici. Öyle diriltici ki, dostlarında hayır kalmadığı zaman düşmanları içinden birilerinin kalbini fethedip onlar eliyle sancağını göndere çektiriyor.

İslam'a karşı Batılıların önyargılarını oluşturan ikinci ayak olan kıskançlığın sebebi de bu. İslam bu özelliğiyle dostlarını hayran ettiği gibi düşmanlarını da kıskandırıyor. 'Onu öldürmeye gelenin onda dirildiği' tarihte defalarca görülmüş. Moğollar bunun tek örneği değil. Benzer ihyaların günümüzde de yaşanmayacağını kim söyleyebilir? Hatta Batıda görülen ve onca karşı propagandaya rağmen bir türlü önü alınamayan ihtidalar bu büyük değişimin öncü dalgaları sayılabilir.

Her doğum sancılı değil mi kardeş inşallah güneşli güzel günler göreceğiz...
Ayasofya ne zaman Fatih'in vakfiyesindeki vasiyetine uygun hale getirilirse Mescid- Aksa'da o zaman özgürleşecek demektir!
İkisi de mahzun...ama bu mahzunluk yerini gülmelere bırakacaktır bir gün

"Hayat iman ve cihaddır."

eyvallah halil erdem

Eyvallah halil erdem.

Ayasofya'da Sultan Mehmet'in bedduası yankılanır...
Kudüs'te Resul Muhammed'in!...

Ayasofya, ihanetin milletin içinden çıkılarak yapıldığı mekandır...
Kudüs ihanetin ümmetin elbirliyle kotarıldığı mekandır...

İslam, her ikisini de geri alacak potansiyeldedir,güçtedir.
Rabbim İslam'ın gücünü İslam'ı hayatımıza geçirerek kullananlardan ve bu güçle "iyi işler" işleyenlerden eylesin...

Zaten,
Biz "müslüman" gibi müslüman olursak,
İslam'ın Ayasofya'yı da Kudüs'ü de alması "şten bile değildir."

Amin...

"Camilerde cemaat yerinde hep cemadat;
Siner de köşelerde Hak'tan beklerler imdat! .."

Necip Fazıl Kısakürek