b…
yüreğim yangın yeri gibi buralarda dostum; yüreğim kudüs!
/ama yüreğimi talan eden, başkaları değil…/
yüreğini, yüreğimin üstüne koy da,
birlikte niyaz edelim onların tek sığınağı olan’a,
dost’a...
.....
sevgili dostum,
burası tüm sokaklarının sonu, bir’e çıkan Kudüs,
yüreğimin -çıkmaz bildiğim- yolları dahi bir’e çıkıveriyor burada. Kardeşlerimizin evleri sokaklar sanki, sokaklar ki ölüm kokuyor; ölüme yürüyorlar ölümü öldürerek, bir’e sığınarak! çok güçlüler dostum, ibrahim gibi istikrarlı, musa gibi güveniyorlar o’na. ellerinde -hedefine duayla, imanla atılan- taşlarıdır silah bildikleri. dostum, sokaklar ebabillerle dolu buralarda ; ama ebreheler daha azgın! tarih tekerrürden ibarettir derler ya , tekerrür eden o’nun nusreti yine. bilmiyorum dostum, o zamanlarda da o’nun adını yücelttiği için mazlum olanlar, o’nun adına yaşadığını iddia edenler tarafından yalnız mı bırakılıyordu? o zamanlarda da can’a eza veren, atılan kurşunlar değil de , kardeşlerinin umursamazlığı mıydı?
dostum,
hani senin güneş alıp başını giderken gireceğin bir evin var ya , buradakilerin güneşi hiç doğmamış, ortalık toz duman. güneşi masallarda dahi dinlememiş gazze’nin çocukları; onlar çocukların masallarla büyüdüklerinden bihaber.hani çocukken sürekli çizdiğimiz resimler vardı ya; dağların arasından akıp giden -mavi- bir dere, meyve yüklü ağaçlar, kuşlar ve bir de tepede gülümseyen bir güneş…filistinli çocuklara, yüreklerinde bir dünya kurup, bunu çizgilere dökmeleri söylense ne çizerlerdi sence dostum! güneşleri tebessüm eder miydi bizimki gibi; belki de onlar, resimlerine biriktirdikleri taşları da çizerlerdi ve hayallerindeki babalarını, annelerini de resimdeki en güvenli yere çizerlerdi. savaşı resmetmek hiç aklımıza gelir miydi dostum! bizim hayallerimiz vardı; ay ışığı vurunca camdan, yaşamaya başlardık onları bir bir… Kudüs’ün çocuklarının hayallerinde gelecek gündeki çatışmanın galibiyeti var, sen hiç bir savaşın orta yerinde hayal etmiş miydin kendini? dostum, hiç yarınımızın olmama ihtimalini düşünerek, elimizde bir taşı sıkıca tutarak, başımızı taşa yaslayıp uyukladık mı biz? /buna mecbur kaldık mı?/bunu hayal etsek bile uykumuz kaçıyor. biz belki de bir doğum günümüzde alınan bebeği kucaklayıp uykuya dalarken, onların doğum gününü bilenleri dahi yoktu yanlarında..biz masallar dinlemeyi dilerdik ya uyumadan önce/ başka ses istemezdik çevremizde/ onların kulakları alışmış silah seslerine. bilir misin dostum, onların uykusu, bir ebedi uyku oluyor ; bizim gibi kısa fasıllarla dünyadan ayrılıp dinlenecek kadar vakitleri yok !
bir tarih yazılıyor kudüs’te ve kudsiyeti yazanlar, yakıştıramıyorlar kendilerine, sonrası esaret olan bir dinlenmeyi; direniyorlar.tarihi yazanlar es geçiyor onları ama, ebedi alemde açılacak olan defterlerine yazılıyor onların tarihi; adaletin, rahmetin kalemiyle yazılıyor.
……………..
nokta!
Yorumlar
Dikkatli okumama karşın..!
Salı, 21/11/2006 - 17:35 — ibrahim maraşlıoğluSon derece dikkatli okumama karşın, belleğimi de yardımcı tutmak ve hafızama da samimi olmasını tembihlememe rağmen anlayış ölçüsünde zorlandım..
Niye ? diye, sordum.? kendime ,samimi olarak değerlendirme adına; îmlâ o kadar bağrına sokulmuş ki öz yerine imla diyalektiği hakim olmuş yazıya, bu bir..
Sonra son derece özü inciten, yaralayan, dil hûn eden bir konu olmasına karşın ucuz tembihler ölçüsünde serzenişler sarmalamış yazının aktif akışını.. ve seçilmiş kelimeler.
Yani her vesileyle “imla”/-îmlâ-“ a’lı bir takılmaya denk geliyorsunuz; yuvarlanıveriyor sarılmak istediğiniz içtenlik.. bu sefer kısır bir döngü anaforuna kayıveriyorsunuz bu da okunası olmaya değersizleştiriyor.. imla şart, olmazsa olmaz ama kalbe sokulmuş bir hançer gibi değil.. netice; sevilmesi şart bir değerin kelimleler akışkanlığında ki kaymalardan sebep nasıl bir güzelin bir kaşık suda boğulduğuna şahit olduk.. diyesim budur diğer tüm yazılarınızı okuduktan sonra erdiğim kanaat.. "bir buruk bayramı âzade ederek "söylem dışına.. selam ve dua ile..
...
Çar, 22/11/2006 - 00:19 — Sare Noktateşekkürler...
zamanla daha güzel olacak inşallah!
niyetimi güzel'e odaklı tutabilirsem.
selam ve dua ile..
nokta!
...
b...kalem! dokunduğum vakit, aşk'ı dokumazsam düş elimden!....
nokta!
Tarif-i Kudsiyet
Çar, 22/11/2006 - 11:16 — Fatih M. TiyanşanKudüs... Kutlu peygamber beldesi... Selam sana...
Ey yeryüzündeki hüzün tarlası Kudüs! Biz acıyı seninle kutsal bildik, yok mu tüm gidişleri bırakıp sana giden?
Ve direnişin dinmeyen şarkısıdır senin adınla birlikte söylenenler, her daim şanlı bir duruşun bildirisidir dillerden düşen...
Senin çocukların değil mi bağırlarında yokluk çiçekleri açan, kendini var zannedenlere inat, ellerinden ab-ı hayat dökülen...
Ne kadar çıkmaz varsa çözülüp dağıldığında, göklerden gelen anlam seninle buluştuğunda, biz de görmek dileriz ışığını parlayan yıldızlarının...
Allah sırrını takdis etsin ey şehir!
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...
İbrahim güvenmişliğiyle
Per, 23/11/2006 - 03:48 — Şahan ÇokerModern dünya kusuyor
Müzelerinden çıkardığı küflü tarihi
Kravatlı amcalar üretiyor fabrikalar
Ve o amcalar kendi çocuklarına
Kavga etme diyor...
Aman sen üstünü kirletme
Ben bomba yapacağım
Başka çocuklar için
Selahaddin’in topraklarında ise
Elleri taş, elleri kaya çocuklar
Döşlerinde mermi bahçesi
Ateşlere atlıyorlar
Bir İbrahim güvenmişliğiyle
Bir Taş Daha'dan
Ben/liğ/ime
Salı, 28/11/2006 - 22:45 — Meryem CananBir taş daha atmalıyım ben/liğ/ime
Kudüs'e atılmadan önce...!
-Taşın Kalbi-
Salı, 28/11/2006 - 23:12 — U.Ali BirkardeşlerÇocukların avucunda
Gözyaşı döküyor
Taif’te yumuşak
Filistin’de sert
Olamayan taşlar.
taşın kalbi... müthiş !
Salı, 28/11/2006 - 23:18 — misafirböylesi canı yanmış ifadeleri okuyunca etkileniyorum...
tebrikler ali bey...
nette,
ben de bir söze tesadüf geldim ve bir kez daha etkilendim.. etkilenmek ne güzel ! heyecan ne güzel !
şükürler...
"Taşın kalbi yoktur
Ama
Onu da yosun sarar..."
Taş Meclisi
Çar, 06/12/2006 - 22:50 — U.Ali BirkardeşlerKonu Filistin olunca söz bir noktada geliyor Taş'a saplanıyor bir kılıç gibi.
İlhan Berk'in kaleminden, hafızamızdaki taş'ı (Filistin Penceresi'nden)tazeleyecek ifadeler:
Taşın arkadaşlığı vardır. Cansız değildir taş.
Kör hiç değildir.
Herşeyi görür.
Sağır da değildir.
Zaman duygusu taşırlar, başka zamanları yüklenirler.
Kayalara durmadan nereden geldiklerinden çok, nereye gittikleri sorulmalı.*
...
Filistin ve taş,etle tırnak gibi.
_______________
*İlhan Berk/Kült Kitap (YKY)