Irak işgali hakkında her hangi bir şey okuduğum,gördüğüm yada işittiğim zaman nedense ABD kamuoyunu uzun süre meşgul eden bir tecavüz olayı aklıma gelir.
Hırsızlık amacıyla eve giren erkek birde kısa günün karı hesabıyla ev sahibesine tecavüz eder. Ancak olayın ilginç yanı, tecavüze uğrayan kadının hiç itiraz etmemesi ve dahası hırsıza verdiği prezervatifi kullanmasını bizzat kendisinin talep etmesiydi. Müteakiben tecavüze uğradığı iddiasıyla müracaat ettiği yerel mahkemenin verdiği ''kadın isteği ile cinsel ilişkiye girmiştir''kararıyla davayı kaybedince ülkedeki sivil kuruluşlar ve özellikle kadın örgütleri kıyametler koparmış,üst mahkemede ise saldırgan hem hırsızlık hem de tecavüz suçundan mahkum edilmişti. Kadın;hırsızın kendisine tecavüz etmeye çok kararlı göründüğünü,daha güçsüz olması nedeniyle karşı koyamayacağını,direnmesi halinde ise şiddete maruz kalacağını ve ayrıca hem bir hastalık kapmaması hem de istenmeyen bir gebelik yaşamaması için de prezervatifi kullanmasını istediğini ifade etmişti.
Daha sonra yine özellikle kadın örgütleri kendi aralarında bölünmüş,''ne olursa olsun kadın direnmeli''diye bazıları kadını desteklemekten vaz geçmişlerdi.
Evet,ne olursa olsun direnilmeli.
Eğer muhatabınızın sizden daha güçlü olması halinde daha baştan ne yapsam yapayım sonuç değişmez düşüncesinden hareketle teslim olmayı kabullenirseniz,tecavüze ''kalkışmalar''ın yolunu açar,kolaylaştırır,kendiniz tecavüze uğradığınız gibi kızınıza da tecavüzün yolunu aralamış olmaz mısınız.?
Görünüşte tecavüzcüyü lanetleyip ama ah keşke bende yapabilsem diye tecavüzcüye gizli hayranlık duyanlarında içlerini dışlarına çıkartıp bu yola yönlendirmelerinde katkınız olmaz mı.?
Bizim cepheden,''tezkere geçseydi bu iş daha kansız ve daha rahat sonuçlanacaktı,hem de masada oturacak sandalyemiz olurdu''ifadesi ne kadar doğruysa karşı cepheden''bu direncim müsebbibi Türkiye'dir,tezkere geçmediği için kuzey cephesi açılamadığı için o bölge yıpranmadı''ifadesi de o kadar doğrudur.
Hadi tezkere geçti ve ABD bir askerinin burnu bile kanamadan amacına ulaştı,peki tecavüzün bu kadar kolay olması onu yeni tecavüzlere sevk etmeyecek mi?
Evet,''Kararlı tecavüzcü''tecavüze kararlı olduğu için amacına ulaşacaktır.Ama dirençsizlik koşulların uygunluğunu bekleyen ''eğilimli tecavüzcüyü''de kararlı tecavüzcüye dönüştürmeyecek mi?
Durum öyle gösteriyor ki ABD belli ülkeler için kararlı ,bazıları için ise eğilimli tecavüzcüye benziyor.Bu adımın çok kolay geçilmesi yeni adımların atılmasına neden olacağından daha ilk adımda ne pahasına olursa olsun,neler kaybedilirse kaybedilsin bu tecavüzün bedeli ağır olmalı.Sonuç kaçınılmaz olsa bile en azından ''tırnak izlerini''yüzünde taşımalı.Yoksa zaten ''hak''olarak gösterebildiği haksızlığın izinin bulunmaması halinde gücü ile etkileyebildiği mahkemelerde beraat edecektir.Hatta prezervatifi kendisi vererek tecavüz etmem için beni zorladı diye ''taciz''suçundan mağduru mahkum bile ettirebilecektir.Bu yüzden ne hırsızlıktan nede tecavüzden mahkum ettiremeseniz bile ,tırnak izi sizin tecavüze direndiğinizi ve istemediğinizi gösterecek ve en azından taşıdığı izler nedeniyle insan içine çıkmakla zorlanacaktır.
Birde mağdur için;oda rahat dursaydı,bak şunun kılık kıyafetine,yada nasıl olsa başkasının/zalimin/kötü adamın karısı diye düşünenler ve kan ve zulüm üzerine hesap kitap yaparak sadece faydacı eğilim sergileyenler,maymunları oynayanlar yok mu. Ya kendilerini ne kadar bağımsız zannederlerse etsinler bıçak kemiğe dayandığında hınç duymalarına rağmen,ABD'ye ne kadar bağımlı olduklarını hayretle fark ettikleri için yere bakarak yürümek zorunda kalan Matrix bağımsızları. Ya da onlar,sünni,şeriatçı,saddamcı gibi psikolojik kalıplarla direnç alanını daraltan ve namusunu kirletenler. Bu dünyada ne kazanırsanız kazanın,çuvalla para kazandığınız günün akşamı döndüğünüz evinizin bir füzeyle yerle bir edildiğini, eşinizin ve çocuklarınızın parçalanmış bedenlerinin sağa sola savrulduğunu gördüğünüzde o çuvalı başınıza mı geçirirsiniz yoksa geçirmek için başlar mı arasınız bilemem.Neyse, malı götüren siz,evine şivan düşen başkaları olduğu sürece sorun yok.Ama keser,sap ve bir günde hesap döndüğünde bu dünyada,olmaz ise öteki dünyada amel defterleriniz soldan bile değil arkadan,hem de iç organlarınız parçalanarak verilmeyecek mi?
Ya hep mağdur üzerine teori üretenler;
Yine bir Avrupa(Asya değil) ülkesinde geç saatlerde dışarıda gezen kadınların taciz edilmesi nedeniyle toplanan meclisin(galiba belediye meclisiydi) erkek üyelerinin ''kadınlar belli saatten sonra sokakta gezmesinler''tezi karşısında bir kadın üyenin ''yav hem tacize uğrayan kadın,hem de eve mahkum edilen kadın,siz niye erkeklerin o saatten sonra dışarı çıkmalarını yasaklamıyorsunuz''şeklindeki ifadesi hem ABD'nin gönüllü dünya meclisinin erkek üyelerini ifşa etmesi hem de ''tecavüzcünün dışarı çıkmasını yasaklayın ''diyebilecek bir erkek kadının sesini duymaya ne kadar muhtaç olduğumuzu ifade etmiyor mu?
Ve bu erkek üyeler,koşullar tecavüz için ne kadar uygun olursa olsun tecavüzcünün hapse düşmesi halinde hele hele sübyancı ise şişleneceği gerçeğini,ve bir gün koşullar kesinlikle değişecek ve suçum yüzüme vurularak,levha boynuma asılacak korkusunu ve kendi iç dünyasını tahrip edecek suçluluk psikolojisiyle yaşama korkularından kurtulmasını sağlamıyorlar mı?
Peki ya tecavüz kaçınılmaz ise bari zevk al yaklaşımıyla kendilerini şerefsizlik boyutuna taşıyarak ''ben marabanın karısı olmaktansa ağanın odalığı olmayı tercih ederim''diyenler.Onların iğrapta mahalli bile yok.Zaten aşağıların aşağısında(esfele safilin) bulunan ğayya çukuru kimin için hazırlanıyor ki?
Ya sahi,niye tecavüz, taciz, zulüm, gasp, hırsızlık gibi kavramlar bana hep ABD'yi çağrıştırmaya başladı.Oysa daha birkaç yıl öncesine kadar bütün dünyanın sizi kendisine benzetmeye çalışmasına rağmen siz orada ''kendiniz''olarak kalabiliyor,dünya daha temel özgürlükleri tartışırken siz orada ''mutluluğu arama özgürlüğünü'' tadabiliyor,ister şeriatçı ister komünist olun yaşamak için ''yurt olarak''ilk sıraya orayı koyuyor değil miydiniz,değil miydik?
Ne olduğu,nereden geldiği tam belli olmayan 11 Eylül terörünü bir histeriye dönüştürmeyi becermiş olsalar bile,muhakkak bu zihinsel değişimin müsebbibi elbette biz olamayız.Tıpkı duvar kenarına sıkışmış baba ve çocuğu üzerine kurşun yağdırarak öldüren,çocuk sayılabilecek bir gencin kolunu taşla kırmaya çalışan İsrail yüzünden insanlık suçu işlemiş olan Hitler'e olan antipatimizin giderek azalmasının,hatta bir gün maalesef sempatiye dönüşmesinin müsebbibi olamayacağımız gibi.
Bu meyanda sanki bütün dünyada ABD'ye karşı sempati artarken Türkiye'de azaldığını ifade etmekte başka bir ironi her halde.Hem de,terörün kaynağı olan İsrail'in yanında yöresinde,sağında,solunda yer alan herkesin/her devletin çaresizlik sonucu İsrail'den farksız görülüp teröre muhatap olacağı gerçeğini göz ardı ederek.
Öyleyse zaman;bu küresel kararlı mütecaviz karşısında küresel kararlı bir duvara,yani sıradan bir taş olmak yerine Süleymaniye gibi sanatsal bir şehasere bir tuğla olma ve daha önemlisi defterinizi şüphesiz sağdan alacağımız güne hazırlanma zamanı değil mi?
Yoksaaaa,
Yoksa ne,daha ne olsun.
Bu benzetmede hata yaptığımın farkındayım, ama teşbih çaresiz ise hatayı kabullenmekten başka çaresi yoktur.
Bir hikayeyle başladım başka bir hikaye ile bitireyim.
Biri Müslüman,biri Hıristiyan,diğeri de Mecusi olan üç arkadaşın,kendi bağından meyve yediklerini gören Reşo ağa çok sinirlenir ama üçü ile baş edemeyeceğine kanaat getirdiği için farklı bir taktik izlemeye karar verir.
Müslüman gence dönüp ''hele sen benim din kardeşimsin,bağım,bahçem sana helal olsun,istediğin kadar ye'',
Hıristiyan gence ''hele sende Hz.İsa peygamberimize inanmış,iman getirmişsin,istediğin kadar ye''
''Yav peki bu Mecusi'ye niye yedirdiniz''dediğinde,Müslüman ve Hıristiyan genç ''haklısın biz hata ettik''deyince,Reşo ağa Mecusi'yi bir güzel benzetir.
Tekrar Müslüman gence dönerek ''hele sen benim din kardeşimsin,bağım,bahçem sana helal olsun,istediğin kadar ye,yav peki Hz.İsa peygamberimizi çarmıha geren bu Hıristiyan'a niye yedirdin''dediğinde,Müslüman genç''haklısın ben hata ettim''deyince,Reşo ağa Hıristiyan'ı da bir güzel benzetir.
Sonra tekrar Müslüman gence dönerek,''yav sen nasıl Müslümansın,Müslüman bir kardeşinin malını hem kendim yiyor hem de Hıristiyan'a,Mecusi'ye yediriyorsun''diyerek bu kez Müslüman genci bir güzel benzetir.
Müslüman ve Hıristiyan genç kafa gözleri yarılmış,kan revan içinde bir birlerine dayandıklarında Müslüman genç Hıristiyan gence dönerek ''biz baştan Mecusi'yi Reşo ağaya yedirmeyecektik''der.
Selam,rahmet ve bereket ile.
Yorumlar
muhterem!
Salı, 07/06/2005 - 12:13 — farukyucelyazı konusu bildiğimiz yanıbaşımızda olan şeyler aslında. burada bir çok blog girildi hemen hemen aynı konu hakkında, bir çok örnek verildi, bir çok yorum yazıldı.son girilen bu yazıda ise beni iki konu çok sıktı.
ilki bir pavyon şarkıcısına el atmanın neresi tecavüzdür? layıkıyla yönetilirsiniz tarzında dustur edinmemiz gerek sayfalarca nasihat varken ve yapılan edilenleri gözlerimizle görürken hala hangi tecavüzden bahsediyoruz. olsa olsa önceleri kendini biraz naza çeksede bütün çirkefliğiyle kendini ABD kucağına bıraktığı bir samanlık kaçamağıdır yapılan. bunu tartışırız daha sonra..
ikincisi ; merak ediyorum bir işgalden söz ederken verilecek tek örnek "tecavüz" müdür? akıcı bir yazınız var sayın Emek lakin artık yuh dedirtecek kadar olayların tümünü tecevüz mantığı içerisinde değerlendirmiş olmanız kusura bakmayın anlayış sınırlarım dahilinde değildir. edebi bir derinlik bütün bu sıkıntılarımı giderebilirdi ama sanırım sadece konuya dikkat çekmek için - usluba güvenmeme söz konusu mudur?- bu kadar basit ve çarpıcı bir dil seçilmiş. bilhassa sokak ağzı ile yazılmış olan "tecavüz kaçınılmaz ise bari zevk al" ibaresinden dolayı olacak yazınızı aralıklarla bir kaç defa daha okudum, bağladığınız hani cuk diye oturttuğunuz bir yer var mı acaba diye. edebiyatta argo ve cinsel istismarlardan bahseden bir çok yazı çeşidi var, kendinizi bir de onlarda deneyin derim ben..
elinize sağlık , emeğinize sağlık