renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Küskün

Bir kelime bir batında kaç anlam doğurur? Ya da şöyle sormalıyım: Kelimelerin hammaddesi nedir? Hamur gibi yumuşak bir malzemeden mi meydana gelir, yoksa insanın kalemine hükmetme derecesine göre mi anlamlar azalıp, çoğalıp, şekil değiştirir?

Küskün, cambaz bir kalemden çıkan akıcı ve heyecanlı bir kitap. Evet, adı küskün fakat içinde suskun biri değil, aksine konuşan, bir şeyler anlatmaya çalışan, çırpınan bir adam var. "İnsan" olana yabancı değil bu ses, kulak vermeli...

Adam, derdini dört seansta dökebiliyor. "Anlatı"yor yazar, dağıtıyor. Özellikle ilk bölümde okuyucuyu kendi yanına çekiyor, daha doğrusu kendisi okuyucunun tarafına geçiyor. Kitabın kapağını açtığı andan itibaren omzunda bir elin varlığını hissediyor okuyucu, yalnız değilmişim diyor...
Amuda kalkıp bakıyor dünyaya. Bir yazarın ihtiyacı olan şeyi biliyor: Dünya'nın röntgenini çekiyor, insanlara hayatın kaburgalarını gösteriyor. Her konuda bir itirazı olabiliyor, bazen acımasız, bazen masum, kılık değiştiriyor her sayfada.
İroni ile neredeyse her sayfada, her satırda karşılaşmanız mümkün. İroni olmasa, "huysuz bir adamın söylenmeleri" diyeceğimiz kitap bu sayede hareket kazanıyor ve bu da ifadeleri daha kolay sindirmemizi sağlıyor:

"...Yazık ki burası 'Kenan İli' değil ve sen 'Züleyha' değilsin. Benim de 'Yusuf' olmak gibi bir şansım yok!
O halde evlenebiliriz sevgi(!)lim!..."

"... Kandırmayalım kendimizi Züleyha! Ne benim al yeleli, rüzgâr koşumlu bir atım var, ne senin al yazman; işlemeli bohçan...Kaçsak en fazla yolsuz, elektriksiz, okulsuz bir köydeyiz. Dağlarımız kalmadı ki sırtımızı verelim. Dağlarımız el oldu; dağlarımız ev doldu..." (s.23)

Ve kitabın en sevdiğim kısmında şöyle diyor yazar:

".../Bakın Bayan Armut! Ben kimi akşam, o seçkin sokağınızda yürüdükten sonra Güç- bela herhangi bir kapıyı çalıyorum...
-Taktakataktak, taktak!
-Kim o?
-(Ne bileyim ben!) "Sen"im, aç kapıyı...
...ve kendime geliyorum!..." (s.85)

Yol, Küskün, Nisan ve Başka. Kitabın dört bölümünden en romantik olanı "Nisan". Dörde bölünen yazar, bu parçasında romantik bir uç takıyor kalemine:

"...Bırak onlar koyu kuytularda sansın milyonlarca açılımı...Şarkımı sana söylediğimi hiçbir çırak duymasın! Varsın uymasın notalar birbirine... Yine de İNSANsın!
Sen var ya... VARsın! Varsın diğer AYlar olmasın;
Sen NİSANsın!..." (s.132)

Kitabın türü anlatı ve yazar anlatı/yor ne gördüyse, ne duyduysa, ne hissettiyse. Bir plan yok burada, bir düzeneğin içinde hissetmiyorsunuz kendinizi, aldatıldığınızı hiç düşünmüyorsunuz. Yazar, sizinle aynı tarafta olduğunu hissettiriyor. Hızı hiç düşürmüyor, koşar adım bitiyor kitap.

Bize tanıdık gelen yazılarla da karşılaşıyoruz kitapta, ben bunu biliyorum, ilk okuyanlardanım demek de ayrı bir zevk:

"...Ey gizim! Ey neşideler neşidesi!
Endişesi sen olan bir insan eyle beni ve kendimi eylememe izin verme. Kır bütün oyuncaklarımı, yak kâğıttan kayıklarımı, yık çıktığım kapıları! Yapıları uymayan ne varsa yaptırma bana, sapılacak yollardan uzak tut ve unuttur senden gayrıyı!
Tapılacak bir tek sensin, kabul et bu ayrıyı..." (s.157)

Ve bu yazıları bilgisayar ekranından değil de kağıttan okumak çok daha güzel oluyor emin olun.

Onun duasına yetişecek bir final yapamayacağım belki, fakat kelime oyunlarına uyacak olursam şöyle diyebilirim: "İlk'i ilgiye boğulsun"

Kitabın adı: Küskün
Yazar: Ahmet Koçak
Yayınevi: Ve Edebiyat Yayınları

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Hikâye...

Daha önce kategori bölümünde hikâye yazıyordu.Dikkat dedim,Sayın Yollardagezer'den bir hikâye okuyacağız.Oldukça heyecanlandım.Okuyunca anladım ki;bir kitap tanıtımıymış,insanı gülümseten:)
Okumadan sevdim kitabı.
Kaleminize sağlık.Selamlar.

Küs Yorum

Sevgili Nihan İkbal,

Yorumunuz için teşekkür ediyorum. Evet, başta bir karışıklık oldu fakat düzeltti arkadaşlar:)
Küskün'ü okumanızı tavsiye ediyorum...

Ve Metah Çakko, yazılarını çok özlemiştik. Ellerine sağlık, ne diyeyim daha...

Teşekkürler...

Sevgili Aysun,
İnce düşüncen ve önemli değerlendirmen için müteşekkirim. Ayrıca aylardır girmediğim halde sadece teşekkür için girdiğimi de belirtmek isterim. Yoksa "dön"me söz konusu değil.
Ayrıca yakında Neşe YEŞİLOVA'nın da bir şiir kitabı çıkacak, tetikte bekleyin. Ve aziz dost Rüştü Hacıoğlu'na ve vefalı kardeşim FM. Tiyanşan'a şan olsun diyorum. Kaldığım yerden susmaya devam ediyorum.
not: Sitenin tasarımı hiç güzel olmamış. Evet bir emek ürünü olabilir ama her emek sarfedilen güzel olacak diye bir şart da yok. Bir sürü blogcu tanıyorum ki aynı biçemde yapmış blogunu... Sıradanlaşmış cemaat biçim olarak da...
Saygılarım...
"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!

Küskün

"KÜSKÜN" hayırlı olsun. Ahmet Koçak'ı tebrik ederim. Yazıların kitap bütünlüğüne ulaşması önemli. Daha nice eserlere... Selâm ile

Küskün’e…

Her şey yolunda gibi göründüğünde, işte o an, aslında hiçbir şey yolunda değildir bu çağda. Ve her şey, bir düzmeceden ibarettir, düzülen insandır. Ve insan, makinenin bir dişlisi olarak tanımlanırken; bize geceyi, gündüzü, çiçekleri, ağaçları, denizi, gökyüzünü, aşkı, ölümü… hatırlatma çabasıyla biri çıkıyor karşımıza Küskün’de. Bunları hatırlayınca insan, kendini hatırlayacak.

Farkında olan bitenin, hiç bitmeyecek olan’ın. Çağa küskün, bir de uyanmak istemeyenlere. Farkındalık yüzünden yalnızlığı var Küskün’ün. Çoğunlukla yorgun, çağa yaşanmaktan. Hayatımı aldılar; ama ölümüm tamamen benim, diyen; yaşarken kaybeden; ama ölürken kazanan yönleri var.

Önüne koyulan hayatı yaşamaktan usanmışsa insan; Küskün, patlatıveriyor içindeki yoz dünyayı. Önce anlamaya davet ediyor bizi, bizi bize anlatarak. Sonra da ağlamaya. Ağlayarak aklımızdan ve yüreğimizden akıtmaya, bize belletilen oyunu.

İşte Küskün, bakıp da görmeye, dokunup da hissetmeye, düşünüp de idrak etmeye dair kılavuz bir nevi. Teşhisleri olsa da hayata ve insana dair, doğrular öne sürüp haddi aşmıyor, çözüm üretip sınırlar çizmiyor. Çağın gerçek yüzünü gösteren bir ayna olarak kalmayı tercih ediyor. Eee, Küskün’e bakıp makyaj tazelemek de olmuyor.