renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Liderlerimiz ve Biz

İnsan birbirine bağımlı yaratılmıştır. Tek başına var olamamakta ve sürekli değişik kişi veya gruplarla etkileşme- yardımlaşma içerisinde bulunmak zorunda kalmıştır. Bunun sonucudur ki ahlakın temeli bir başkasının haklarına saygı göstermek, başkası için kendini feda edebilmek ve bir şey yaparken karşısındakinin yerine kendini koyarak hareket etmektir.

Sosyal hayat içerisinde doğuştan verilen veya sonradan kazandığımız rollerimiz vardır. Bu rollerin en önemlilerinden biri liderliktir. Lider; hangi alanda olursa olsun, öne çıkan, yönlendiren, yol gösteren, idare edendir. Sosyal, ekonomik, düşünsel, kültürel yani hayatın her alanında doğal olarak bir lider ortaya çıkar. İnsanlar ilgili ve etkili oldukları alanlarda ya liderlik ya da belli bir lider tabi olmak durumunda kalmaktadır. Hayatımızda bir çok liderle yüzleşiriz. En az değişen lider dünya görüşünde etkili olandır. Çoğunlukla dünya görüşümüzü kurgulamada etkili olan kolay kolay değişmez. İş kollarında en fazla lider değiştiririz.

Anne, baba olarak ailenin doğal liderleriyizdir. Sonradan kazanılan liderliklerde ise bir rekabetin, yeteneğin ürünü olduğu için çok ayrı bir yeri vardır hayatta. Aile dışına çıktığımız andan itibaren değişik isimlerle olan ama ortak yönü liderlik olan insanlarla etkileşime gireriz. Mahalle arkadaşlarının arasında bir lider vardır. İlkokuldan başlayarak sınıf başkanı, müdür, öğretmen ile yeni liderlerle tanışılır. Bunu iş kolu liderliğinden, bir ilin, ülkenin değişik aşamalarındaki yöneticilerinden, sivil ve sivil olmayan tüm liderliklere kadar geniş bir lider kitlesi ile yaşarız. Farklı aşamalarda yüzleşiriz onlarla. Ve bir gün bizlerde lider oluverdiğimizi görürüz.

Her şeyin kurumsallaştığı modern dünyada bir insan doğumundan ölümüne kadar bir çok liderle yaşamak zorunda kalır. Hayatın hangi alanı olursa olsun bütün iş ve işlevler kurumlar yoluyla yürütüldüğü için liderlerle muhatap olunmak zorunda kalmaktayız. Modernlik öncesi toplumsal- siyasal yapılarda kurumlar çoğalmadığı için çoğunlukla çok az liderle muhatap olunuyordu. Bu farklılık öncelikle insanın özgürleşmesi ve bağımsızlaşması anlamında etkili olduğu söylenebilir. Modern hayatta her işte bir liderle yüzyüze kalmak ve hayatın her alanında yönetilmeye mahkum olmak insanın hayallerini ve özgürlüğünü sınırlamaz mı?

Hem lider ve hem yönetilen karşılıklı bir etkileşime girer. Biz burada daha çok psikolojik etkileşmeden bahsedeceğiz. Ahmet Hamdi Tanpınar Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanında romanın kahramanı Hayri İrdal’ın dilinden şöyle bir tesbiti paylaşır okurlarıyla. “İnsanlar kainatın sahibi olmak üzere yaratıldıkları için, eşya onlara uymak tabiatındadır. Mesela, benim çocukluğumun geçtiği Abdulhamit devrinde cemiyetimiz neşesizdi. Başta padişahın asık yüzünden gelen ve halka halka etrafa yayılan bu neşesizlik eşyaya da sirayet etmişti. O zamanın vapur düdüklerinin acılığını, hüznünü, keskinliğini benim yaşımda olanların hepsi bilir.” Hemen Abdülhamit ve dönemi için yapılan polemiklere düşmeden lider ve yönetilen ilişkisindeki nüansa dikkat edelim. Bir liderin tavırları, mimikleri, ses tonu, meselelere bakış açısı ve diğer birçok yönüyle yönettiği kişiler üzerinde bir hava yaratır. Bu hava aileye, kurumlara, ilçeye, ile, ülkeye ve nihayetinde dünyaya yayılan bir etkisi vardır. Babamızın içinde bulunduğu hal evin ortamını nasıl etkilerdi düşünelim. Bir ülke cumhurbaşkanının veya başbakanının tavır ve davranışlarının bizim psikolojik alt yapımıza ve gelecek öngörülerimize nasıl etki yaptığını gözden geçirelim. Ait olduğunu düşündüğümüz siyasal veya dinsel- düşünsel alandaki liderlerimizin hayatımız üzerindeki yönlendirmelerime bakalım. İlimizdeki valinin veya belediye başkanının toplumun durumunu etkileyen konulardaki duruşu ve verdikleri tepkilerin insanlar üzerindeki yansımalarını dikkate alalım. Yöneten ile yönetilen arasında pozitif veya negatif enerji akımı yaşanır. Hangi kurum olursa olsun; o kurumun dayandığı kurallar, yasalar, ilkeler bir yerde yöneticinin veya liderin düşünce ve ruh dünyasında eriyerek şekil alır.

Yaşamımızdaki etkili olan liderlere ve onların yarattığı etkileri gözden geçirelim. Peygamberimizin hayatta lider seçmemizi tavsiye eder. “ İki kişi yola çıktığında aralarında birini lider seçsinler” bir başka hadisinde “Hepiniz çobansınız; hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Devlet reisi de bir çobandır ve sürüsünden sorumludur. Erkek, ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın, kocasının evinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Hizmetkâr, efendisinin malının çobanıdır; o da sürüsünden sorumludur. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve güttüğünüz sürüden sorumlusunuz.” Liderlik denildiğinde Müslüman camiada ilk akla gelen tarikatlar olabilir. Ancak tüm diğer örgütlenmelerde ( parti- cemaat- grup) her biri farklı görev sorumluluklarda olan liderler vardır. Toplumsal- siyasal alanlar başta olmak üzere her alanda etkili alanda liderliğe ihtiyaç vardır. Yalnız insanın özgürleşmesini değil kendi benlik ve egosunu tatmine yönelen, nasihatleşmeyi ön plana getirmeyen, yanlışlıklardan dönmeyi erdemlilik değil acizlik görüp bunlarda ısrar eden, kendini yenilemeyen, belli bir yerde sorumluluğu başkasına vermeyi kabul etmeyip ebedi liderlik peşinde olan ve yeni lider adaylarını değişik yollarla saf dışı eden bir liderlik profilinin kime ve nasıl faydası olabilir. Belli bir hukuk oluşturduğum liderin beni veya Türkiye’yi nereye taşıyabileceğini, neler kazandırıp neler kaybettireceğini iyi sorgulamam ve anlamam gerekir. Tuttuğumuz takım gibi lider fanatizminin özellikle doğu toplumlarında çok yaygın olduğunu biliyoruz. Şeyh- mürid ilişkisi benzeri tartışmasız bir kabulle teslimiyetin faydaları yanında çokça zararlarını sık sık görmekteyiz. Hataları- yanlışları birer hikmet numunesi gören zihin körlüğü İslam dünyasını nereye taşıyabilir.

Türkiye’de hangi ideolojik kökene ( İslamcı, milliyetçi, solcu, sağcı, batıcı) sahip olursa olsun liderlik mekanizması çok az istisnalar haricinde sorunlu bir alandır. Liderini sorgulamayan, yaptığı, istediği, söylediği her şeyi şartsız kabul eden bir toplumda özgür fikirlerin ve insanların çıkması beklenemez. Liderlerin yanlış tutum ve algılarının ortaya çıkardığı büyük bir zihin çöplüğü ve ölüm tarlaları ile karşı karşıyayız. Hem liderlerimizin hem de bizlerin hal, tavır ve düşüncelerimizi gözden geçirmesinin zamanı geldi, geçiyor. Ve her daim bu sorgulamanın devam etmesi gerekir.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

teşekkürler

Kesinlikle çok güzel bir noktaya değinmişsiniz.Şimdi söylediklerinizin tekrarı gibi olmasın ama...
Evet bir çok lider sorgulanmaz.Körü körüne bağlanır insanlar onlara.Hal böyle olunca da hatalar,yanlışlar düzeltilemiyor ve zaman geçtikçe artık o hatalar doğru gibi kabul görüyor ve yozlaşma da böylelikle başlıyor.
Düşünen,sogulayan.soru soran ve ayırt edebilme yeteneği olan insanlar lazım bize...Ve liderler...
Bu sorgulama devam etsin bence de.
Selam ve dua ile.

bizim kendimiz

sahiplenme ve himaye altına alma güdüsünü gözümüz kadar sahi..ama yanızlıkta kendine ödünç verilecek bir kitapa bile yönetici vasfında yaklaşmak bizim idareci yapımızdan kaynaklanıyor.bütün bireyleri bağlayıcı ve toplayıcı bir nokta olmasaydı herkes kendi hezeyanında çöl olur.ve bir baha için binlerçe serapa kanar.bu sebeple hem toplumsal hem de çekirdek olarak ruhumuzu hiçbir zaman yanlız bırakmamalıyız.zaten ruh üzerinde de yönetme arzusuyla nefis zuhur eder.okuduğun bir kelimeyi sen günde 10 kere tekrarlarken kitabın sahibine aitse o cümle sende tek kelime olarak belli bir bakış acısı ve yapıya aitsin.o da senin değil ama sen ona bir ömür harcıyorsun....
hürmetle...

elinize sağlık

toplumu peşinden sürükleyen liderler vardır ki ; onlar düşüncelerinden ve idelallerinden vazgeçmezler.çünkü inandıkları dogru ve hak mertebesindedir.
liderler vardır ki ; hiçbir ideal zemini,temel düşünce yapısı olmayan kişilerdir.bunlar toplumun ihtiyaclarına ve sartlarina göre kendilerini değiştirebilen karakterlere sahiptir ve gelip geçiçidirler...
hitler lider idi ama bozuk zihniyeti vardı.
bu sekılde sıralanabilir.aslında tuttugumuz takım gibi lider fanatizminden ziyade , eğer bir lider hak üzerine bir fikri düzen olusturmussa bu lider fanatizmi degil,olusturulan bu fikriyata saygı,itibar ve en onemlisi itaat den geldiğini düşünüyorum...

bu itaat; kula değil,fikriyatın hak oldugundan dolayı itaatın farklı sekılde yapılmasıdır..
sadece alışkanlıklar gerçeğin üzerini örtmesin yeter..