100 fotoğraf sanatçısı Lübnanlı çocuklar yararına sergi açıyor. İstanbul Taksim Metro Sergi Salonu’nda 30 Eylül’de açılacak sergi, 7 Ekim’e kadar gezilebilecek.
Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yaşayan 100 fotoğraf sanatçısı, geliri Lübnanlı çocuklara gönderilmek üzere 30 Eylül’de İstanbul Taksim Metro Sergi Salonu’nda bir sergi açıyor.
Türkiye’de 21 bin üyesi bulunan ‘www.fotokritik.com’ web sitesi, fotoğraf sanatçısı 100 üyesinin çektiği en iyi 100 çocuk fotoğrafını, “Bir damla da siz olmak ister misiniz?” adlı sergide bir araya getirerek Lübnanlı çocuklara yardım etmeyi amaçlıyor. 100 YTL’den satılacak fotoğraflardan elde edilecek gelir, Türk Kızılayı aracılığıyla Lübnan’daki çocuklara gönderilecek. Fotoğraf sanatçısı Ümran Davran, hazırlanan fotoğraf sergisi için “Bizler, fotoğrafa gönül vermiş insanlar olarak çevremizde olup bitenlere duyarsız kalamazdık. Lübnan’da binlerce çocuk savaştan mağdur oldu. Neden savaşıldığından habersiz, patlamamış bombaları oyuncak sanıp oynayacak kadar masum çocuklar, bu savaştan zarar gördü. Bu sergiden çok büyük paralar toplayamayız belki, ama en azından bir yaraya merhem olabileceğimizi düşünüyoruz.” dedi. Sergide yer alacak eserlerin baskı paralarını da sanatçılar karşılıyor. Eserleri satın almak isteyenlerin Kızılay’ın tüm bankalardaki 2868 numaralı hesap numarasına 100 YTL bağış yapmaları gerekiyor. Sergiden sonra fotoğraflar adreslerine ulaştırılacak. İstanbul Taksim Metro Sergi Salonu’nda 30 Eylül’de açılacak sergi, 7 Ekim’e kadar gezilebilecek.
Yorumlar
Şevkioğlu Taksim'de
Per, 28/09/2006 - 08:58 — Şadan ErcanTaksim Metro Sergi Salonundaki sergide fotoğrafları sergilenen 100 fotoğrafçı arasında editörlerimizden Sayın Selim Şevkioğlu da bulunuyor. Kendisine bu başarılı çalışmalarından ve hizmetlerinden dolayı tebrik ediyoruz.
Not:Selim Şevkioğlu, aynı fotoğrafla Bursa'da ve bir başka eserle de İzmir sergisine de katılacak inşaallah.
His adamı Şevkioğlu
Per, 28/09/2006 - 15:41 — Nuh A. TUNASelim abimizi yürekten destekliyorum.O güzel fotolar hakkettiği değeri şüphesiz görecektir.
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
İzmir'de Selim Şevkioğlu
Çar, 11/10/2006 - 20:41 — Rabia Yavuzesselam
İzmir sergisinin tarihini öğrenirsek
biz de iştirak etmek isteriz sergiye
Lübnan ile dayanışma, İzmir sergisi
Per, 12/10/2006 - 00:10 — Selim SevkiogluAleykümselam Rabia hanım,
Kıbrış Şehitler Caddesi, Konak Belediyesi Sanat Galerisi'nde açılacak sergiyi 28 Aralık-23 Ocak tarihleri arasında ziyaret etmek mümkün olacak.
İlgilenenler için;
her bir fotografçının bir adet ve farklı bir çalışmayla katılacağı ve Türkiye'nin farklı illerine yayılması beklenen sergilerin
1-11 Kasım tarihleri arası Ankara
20-30 Kasım tarihleri arası Bursa ayaklarını da hatırlatmakta fayda var.
İlginiz için teşekkür eder, iyi seyirler dilerim.
selamlarımla..
Bir Garip Fotoğraf Adamı
Per, 28/09/2006 - 16:40 — E.Fatih BilgeEvliya misali bir adam Selim Şevkioğlu.
Dost, arkadaş, ev sahibi, dünya misafiri, baba, babacan, ağabey, altın kalpli, itidal mümessili, yürekli...
Bütün güzel sıfatlar en çok Selim Abime yakışıyor.
Kirlenmiş sokakların temiz yüzüdür benim için.
Bir tutam hüzün yansır yüzüne.
Dünyaya merhametle bakan bir dervişane adem.
Çocukları sevdiğini biliyorum.
Kağıt mendil satan bir kızı, baskül başında duran çocuğu...
Ve bunlara sevgisi. Melek yumuşaklığında...
O tarihlerde Selim Şevkioğlu'nun çektiği fotoğrafla dertleşmek, sohbet etmek, hayatı duyumsamak önem arzediyor benim hayatımda...
Ne oluyor ya (ç-alıntıdır)
Cum, 29/09/2006 - 00:21 — Selim SevkiogluMisali dahi o kadar ağır ki!.
Veli, meth edildiği yerden kaçan kişidir. Ben ise sadece bu hayatın acemisiyim. Otuz sekiz senede atılamamış ve sonuna kadar da atılamayacağı kestirilen bir alışamamışlık halidir bahsettiğim. Bu nedenle biraz tuhaf olduğumu kabul ederim. Tam da bu yerde, yakıştırılan gariplik sıfatının, teolojinin himmetinden nasipsiz kalmış lügat manasına denk geldiğini söyleyebilirim.
Son İstanbul ziyaretinde, bir kavle göre alçak gönüllülüğü alçaklık olarak telakki eden megaloman kardeşime duyduğum özlem nedeniyle yüzüne karşı biraz iltifat etmiştim. İade-i iltifatın Türkçesiyle muamele gördük diyelim. Eee! zanaate bidat karıştırma hususunda üzerimize yoktur. Aklıma İ. Oktay Anar'ın Kitabul Hiyel'i geldi. Dolayısıyla baş kahramanı tabi. Öldüğüm zaman yatırıma sponsorluk da isterim. Sonra, toprağımın şu, şu, şu hastalıklara iyi geldiği falan yayılırsa ne ala. Çul çaput istemem. Lakabım Işık Baba olabilir. Bir İstanbul ağırlamasıyla bu işi de kotarırız alimAllah.
Selam ve muhabbetle..
Bay ferrari Şevkioğlu
Cum, 29/09/2006 - 20:56 — Halid AslanAdama bakın ya hu... Şeyhi olmadan şeyhliğini de açıklayacak kısa zamanda:) Ya da en iyisi biz uçuralım. Bu arada bizim klise resimlerini göremedik daha. Papa'nın gelişine mi saklanıyor nedir? Tamam gönül adamıdır, çocukları sever filan ama adam direksiyona geçince uçuyor kardeşim, niye bundan bahsedilmiyor. Her şey tam olarak belirtilsin lütfen.
Hem ben sana demedim mi Tekir yaylasında bir şey yok diye... Karadeniz mi sandın burayı...
Hasılı şeyhim dergahına yüz sürer, hayır dualarını beklerim.
Fenari yerine Ferrari yazmışsın
Paz, 01/10/2006 - 01:13 — Selim SevkiogluAşık olduğum sepia tonları bulduğum yapılara 'elin daşından toprandan sağa ne' deyip bir hasret gidermeye fırsat vermeden kaçırdın.. sonra alıp üzerinde ot bitmeyen bi dağlara başına taşıdın.. maksadın bağlara sağınmakmış meğer. Şimdi de şoförlüğüme çamur at dur. Sen Kayserililik ettin ama ben de İstanbulluyum.
Bak şimdi ne dicem;
Kayseriyi gezemedim, bi daha gelicem.
Yanıma yatak yogan alırım
Postu serer uzunca kalırım
Mollama selamlarımı iletirsin. Misafirperverliğine ma aile hayran olduğumuzu bildiresin. En kısa zamanda hasret dindirmek için yollarınızı gözlüyoruz.
Selam ve muhabbetle..
Selim timsali Şevkioğlu!
Pzt, 02/10/2006 - 09:39 — E.Fatih BilgeAmbarlı-Vatan Caddesi arasını yoğun sayılabilecek bir trafikte 20 dk içerisinde giden bir şoförden mi bahsetmemi istiyorsunuz Halid Abi. Biz böylelerine şoför demiyoruz da:)
Selim Abi de yukarıda yazdığım gerçekleri mübalağalı bulmuş ama hakikatler insanlar da hep bir heyecan, mübalağalı düşünce uyandırmaz mı? Ben gerçekleri yazdığımı düşünüyorum. İnsandan bahsetmek, bir biyografiyi yazmak gerçekleri yazmaktır. Eğer gerçek dışı kurguları yazarsak efsaneden öteye gidemeyiz. Biz şimdilerde en çok doğru olana, hakikat olana ihtiyaç duyuyoruz, bu yüzden şimdilik efsanelerle fazla vakit harcayamayız.
Her neyse efendim Halid Abinin boş vakti olsaydı pazar akşamı İstanbul'da bir iftar yapalım derdim ama Kayseri'den koşup gelmesi biraz zor görünüyor. Teklifim geçerli abi gel de şöyle kocaman adamlarla bir iftar yapalım Avrupa (!) Yakasında...