- Gözlerine mağara oymuş adam, sıra sen de. Haydi, acele et, ölüm mangasındakiler tüfeklerini bilediler, kurşunlar sırasını bekliyor.
Hırçın dalgaların gözbebeklerine vurduğu yerde kuruyan çöller duygularımı geremez, acele et diyorum, daha mangaya dizilecek altı milyar gönüllü var.
Ah, siz gönülsüz gönüllüler, hep böyle yapıyorsunuz. Ruhunuzun bakiyesinde karalanacak yer kalmamışken, nazlanmak neden! Gelin ve ölün... Korkmayın, biz krallara layık ölümler hazırladık gölgelerinize.
- Krallara layık ölümler hazırladınız demek! Peki bu layık gördüğünüz krallar, ayık mı göç ediyorlar bu dünyadan? Hangi alkol komasına emanet edip, fişlerini çekiyorsunuz onların? Ya da ayılmaya başlayıp fişin kablosuyla oynadıklarında, bizzat ölüm manganız mı kapatıyor cesetlerin donmuş gözlerini? İrili ufaklı firavunlar, piramitlerin üzerine vuran güneşlerin cetvellerini düzerken, siz de taş taşıyan kölelere mi yüklediniz ay ışığının ağırlığını?
- Konuşarak şatafatlı idamına tarihi mi alet etmek istiyorsun? Uzun cümle kurgularınla ancak be ancak mangayı kudurtur ve idamını tek kurşunluk celseyle değil, temyize başvurulan celselerle taçlandırırsın. Çok konuşmadan, ölüm mangasına dön yüzünü, gözleri mağ/aralı adam!
- Gözlerimdeki çukurlar, sanmayınız ki mağaradan kalma bir oyuk. Bakışlarımda biriken hüzün, damla damla, bir kayanın suretini aşındırır gibi gözbebeklerimi aşındırdı ve yüreğimdeki çukurlara benzer çukurlar peydah oldu. Her meteor sağanağında kalbimle birlikte sığındığım tek mekandır orası.
Gözlerime isabet eden iğreti lekeler kalbime inmesin diyerek set çektim hep kara gölgelere. Gözbebeklerimden yansıyan siyah gölge, sadece mağara derinliğine benziyor; o kadar...
- Tüfeklerin dişleri gıcırdamaya başladı. Senin duygu yüklü sonelerini dinlemeye pek niyetli görünmüyorlar. Hem o gözlerinde kurduğun inlerinde hangi cinlere yataklık edip, geleceğini tehlikeye atıyorsun dünyanın? Senin gibi keskin iplerin üzerine çıkıp iki dudağı üzerinde laf cambazlığı yapan soytarıların özgeçmişlerini gözlerinden okurum ben. Haydi, bak senin sıran geldi ve sen hâlâ gözlerinde kurduğun mağaranın ağzından kaçamak ve suizan bakışlar bırakıyorsun idam mangasına.
- Göç ederken üç nesil eskiten kelebekler kadar özgür hissediyorum kendimi…
- Sen kaçıncı nesli oluyorsun bu kanatlarını kelepçelemiş, kelebek suretindeki akbabaların. Yap-boz cümlelerin, tüfeklerin kaşınmakta olan namlularına çok yakışacak. Güldürüyorsun beni!
- Kaçıncı nesil, kaçıncı insan, kaçıncı yüzyıl. Bulutlarda biriken okyanuslar kadar desem, saymaya gücünüz yetecek mi? Yetmez! Yüreğinizin içerisine kopyalayıp yapıştırdığınız fikirlerin analitiği tek damlasını hesap edemez yaratılmışların. Siz, evcilleştirdiğiniz ahtapotların kollarını hayatın köşebaşlarına musallat eden, ejderhaları kafese kapatıp, onların ateşli tükürüklerini yutarak, tekrar güzelliklerin yüzüne tüküren, ruhlarının sesi kısılmış katillersiniz!
- Çok uzattın ama... Manga figüranları, gelin ve öldürün şu mağara gözlüyü. Benim gözümde senin ölümün, sadece eksi bir kadar değerli olacak. Gözlerini çevirdiğin semada yağmur duası mı arıyorsun? Senden önceki kurban da arıyordu; tıpkı diğerleri gibi!
- Ateş!..
Son yorumlar
3 sa. 51 dk. önce
3 sa. 54 dk. önce
4 sa. 11 dk. önce
4 sa. 22 dk. önce
14 sa. 21 dk. önce
13 sa. 27 dk. önce
16 sa. 1 dk. önce
16 sa. 45 dk. önce
17 sa. 24 dk. önce
19 sa. 19 dk. önce