renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Malezya`dan Mektubunuz Var

"Es-Selamu Aleykum,

Bu satırları kilometrelerce uzaktan, bir süre önce bütün Türk medyasının tartıştığı ülkeden, Malezya`dan yazıyorum. Üstelik soruların ve korkuların gündemini oluşturan yerden, Malezya İslam Üniversitesi`nden… Yaklaşık dört ay geçti tesettür için bu korku diyarına hicret edişimin üzerinden. Türkiye`nin onun gibi olma ihtimalinin bile bazı çevreleri hayali bir korku atmosferine soktuğu bu ülkeyi bizler, onların bize yaşattıkları acı gerçeklerden uzaklaşmak için seçmek zorunda kaldık. Onlar tam bir hayal dünyasında suni korkular üreterek dayatmacı politikalarına dayanak bulma ve zulümlerini devam ettirme gayreti içinde iken, bizler bu zulmün mağdurları olarak gerçek dünyamızda, gerçek korkularımızı ve zorluklarımızı yaşıyoruz. Üstelik çektiğimiz bütün sıkıntı ve zorlukların onların gözünde hiçbir değeri yokken...

Uzaklardan olup bitenleri seyrediyor ve "keşke `Malezya, Türkiye Olur mu?` diye bir soru ortaya atıp Malezya gibi olmaktan korkacaklarına, kendi gençlerine sahip çıkan, ülkesinde, üniversitelerinde yer açıp, koruyup-gözeten hatta kendi kardeşi yerine koyan bu ülkeye, bu insanlara minnettarlık duyabilse, en azından böyle bir soruyu sormaktan imtina edebilselerdi" diye hayıflanıyoruz.

Malezya hakkında her şey yazıldı, çizildi; Malezya`nın tarihi, siyaseti, toplum yapısı, ekonomisi her şeyi irdelendi. Söylenmeyen, konuşulmayan, tartışılmayan hiçbir ayrıntı kalmadı belki de Oysa bu tartışmada gözlerden kaçan tek bir ayrıntı vardı geriye kalan; korku diyarının cesur muhacirleri ...

Sahi, ayrıntı olarak kalmak mücadele veren insanlar için biçilen bir rol müydü?

Ortaya attıkları bütün gülünç evhamlarının her biri çürütüldüğü halde ses getirip, yankı bulabilen ve gündemi işgal edebilenlere karşı, belki biz yine kulaklara sesimizi işittiremeyecek, hiçbir göze ilişemeyeceğiz. Fakat şu bilinmeli ki; üzerine olmadık kurgular yapılan, adeta Don Kişot`un değirmenine döndürülen bu korku diyarında, kendi gerçekleriyle yüzleşen, inançlarını yaşamanın huzuru fakat ülkesinde olup bitenlerin kaygısı içinde olan, sizlerden birileri var ...

Allah`in selamı bütün inananların ve inançları adına mücadele verenlerin üzerine olsun."

Hatice Kubra Varol

18.10.07 Malezya

Not: Kelimeler ve cümleler düşük veya bozuk bulunup, ekleme - çıkarma yapılabilir. Edebi yazma yeteneğim yok ama yazdıklarımın her biri gerçektir. İsteğim de şu ki, konuşulmaması gereken her şeyin konuşulduğu halde yine gözlerden kaçan biz ve bizim gerçeğimizin, mağduriyetimizin hatırlanması... Mahalle baskısı vehminden çıkamayan bu insanların yüzlerine `Bir kenara bırakın kurgularınızı, bakın sizin gerçek baskılarınız yüzünden annesinden, babasından, ülkesinden ayrılıp kilometrelerce ötelerde gurbet hayatı yaşamak zorunda olan insanlar var. Onlar ise birer gerçek...` diyebilmek.

Gündem bir şekilde birileri tarafından doldurulur. Gündemi biz kendi sorunlarımızı dile getirip doldurmazsak, başkaları yalanlarıyla dolduracaklardır. O halde sözün asil sahibi olan bizler, sahip çıkalım haklarımıza!

Selam ve saygılarımla ...

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

söz kabahat burda

söylenecek bir şey yok. sözün kızgınlık uyandırdığı yer burası. sözün fuzuli kaçtığı ve sözün kaçış olduğu yer.
ne denilse boş. ne söylense. fiilsiz kelam kabahat.
tesettürün bu hali bizim ayıbımız, alnımızın lekesi, aczimizin mihengi.
koltuk kadar bunun için de riskler göze alınabilseydi herhalde gencecik kızlar sürgünlere gitmezlerdi.
bizim bütün kabahatlarımızı gösteren bir ayna bu. ve her gün haykırıyor.
siz hiçbir fedakarlığa gel(e)miyorsunuz.
sözün suç olduğu ve bittiği yer; tesettürün prangaları.
bizim suçlu olduğumuz ve bittiğimiz yer.

Güneşin doğuşu ve hicret

Duran su fena koktu . Oysa akan suya gök yağdırdı, bereketlendi ve doldu taştı. Allah hicretinizi kabul etsin. Yapılması gerekeni ve en zor olanı yapmışsınız. Kaç kişi bu yükün altına girebilir. Ancak biliniz ki sırtınızda taşıdığınız bu yük bütün İslam ümmetinin de yüklenmesi gereken bir yük. Hicret bilinci maalesef tam olarak yerleşemedi gönüllerimizde.
Bakınız Aliya İzzetbegoviç ne diyor: " Doğada güneşin doğuşu neyse, İslam tarihindeki hicret olayı odur. Çünkü tanyeri her ne kadar Mekke'de ortaya çıktıysa da,kendi göz alıcı parlaklığı içinde gün, Medine'de kendini gösterdi...."
Dahası şöyle diyor: "Bu insanların , Allah'a olan teslimiyeti ve onların din için fedakarlığı, Hicret hakkında hakiki ve en yüce gerçektir....."
Din için fedakarlık...
Allah yar ve yardımcımız olsun.